MyFroM.Com Video Paylasım Sitesi » Teknoloji

‘Teknoloji’ Kategorisi için Arşiv

Düşünüyorum, öyleyse otum!

Yazan: PearL   
18 Mayıs
2009

 

Bitkiler aptal mı, değil mi? Bilim adamlarının üzerinde kafa yorduğu son konulardan biri de bu. Almanya’nın Bonn Üniversitesi botanik bilimi uzmanlarınca yapılan araştırmalarsa bu belirsizliğe ışık tutuyor.

Yaklaşık iki yüzyıl önce bitkilerin üremesinin nasıl gerçekleştiği, bitkilerde de erkek ya da dişi sınıflandırılması yapılıp yapılamayacağı tartışılıyordu. Yapılan araştırmalar bitkilerin cinsel kimlikleri olduğunu ve kendilerine özgü cinsel yaşam sürdüklerini ortaya koydu. Geçen yüzyıldaysa bitkilerin bir bağışıklık sistemine sahip olup olmadığı tartışıldı. Bu araştırmalar sonucunda da bitkilerin bir bağışıklık sistemine sahip olduğu, ancak insan ya da hayvanlardakinden farklı işlediği belirlendi. Bitki bilimi “botanik” uzmanlarının üzerinde kafa yorduğu son soruysa, bitkilerin bir sinir sistemine sahip olup olmadığı… Bitkiler de bizim gibi bir beyine ve sinirlere sahip mi? Çoğu uzmanın bu soruya yanıtı “hayır” iken, Almanya’da yapılan son deneyler aksini ortaya koyuyor…

Mısır kökünde beyin izleri…“Evrim Teorisi” ile bilim ve düşünce dünyasında devrim yaratan İngiliz biyolog Charles Darwin henüz 150 yıl önce bitkilerin çok sayıda reaksiyon gösterme yeteneğine sahip, komplike varlıklar olduğunu ispatlamıştı. Ancak bilim adamlarının, bitkisel sinir sistemi ya da botanik nörobiyoloji kavramları hakkındaki tartışmaları günümüze dek devam ediyor. Son dönemde bilim adamlarını birbirine düşüren başka bir tartışma konusu daha ortaya çıktı. Zira Bonn Üniversitesi’nden Frantisek Baluska yaptığı araştırmalar sonucunda mısır bitkisinin köklerinde bitkinin beyni olarak kabul edilebilecek bazı yapılar keşfetti. Frantisek Baluska, “Floransa’daki bir araştırma grubuyla yaptığımız ortak çalışmalar çerçevesinde, bitkilerin köklerindeki elektrik akımlarını ve bu yöndeki faaliyetleri ortaya koyduk. Bu köklerde hayvanların beyin dokusunu oluşturan hücre yapısına benzer oluşumlara rastladık. Ancak bu konudaki araştırmalar henüz başlangıç safhasında olduğundan bitkiler için ‘beyin’ ifadesini kullanmıyoruz. Bunun yerine ‘kumanda merkezi’ tanımlamasını tercih ediyoruz.” diyor.

“Akıllı” kökler iş başında!

Frantisek Baluska, 90’lı yıllarda Slovakya’dan Almanya’ya burslu olarak gelmiş. Kendisi şu an Bonn ve Bratislava üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Baluska, bitkiler üzerinde yürüttüğü araştırmaları daha anlaşılır kılmak için bilgisayarını açıp, önündeki monitörü işaret ediyor. Bilgisayar ekranında bitki köklerini gösterir bir şema beliriyor. Frantisek Baluska, önündeki şemadan bitki köklerinin üst kısmında yer alan bölgeyi göstererek ekliyor:

“Bilgilerin işlenip nakledilmesi görevi gören bir bölge keşfettik. Bu bölge, sinir hücrelerinin uzantıları olan ve bu hücreler arasında bağlantıyı sağlayan sinapslara benziyor. Hücre iskeletini oluşturan bu incecik bağlar, küçücük baloncukların, yani veziküllerin müthiş bir hızla -kökün büyüme bölgesinde olduğundan daha hızlı bir şekilde- iletilmesini sağlıyor.  Bu kısım dışarıdan bakıldığında devre dışıymış, büyümüyormuş izlenimi uyandırıyor. İşte bu veziküllerin hızlı bir biçimde oluşturulup iletilmesi işlemi sinapsların çalışma prensibiyle birebir örtüşüyor.”

