Rusya Federasyonu « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Rusya’nın bilinen tarihi 5. yüzyılda batıdan Rusya topraklarına giren Slav kabileleriyle baÅŸlar. İlk Rus devleti 9. yüzyılda İskandinavyalılar tarafından kuruldu. Devletin merkezi Novgrod ve Kiev’deydi. On üçüncü yüzyılda ülke toprakları MoÄŸolların saldırılarına uÄŸradı. Bundan sonra Moskova prenslikleri ve büyük dükleri idaresinde ortaya çıkmaya baÅŸlayan ülke 1480 yılında Altınordu Devletinin hakimiyetinden kurtuldu.

On beÅŸinci asırda Osmanlı Devleti ile münasebetleri baÅŸladı. İstanbul’u fethederek, Bizans da denilen DoÄŸu Roma Devletine son veren Fatih Sultan Mehmed Han (1451-1481) Rus Knezliklerinin güneyindeki Kırım Hanlığını imtiyazlı beylik halinde, Osmanlı Devletine baÄŸlayıp, vergi yerine her yaz Moskoflar üzerine netice alıcı ve yıldırıcı akınlar yapmakla vazifelendirdi.

Ruslar, Papalığın gönderdiÄŸi kardinal ve papaz heyetleri sayesinde Türklere karşı uyanmaya baÅŸladı. Rus Knezlikleri birleÅŸtiler ve Çarlık dönemi baÅŸladı. Korkunç İvan 1547′de ilk çar ilan edildi. Böylece Rus çarları kendilerini DoÄŸu Roma’nın varisi saydılar.

Yönetim ve askerlik alanındaki düzenlemelerle devlet idaresini güçlendiren, Çar İvan katıldığı seferlerde Kazan Hanlığı topraklarını iÅŸgal etti ve 1556′da Astrahan Hanlığını da Moskova’ya baÄŸladı. Kırım Hanlığına karşı sefer düzenlediyse de baÅŸarılı olamadı. Daha sonra Baltık Denizine açılmaya ağırlık vererek Litvanya topraklarına girdi. Rus Çarlığı ile İsveç ve Polonya’yı karşı karşıya getiren bu savaÅŸta Rusya ilk önceleri baÅŸarılı oldu ise de daha sonraları ard arda alınan maÄŸlubiyetler ülkede iç karışıklığa sebep oldu. Bunun üzerine Çar İvan baskıcı bir politika takip etti ve muhaliflerini acımasızca öldürdü. Bu sırada Rus ekonomisi ağır bir darbe aldı.

Korkunç İvan’ın ölümünden bir süre sonra iç karışıklıklar baÅŸladı. Rus Çarlığı yıkılmanın eÅŸiÄŸine geldi. İsveç ve Polonya’nın da olaylara karışmasıyla, tam bir iktidar boÅŸluÄŸu ortaya çıktı. Polonya kuvvetlerinin Rusya’yı 1610′da iÅŸgali halkı direniÅŸe sevk etti ve Romanov ailesinden Mihail Fyodoroviç çar seçildi. Bir süre sonra düzeni yeniden saÄŸladı. Büyük toprak kaybedilmesine raÄŸmen İsveç (1617) ve Polonya ile (1618) barış antlaÅŸması yapıldı. Ayrıca Rusya bütün Avrupa’yı sarsan Otuzyıl SavaÅŸlarının dışında kaldı.

İlk Osmanlı-Rus savaşı, Çar ordularının 1667′de Kiev’i de ele geçirmesinden on yıl sonra 1677′de Kırım Hanlığı ile Ukrayna arasındaki topraklara saldırmasıyla baÅŸladı. 1677-1678 yıllarında Osmanlı ordusu Ruslara karşı Çihrin/Çehrin Seferine çıkarak, Rusları ve onlara yardımcı Lehlileri yendi. Çihrin Kalesi Osmanlı ordusu tarafından, bir daha bölgede Rusların tutunmasına mani olmak için yıktırıldı.

