Portekiz « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

İlk çaÄŸlarda İber kabileleri (Lusitanienler) ile iÅŸgal edilen ülke, M.Ö. 1. yüzyılda Romalıların bir eyaleti oldu. Sonra Vandallar, Süevler (bir Alman kabilesi), 5. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar Vizigotlar tarafından istila edildi. 711 yılında ülke Müslümanların eline geçti. Endülüs Emevileri (756-1031), Teva’if-i Müluk (11. yüzyıl) İslam devletleri kurulup, bölgeye hakim oldular. Onuncu yüzyıla doÄŸru Douro ve Minho nehirleri arasındaki bölgeye Terra Portucallis ismi verildi. Portucallis, Latince Portas (liman) ve Calle (kale) birleÅŸiminden meydana gelmiÅŸtir.

Portekiz, 1143′te bağımsız bir krallık oldu. Sınırları Meriniler’e karşı yaptığı savaÅŸlarla geniÅŸledi. On üçüncü yüzyıl ortasına doÄŸru bugünkü Portekiz sınırları tamamlandı. Portekizli denizciler 15. yüzyılda dünya çapında yayılma gösterdiler. Sonraki yüzyılda Asya,Afrika ve Güney Amerika’da büyük bir sömürge imparatorluÄŸu kurarak, Avrupa ve DoÄŸu arasındaki ticaretin çoÄŸunu ellerinde tuttular. 1598 yılında Fas ÅŸehirlerine karşı açtığı savaÅŸta, Portekiz ağır bir maÄŸlubiyete uÄŸrayınca, imparatorluk aniden çöktü. Ülkenin zayıflamasından faydalanan İspanya, Portekiz’i 1580′de topraklarına katarak, 1640′a kadar idare etti.

Portekiz 1688 yılında Lizbon AntlaÅŸmasıyla tekrar bağımsızlığına kavuÅŸtu. Fakat Portekiz eski ihtiÅŸamını kaybettiÄŸinden İngiltere ile 1703′te, 20. yüzyıla kadar devam eden bir ittifak antlaÅŸması imzalandı. İngilizlerle müttefik olduÄŸundan 19. yüzyılda Napolyon’a karşı savaÅŸmak zorunda kaldı. Ülke Fransa ile savaÅŸ halindeyken, 1811′de kral ve ailesi Brezilya’ya sığındı. Bu dönemde imparatorluk çökmeye baÅŸladı. 1822′de Brezilya bağımsızlığını ilan edince, Portekiz tek büyük zenginlik kaynağını kaybetti.

On dokuzuncu yüzyılın tamamı ve 20. yüzyıl baÅŸları Portekiz için ekonomik ve siyasi istikrarsızlık dönemi oldu. Åžiddetli partizan mücadeleler, iç savaÅŸlar ülkeyi kargaÅŸanın içine itti. 1908′de kral katledilerek, iki yıl sonra 1910′da cumhuriyet ilan edildi. On altı yıl devam eden cumhuriyet dönemi oldukça istikrarsız olup, bu dönemde kırk sekiz hükümet kuruldu ve en az yirmi beÅŸ darbe teÅŸebbüsü oldu. 1926′da ordu idareyi ele aldı ve kırk sekiz yıl ülke General Franko tarafından diktatörlükle idare edildi.

25 Nisan 1974′te hükümet genç subaylar tarafından yapılan bir darbe sonucu iÅŸbaşından uzaklaÅŸtırılınca, General Antonio de Spinola liderliÄŸinde bir askeri cunta kontrolü eline geçirdi. BaÅŸkan Spinola solcu subaylardan gelen baskı sonucu, aynı yılın Eylül ayı sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Nisan 1975′te demokratik partiler oyların %64′ünü kazanmasına raÄŸmen, Sovyetlerce desteklenen komünist parti tesirini arttırdı. Bankalar, sigortalar ve sanayi devletleÅŸtirildi.

1976′da yürürlüğe giren yeni Anayasada sosyalizme geçiÅŸ hedefi açık bir ÅŸekilde de ortaya kondu. Yeni Anayasanın ardından yapılan genel seçimlerde hiçbir parti çoÄŸunluÄŸu elde edemedi. Sosyalist Partisi Genel BaÅŸkanı Mário Soares bir azınlık hükümeti kurdu. CumhurbaÅŸkanlığına Genelkurmay BaÅŸkanı Antánio Ramalho Eones seçildi. Mário Soares baÅŸkanlığındaki hükümet 1977 Aralığında istifa etti. Ocakta kurulan koalisyon hükümeti ve bunun ardından kurulan bir dizi koalisyonlar da kısa ömürlü oldu.

1980′de yapılan seçimlerden sonra merkez saÄŸ eÄŸilimli Demokratik İttifak, büyük çoÄŸunlukla iktidara geldi. Bu hükümet anayasada büyük deÄŸiÅŸiklikler yaptı ve sivil yönetime geçiÅŸ yolunu açtı. 1982′de baÅŸ gösteren hükümet krizi üzerine CumhurbaÅŸkanı erken seçim kararı aldı. 1983 Nisanında yapılan seçimlerde birinci parti durumuna gelen Portekiz Sosyalist Partisi, Sosyal Demokrat Partiyle koalisyon kurdu.

Portekiz 1 Ocak 1986′da AET’ye alındı. Soares, 60 yıllık bir aradan sonra 1986 Åžubatında ilk sivil cumhurbaÅŸkanı seçildi. Temmuz 1987′de yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti sandalye sayısını büyük oranda arttırması, kurulan koalisyon hükümetinin istikrarlı olmasını saÄŸladı. 1991′de yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti yine ilk sıradaki yerini korudu.

Polonya « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Polonya Devleti, 10. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmış ve 963 yılı ülke tarihinin baÅŸlangıcı olmuÅŸtur. Polonya ve Vistula nehirleri arasında yaÅŸamış olan Islav kabilelerinin kurmuÅŸ olduÄŸu bir devlettir. O zamanki bu Islavlara”yayla insanları” manasına gelen “Polane” deniyordu. Zamanla bu isim Polonya haline dönüştü.

Polonya 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar geçen süre içinde Avrupa’da güçlü bir devlet halindeydi. “Üç parçalanmadan” ilki 1772 tarihine kadar olan çeÅŸitli hanedanlıklar idaresindeydi. Bu tarihten itibaren Polonya’nın çöküş dönemi baÅŸladı. 1772 tarihinde Prusya, Rusya ve Avusturya, ülke topraklarını aralarında paylaÅŸtılar. Bunu 1793 ve 1795 paylaÅŸmaları takip etti. Polonya’nın elinde sadece doÄŸu Prusya civarı kaldı. Birinci Dünya Savaşından sonra uzun mücadele ve sıkıntılardan sonra 1918 yılında Versay AntlaÅŸmasıyla bağımsızlığı saÄŸlandı.