Botanik bilimci Frantisek Baluska, bitkilerdeki bilgi işlem sürecinin öncelikle bitki köklerinde oluştuğunu belirtiyor. Örneğin kökler ışığı ya da zehri algılayabiliyor. Dışarıdan alınan “ışık” veya “zehir” verisi, kök uçlarındaki büyüme merkezine iletiliyor. Buna göre kökler de ne yöne doğru büyüyeceğini belirleyebiliyor.

“İletişim zeka gerektirmez!”

Baluska ve araştırma ekibindeki uzmanların elde ettiği son veriler bitkilerin de bir nevi sinir sistemine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak araştırmanın ilk sonuçlarına mesafeyle yaklaşan uzmanlar da yok değil.  Uzun yıllardan beri bitkilerin elektrofizyolojisi üzerine araştırmalar yapan Gießen Üniversitesi’nden botanik bilimci Hubert Felle, bitkilerin elektrik akımları sayesinde dış dünya ile iletişim halinde olduğunu, ancak bunu bir sinir sistemine benzetmemek gerektiğini savunuyor. Felle, buna örnek olarak bitkilerin baş düşmanlarından yaprak biti ya da tırtıllarla olan iletişimini gösteriyor. Hubert Felle, “Bitkilerin bulundukları yerden başka bir yere koşup kaçması mümkün değil. Kaslara, bacaklara sahip değiller. Bu yüzden dışarıdan gelebilecek olası tehlikelere karşı başka bir savunma sistemi kullanmak durumundalar. Bunu da kısa bir süre içinde, düşmanının işini bozarak yapıyorlar. Yani ilk saldırıdan yarım ya da bir saat sonra birtakım maddeler salgılıyorlar. Bu maddeler bitkinin tadını kötüleştiriyor, hatta düşmanı zehirleyebiliyor.” diyor.

alıntıdır

Suçlu internet!

Yazan: PearL   
18 Mayıs
2009

 

Rusça’nın internet ile sınavı.

Rusya Eğitim Bakanlığı düşündü, taşındı ve suçluyu buldu. Evet;suçlu internet!

Uzmanlara göre, Rusça’nın yanlış kullanılmasının ve hızla yabancı dillerin boyunduruğuna girmesinin nedeni internet.Bakanlığın uzmanları son yıllarda okullardaki dilbilgisi hatalarının çoğaldığını farketmiş.

Hataların ortak özelliği ya kelimelerin konuşma dilindeki gibi, örneğin “Merhaba” yerine “Meraba”yazılması ya da kısmen argo internet terimlerinin kullanılması.

İnternet aslında özgürlüğü de simgelese de Rus parlamenterler kalkık kaşlarıyla “Bu kadar da olmaz ki canım!” anlamında başlarını iki yana sallamaya başladı bile.

Aslında konu daha önce de gündeme gelmişti. Eski Kültür Bakanı Nikolay Gubenko, internette “gereksiz”argo yazışma yapanların para ya da hapisle cezalandırılmasını önermişti, ama “gerekli-gereksiz”göreli kavramlar olduğu için bir karar verilememişti. Üstelik,para cezasını kim, nasıl kesecekti?

Şimdi alınması düşünülen önlemler arasında ise, sitelerin sayısının azaltılması, forumlarda ya da sohbet odalarında gerçek isim kullanma zorunluluğu getirilmesi de var.

Bu görüşte olanlara göre, eğer kişi kimliğini gizleyemiyorsa yazdığı yazıya dikkat edecek.

Belki küfürlü, hakaret içeren yazışmalar için evet, ama eğer kişi, örneğin “privet” kelimesinin yani “selam”ın söylendiği gibi “privyet” yazıldığını sanıyorsa ne olacak?