Moskova elçileri 1681 Ocak ayında Kırım Hanına ricaya gelerek bir daha Osmanlı ve Kırım topraklarına saldırmayacaklarına yeminle söz verip, bir antlaÅŸma imzaladılar. Kırım Hanı, Edirne’de sefer hazırlığı görmekte olan Merzifonlu Kara Mustafa PaÅŸayı ikna ederek Bahçesaray Barışü adıyla anılan ilk Osmanlı-Rus AntlaÅŸmasını imzalatmaya muvaffak oldu (11 Åžubat 1681).

1683 yılında Avusturya İmparatorluÄŸunun merkezi Viyana’nın ikinci defa kuÅŸatılmasındaki türlü düşünce ve hatalar yüzünden geri çekiliÅŸ, Rusların beklediÄŸi büyük fırsatı doÄŸurdu. Papalık-Avusturya-Venedik-Lehistan gibi Akdeniz’den Baltık’a kadar yayılan Katolik devletlerinin Osmanlı aleyhine kurduÄŸu Mukaddes İttifak’a, Rusya’da katıldı. Bu beÅŸli ittifak devletleriyle yapılan on üç yıllık harpler sırasında, Rusya Çar Deli Petro’nun (1682-1725) gayretleriyle geliÅŸip, kuvvetlendi.

İttifak devletlerinin Osmanlı Devleti ile harplerinden cesaret alan Deli Petro; 1695 ilkbaharında kuvvetli bir ordu ile, Sibirya’dan gelen tarihi kürk ticaret yolunun aÄŸzında bulunun ve gelen da baÄŸlanmış kürklerin Karadeniz, Akdeniz ve Avrupa içlerine sevkiyat merkezi olan Azak Kalesine saldırdı. Azak Kalesindeki sayıca az olan Osmanlı kuvveti, kahramanca karşı koyarak uzun süre dayandı. Rus Donanması Don/Ten Nehri boyunca Azak Kalesine geldi. Ruslar nehir ve deniz tahkimatı güçlü olmayan Azak Kalesini ele geçirdiler.

Azak Kalesinin düşmesiyle, bir Türk gölü halinde olan Karadeniz’de Ruslara bir pencere açılmış oldu. Azak Denizinin, Karadeniz’e açılan boÄŸazda bulunan Kerç/KerÅŸ Liman Kalesi Osmanlıların hakimiyetinde bulunduÄŸundan, Rus donanmasının Karadeniz’e çıkmasına engel oluyordu.

1699 Karlofça AntlaÅŸmasından sonra, Osmanlı Devletiyle savaşı göze alamayan Rusya, 1700′de imzalanan İstanbul AntlaÅŸmasıyla barışa razı oldu. AntlaÅŸmayla Azak Kalesi ve çevresi Ruslara bırakıldı. Ekonomik ve kültürel alanda bilgi toplamak amacıyla çıktığı Avrupa gezisinde Osmanlılara karşı yeni bir ittifak giriÅŸiminden netice alamayan Deli Petro, Karadeniz yerine Baltık Denizine yönelmeye karar verdi ve İsveç’le ünlü Büyük Kuzey Savaşını baÅŸlattı (1700-1721). BaÅŸlangıçta Ruslar maÄŸlup oldu ise de Poltava çarpışmasıyla (1709), savaÅŸ Rusların lehine döndü.

Bu arada Rus ordularının Osmanlı hududuna tecavüz etmesi üzerine, 9 Nisan 1711 tarihinde Osmanlı Devleti,Rusya’ya sefer düzenledi ve iki ordu Prut Irmağı boyunda karşılaÅŸtı. Ruslar maÄŸlup oldu. Çar Deli Petro kumandasındaki Rus ordusu, antlaÅŸma isteÄŸinin kabulüyle imhadan kurtuldu. Azak Kalesi ve çevresi Osmanlılara geri verildi ve aÅŸağı Özü boyundaki Rus kaleleri yıktırıldı.