1939 yılında aynı anda Hem NaziAlmanyasının ve hem de Rusya’nın iÅŸgaline uÄŸradı. Harp boyunca altı milyon Polonyalı öldürüldü. Daha sonra Alman orduları müttefiklere teslim oldu. İşgal sırasında kurulan sürgündeki Polonya hükümeti iÅŸbaşına geldi. 1947 yılında yapılan seçimlerde komünistler hükümeti kurdular ve ülkeyi Rusya’nın peyki durumuna soktular. İkinci Dünya Savaşınin bu zor günlerinden sonra Polonya, Rusya’ya verilen 178.842 km²lik bölgeye karşı 1945′te Alman topraklarından 102.400 km²lik bir bölgeyi aldı. Oder-Neisse hattının doÄŸusunda kalan bu bölge Silezya, Pomerania, Batı Prusya ve DoÄŸu Prusya’yı da içine almaktaydı.

Polonya idaresine komünistlerin gelmesiyle, büyük mülkiyetler kaldırıldı, endüstriler millileÅŸtirildi, okullardaki eÄŸitim sistemleri komünistleÅŸtirildi. Üretim azaldı. Bütün bunların neticesinde 1956 yılında Poznan’da isyan çıktı. 1970 yılında yeni ağır vergiler ve aşırı fiyat yükselmeleri yeni isyanlara yolaçtı. 1980 yılında olaylar daha ÅŸiddetlendi. Lenin tersanelerinde geliÅŸen “İşçi Grevleri” sonunda, işçinin yanında olduÄŸunu söyleyen komünist idare “21 imtiyazı” vermek mecburiyetinde kaldı. Gdansk adıyla bilinen bu grevler sonunda, bağımsız işçi sendikaları kurma hakkı elde edildi.

Olayların gidiÅŸinden ürken Rusya’nın tehditleri ülkede sıkıyönetim ilanına sebep oldu. İşçi ayaklanmalarını organize eden Dayanışma Sendikası liderleri tutuklandı. 1982 yılında ABD baskısı neticesi sıkıyönetim kaldırıldı. 1983 yılında yine Gdansk’ta Lenin Tersanelerinde hükümet aleyhtarı gösteriler yapıldı. 1 Mayıs’ta Polonya İşçileri, İşçi hükümetinden haklarını talep etmek üzere “İşçi Bayramını” grevlerle kutladılar. Askeri idare işçilere bazı haklar verdi.

1985 seçimlerinden sonra baÅŸa geçen Jaruzelski, Batıyla iliÅŸkilerini geliÅŸtirmeye çalıştı. DayanışmaSendikasına karşı takip edilen sert politika 1986′da yumuÅŸamaya baÅŸladı. Artan ekonomik problemler 1988′de büyük bir grev dalgasına sebep oldu. 1989 Haziranında yapılan seçimlerde, o tarihe kadar iktidarda olan BirleÅŸik İşçi Partisi ağır hezimete uÄŸradı. Dayanışma Sendikasının teklifi üzerine Tadeusa Mazowiecki baÅŸkanlığında bir koalisyon hükümeti kuruldu. 1990′daki devlet baÅŸkanlığı seçimlerini Lech Walesa kazandı.

Peru « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

İspanya dönemi öncesi Peru tarihi hakkında, elde yazılı ve kayıtlı dokümanlar yetersiz olduğu için, bilgiler oldukça zayıftır. Yapılan tarihi çalışmalardan çıkarılan sonuçlara göre, Peru topraklarında ilk yaşayanlar Panama Boğazını geçen ve Pasifik Okyanusunu aşan göçebe avcıları ve balıkçılık yapan insanlardır. Peru’da M.Ö. 1200 yıllarından, M.S. 1532 yılına kadar çeşitli medeniyetler gelip geçmiştir. Chavin (Şöven), Klasik, Chimu ve İnka diye bilinen bu dönemlerin sonuncusu olan İnka medeniyeti kıtada ve ülkede en tesirli olanıdır.

İspanyollar ilk olarak 1531 yılında Francisco Pizarro vasıtasıyla ülkeye geldiler. Bundan sonra Lima, Peru’ya İspanya adına gelen genel valilerin merkezi oldu. Güney Amerika’da iyice yerleşen ve kuvvet bulan İspanyol idaresi, Peru’nun bağımsızlığının gecikmesine sebep oldu. 1821 yılında Arjantinli Jose de San Martin, Peru topraklarını topladığı kuvvetlerle ele geçirdi.

Arkasından Simon Bolivar ve Antonio J. de Sucre komutasındaki kuvvetler İspanyolları bozguna uğrattılar. 1826 yılında Callao bölgesinin de ele geçirilmesi sonunda Peru bağımsızlığını ilan etti. Böylece Amerika kıtasındaki İspanya İmparatorluğu çöktü.

1846 yılına kadar ülke içinde siyasi ve politik mücadeleler başgöstermiştir. Evvela 1822’de kongre bir cumhuriyet anayasasını kabul etti ve 1823’te Jose de la Riva Agüero ülkenin ilk başkanı oldu. 1879-84 yılları arasında Şili, Peru ve Bolivya’ya saldırdı ve Tarapaca, Tacna veArica’yı ele geçirdi. Yıllarca süren mücadeleler sonunda 1929 yılında yapılan bir antlaşmayla anlaşmazlık kesin olarak son buldu.

Antlaşmaya göre, Arica bölgesi dışındaki bütün bölgeler, Peru’ya geri verildi. 1968 yılında yapılan bir askeri darbe ile, başkan Femando Belaunde Terry görevinden uzaklaştırıldı. 1974 yılına kadar devam eden askeri hükümet zamanında petrol, bankacılık, madencilik ve balıkçılık millileştirildi.

12 yıllık bir aradan sonra Peru, 1980 yılında demokratik hayata döndü. Başkanlığa yeniden F. B. Terry getirildi. Yeni hükümet sosyalist sistemi terk ederek liberal sistemi ülkeye getirdi. Ülke ekonomisi girdiği çıkmazdan kurtularak normale döndü. 1981 yılında Ekvador sınırında bazı çatışmalar olduysa da çabuk kapandı. Bundan sonra Mao’cu solcu teröristler ülkede olaylar çıkarmaya başladılar.

1982 ve 1983 yılında hızlanan bu tedhiş eylemleri daha çok ABD aleyhine yapılmaktaydı. 1985’te iktidara gelen Alan Garcia Perez tethiş eylemlerini bastırmaya çalıştı. 1990’da seçimleri kazanan Alberto Tujimori de zamanında solcuların tethiş eylemleri hızla arttı. Bunun üzerine Başkan Alberto Fujimori 5 Nisan 1992’de bir sivil darbe yaparak kongreyi dağıttı ve bir olağanüstü hal ve yeniden inşaa hükümeti kurdu.