Farklı görüşte olanlar da var ama Rusya’da değil! Yeni İzvestiya gazetesine göre bazı İngiliz dil bilimciler internette ya da kısa mesajlarda kullanılan kısaltmaların aslında İngiliz dilini ileriye taşıdığını düşünüyor ve kelimelerin doğru yazılması inadından vazgeçilebileceğini söylüyor.

Aslında kısaltmalar, işaretler, gülen ya da ağlayan yüzler internetle haşır neşir olanların ya da en azından cep telefonundan mesaj atanların hayatının parçası olmuş durumda.

Moscow Times gazetesine göre, 30 Nisan’da Novosibirsk kentinde içki içtikten sonra direksiyona geçen 22 yaşındaki kadın bir polise çarparak ölümüne yol açtı.

Kadının ilk işi erkek arkadaşına şu mesajı atmak oldu: Hayatım, bir polisi öldürdüm. Çok üzgünüm. Ne yapmam lazım?

İlginç olan kadının böyle bir anda telefona sarılmak yerine herhalde alışkanlıktan mesaj yazması, dahası “Çok üzgünüm” ifadesinin arkasına internetteki üzgün işaretini eklemesiydi.

Aşırı bir örnek de kabul edilebilir, iletişim çağının insanları nasıl etkilediğinin kanıtı da.

Ama sonuç olarak interneti, internette kullanılan dili denetim altına alarak Rusça’yı korumaya çalışan yetkililer, nasıl derler, yanlış sularda balık avlıyor. Aslında suçlu internet değil. Suçlu kapitalizm!

Bu bir eleştiriden çok tespit.

Sovyet döneminde Moskova’ya gelenler bilir. O zamanlar reklam diye bir kavram yoktu. Ne süslü vitrinler, ne yanıp sönen ışıklar, ne de sokak posterleri. Kapkara bir perdeyle örtülü vitrinin hangi malı satan mağaza olduğunu anlamak Rusça bilmeyenler için olanaksızdı. Zaten mağazalarda pek mal olmadığı için reklam yapmanın da anlamı yoktu.

Duvarlar kalkınca önce yabancı filmler geldi. Çeviri kokan, “Heeey! Kendine iyi bak adamım” türü dublajlı filmler. Ardından reklamlar başladı. Dev bir pazara giren yabancılar reklam sloganlarını da getirdi. 

Böylece Rus halkı,örneğin belirli bir marka sabunu kullanmanın sonsuz güzellik getirdiğini, ünlü bir televizyon markasının doğa ötesi renklerle tanıştırdığını, kredi kartı kullanınca düşlerine kavuşacağını, hamburger yediği zaman beyninin mutluluk hormonu salgılayacağını başka dillerden çevrilen büyülü reklam sloganları eşliğinde”keşfetti”.

Aslında Rusça karşılığı olmayan sloganlar başta garipsense, hatta komik bulunsa da kısa sürede hayatın, gündelik konuşmaların, esprilerin parçası haline geldi.

Kamuoyunu yönlendiren televizyonlarla gazeteler de, kimi yabancı terimleri bazen karşılığı olmadığı için bazen de dikkat çekmek için aynen Rusça’ya taşıdı.

Radyo kelimesinin aynı şekilde kullanılması belki anlaşılabilir bir durum ama devlet başkanının İngilizce’den bozma “prezident” olmasına ne demeli?

Batı’ya ve değerlerine her zaman kuşkuyla bakan Rusların yabancı dilin etkilerine bu kadar kolay kapılması ilginç bir durum.

Aslında “suçlu kapitalizm” tespiti biraz yüzeysel kalıyor. Rusya dış dünyayla kucaklaştıktan hemen sonra o çok önem verdiği dili değişmeye başladı.

Bunun “değişim”mi yoksa “bozulma”mı, yani hayır mı, şer mi olduğu bakış açısına bağlı.