Deli Petro’nun kızı Anna zamanında, Osmanlılar ile Venedik-Avusturya harplerini fırsat bilen Ruslar, Avusturya-Rusya ittifakını yenilediler. Ardından Rus ordusu, Osmanlı ordusunun Avusturya cephesinde bulunmasından faydalanarak, Kırım Yarımadası batısındaki Özü Kalesini alıp, Kırım’a girdiler. Ruslar, 1 Temmuz 1736′da ikinci defa Azak Kalesini zapt ettiler. Azak savaşı 18 Eylül 1739 Belgrad AntlaÅŸmasıyla sona erdi. AntlaÅŸmayla Azak Kalesi yıktırılıp, Azak bölgesi Osmanlı Devleti-Rusya arasında tarafsız saha ve müstakil Kabartay ülkesi de iki devlet arasında tampon halde tutulup, Moskoflar Karadeniz’den son bir defa daha uzaklaÅŸtırıldı.

Çariçe İkinci Katerina (1762-1796) zamanında Rusya’nın Lehistan Polonya’ya yerleÅŸmesine engel olmak için, Osmanlı Devleti tarafından Rusya’ya sefer açıldı. Rusların iÅŸgal ve zulmünden kaçıp Türk hududunu aÅŸarak Osmanlı Devletine sığınan ailelerini Rus ordusunun takip etmesi ve uÄŸradıkları köy ve kasabalardaki silahsız masum ahaliyi kırmaları bu seferin açılmasına sebep oldu. Divan-ı hümayun kararı ile Rusya’ya sefer açıldı. 1769 Åžubatında Kırım Hanı Giray Hanın orduları Güney Rusya’ya girerek Rusları yendi ve 100.000′den fazla esir aldı. Fakat geliÅŸmeler Osmanlı Devletinin aleyhine oldu.

BeÅŸ yıl süren ve 21 Temmuz 1774 tarihli Küçükkaynarca AntlaÅŸmasıyla biten bu harp; ilk defa ahalisi Müslüman ve Türk olan toprakların elden çıkması ve 300 yıldan beri Anadolu’nun kuzey kalesi sayılan Kırım Hanlığının Kuban ve Bucak Tatarlarının, sözde müstakil olma kaydıyla koparılmasıyla neticelendi. Azak, Yenikale, Kerç ve Kılburun ÅŸehirleriyle Aksu-Turla’ya kadar olan Karadeniz kıyıları Ruslara bırakıldı. Ruslar Karadeniz’e rahatça çıkabildiler. Nihayet, sözde müstakil olan Kırım Hanlığını 1783 Temmuzunda iÅŸgal ederek yerli ahaliden kadın ve çocuklarıyla 30.000′den fazla Türk’ü öldüren Ruslar, 1784 Ocağında Kırım’a resmen hakim oldular. Rus zulmü altında ezilen birçok Kırımlı, Osmanlı toprağına göç etti.

Osmanlı Devleti Kırım’ı Rusların iÅŸgalinden kurtarmak için Sultan Birinci Abdülhamid Han zamanında Rusya’ya altıncı sefer düzenlendi. Rus Çariçesi II. Katerina Avusturya İmparatoru II. Josef ile Bizans-Yunan projesinin tatbiki ve Osmanlı Devletinin parçalanması için ittifak yaptılar. Avusturya’nın, Rusya müttefiki olarak Osmanlı Devletine savaÅŸ açması üzerine, Osmanlı askeri iki cephede savaÅŸmak mecburiyetinde kaldı.

Osmanlı Devleti ateşli silahları ellerinde bulunduran Yeniçerinin sebep olduğu bozgunla ağır yenilgiye uğradı. Önce Avusturya ile 1791 Ağustosunda Ziştovi Barışü imzalanarak Belgrad geri alındı. Ruslarla devam eden harp 9 Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Antlaşmasıyla sona erdi ve Kırım Hanlığının tamamen Rusya hakimiyetine girmesi kabul edildi.

