Enver PaÅŸa Türkistan’da « İlginç olaylar
Enver PaÅŸa’nın Türkistan Macerası
AÄŸustos 1922, Buhara
30 Ekim 1918′de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı İmparatorluÄŸu Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden devletler arasında yer aldığını kabul ediyordu. İmparatorluk parçalanıp, tarih sahnesinden çekilecekti. Ancak imparatorluÄŸu bu savaÅŸa sokan ve savaÅŸ sırasında da yönetimini ellerinde tutanların l Kasımı 2 Kasıma baÄŸlayan gece bir Alman denizaltısıyla Kırım’a doÄŸru yola çıkarken bu gerçeÄŸi kavradıkları pek söylenemez.
Daha sonra Avrupa, Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya bozkırlarında geçen yıllarına ve serüvenlerine bakıldığında bu durum görülebilir. Evet, bir dünya savaşını kaybettiklerini herhalde anlıyorlardı, ama bunun aynı zamanda imparatorluÄŸun da sonu olduÄŸunu, hatta belki de geleneksel imparatorluklar döneminin de kapanmış olduÄŸunu kavrayabilseler İstanbul’dan ayrıldıktan sonraki serüvenleri farklı olurdu.
Ama onlar, özellikle de Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluÄŸunun Harbiye Nazırı ve BaÅŸkumandan Vekili Enver PaÅŸa bambaÅŸka hayaller peÅŸindeydi. Nasıl Türkler bin yıl kadar önce Orta Asya’dan yola çıkıp Anadolu’ya gelmiÅŸler ve burasını yurt edinmiÅŸlerse, Enver PaÅŸa da bu tarihi bir baÅŸka ÅŸekilde tekerrür ettirmeyi hayal ediyordu. Orta Asya’da kendisini kucaklamaya hazır Türk-İslam devletlerini bir çatı altında toplayacak ve başına geçeceÄŸi bu güçlerle yeniden Anadolu’ya gelecekti.
Evet, Marks’ın dikkat çektiÄŸi gibi, tarih belki tekerrür edebilirdi, ama birincisinde trajedi ise ikincisinde komedi olarak!
1918 Kasım ayı başında Kırım’a çıkan Enver PaÅŸa hemen Kafkasya üzerinden Türkistan’a geçmeye niyetliydi. Bir yıl önce, 1917 Kasımında Rusya’da BolÅŸevik Devrimi olmuÅŸtu ama Lenin ve arkadaÅŸları henüz Rusya’nın tümüne egemen deÄŸillerdi. Uçsuz bucaksız Rus topraklarında bir iç savaÅŸ hüküm sürüyordu.
Petrograd ve Moskova baÅŸta olmak üzere Kızıllar büyük kentleri ellerinde tutuyordu ama kırsal alanda ve çeÅŸitli bölgelerde Çarın generallerinin yönetimindeki Beyazlar egemendi. İşte bu koÅŸullar Çarlığın Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk-İslam sömürgelerinde de bir otorite boÅŸluÄŸuyla birlikte bağımsızlık eÄŸiliminin ortaya çıkmasına yol açmıştı ve “cihan imparatorluÄŸu” Osmanlı’nın BaÅŸkumandan Vekili kendisine tarihsel bir misyon düştüğüne inanıyordu.
Bu kargaÅŸa içinde Enver PaÅŸa hemen Türkistan’a geçme olanağını bulamadı. Bunun üzerine bir süre Avrupa ve Rusya’da kalacak ve BolÅŸevik Devrimi’nin meydana getirdiÄŸi uluslararası ortamdan da esinlenerek bir “ihtilalci İslam örgütlenmesi” gerçekleÅŸtirmek için uÄŸraÅŸacaktı. Avrupa’daki çalışmaların merkezi Berlin’di ama Moskova ile de sıkı bir baÄŸ söz konusuydu. İngiliz emperyalizmine karşı bir güç olabileceÄŸi düşüncesiyle Rus devrimcileri de Enver PaÅŸa’ya belirli desteklerde bulunmayı uygun görüyorlardı.
DoÄŸrusu Enver PaÅŸa da BolÅŸeviklerle arasını iyi tutmaya özen gösteriyordu. ÖrneÄŸin Moskova’da daha çok Kuzey Afrikalı olmak üzere çeÅŸitli İslam ülkelerinden -ne olduÄŸu pek de belli olmayan- temsilcilerin katıldığı “İslam İhtilal Cemiyetleri Kongresi” toplandı. Daha sonra Eylül 1920′de Bakü’de düzenlenen Birinci DoÄŸu Halkları Kurultayı’na da katılan Enver PaÅŸa burada etkili bir rol oynamaya çalıştı ama pek baÅŸarılı olamadı. Bu arada bir kulağı da Ankara’daydı. Anadolu’da sürmekte olan milli mücadeleyi yakından izliyor, Mustafa Kemal’le haberleÅŸiyor ve fırsat bulursa dönmeyi düşünüyordu.
Ancak Mustafa Kemal bunu engelleyecek, hatta bir ara Enver PaÅŸa 1921 AÄŸustosunda Batum’a kadar gelip sınırı geçmeyi ciddi bir ÅŸekilde düşündüğünde tutuklanmasını bile isteyecekti. Sonuçta Ankara’daki kadro Sakarya Savaşı’nı kazandıktan sonra o aÅŸamada Anadolu’da bir ÅŸansının kalmadığını gören Enver PaÅŸa da kendisini Türkistan’a attı.