13 Kasım 1992’de Başkan Alberto’ya başarısız bir suikast girişiminde bulunuldu. Yeni kurulan Demokratik Kurucu Kongre için seçimler 22 Kasım 1992’de yapıldı ve Başkan Alberto’yu destekleyen partiler salt çoğunluğu elde ettiler. Bu arada Aydınlık Yol Gerilla teşkilatının lideri olan Guzman yakalandı. Guzman 1980’de başlayan gerilla savaşında 22.500 kişinin ölümünden sorumlu tutularak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Pakistan « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Pakistan Devleti, yirminci yüzyılda kurulmuÅŸ genç bir devlettir. Pakistan’ın 15 AÄŸustos 1947 yılından evvelki tarihi Hindistan ile aynıdır. “Pakistan” adı ilk olarak, İngiltere’de öğrenim gören Müslüman öğrenciler tarafından 1940 yılında ortaya kondu. Pakistan, Pencap, Afgan, KeÅŸmir, Sind ve Belucistan isimlerinin baÅŸharflerinin yanyana gelmesinden meydana gelip, mana itibariyle “temiz ülke” demektir.

Hindistanlıların, İngilizlerin egemenliğinden kurtulmaya çalıştıkları sırada, bölgedeki Müslümanlar birleşerek 1947 yılında bir dominyon kurdular. Bu dominyon, İngiliz Milletler Cemiyetine dahil durumdaydı. Bu yıllarda Pakistan liderliğini M. Ali Cinnah yürütmekteydi.

Pakistan 1956 yılında cumhuriyet oldu. İki yıl sonra General M. Eyüb Han darbe yaparak idareyi ele geçirdi. 1960 yılında ve 1965′te yeniden baÅŸkan seçildi. Bunun 1969 yılında istifa etmesi üzerine DoÄŸu Pakistan’da ayaklanmalar baÅŸgösterdi. Daha sonra General AÄŸa M.Yahya Han idareye el koydu. İdareyi ele alır almaz ülkede sıkıyönetim ilan etti. 1970 seçimleri sonucunda DoÄŸu Pakistan, Avami Partisi büyük çoÄŸunluk elde etti. Fakat seçimlerden bir yıl sonra Yahya Han, Millet Meclisini dağıttı.

Bunun üzerine ülkede grevler ve isyanlar artmaya baÅŸladı. Bundan dolayı hükümet kuvvetleri DoÄŸuya taarruzlar tertipledi. Fakat çok geçmeden Hindistan’dan kuvvet desteÄŸi alan doÄŸulular, bağımsızlıklarını ilan ederek BangladeÅŸ Devletini kurdular. Ayrıca çarpışmalar kesilmedi. Binlerce insan öldürüldü. 10 milyonu aÅŸkın DoÄŸulu Hindistan’a göç etti. Nihayet Pakistan-Hindistan savaşı patlak verdi. DoÄŸu Pakistan’daki, Pakistan birlikleri kuÅŸatılınca, ateÅŸ-kes imzalandı. Her iki taraf da birliklerini geri çekti. İki ülke arasındaki münasebetler 1976 yılında yeniden normal hale getirildi.

Bu esnada Pakistan baÅŸkanlığına, Pakistan Halk Partisi BaÅŸkanı Zülfikar Ali Butto geldi. 1973 yılında yeni bir anayasa kabul edildi. Pakistan, bundan böyle “Federal İslam Cumhuriyeti” adını aldı. Butto, aynı yıl BaÅŸbakan oldu.

1977 yılının Haziran ayında, General Ziya-ül Hak, askeri bir ihtilalle idareye el koydu. Butto baÅŸbakanlıktan alındı. Evvelce, Butto’nun siyasi muhalifi öldürüldüğünden, ihtilal sonrası Butto, bu suçtan mesul tutuldu. 1974 yılında iÅŸlenmiÅŸ bulunan bu cinayet sebepiyle, Butto 1979 yılında idam edildi. Bunun üzerine Pakistan-ABD münasebetleri gerginleÅŸti. Bu hadiselerden sonra halk Amerikan üslerine ve görevlilerine tepki gösterdi.

1981 yılında Sovyet Rusya’nın Afganistan’ı iÅŸgali üzerine, ABD Pakistan ile anlaÅŸmak mecburiyetinde kaldı. İki ülke arasında altı yıllık askeri ve ekonomik yardım programı hazırlanarak imzalandı. Afganistan iÅŸgali iki milyon civarında Afganlının, Pakistan’a göç etmesine sebep oldu. 1988 AÄŸustosu’nda esrarengiz bir uçak kazasında devlet BaÅŸkanı General Muhammed Ziya-ül-Hak’ın ölmesi üzerine yerine Gulam İshak Han geçti.

Yapılan seçimleri sol eÄŸilimli Pakistan Halk Partisi kazandı ve Müslüman bir devletin ilk kadın baÅŸbakanı olarak Benazir Butto hükumeti kurdu. Bazı yolsuzluklar ve iç asayiÅŸin saÄŸlanmaması üzerine Devlet baÅŸkanı Gulam İshak Han 1990′da Benazir Butto’yu görevden alarak yerine Nevaz Åžerif’i baÅŸbakanlığa atadı. 1993′te yapılan seçimleri kazanan Benazir Butto tekrar baÅŸbakanlığa getirildi.

Özbekistan « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Özbek halkının tarihinin ilk dönemlerine ait bilgi yoktur. Özbeklere bu ad, ilk olarak 1313-1340 yılları arasında hüküm süren Altınordu Hükümdarı Gıyaseddin Muhammed Özbek tarafından verildi. Timur Hanın ölümü üzerine zayıflayan Timur İmparatorluğu topraklarının Aral Gölü ve Seyhun Irmağının kuzeyindeki bölgede dağınık olarak yaşıyan Özbekler, Ebü’l-Hayr’ın idaresinde toplanarak, 1428’de onu kendilerine han ilan ettiler. Kısa zamanda kuvetlenerek çevredeki diğer boyları da hakimiyetleri altına aldılar.

CeyhunIrmağı kıyısındaki Sığnak, Arkuk, Suzak, Özkent gibi şehirleri ele geçirdiler ve bunlardan Sığnak’ı başşehir yaptılar. Türkistan taraflarına düzenlenen seferlerde Kalmuklara mağlup olunca, bu durumdan istifade eden Kanay veCanibek adlı başbuğlar bazı Özbekleri de yanlarına alarak Çağatay Hanına sığındılar. Bölgeden ayrılan bu Özbeklere Kazak veya Kırgız kazakları adı verildi.