Kimi çıkıp, “İyi ki Puşkin bu günleri görmedi” diyebilir, kimisi de “Amaaan canım boşver. Nasıl olsa yiyos, içiyos, gülüyos, eğleniyos”.

alıntıdır

Annenizin elleri size kalsın

Yazan: PearL   
06 Mayıs
2009

Her zevke ve bütçeye uygun Jabra bluetooth kulaklıklar annenize iletişimde özgürlük sunarken, annenizin elleri size kalacak…

Jabra’yla anneniz iletişim özgürlüğüne kavuşuyor

Dünyanın lider Bluetooh kulaklık ve mobil müzik aksesuarları üreticisi Jabra, Anneler Günü’nde annenize hediye edebileceğiniz birbirinden şık ve kullanışlı ürünler sunuyor. Her zevke ve bütçeye uygun Jabra bluetooth kulaklıklar annenize iletişimde özgürlük sunarken, annenizin elleri size kalacak…

Bluetooth teknolojisi denince akla gelen ilk markalardan biri olan Jabra, birbirinden şık ve kullanışlı kulaklık modelleri ile bu yıl da Anneler Günü’nde annelerine kullanışlı ve teknolojik bir hediye vermek isteyenleri bekliyor. Bu yıl Anneler Günü’nde annenize sevginizi ellerini serbest bırakacak bir Jabra Bluetooth kulaklık ya da araç kiti hediye ederek gösterebilirsiniz. Jabra SP700, Jabra BT2010 ve tasarım ödüllü Jabra JX20 Pura ile anneniz artık sevdikleriyle daha özgür iletişim kurabilecek ve zamanını daha etkin kullanabilecek. Bluetooth uyumlu cep telefonlarını Jabra kulaklığına ya da araç kitine bağlayarak telefonundan 10 metre uzaklığa kadar olan alanda kablosuz ve ellerini kullanmadan sohbetin keyfini yaşayacak.

Jabra SP700: Hareket halindeki anneler için ideal

Aracının güneşliğine rahatlıkla yerleşen Jabra SP700 araç kiti ile anneniz direksiyon başındayken telefonla konuşmanın zarar ve tehlikelerinden kurtulacak ve çok daha güvenli seyahat edebilecek. Jabra SP700 evde iş yaparken, mutfakta yemek pişirirken de annenize ellerini kullanmaya gerek kalmadan sevdikleriyle özgürce sohbet etme imkanı sunacak. Modern tasarımı ve kullanım kolaylığı ile Jabra SP700 annenizin sevdiği MP3’leri cep telefonundan radyo hoparlörleri aracılığıyla çalarak daha keyifli bir yolculuk yapmasını sağlıyor. Jabra SP700, şık parlak siyah tasarımı ve mükemmel ses kalitesi, çoklu konferans görüşmesi yapılmasına olanak tanıması ile annenizin hareket halindeyken yanından ayıramayacağı dostu olacak. (Fiyatı: KDV dahil 129 dolar)

Annenizin kulağında şık rahatlık: Jabra BT2010

Hafiflik ve kolay kullanımı şık bir görüntüyle birleştiren Jabra BT2010 ile gün boyu aktif ve hareket halinde olan anneniz gittiği her yerde telefon görüşmelerini rahatça yapabilecek. Kancalı ve kancasız olarak kullanılabilen Jabra BT2010, tek hareketle kulağa basitçe yerleştirilebiliyor. Jabra BT2010, siyah rengi ve metalik aksamlarıyla da annenizin şıklığına da şıklık katacak. (Fiyatı: KDV dahil 49 TL)

Şık anneler için tercihiniz Jabra JX20 Pura olacak

Şık çizgileri lüks tutkunu anneler için Titanyum kaplı Jx20 Pura’yı eşsiz bir hediye haline dönüştürüyor. Avrupalı ünlü tasarım evi Jacob Jensen tarafından tasarlanan JX20 Pura kulaklık, telefonla konuşmayı seven annenizin şıklıklarından ödün vermeden ve ellerini kullanmaya gerek duymadan görüşme yapmasına olanak tanıyor. (Fiyatı: KDV dahil 169 dolar)

alıntıdır

Office bedava mı olacak

Yazan: PearL   
22 Nisan
2009

Yazılım devi Microsoft’un merakla beklenen yeni Office paketi bedava mı olacak?