Üçüncü Selim Hanın her sahadaki icraatlarıyla Osmanlı Devletini güçlendirip, ıslahatlarda bulunması Rusya’yı telaÅŸlandırdı. Çar I. Aleksandr, Osmanlıya tabi Sırbistan’ı isyana teÅŸvik edip, Slavlık propagandasıyla Balkanları karıştırdı. Sırplar, Rusların teÅŸvikleriyle isyan etti. Vilayet merkezi Belgrad 13 Aralık 1806′da düştü. Ruslar 1806 Aralık ayında ansızın Basarabya’da Bender ve Hotin kalelerini alıp, Tuna Nehri aÄŸzındaki kaleleri de istila ettiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti 22 Aralık 1806 tarihinde Rusya’ya harp ilan etti.

1807′de Tiflis’ten hareket eden Rus ordusu, Temmuz ayı baÅŸlarında Arpaçay’ı geçerek Kars Kalesine saldırdı. Kars’taki Osmanlı askerlerinin ve ahalinin cansiperane müdafaasıyla Rus taarruzu püskürtüldü. Ruslar pek çok zaiyat vererek, Arpaçay ötesine geri çekildiler. 1810 yazında Ahılkelek üzerinden saldırıya geçen Ruslar, bu kaleyi alamayınca Ahıska ÅŸehrini kuÅŸattılar. Osmanlı mukavemeti ve salgın hastalığa dayanamayıp 1811′de Tiflis’e geri çekildiler.

Aynı sene üçüncü defa taarruza geçerek Ahılkelek Kalesini ele geçirdiler. Bu sırada Almanya’yı istila eden Napolyon Bonapart’ın Moskova’ya sefer düzenlemesi üzerine, Rusların isteÄŸi ile 28 Mayıs 1812′de BükreÅŸ’te imzalanan antlaÅŸmayla Osmanlı-Rus savaşına son verildi. BükreÅŸ AntlaÅŸmasıyla; Kuzey BoÄŸdan Ruslara, güney BoÄŸdan ise Osmanlı Devletine bırakıldı.Kalelerinde Osmanlı askeri bulundurmak ÅŸartıyla da Sırbistan’a idari muhtariyet hakkı tanındı.

Napolyon orduları Moskova önlerine kadar geldiyse de yoÄŸun kış ÅŸartları askerin telef olmasına sebep oldu ve Napolyon geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. Rus ordularının hızla batıya doÄŸru ilerlemesi ve kazanılan zafer Rus Çarlığını Avrupa’nın önde gelen devletleri arasına girmesini saÄŸladı. Avrupa’da söz sahibi durumuna gelen Çar I. Nikolay İran, Osmanlı Devleti, Polonya ve Kafkasya üzerine seferler düzenleyerek yerini iyice kuvvetlendirdi.

Sultan Mahmud Han, Yeniçeri Ocağını 1826′da kaldırması ve 1827 Fransa-İngiltere, Rusya ittifakına mensup müttefik Haçlı donanmasının Navarin’deki Osmanlı-Mısır donanmasını bir hile ile yakmasıyla, Osmanlı Devleti kara ve deniz kuvvetlerinin büyük bir bölümünü kaybetmiÅŸ oldu. Bunu fırsat bilen Rusya, 26 Nisan 1828′de Osmanlı Devletine karşı harp ilan ederek, BoÄŸazlar ile İskenderun körfezini elde edip, Akdeniz’e inmek idealiyle Rumeli ve Anadolu cephesinden harekete geçti.