Ebü’l-Hayr’ın vefatından sonra Özbekler, Çağatay-Moğol hükümdarı Yunus Hana yenilerek dağıldılar. Ebü’l-Hayr’ın oğlu Şah Budak, Yunus Han tarafından öldürüldü. Dağılan Özbekler Şah Budak’ın oğlu Muhammed Şeybek’in (Şeybani) etrafında toplandılar. Bu tarihten itibaren Şeybaniler adıyla da anılan Özbekler 1500 yılındaTimuroğulları Devletindeki iç karışıklıktan istifade ederek Buhara’yı zabtedip, Timur Hanedanına son verdiler. Harezm ve Hive’yi ele geçiren Özbekler, Çağatay Hükümdarı Babür’ü mağlup ettiler. Belh, Herat ve Taşkent’i zapteden Özbekler, Orta Asya’nın en güçlü devleti haline geldiler.

Özbekler bir ara Safevilere karşı yenildiler ve bazı bölgeler ellerinden çıktı ise de 1512’de buraları geri aldılar. Özbek hakimiyeti 16. yüzyıl boyunca Maveraünnehr’de devam etti. 1598’de İkinci Abdullah Hanın vefat etmesinden altı ay sonra oğlu Abdülmü’min de kendisine bağlı taraftarlarca öldürülünce, Özbekler ülkesinin hakimiyeti,Şeybanilere akraba olan Canoğullarına (Astırhan Hanları) geçti.

Özbekler on altıncı asır boyunca İran’dakiŞii-Safevilerle devamlı olarak savaştılar. Ehl-i sünnet olanOsmanlılar ve Hindistan’daki Babürlülerle iyi münasebetler kurmaya çalıştılar. 17 ve 18. yüzyılın ortalarına kadar Astırhanlar Hanlığının hakimiyeti altında kaldılar. 1740’ta Nadir Şah tarafından Astırhanlar Hanlığı yıkıldı.

Nadir Şahın vefatından sonra, hakimiyet Canoğullarının yerine Mangıthanlar Sülalesine geçti. Bu sülale hakimiyetlerini 1860’a kadar devam ettirdi. 1860’tan itibaren Türkistan içlerine doğru ilerleyen Rusların himayesinde yarı bağımsız olarak devam eden Buhara Hanlığının hakimiyetinde kalan Özbekler, Rusların çeşitli baskıları altında yaşadılar.

Bugün Özbekistan’ın bulunduğu toprakların büyük bir kısmı 19. asırda Hive, Buhara ve Hokand hanlıklarının idaresi altında bulunuyordu. 1917 Sovyet Devrimi ardından, bölgede Özbeklerin ve diğer Müslümanların hemen hiç söz sahibi olmadığı bir geçici hükümet kuruldu. Aralık 1917’de Hokand’da bir milli kongre toplayan Müslümanların Mustafa Çokayev başkanlığında kurdukları hükumet 1918’de gönderilen Rus askerleri tarafından devrildi.

Darbeden sonra yeni yönetime karşı Basmacı ayaklanması olarak bilinen bir direniş hareketi başladı. Harezm ve Buhara Sovyet Halk Cumhuriyetlerinin kurulması Basmacı Ayaklanmasının yayılmasına sebep oldu. Türkistan Komisyonunun 1922’de başlattığı reformlar neticesinde ayaklanma etkisini kaybetti.

1924’te Orta Asya ve Kazakistan’da sınırları etnik temellerde tekrar belirleyen düzenleme ile Harezm, Buhara ve Türkistan cumhuriyetleri dağıtılarak bölge toprakları Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kazakistan arasında paylaştırıldı. Sovyetler Birliğinde 1989’da başlayan yenileşme hareketleri neticesinde, Özbekistan 1991 Ağustosunda bağımsızlığını ilan etti. Daha sonra kurulan Bağımsız Devletler Topluluğuna bağlandı.

Nijerya « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Bugünkü Nijerya topraklarında ilk yaşayanların, milattan 700 yıl öncesine rastladığı tahmin edilmekte, fakat bunların kimler olduğu hakkında kesin bir hükme varılamamaktadır. Nijerya’nın tarihini, Arapça yazılmış kayıtlara dayalı olarak, kuzey bölgelerde 9. yüzyıl başlarında kurulmuş, Konem-Boru ve batı bölgelerde de yedi Hausa şehir devletleriyle başlatmak mümkündür.

On ikinci yüzyıldan itibaren kurulmaya başlanmış Yoruba veIfe krallıkları, 14. yüzyıldan itibaren kıtayı aydınlatmaya başlayan İslam ışıklarıyla eriyip gitmişlerdir. İslamiyetin yayılmasıyla, mevcut şehir devletleri ve birçok kabile Müslümanlıkla şereflenmişlerdir. Buna göre Kuzey Nijerya tamamen İslamlaşmış ve geri kalan bölgeler de İslamiyetin nüfuzu altına girmişti.

Nijerya’ya ilk olarak 15. yüzyılda Avrupa sömürgeciliğini ve zulmünü getirenler, Portekiz ve İngiliz esir tüccarı denizciler olmuştur. Bir yanda doğudan parlayan İslam güneşi köleliği önleyici, eritici ışıklarıyla Afrikalılara hayat getirirken, diğer yanda bozulmuş dinlerinin taassubu ve maddi hırslarla dolmuş Avrupalılar, Nijerya’nın zenci insanlarını esir yapıyor ve satıyordu. Böylece, Avrupalıların işgalleriyle Atlantik esir ticareti başlamıştı. 350 yıl kadar süren bu vahşet, 20.000.000 Nijeryalı’nın esir olarak satılmasıyla Avrupa tarihinde kara bir leke olarak kalmıştır.

İngiltere, 19. yüzyıl başlarından itibaren, Nijerya içişlerine karışmaya başladı. İlk olarak Lagos, 1861 yılında bir İngiliz kolonisi haline geldi. 1885’te Gine Körfezi civarı, İngiltere’nin himayesine girdi. Bundan sonra İngiltere, Nijerya’yı iki himaye bölgesine ayırdı. İkisini birden bir vali yönetiminde tuttu. Birinci Dünya Savaşından sonra başlayan milliyetçilik hareketleri, Nijeryalılar arasında yabancılara karşı isyan etme ve bağımsızlığı elde etme düşüncesini getirdi.

1950 yılında, idare gücünü, merkezi otoriteyle üç ayrı bölgenin meclisleri arasında paylaştıran yeni bir federal sistem getirildi. 1954 yılında ilan edilen anayasa, kuzey, batı ve doğu bölgeleri güçlü bir merkezi hükümete bağlı olarak, Nijeryalılara sahip oldukları kanuni hakları verdi.