Microsoft’un popüler ofis programları paketinin yeni sürümü Office 14 uzun zamandır gündemi meşgul ediyor. Fakat Microsoft’tan gelen son bilgiler, yeni ofis paketinde çok önemli bazı değişiklikler olduğu yönünde. Her şeyden önce, bunca zamandır Office 14 olarak bilinen paketin adı değişiyor. Söylentilere göre yeni ofis paketi artık Microsoft Office 2010 olarak adlandırılacak.

Fakat asıl önemli bilgi bu değil. Microsoft henüz resmi olarak bu konuda bir açıklama yapmamış olsa da, söylentiler Microsoft’un, Office 2010′u internet üzerinden ücretsiz kullanıma açacağı yönünde. Google Documents benzeri bir şekilde çalışacak olan yeni Office sürümünün gelir kaynağı ise sayfalarda görüntülenen reklamlar olacak. Fakat yine de isteyenler Office 2010′un CD sürümünü de satın alabilecekler.

Aynı servisi internet üzerinden ücretsiz kullanıma açacak olan Microsoft’un, CD sürümü için ya çok düşük bir ücret alması ya da kullanım yoğunluğuna göre aylık cüzi bir bedel talep etmesi bekleniyor.

alıntıdır

Tembel işi icat

Yazan: PearL   
22 Nisan
2009

Tembellerin daha yaratıcı olduğu söylentileri, bu yeni Japon icadı ile bir kez daha ispatlanmış oldu

Hızlı bir duş almak ye da uzun uzun banyo keyfi yapmak arasında gidip geliyorsanız Japonların son icadına bir göz atmanızda fayda var. Bu yeni makine bir yıkama makinesi. Ama çamaşırlarınızı değil kendinizi yıkamanız için. “Avant Santelubain 999″ gibi son derece bilim-kurgusal bir isme sahip olan makinenin görünüşü de akıllara Uzay Yolu dizisindeki cihazları hatırlatıyor.

Bu cihaz ile yıkanmak istediğinizde tek yapmanız gereken içine uzanmak ve kapağını kapatmak. Cihaz bir yandan sabun, diğer yandan tazyikli su kullanarak sizi tertemiz yapacak. Üstelik isterseniz kullanacağınız sabun ve şampuanı değiştirerek, banyanuzu bir aroma terapi seansına da dönüştürebilirsiniz. Siz bayouzu bitirip çıktıktan sonra cihaz kendisini de temizlemeyi ihmal etmiyor. Japonya dışında henüz satışı bulunmayan Avant Santelubain 999′un fiyatı hakkında da bir bilgi verilmedi.

alıntıdır

Uzay nerede başlıyor?

Yazan: PearL   
13 Nisan
2009

Kanadalı bilim adamları, uzayın sınırının deniz seviyesinin 118 kilometre yukarısında başladığını hesapladı.

Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanada’nın Calgary Üniversitesi tarafından tasırımı yapılan ve Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA) tarafından iki yıl önce fırlatılan Supra-Thermal Ion Imager adı verilen cihaz, 200 km irtifadan topladığı verilerle uzayın sınırının hesaplanmasına yardımcı oldu.

Araştırmada, uzayın sınırı atmosferin göreli yumuşak rüzgarları ve hızı saatte bin kilometreyi aşan uzaydaki parçacık yüklü daha şiddetli akıntıların izi takip edilerek hesaplandı.

Calgary Fizik ve Astronomi Bölümü Doçenti David Knudsen, uzayın sınırın hesaplanması için daha önce de ölçümler yapıldığını, ancak üst atmosferin rüzgarları da dahil olmak üzere, tüm bileşenleriyle ilk kez incelendiğini belirtti.

alıntıdır

Laptop’unuza 10 adımda doping!