Osmanlı Devleti, askeri ve kadın çocuk bütün halkıyla bu saldırılara karşı koymaya çalıştı. Ruslar top ile uzaktan attığı tutuÅŸturulmuÅŸ neftli paçavralarla kaleleri yaktı. Rumeli’de Romen, Bulgar, Rum, Ortodoks Gagavuzların yardımı ve Anadolu Cephesinde Tiflis’ten gelen Hıristiyan Kartli ve yerli Ermenilerin desteÄŸiyle dönüş yollarının kapanma korkusu olmaksızın, batıda Edirne, doÄŸuda Bayburt ve MuÅŸ’a kadar ilerlediler.

Bir yıl, beÅŸ ay süren harp; Ruslar için korkunç bir insanlık lekesi ve yüzkaralarıyla dolu, vahÅŸet fiilleri ve Osmanlı Devleti içinde hala yaraları kapanmayan büyük maddi ve manevi zararlarla neticelendi. Babıali’nin antlaÅŸma isteÄŸi veFransa ve İngiltere sefirlerinin ihtarıyla, 14 Eylül 1829 tarihinde EdirneAntlaÅŸması imzalandı. Rumeli’de Tuna aÄŸzındaki kaleler Ruslara bırakılıp, Prut Nehri hudut kabul edildi. Anadolu cephesinde Rusya’ya ilk defa toprak verilerek, Kars vilayetinin Çıldır, Ardahan ve Deskof kuzeyinden hudut çizildi. Harp tazminatı olarak da 11,5 milyon flemenk altının yedi yılda taksitlerle ödenmesi kararlaÅŸtırıldı.

Bu tarihten sonra Rusya, Osmanlı Devletinin bütünlüğünü destekleyerek, BoÄŸazlar üzerinde denetim kurma ve Akdeniz’e inme yönünden büyük kazançlar saÄŸladı. Bir ara BoÄŸdan ve Eflak prensliklerini ele geçirmek isteyen Rusya üzerine Osmanlı Devleti sefer düzenledi.Kırım savaşı olarak tarihe geçen, bu savaÅŸta Fransa ve İngiltere Osmanlı Devletinin yanında yer aldı. Kırım savaşı sonunda imzalanan 30 Mart 1856 tarihli Paris AntlaÅŸması sonunda, Rusya toprak ve çok fazla maddi kayba uÄŸradı. Rusya bu harpten sonra, ordularının yetersizliÄŸini anlayarak yenilik yapma yoluna gitti. Bu arada diÄŸer taraftan Osmanlı Devletinin içindeki azınlıklara karşı Slavlık ve Ortodoksluk propagandasını arttırdı.

Bu propagandaların ardından 1877′de Rusya Osmanlı Devletine savaÅŸ açtı. Tarihe 93 savaşı olarak geçen bu savaÅŸ 3 Mart 1878 YeÅŸilköy AntlaÅŸmasıyla neticelendi. Bu antlaÅŸma ile Bulgaristan bağımsızlığını kazandı. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın siyasi dehasıyla toplananBerlin Kongresinde İngiltere veAvusturya’nın etkisiyle imzalanan Berlin AntlaÅŸmasında Balkanlarda Rusya’nın kazançları sınırlandırıldı ve Osmanlı Devleti yönünden harp asgari zararla neticelendi. Bir süre sonra Almanya, Avusturya ve İtalya; Rusya’ya karşı üçlü ittifak kurdu. Kendisine destek saÄŸlamak için Fransa’ya dönen Rusya, 1891′de ekonomik ve askeri iliÅŸkileri geliÅŸtirmek için Fransa’yla bir ittifak kurdu.

DiÄŸer taraftan doÄŸuda, Rusya, Türkistan’da 1860′lı yıllarda baÅŸlattığı yayılma politikası ile 1880′li yıllarda Hazar Denizinin doÄŸu kıyısındaki, Türkmen topraklarını iÅŸgal etti. Bu geliÅŸmeler İngiltere’nin Hindistan’daki durumunu tehdit edince iki ülke arasında Afganistan üzerinde baÅŸlayan sürtüşmelerle yeni bir durum kazandı. Orta Asya’daki bu Rus-İngiliz mücadelesi, 1885 Eylülünde nüfuz sınırlarının tespitiyle yatıştı.