İngiltere, iş başına kendi çıkarlarını koruyacak bir hükümeti getirmeyi planlıyordu. Ülkede üç büyük parti kuruldu ve 1959 yılında seçimler yapıldı. Bu seçimlerde kuzey bölgenin Nijerya Halkları Kongresi (NPC) kazandı ve parti lideri Ebubekir Tafawa Balewa başbakan oldu. Müslümanların çoğunlukta olduğu kuzey bölge iktidara gelince, ilk iş olarak 1960 yılında bağımsızlığı elde etti.

Nijerya bundan sonra 1963 yılında Cumhuriyeti ilan etti ve akabinde 1965 yılında yeni seçimler yapıldı. Fakat bundan sonra Nijerya’da iç karışıklıklar başladı. 30 Mayıs 1967’de Doğu Bölgesi Biafra Cumhuriyeti adıyla isyan ettiyse de, Nijerya hükümeti dış güçlerin yardımıyla bu isyanı bastırdı. Fakat bu iç harp 30 aydan fazla sürdü ve 20. yüzyılın en kanlı ve korkunç çatışmalarından biri oldu. Biafra bölgesi binlerce ölü ve birçok harap olmuş binayla doldu.

1970 yılından sonra olay yatıştı ve bu arada bulunan petrol yatakları Nijerya’nın hayatını değiştirdi. 29 Haziran 1975’te General Muhammed yeni bir askeri darbeyle iş başına geldi. Çok geçmeden 1976’da yapılan üçüncü ihtilal teşebbüsü başarısızlıkla bitti. Fakat, General Muhammed öldürüldü ve yerine, yardımcısı General Olesegun Obasanjo geçti. General İbrahim Babangida devlet başkanı olup, askeri bir rejim kuruldu.

Bundan sonra NijeryaFederal Hükümeti, petrol gelirlerinin getirdiği refah düzeyi ile iç olayları önlemeye başladı ve bugün için Nijerya Afrika’nın en gelişmiş ülkelerinden biri haline geldi. 4 Temmuz 1992’de seçimlerle tekrar demokratik düzene geçilmeye ilk adım atıldı. Sivil yönetime geçiş tarihi olarak çeşitli zamanlar belirlendi ise de en son olarak 27 Ağustos 1993’e ertelendi.

Moğolistan « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

MoÄŸolistan’da yaÅŸayan Proto-MoÄŸolları ve Tunguzları; Türklerin kurduÄŸu büyük Hun İmparatorluÄŸu birleÅŸtirdi. Miladdan önce 3. yüzyıldan itibaren bölge Türklerin hakimiyetine geçti. On üçüncü yüzyılın başına kadar; Büyük Hun İmparatorluÄŸu, Göktürk, Uygur, Karakutay devletleri hakim oldu. Cengiz Hanın birleÅŸtirip teÅŸkilatlandırdığı kabilelerle, 1205′te MoÄŸolistan’da ilk MoÄŸol Devleti kuruldu.

Cengiz Han, 1227′de ölünce MoÄŸol İmparatorluÄŸu oÄŸulları arasında bölüşüldü. MoÄŸolistan’a Ögedey ve Toluy’un neslinden hanlar, 1634 yılına kadar hakim oldu. 1634′te Mançu Hanedanının hakimiyetine geçti. On yedinci yüzyılda Çarlık Rusyası, bölgeyi kontrolüne almak için teÅŸebbüslere baÅŸladı. On sekizinci yüzyılda MoÄŸolistan’da Rus ve Çin yanlılarının mücadelesi baÅŸladı.

MoÄŸol prenseslerinin Çinliler gibi yaÅŸaması MoÄŸolistan’da milliyetçilik akımının baÅŸlamasına sebep oldu. Katolik misyonerlerinin faaliyetleriyle MoÄŸolistan’da HıristiyanlaÅŸma baÅŸladı. Misyonerler Uzak DoÄŸu’da dayanak noktası elde etmek ümidiyle MoÄŸolistan’ın istiklalini müdafaa ettiler. İstiklal fikri yayıldı. Yirminci yüzyılda.

1912′de Çin’de Mançu hanedanının yıkılmasıyla MoÄŸol prensleri Rusların da yardımıyla MoÄŸolistan’ın istiklalini ilan ettiler. Çinlilerle mücadeleye giriÅŸen MoÄŸolistanlılar, 1915′te Çin’e de istiklallerini tanıttılar. Çin-Japon savaşında MoÄŸolistan’da yeraltı faaliyetiyle komünist hareket baÅŸlatıldı. Japonya’nın Kuzey Çin’e girmesiyle 1935-1937′de MoÄŸolistan da iÅŸgale uÄŸrayarak, mahalli muhtar bölgeler kuruldu.

1945′te İkinci Dünya Savaşınin bitmesiyle ülkedeki istiklal yanlısı teÅŸkilatlar faaliyetlerini komünizm paralelinde devam ettirdiler. Komünizme karşı mücadele eden teÅŸkilatların zayıflatılmasıyla İç MoÄŸolistan, Çin’in hakimiyetinde muhtar hale getirildi. İkinci Dünya Savaşından sonra dış MoÄŸolistan’da, ABD ve İngiltere’nin tavsiyesiyle, MoÄŸolistan Halk Cumhuriyeti kuruldu.

20 Ekim 1945′te referandumla istiklalini ilan eden MoÄŸolistan, önce Milliyetçi Çin tarafından tanındı. 1946′da MoÄŸolistan Halk Cumhuriyeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler BirliÄŸi aralarında ittifak imzalandı. 1961′de BirleÅŸmiÅŸ Milletler TeÅŸkilatına kabul edildi.

Sovyetler BirliÄŸindeki ve DoÄŸu Avrupa’daki komünist yönetimlerinin çöküşü komünizmle idare edilen MoÄŸolistan’ı da etkiledi. 1990′da çok partili sisteme geçilerek; ekonomik, sosyal ve siyasal reformlar yapıldı. Temmuz 1990 ilk çok partili seçimler yapıldı. MoÄŸolistan’da bulunan Rus birlikleri yapılan anlaÅŸma sonucu geri çekildi.

Meksika « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Meksika, Kuzey Amerika’da tarihi çok öncelere dayanan tek ülkedir. M.Ö. birinci yüzyıla doğru körfez bölgesi, Oaxaca, merkezi yayla, çok gelişmiş bir kültür ve sanata şahit oldular. Bu durum eski Maya İmparatorluğunun doğuşuna tesir etti. Bu imparatorluk, 4. yüzyılda tarih sahnesine çıkarak yedinci asırdan sekizinci asır sonuna kadar, Yucatan’dan Guatemala’ya kadar genişledi.

Aynı dönemde birinci ve dokuzuncu yüzyıl arasında ekonomik ve sosyal yönden Mayalar derecesinde teşkilatlanmış çeşitli medeniyetler, Oaxaca da, merkezi yaylada ve körfez kıyısında geliştiler. Bunlara klasik medeniyetler adı verilir.