Yazan: PearL   
12 Nisan
2009

LAPTOPUNUZA 10 ADIMDA DOPİNG

Artık hem performans açısından hem de hitap ettiği kullanıcı kitlesi bakımından masaüstü sistemlere nazaran hiçbir eksiği kalmayan laptoplar, kullanım kolaylığı, taşınabilirliği ve yüksek sistem gereksinimlerine sahip oyunları dahi çalıştırabilmesiyle her geçen gün biraz daha popülerleştiriyor.

Ancak birçok faydası olmasına rağmen, laptoplar da problemsiz cihazlar değildir elbette. Aşırı ısınma problemi, kısa batarya ömrü, bazı sistem hataları ve bunun gibi burada saymakla bitiremeyeceğimiz birçok sorun, kullanıcıların ortak derdi olabilir.

Bu yazımızda laptop kullanıcıları için 10 farklı ipucunu bir araya getirdik. Bu ipuçlarını takip ederek siz de laptopunuzda karşılaştığınız problemlerden kurtulabilecek ve laptopunuzu yüksek performansla her zamanki gibi kullanmaya devam edebileceksiniz.

Laptopunuzun işletim sistemini hızlandırın

Yavaşlık sadece masaüstü sistemlerinde değil, laptoplarda da ciddi bir problemdir. İşletim sisteminin laptoplara kurulmasıyla birlikte ilk günler oldukça hızlı açılan program ve oyunlar, bir zaman sonra artık ciddi performans kayıpları yaşamaya başlar. Bu nedenle laptopunuzu olabildiğince temiz tutmanız, yani gerekmeyen programları sisteminize yüklememeniz ve onları çalıştırmamanız oldukça önemli. Bu anlamda CCleaner isimli popüler bir araç, bu konudaki tüm sıkıntılarınızdan sizi kurtarmayı vaat ediyor. CCleaner isimli bu yazılımı indirmek için http://download.chip.eu/tr/CCleaner-2.13.720_132258.html web adresini ziyaret edebilirsiniz.

Laptopunuzdaki verileri koruyun

Laptoplar taşınabilir olduklarından birçok ortama girerler. Bu nedenle laptoplarda taşıdığınız verilerin güvenliği ayrıca bir önem kazanır. Her ne kadar hiçbir araç ya da uygulama %100 güvenlik sağlayamıyor olsa da, en azından laptoplarınızı yüksek seviyede koruma altına alma şansına sahipsiniz. TrueCrypt isimli yazılım da bu anlamda size oldukça pratik ama etkili koruma sağlar. Truecrypt isimli bu yazılımı indirmek için http://download.chip.eu/tr/TureCrypt-6.0a_118801.html web adresini ziyaret edebilirsiniz.

Laptopunuz serinlesin

Laptopların en büyük özellikleri her yere taşınabilmesi ve kullanılabilmesidir. Ancak laptopların hava dolaşımını sağlaması için düz bir zemine ve üzerinde bulunduğu zeminle kendi arasında ufak bir mesafe bulunması gerekir. Oysa yatak ya da yastık gibi yumuşak eşyaların üzerinde kullanılan laptopların sıcakları ciddi oranlarda artış gösterir; zira hava dolaşımı bu tür objelerin üstünde sekteye uğrar. Bu nedenle bu konuda azami dikkat gösterdikten sonra aşırı ısınma problemi, eğer laptopun kendisinden kaynaklanan bir problem yoksa, ortadan kalkacaktır.

Bataryanızın ömrünü kısaltmayın

Laptopunuzu genellikle evde kullanıyorsanız, bataryanızı sürekli prize bağlı tutmamanızda fayda var. Bataryaları tam dolum gerçekleştiğinde çıkarıp, şarjı sona erdiğinde tekrar prize takmak suretiyle bataryanın ömrü uzatılabilir.

Laptopunuzun font büyüklüğünü değiştirin

Laptop kullanıyorsanız çok küçük puntolarda yazıları görüntülemenize gerek yok. İsteğe bağlı olarak Windows XP altında Denetim Masası>Görüntü>Görünüm’den Font ölçülerini belirleyebilirsiniz. Bu sayede hem yazıları daha rahatça okuyabilir, hem de zamanla gözlerinizde oluşacak herhangi bir problemin önüne geçebilirsiniz.