Rusya, UzakdoÄŸu sınırında Japonya ve Çin ile birçok antlaÅŸma imzalayarak Sahalin ve Kuril adalarıyla Amur Irmağı Vadisi gibi önemli noktaları ele geçirdi. Kore üzerindeki Çin-Japon mücadelesinde Çin’in yanında yer aldı. 1900′de Boxer Ayaklanması sırasında Rus askeri Mançurya’ya girince, Japonya ile rekabet sıcak savaÅŸa döndü. Savaşın büyümemesi için görüşmeler sürerken 1904 Åžubatında Japon birlikleri Port Arthur’daki Rus harp gemilerine ani baskınla saldırması üzerine Rus-Japon Savaşı baÅŸladı. Bir seri ağır maÄŸlubiyetlerin yanı sıra, ülkede meydana çıkan devrimci hareketler Rus ÇarıII. Nikolay’ı barış yapmaya mecbur bıraktı (5 Eylül 1905).

Ekim 1905′te baÅŸlayan demiryolu işçileri grevi dalga dalga ülke geneline yayılarak genel grev ÅŸeklini aldı ve Petersburg Sovyeti’nin kurulması ile devrimci hareket en yüksek noktasına ulaÅŸtı. Zor durumda kalan II. Nikolay bir bildiri yayımlayıp, meÅŸruti bir anayasa ve seçilmiÅŸ bir meclis sözü verdi. Bir süre sonra yavaÅŸ yavaÅŸ iÅŸci hareketi bastırıldı. Nisan 1906′da yapılan seçimler neticesinde liberal ve sol muhalefet mecliste çoÄŸunluÄŸu elde etti. Köklü reformlar istediÄŸi için çarlık hükümetiyle ters duruma düşen ilk meclis iki ay geçmeden dağıtıldı. Daha sonra seçilen ikinci meclisin de ömrü üç ay oldu. Köylülere ve azınlıklara seçme hakkının verilmediÄŸi seçimlerle seçilen üçüncü ve dördüncü meclis genelde çarlık hükümetinin politikasını destekledi.

UzakdoÄŸu’da Japonya ile savaÅŸa son veren Rusya 1906′dan sonra Balkanlar üzerinde nüfuz kazanmak için Avusturya ile mücadeleye girdi. Bu durum Rusya’yı İngiltere veFransa’nın yanında Birinci Dünya Savaşına girmesine sebep oldu. Bir süre sonra da Osmanlı Devletinin Almanya, Avusturya’nın müttefiki olarak harbe girmesiyle Kafkasya’da yeni bir cephe açmak mecburiyetinde kaldı. Aynı zamanda BoÄŸazların açık olmasına baÄŸlı ikmal desteÄŸini yitirdi. Önemli derecede silah ve mühimmat sıkıntısı çeken Rus orduları batıda birbiri ardına ağır maÄŸlubiyetler aldı.

Savaşın sebep olduÄŸu yıkım, basın ve mecliste halkın güvenine dayalı bir hükümetin olması isteÄŸini yaygınlaÅŸtırdı. 1917 Mart ayının baÅŸlarında Moskova’da baÅŸlayan grev, asker ve subayların desteklemesiyle, Åžubat Devrimi olarak bilinen ayaklanmaya dönüştü. Prens Lvov baÅŸkanlığında bir geçici hükümet kuruldu. Hükümete baÄŸlı birliklere Pskov’da kuÅŸatılan Çar Nikolay’ın 15 Mart 1917′de tahttan çekilmesiyle Çarlık rejimi tarihe karıştı.