Sonra, 9. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar gelişen Tula Toltekleri ortaya çıktı. Fakat bunların medeniyeti yeni kabilelerin tesiri altında değişikliğe uğradı. 987 yılında Maya-Toltek karışımı yeni bir medeniyetin doğmasına sebep olan, yeni Maya İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemlerde kuzey kabileleri yayla üzerine yerleşerek şehir hayatına geçtiler.

Aztlan’dan gelen Mexica kabileleri 1325’te Tenochtitlon (Mexico) şehrini kurarak, 50 yıl sonra ilk hükümdarlarını seçtiler. Aztekler, kabileler arası rekabetten faydalanarak 1430’dan 1521’e kadar genişleyen büyük bir imparatorluk kurdular. Sadece Michoacan Taraskları önünde başarısızlığa uğrayan Aztekler; Totonaktası, Zopatekleri ve Mikstekleri hakimiyeti altına aldılar.

İspanyollar ülkeyi ele geçirmek için, Azteklere karşı duyulan kinden faydalandılar. 1519’da İspanyollar, Cortès komutasında çıkarma yaptılar ve Veracruz şehrini kurdular. Meksika, 1535’te İspanyanın genel valiliği haline geldi. İspanyol istilası, kuzeye ve güneye doğru uzanarak 17. asır sonuna kadar, devam etti. Ekseriya acımasız olan Hıristiyanlaştırma geleneksel dinlerle mücadele etti ve yerli medeniyet yok edildi.

1571’de Mexico’da engizisyon kuruldu. 1519’larda kesin olarak bilinmemekle beraber, 25 milyon olduğu tahmin edilen yerli nüfus, 1650’ye doğru 1.500.000’e düştü. Ekonomik reformlara rağmen İspanyol idaresi, yerliler ve melezler kadar beyazlar için de dayanılmaz bir hale geldi. 1810’da İspanyolları ülkelerinden kovmak için harekete geçtiler. 11 yıl süren bir bağımsızlık savaşı sonunda, 1821’de Kral Naibine Cordoba Antlaşması imzalatıldı. 1824’te bağımsızlık ilan edildi.

Bağımsızlığı, iç ve dış savaşların sebep olduğu yarım yüzyıllık karışıklıklar dönemi takip etti. Santa Anna’nın diktatörlüğü esnasında yapılan ABD ile savaş sonucunda, 1848 Guadalupe Antlaşması ile New Mexico, Teksas, Kaliforniya kaybedildi. 1855’te liberaller başarı kazandı. Bir iç savaş sonunda Juarez muhafazakarları kazandı, fakat bunlar dış borçları tehir etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Fransa, İngiltere ve İspanya askeri müdahalede bulundu. Juarez’in tekliflerini, Latin Amerika’da Fransa yararına Katolik bir imparatorluk kurmak isteyen Üçüncü Napolyon reddetti ve Meksika’yı istila etti.

Juarez’in başkanlığından sonraki Porfino Diaz’ın uzun diktatörlüğü sırasında (1876-1911) ekonomi, sosyal adaletsizlik ve yerli köylülerin sömürülmesi pahasına gelişti. Diaz’ı düşüren liberal Madero, ihtilalci halk akımlarını bastıramadı ve 1913’te katledildi. Carranza karışıklıklar ortasında 1917 anayasasını kabul ettirdi ve halka yönelik bir siyaset takip etti.

Obrago’nun başkanlığında (1920-1924) tarım reformunun uygulanması başladı. Bunun bir katolik tarafından katledilmesi ve şiddetli Katolik direnişi sonucunda, kiliseye karşı son derece katı ve bazan öldürücü bir siyaset başladı. Lazoro Cardenasi, Başkanlığı (1934-1940) sırasında dini mücadeleleri yatıştırarak modernleşme politikası takip etti. İkinci Dünya Savaşından sonra sanayileşmeye büyük önem verildi.

Makedonya « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Bölgede, bilinen ilk hakimiyeti, M.Ö. 725′lerde Argead Hanedanından, Birinci Perdikas kurdu. Makedonya Krallığını kuran bu hanedan, Yunan asıllı deÄŸildir. Krallık Sırbistan ve Trakya’da geniÅŸledi. Bölge, M.Ö. 513′ten 479′a kadar Perslerin iÅŸgalinde kaldı. Perslerin çekilmesiyle Makedonya Krallığının baÅŸÅŸehri Pella oldu.

Kral İkinci Amiktas, Üçüncü Fredikas, İkinci İskender devrindeki hanedanlık kavgalarında, kuzeyden Balkan kavimlerinin istilasına uÄŸradı. M.Ö. 359′da İkinci Filip’in kral olmasıyla, devletin otoritesi kuvvetlendi. Hanedan kavgasına son verilip, istilacılar çıkartıldı. Sınırlar geniÅŸletildi. İkinci Filip’ten sonra yerine Büyük İskender (M.Ö. 334-323) kral oldu.

Büyük İskender, Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye ve Mısır’ı alıp, Türkistan ve Hindistan’a girdi. Büyük İskender, kazandığı savaÅŸlar sonunda ahlaksızlıklarda azıtıp, otuz üç yaşında sefaletle ölünce, M.Ö. 323′te Dördüncü İskender kral oldu. Onu Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonos Kiklons öldürerek, Makedonya krallığına geçti. Antigonos Makedonya’da yeni hanedanın kurucusudur.

Romalıların bölgeye hakim olmasına, Makedonya Krallığı karşı koymuÅŸsa da, M.Ö. 172-168 yılları arasında üçüncü sefer sonunda yenildiler. Makedonya Roma İmparatorluÄŸunun bir eyaleti haline getirildi. Avrupa’daki kavimler göçü esnasında ve sonrasında sık sık istilaya uÄŸrayan Makedonya, miladdan sonra 6. yüzyılda SlavlaÅŸmaya baÅŸladı. Dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda Bulgarlar bölgede kuvvet kazandı. Dördüncü Haçlı Seferinde 1204-1224 yılları arasında Makedonya’da Latin Krallığı kuruldu. 1230′larda Bulgarların, 1280′de de Sırpların hakimiyetine geçti.

Osmanlı Devleti, Anadolu’da kurulup, adalet üzere idare edilmesi sayesinde kısa zamanda geniÅŸleyip, 14. yüzyılda Avrupa kıtasına da hakim olmaya baÅŸladı. Osman Bey devrinde, Makedonya’ya ilk Osmanlı akını 1324 yılında yapıldı. Osmanlı Sultanlarından Birinci Murad Han devrinde, 26 Eylül 1371 Cirmen Zaferiyle Türklere Makedonya’nın kapıları açılarak, Balkanlardaki mukavemet kırıldı.