Laptopunuz şaha kalksın

Laptopunuzu elinize aldığınızda bazı programların sisteme hazır yüklenmiş olarak geldiğini fark edersiniz. Oysa önceden yüklenmiş bu yazılımların birçoğu aslında hiçbir işinize yaramaz ve gereksiz yere sistem performansını düşürürler. Bunun önüne geçmek için ise sadece kullanışlı yapısıyla dikkat çeken Autoruns yazılımını tercih edebilirsiniz. Autoruns isimli bu yazılımı indirmek için Truecrypt isimli bu yazılımı indirmek için http://download.sysinternals.com/Files/Autoruns.zip web adresini ziyaret edebilirsiniz. web adresini ziyaret edebilirsiniz.

Laptopunuzu temiz tutun

Laptopunuzun temizliğine dikkat etmenizde her daim fayda vardır. Zamanla toz ve kirden farklı bir renge bürünen laptopunuzu özel temizleyici ekipmanlarla belirli aralıklarla temizleyebilirsiniz. Özellikle laptop ekranını sık sık temizlemenizde fayda var; çünkü tozu en çabuk gösteren laptop bileşeni, ekranıdır.

Laptopunuzun hafızasını yükseltin

Laptopların zaman içinde yavaşlamaya başlamasının tek nedeni şişen Windows yazılımı değildir. Uygulama ve araçların giderek daha fazla sistem kaynaklarını tükettiğini düşündüğümüzde, özellikle Vista kullanıcısıysanız, laptop hafızasının 1.5GB’ın altında olmamasına dikkat etmelisiniz. Elbette bu rakamın altındaki bir laptop da Vista’yı çalıştıracaktır; ancak Vista’dan ve diğer uygulamalardan tam verim alabilmek için hafızayı yüksek tutmanızda fayda var.

Laptopta RAID kullanımı

Laptoplarda da RAID kullanımı elbette ki mümkün. Örneğin 2 adet 320GB’lık HDD’li bir laptopu düşünelim ve bu HDD’leri bir araya getirerek verilerinize tam koruma sağlamak isteyelim. Bunun için RAID 0 yerine RAID 1′i tercih etmemiz gerekiyor; çünkü RAID 1 ile verilerin bir kopyası da oluşturulduğundan sistem çökmelerinde ya da verilerin silinmesi durumunda bu verilerin kurtulması son derece kolay.

HDD’nizi birleştirin

Laptopların yavaşlamasındaki bir diğer etken de hard diskin belirli aralıklarla birleştirilmemesidir. Bunun için birleştirme işlemini gerçekleştirmek istediğiniz sürücüye gelip sağ tıklayın ve Özellikler>Araçlar’ı kullanarak HDD’nizi birleştirin. Bu işlemi belirli aralıkla yaptığınızda sistem performansını da biraz olsun korumuş olacaksınız.

alıntıdır

Bu çocuktan korkulur!

Yazan: PearL   
12 Nisan
2009

İnanılmaz bir robot daha… Çocuk gibi her şeyi yeni öğreniyor ama öğrenme yeteneğinin sınırı yok…

İnanılmaz bir insansı robot, yani hümanoid daha… İşte Japonlar’ın son harikası. Bir çocuk gibi tasarlanıp, aynen bir çocuk gibi her şeyi öğrenmeye programlanmış bir insansı robot. İnsandan farkı ise sınırsız öğrenme kapasitesi…

Bir çocuk gibi yürümeyi, konuşmayı öğreniyor. Sandalyenin kenarında otururken bacaklarını sallayıp duruyor. Omuzları “nefes alıp verme hareketlerini taklit edercesine” inip kalkıyor. Zaman zaman canı sıkılıyor ve yerde yuvarlanıyor. Biraz yaramaz bir çocuk gibi…

1.30 metre boyunda ve 33 kilo. Tamamen kel ama bakışları insanın içini ürpertiyor. Cünkü cansız olduğu halde çok canlı görünüyor.