7 Ekim 1917′de komünist ihtilal patlak verdi. Vladimir Ilyich Lenin baÅŸkanlığındaki komünistler, hükümeti ve serbest seçimle iÅŸ başına gelmiÅŸ bulunan meclisi laÄŸv ederek komünist diktasını getirdiler. Lenin, biraz soluk alabilmek için İtilaf devletlerinin baskısına raÄŸmen, Almanya ile barış görüşmeleri yaptı. Bazı bolÅŸeviklerin ve sol sosyalist devrimcilerinin muhalefetine raÄŸmen, Baltık bölgesi, Polonya, Ukrayna ve Kafkaslar’dan çekilmeyi öngören Brest-Litovsk AntlaÅŸmasını 3 Mart 1918′de imzaladı.

Bu antlaşmanın ardından bolşeviklerin Sovyet iktidarını yerleştirme çabaları 1918 Mayısında başlayan iç savaşa sebep oldu. Komünistlerin ordusu olan Kızılordu, karşıt grubun ordusu olan Beyazordu ile amansız bir mücadeleye girdi. Askeri yönden daha üstün olanBeyazordunun, köylülere ve Rus olmayan milliyetlere karşı acımasız ve düşmanca politikası, ağır mağlubiyetine sebep oldu.

Kızılordunun kazandığı zaferler, Ukrayna, Beyaz Rusya, Gürcistan, Ermenistan ve Âzerbaycan’ın Sovyet idaresi altına girmesini saÄŸladı. Bunun yanında Almanya’nın maÄŸlubiyetinin ardından kurulan Estonya, Letonya ve Litvanya cumhuriyetleri İtilaf devletleri desteÄŸiyle varlıklarını devam ettirdiler. Sınır problemi yüzünden çıkan Rus-Polonya Savaşında Kızılordu maÄŸlup oldu ve ardından yapılan Riga AntlaÅŸmasıyla (Mart 1921) Ukrayna ve Beyaz Rusya topraklarının büyük bir bölümü Polonya’ya bırakıldı.

İç savaÅŸ sırasında çok sayıda insan ölürken, 2 milyona yakın halk da ülkesini terk etti. İç savaşın bitmesinden sonra yönetimi ele geçiren komünistler, karşıt görüşte olanları büyük bir hızla ortadan kaldırdılar. Lenin Rusya’nın tek siyasi partisi olan Komünist Partisini kurdu. Birinci Cihan savaşı sonrasında, İstiklal savaşı yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisiyle 16 Mart 1921′de Moskova’da Türk-Sovyet Dostluk AntlaÅŸması imzalandı. Moskova AntlaÅŸmasıyla, Batum Rusya’ya ait Gürcistan’a bırakıldı ve Kars’ın doÄŸusundaki Arpaçay Suyu hudut kesildi.

ZalimliÄŸi ve halkına yaptığı zulümleriyle tanınan Lenin, milyonlarca insanı katletti. İnançsızlığın yayılması için çok uÄŸraÅŸtı. Ölümünden sonra yerine Joseph Stalin geçti. Stalin ölünceye kadar Rus milletini ve Müslümanları iÅŸkence altında inletti. Lenin’i geride bırakarak elli milyondan fazla insanı öldürttü. Milleti kendine tapmaya zorladı. Bu iki idareci tarafından ülke; utanç duvarları ile çevrilmiÅŸ ve demir perdelerle kapatılmış bir esaret kampı haline getirildi.

1939 yılında Almanya ve Rusya aralarında bir saldırmazlık paktı imzalamalarına raÄŸmen, 1941′de Naziler Rusya’ya saldırarak Leningrad’ı kuÅŸattılar. Uzun süren kuÅŸatma neticesinde, Alman askerleri soÄŸuk kış ÅŸartlarına dayanamayarak maÄŸlup oldular. Bundan sonraki iki yıl içinde Ruslar, Almanları DoÄŸu Avrupa ve Balkanlar’dan çıkardılar, İkinci Cihan savaşından Rusların galip çıkmasında İngiliz ve Amerikan yardımları büyük rol oynadı.