1371′den sonra baÅŸlatılan Makedonya fütühatı, 1373 yılına kadar tamamlandı. 1371′den 1877-1878 Osmanlı-Rus (Doksanüç) savaşına kadar fasılasız Osmanlı hakimiyetinde kalan Makedonya, 1878′de Rusların iÅŸgaline uÄŸramışsa da, aynı yıl yapılan Berlin AntlaÅŸmasıyla tekrar kurtarıldı.

1912- 1913 Balkan savaşı felaketinden sonra, Makedonya Osmanlı hakimiyetinden çıktı. Bölgedeki Türk ve Müslüman ahali Anadolu’ya göç etmek mecburiyetinde kalmasına raÄŸmen, bölgede hala çok sayıda Türk-İslam nüfusu yaÅŸamaktadır.

1371′den 1913 yılına kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Makedonya on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar barış, sükun ve huzur devrini yaÅŸadı. Bu devirde Makedonya’da sanat deÄŸeri yüksek mimari eserler inÅŸa edildi. Ahalinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması için pek çok müesseseler kuruldu. Sivil ve askeri okulların açılması ve çeÅŸitli müesseselerin kurulmasıyla Makedonya’nın hayat ve kültür seviyesi yükseltildi. Bölgedeki Osmanlı eserlerinin çoÄŸu haçlı, slav ve komünizm zihniyetleriyle tahrip edilmesine raÄŸmen, geride kalanlar dahi o devrin ÅŸaheser abidelerindendir.

Makedonya’nın Türklerin hakimiyetinden çıkması, 19. yüzyılda ÅŸiddetlenen Papalık ve Rusya’nın propagandası sebepiyledir. Bölge Osmanlıların elinden çıkmasıyla, toprak bütünlüğünü kaybetti. Önce Balkan devletleri arasında savaÅŸ meydanı haline gelen Makedonya, Birinci Dünya (1914-1918), İkinci Dünya (1939-1945) savaÅŸlarında da aynı akibete uÄŸradı. İkinci Dünya Savaşı sonunda, 1947′de Makedonya Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan arasında paylaşıldı.

Yugoslavya sınırları içinde kalan Makedonya topraklarında, Yugoslavya’yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan Makedonya Cumhuriyeti kuruldu. Makedonya Cumhuriyeti, Yugoslavya’nın parçalanması üzerine kurulan Yeni Yugoslavya’dan 1991′de yapılan referandum ile ayrıldı ve bağımsız bir devlet haline geldi.

Birçok ülke Makedonya’yı tanırken, Yunanistan’ın itirazı ile Avrupa Devletleri tanımadı. Bunun nedeni ise yeni cumhuriyetin, Yunanistan’daki bir bölge ile aynı ismi taşıması idi. Yeni devletin isminin deÄŸiÅŸtirilmesi yönünde Yunanistan’ın istekleri hala devam etmektedir.

Macaristan « Ülkeler Tarihi

Posted by: myfrom  :  Category: Ülkeler Tarihi

Eski kaynaklarda Macaristan’dan Panonya diye bahsedilmektedir. Macaristan’ın bulunduÄŸu Tuna havzası ve Karpatlar bölgesi, coÄŸrafi yer itibariyle kuzeyden ve doÄŸudan devamlı gelen istilaların, akınların mecburi geçiÅŸ yolu olmuÅŸtur. M.Ö. üçüncü asırda Keltler’in, sonra Daklar’ın istila ettiÄŸi Panonya, M.Ö. 1. asrın sonlarında Romalıların hakimiyetine girmiÅŸ ve bu hakimiyet M.S. 4. asıra kadar sürmüştü.

Panonya 4. asırda Attila idaresindeki Hunların, 6. asırda da Volga Nehrinin doÄŸusundan Tuna Havzasına kadar gelen Avar Türklerinin istilasına uÄŸradı ve Avarlar burada kuvvetli bir imparatorluk kurdular. İki yüz elli yıl Orta Avrupa’ya hakim oldular. Önceleri Åžamanistken giderek Hıristiyanlığı benimsemeye baÅŸladılar ve 769′da Charlemagne tarafından ortadan kaldırılan Avar Türkleri, böylece Hıristiyanların özellikle Slavların arasında eriyip kayboldular.

1869 yılında Urallar’ın doÄŸu yamaçları ve Orta Volga arasında yerleÅŸmiÅŸ olup, Hazar Türklerinin bir kolu olan Arpatlar batıya göç ederek, Karpatlar ve Tuna havzasını iÅŸgal ettiler. Macarlar’ın asli unsurunu meydana getiren Arpatların güneye ve batıya yaptıkları akınlar, Germen İmparatoru Birinci Otto tarafından önlenince göçebelikten yerleÅŸik hayata geçtiler.

MoÄŸol istilasına kadar Macaristan’da istikrarlı bir devre baÅŸlamış oldu. Orta Asya gelenek ve yaÅŸayış tarzlarını bir süre devam ettiren Arpatlar, Prens Geza zamanında Hunlar ve Avarlar gibi Hıristiyanlığı kabul ettiler. Türklüklerini tedricen kaybedip HıristiyanlaÅŸmalarına raÄŸmen, Macaristan’da bugün bile birçok Türkçe kelime ve yer adları kullanılmaktadır. Mesela, tyuk, (tavuk), birska (bıçak), szakall (sakal), tengez (deniz), sarga (sarı) teknö (tekne), borju (buzağı), sator (çadır) gibi daha pek çok kelime, Macarların Türk asıllı olduklarını bariz bir ÅŸekilde göstermektedir.

MoÄŸol istilasından sonra Arpat Hanedanının yerine, yabancı soydan gelen Anju Hanedanı geçti. 1787′den itibaren Macaristan’da idareyi ele alan Sigismund ile beraber bazı fasılalar olmasına raÄŸmen Macar Halkı, Alman asıllı krallarca idare edildi. Macarlar, Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyiÅŸini durdurmak için 1396′da 130.000 kiÅŸilik bir orduyla harekete geçtiler.

NiÄŸbolu önlerinde Yıldırım Bayezid Han (1389-1402) karşısında ağır bir yenilgiye uÄŸradılar. Ancak bundan sonra, devamlı surette, bizzat veya yardımcı olarak Osmanlı fütuhatını engellemeye çalıştılar. 1526′da Mohaç’ta tekrar Macar ordusu Osmanlılara yenildi ve Orta Macaristan fethedildi. Macaristan Osmanlı hakimiyeti altına girmiÅŸse de bu hakimiyet tam olarak kurulmayıp, Transilvanya ve Karpatlar bölgesi Osmanlı tabiiyetinde kalmak üzere Prens Zapolya’ya verildi. Kuzey ve kuzeybatı Macaristan Avusturya’da kaldı. Zapolya’nın ölümüyle halefi ve varisi Janos isimli bir çocuÄŸa taç giydirilince, Osmanlılar Avusturya’ya fırsat vermeden buraya yerleÅŸmek için, Macaristan’ın tamamı Osmanlı eyaleti haline getirildi ve Budin BeylerbeyliÄŸine baÄŸlandı.