CB2 adlı bu hümanoidi 2007′de geliştiren Japonlar, onun 7 yaşındaki bir çocuk gibi hızla öğrendiğini söylüyor. İnsanların yüz mimiklerinden ruh hallerini de anlayabiliyor. Kendisine dokunulduğunda, dokunuşa göre olumlu ya da olumsuz tepki veriyor.

Silikondan yapılmış gri “derisi” altında şimdiye kadar geliştirilmiş en ileri işlemciler, alıcı ve vericiler bulunuyor. Bu sayede hareket ediyor, tepki veriyor ve öğrenebiliyor. “Sınırsız bir öğrenme kapasitesine” sahip olması da ayrıca insanı tedirgin ediyor.

alıntıdır
kaynak : hürriyet

Virüs kabusu başladı!

Yazan: PearL   
12 Nisan
2009

Kabus virüs Conficker harekete geçti. PC’nize bulaşıp bulaşmadığını 1 saniyede öğrenebilirsiniz.

Herkes Conficker’ın 1 Nisan’da harekete geçmesini ve ortalığı karıştırmasını beklerken, kabus virüs sessiz kalmayı tercih etmişti. Ama tüm işaretler bu durumun tehlikenin geçtiği anlamına gelmediği yönündeydi. Ve korkulan oldu, Conficker kımıldamaya başladı.

TrendMicro, Kaspersky ve Symantec’ten yapılan açıklamalara göre virüs, bulaştığı bilgisayarların Windows Temp klasörüne şifrelenmiş bir veri paketi indirmeye başladı. Bu paketin içeriği ve amacı, güçlü şifreleme nedeniyle henüz çözülebilmiş değil. Paket sisteme indirildiğinde önce MySpace, MSN, eBay, CNN veya AOL sitesine bağlanıyor ve internet bağlantısının halen aktif olup olmadığını kontrol ediyor.

Henüz bu paketin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca ulaşamayan uzmanlar, bunun bir keylogger olabileceğini, ayrıca bilgisayarı bir botnet’e dahil edebileceğini ya da bilgilerinizi çalabileceğini söylüyor.

alntıdır

Biyometrik çocuk

Yazan: PearL   
08 Nisan
2009

İnanılmaz bir hümanoid daha. İşte Japonlar’ın son “harikası”…

Bir çocuk gibi tasarlanıp, aynen bir çocuk gibi her şeyi öğrenmeye programlanmış bir insansı robot. İnsandan farkı ise sınırsız öğrenme kapasitesi…

Bir çocuk gibi yürümeyi, konuşmayı öğreniyor. Sandalyenin kenarında otururken bacaklarını sallayıp duruyor. Omuzları “nefes alıp verme hareketlerini taklit edercesine” inip kalkıyor. Zaman zaman canı sıkılıyor ve yerde yuvarlanıyor. Biraz yaramaz bir çocuk gibi.

1.30 metre boyunda ve 33 kilo. Tamamen kel ama bakışları insanın içini ürpertiyor. Cünkü cansız olduğu halde çok canlı görünüyor.

Biyometrik Bedenli Çocuk CB2 adlı bu hünamoyidi 2007′de geliştiren Japonlar, onun 7 yaşındaki bir çocuk gibi hızla öğrendiğini söylüyor. İnsanların yüz mimiklerinden ruh hallerini de anlayabiliyor. Kendisine dokunulduğunda, dokunuşa göre olumlu ya da olumsuz tepki veriyor.

Silikondan yapılmış gri “derisi” altında şimdiye kadar geliştirilmiş en ileri işlemciler, alıcı ve vericiler bulunuyor. Bu sayede hareket ediyor, tepki veriyor ve öğrenebiliyor. “Sınırsız bir öğrenme kapasitesine” sahip olması da ayrıca insanı tedirgin ediyor.
(Hürriyet)
alıntıdır

« Önceki yazılar    |    Sonraki yazılar »




Online Saya