Stalin’in ölmesiyle yerine geçen Kuruşçev idaresindeki Moskova diktası, Polonyalıların ve Macarların üzerinde uyguladığı büyük baskı ile kontrolünü güçlendirdi. 1964 yılında Kuruşçev’in yerine Leonid Brejnev geçti. Bu sırada Çekoslovak hükümetinin liberalist faaliyetleri görüldüğü için, Macaristan’da yapıldığı gibi 1968 yılındaRus askerleri Çekoslovakya’yı iÅŸgal etti. Tank paletleri insan cesetleri üzerinde dönerek, milyonlarca insan öldürüldü.

Dünyayı hakimiyeti altına almak için silahlanan Rusya, dünyanın birçok ülkesinde komünist teÅŸkilatlar kurarak, dünya barışını tehdit ederken, çeÅŸitli ülkelerde de iç savaÅŸların çıkmasına sebep oldu. Memleket içindeki iktidar deÄŸiÅŸikliÄŸi darbe ve karışıklıklardan istifade ederek 1980 yılında Afganistan’ı iÅŸgal etti. Afganlı mücahidlerin direnmesi karşısında, büyük silah gücüne sahip Rus ordusu, baÅŸarıya ulaÅŸamamış ve ağır kayıplar vererek güç durumlara düşmüştür.

Gorbaçov, 1987 yılında glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma) politikasını başlattı. Ülkeyi meydana getiren 15 cumhuriyetle ilk çok partili seçimler yapıldı. 17 Mart 1991 referandumunda %77 seçmen Rusya Federasyonu için evet oyu kullandı.

Rusya Federasyonu baÅŸkanlığına Boris Yeltsin seçildi. 19 AÄŸustos 1991′de Gorbaçov’a karşı darbe düzenleyen baÅŸkan yardımcısı Gennadi Yanayev baÅŸkanlığındaki 8 üyeli OlaÄŸanüstü Hal Komitesi yönetime el koydu. Gorbaçov Kırım’daki yazlık evine hapsedildi. Rusya Federasyonu lideri Boris Yeltsin ve halk darbeye karşı koyunca OlaÄŸanüstü Hal Komitesi feshedildi ve darbeciler 21 AÄŸustos günü ülkeyi terk ettiler. Aynı gün Sovyet parlamentosu Gorbaçov’u resmen yeniden baÅŸkanlık görevine getirdi. Bunu takip eden günlerde Sovyetler BirliÄŸi’ni meydana getiren cumhuriyetler ardıardına bağımsızlıklarını ilan ettiler.

8 Aralıkta Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya ve Ukrayna bir araya gelerek Bağımsız Devletler TopluluÄŸunu meydana getirdiler. 17 Aralık 1991′de Mihail Gorbaçov ile Boris Yeltsin 31 Aralık 1991′de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler BirliÄŸinin resmen dağıtılmasına karar verdiler. Mihail Gorbaçov emekliye ayrıldı ve yerine Yeltsin devlet baÅŸkanlığına getirildi. Baltık Cumhuriyetleri hariç bağımsızlıklarını ilan eden diÄŸer cumhuriyetler Bağımsız Devletler TopluluÄŸuna katıldı. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler BirliÄŸi tarihe karışmış oldu.

1993 baÅŸlarında parlemento ile ters düşen Yeltsin, parlamentoyu feshederek erken seçim kararı aldı. Bunu tanımayan parlamenterlerin bazıları ve komünistler Beyaz Ev denen Rusya Parlamentosunu iÅŸgal etti. Askeri güçlerin baskısıyla iÅŸgalciler parlamentoyu boÅŸalttılar ve Yeltsin’in isteklerini kabul ettiler. 12 Aralık 1993 günü erken genel seçim yapıldı. Hiçbir parti tekbaşına iktidara gelecek sandalye sayısı kazanamadı.

Leave a Reply

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Top Blogs TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunny´s Topliste Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.