Ekim 1921′de Türkistan’da Buhara’ya gelen Enver PaÅŸa’nın bu bölgeye iliÅŸkin ne doÄŸru dürüst bilgisi, ne de ciddi bir askeri gücü ortaya çıkaracak bir örgütlenme olanağı vardı. O kendi kendine bir misyon biçmiÅŸti ama tarih toplumsal ve siyasal olarak bambaÅŸka bir kanaldan, onun hiç kavrayamayacağı bir doÄŸrultuda akıp gitmekteydi. Enver PaÅŸa bu akıntıya raÄŸmen kendisinden baÅŸka belki de kimsenin inanmadığı ve ciddiye almadığı misyonunu gerçekleÅŸtirmek için bazen komik, bazen trajik görünümler kazanan bir dizi uÄŸraÅŸtan sonra bir tür intihar eylemiyle yaÅŸamına son noktayı koyacaktı.
Buhara’ya geçtikten sonra merkezi iktidarı ellerinde tutan BolÅŸeviklere de tavır alan ve bölgede bir güç toparlayabilmek için hem Ruslara, hem de İngilizlere karşı mücadele etmeye kalkışan Enver PaÅŸa çıkışsızlığını fark ettiÄŸi ve ölümüne yaklaÅŸtığı sıralarda İngilizlerle iliÅŸki kurmamakla yanlış yaptığını düşünmeye baÅŸlamıştı ama artık onun için çok geçti…
Türkistan’a geldikten sonra DoÄŸu Buhara’ya geçerek buradaki Basmacı hareketinin başına geçmeye niyetliydi. Nitekim bu doÄŸrultuda hareket etti. O sıralarda Türkistan’daki iktidarı elinde tutan kadro BolÅŸeviklerle iyi iliÅŸkiler içindeydi ve yerli gericiler tarafından Ruslardan daha tehlikeli ve öncelikle yok edilmesi gereken düşmanlar olarak deÄŸerlendiriliyordu. Bu güçler önceleri Enver PaÅŸa’ya da pek iyi gözle bakmadılar. Sonuçta onun da geçmiÅŸinde padiÅŸahı tahttan indiren bir ihtilal bulunuyordu. Bunun için pek güven verici deÄŸildi. Hatta bir ara tutuklu koÅŸullarında yaÅŸadı.
Orta Asya bozkırlarında Ruslara karşı bir güç ortaya çıkarmaya çalışırken örneÄŸin kendisine “Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı, Merkezler Merkezi Reisi” gibi komik unvanlar yakıştırarak bir hava yaratmaya çalışıyordu. Çevresindeki bazıları da adeta dalga geçer gibi “Sen Hakanlar Hakanı, PadiÅŸahların En Muazzamı ve Bizim Büyük PadiÅŸahımızsın” diyorlardı. Ama tüm bu gösteriÅŸli laflar bir komediden, Enver PaÅŸa’nın tüm uÄŸraÅŸları da nafile çabalar olmaktan ileri gitmeyecekti.
Her ÅŸeye raÄŸmen Enver PaÅŸa’nın bölgedeki çabalarını yakından izleyen ve küçümsemeyen BolÅŸevikler önce kendisini Moskova’ya davet ettiler. Ancak bunu kabul etmeyen Enver PaÅŸa, Basmacı hareketiyle iliÅŸki kurmasının ve çevresinde bir miktar adam toplamasının ardından Sovyet iktidarı için bir tehdit unsuru haline geldi.
DuÅŸanbe’de meydana gelen çarpışmalarda Enver PaÅŸa’nın kuvvetleri baÅŸlangıçta bazı baÅŸarılar kazandı ve Kızıl Ordu birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece Enver PaÅŸa bir süre Buhara’da denetimi eline aldı. Hatta Sovyet iktidarından kendisini tanımalarını bile talep etti. Ancak durumun ciddiyetine uygun kuvvetleri bölgeye sevk ederek toparlanan ve karşı saldırıya geçen Kızıl ordu birlikleri bir dizi çarpışmadan sonra bölgeye egemen oldu.
Kuvvetleri dağılan ve elinde küçük bir birlik kalan “Turan ve İslam İhtilal Orduları Serdarı, İslam ve Buhara LeÅŸkerlerinin (Askerlerinin) Emiri” Enver PaÅŸa güneye, Afgan sınırına doÄŸru çekilmeye çalışırken 4 AÄŸustos 1922′de bulunduÄŸu Belcivan yakınlarında kıstırıldı. Mermi yaÄŸdıran makineli tüfeklerin üzerine atına binip, kılıcını çekerek maiyetiyle birlikte saldırdığı rivayet edilen Enver PaÅŸa Pamir DaÄŸlarının yamaçlarında, Çegan Tepesi eteklerinde can verdi.
Ama Turan hayalleri bitmeyecekti. Bazıları “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan/Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir, Turan” diye ÅŸiirler yazmaya, yeni trajedilerin ve fiyaskoların yollarını döşemeye devam edecekti…
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.