Macaristan 1699′daki Karlofça AntlaÅŸmasına kadar yüz altmış beÅŸ sene Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Osmanlıların Macaristan’daki hakimiyet devirleri, bugün bile hasreti çekilip çeÅŸitli vesileler ile bunun ifade edildiÄŸi tam bir huzur, sükun, adalet ve imar devri oldu. Burada görev yapan Osmanlı paÅŸa ve devlet adamlarının da yaptırdıkları baÅŸta hamamlar olmak üzere pek çok eserler büyük bir yekun teÅŸkil etmekte olup, Macaristan’ın Avusturya idaresine düştüğü zaman yapılan tahribata raÄŸmen bazıları günümüze kadar gelebilmiÅŸtir.

O devirlerde mezhep savaÅŸları ile çalkalanan Avrupa’da, Macaristan baÅŸta olmak üzere, Osmanlı toprakları Protestanların sığınak yeri oldu. Osmanlı-Macar münasebetleri sosyal ve iktisadi, her alanda geliÅŸti ve Macaristan’da Osmanlı kıyafetleri giymek moda oldu. 1604′teki Osmanlı-Avusturya savaşında Macarlar Osmanlıların yanında yer aldılar ve kurulan Erdel BeyliÄŸi içiÅŸlerinde bağımsız ancak, Osmanlı Devletine tabi olmak üzereMacarlara verildi.

Macaristan 1689′da Avusturya’nın eline geçtikten sonra da bağımsızlık hareketleriOsmanlılarca desteklendi. 1682-1684′te İmre Thököly’nin, 1703-1711′de Ferenc Rakoczi’nin bağımsızlık hareketleri baÅŸarısızlıkla sonuçlanınca diÄŸer isyancılar ile beraber Osmanlı Devletine sığındılar. Thököly İzmit’te, Rakoczi TekirdaÄŸ’da ölene kadar misafir muamelesi gördüler.

150 yıl sonra Osmanlı Devletine gelen Macar heyeti, TekirdaÄŸ’a yerleÅŸtirilen mültecilere verilen araziyi satın almak için kendilerine müracaat eden Türk köylülerine hayran kaldılar. Rakoczi’nin arkadaşı Kelemen Mikos’un yazdığı ve mültecilerin hayatını anlatan Türkiye Mektupları isimli eseri bugün Macar tarihi ve edebiyatının kaynak kitapları arasında sayılmaktadır.

Ferenc Rakoczi’nin baÅŸarısız teÅŸebbüsünden sonra Macaristan Avusturya’nın yarı kolonisi haline geldi ve bugüne kadar, Osmanlı hakimiyetindeki hürriyetini, iki dünya savaşı arasındaki devir hariç bir daha göremedi. 1785′te Almanca resmi dil olarak kabul edilip, Avusturya ile Macaristan arasında gümrük birliÄŸi ilan edildi.

1848′de Lajos Kossuth’un bağımsızlık hareketi Rusya’nın yardımıyla bastırıldıktan sonra büyük bir baskı rejimi baÅŸladı, ancak 1876′da Macaristan,Avusturya sınırları içinde federatif bir devlet haline gelebildi. Böylece Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu ismiyle ikili bir monarÅŸi kuruldu.

Avusturya, 1914′te Birinci Dünya Savaşına girince Macaristan da katılmak mecburiyetinde kaldı. Ancak Avusturya’nın teslim olması üzerine Macaristan ayrılarak cumhuriyet ilan olundu. 1919′da bastırılan Bela-Kun idaresindeki komünist ayaklanmasından sonra Amiral Horty 1 Mart 1920′de kral naipliÄŸine getirildi. Macaristan, 1920′de yapılan Trianon AntlaÅŸması ile topraklarının üçte ikisini, nüfusunun beÅŸte birini kaybetti.

İki dünya savaşı arasında Macaristan ideolojik ve ekonomik yönden Hitler Almanyası’na yaklaÅŸtı ve Antikomintem pakta katıldı. 1941′de Almanya ile beraber Rusya’ya karşı İkinci Dünya Savaşına girdi. Ancak 1944′te Almanya ile arası açılınca Hitler Macaristan’ı iÅŸgal ettirdi. Amiral Horty’nin Macaristan’da yirmi dört yıllık idaresi sona erip, yerine Szalas getirildi.

Szalas’ın kurduÄŸu terör rejimine karşı baÅŸlayan muhalefet, komünistlerin güçlenmesine ve Rusların Macaristan’ı iÅŸgaline yol açtı. 4 Åžubat’ta cumhuriyet ilan edildi ve aynı sene madenler, ağır sanayi tesisleri, bankalar devletleÅŸtirildi. Üç milyon hektar arazi, sahiplerinden zorla alındı. Macaristan İşçi Partisi öncülüğünde kilisenin mallarına el konuldu ve kilise aleyhtarlığı kampanyası baÅŸlatıldı.

Ancak baÅŸgösteren tepkiler sonucu 1953′te ülkede mevcut bulunan Sovyet askerleri İmre Nagy’ı baÅŸa getirerek yumuÅŸama politikası takip etmeye baÅŸladılar. İmre Nagy’ın reformlarına tahammül edemeyip, 1955′te görevden alınınca Macaristan’da muhalefet çok büyük oldu. 1956′da tekrar hükumetin başına getirilen İmre Nagy, Macarların Sovyet iÅŸgal güçleri aleyhine “artık yoldaÅŸ deÄŸiliz” diye baÅŸlattıkları ihtilal hareketi sırasında Macaristan’ın VarÅŸova Paktından çekilip, tarafsız kaldığını, 2 Kasım 1956′da BirleÅŸmiÅŸ Milletlere, 3 Kasımda da Sovyet Büyükelçisi Yuri Andropov’a bildirdi.

“Eskunzuk, eskunzuk hogy tovabb nem leszunk!” (Yemin ediyoruz, artık köle olmayacağız!) diyen Macar halkının hürriyet mücadelesi, 4 Kasım’da BudapeÅŸte’ye giren yüzlerce Sovyet tankı tarafından kanla bastırıldı. Binlerce Macar, komünizmden kurtulmak için seyirci durumda kalan Batı’ya iltica ettiler. İmre Nagy de yakalanarak 1958′de idam edildi. 1989′da komünist parti feshedildi. 1990 seçimleri çok partili oldu ve merkez saÄŸ partiler iktidara geçtiler.

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Top Blogs TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunny´s Topliste Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.