Patates

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Patates

NiÅŸastaca zengin patates adlı yumruları insan yiyeceÄŸi ve hayvan yemi olarak kullanılmak üzere yetiÅŸtirilen Patates bitkisi, Patlıcangiller’dendir. Anayurdu Güney Amerika’daki And daÄŸları bölgesi olan patates, 16. yüzyılda Avrupa’ya ve iki yüz yıl önce ülkemize getirilmiÅŸtir. Önce DoÄŸu Anadolu bölgemizde yetiÅŸtirilen bitki, yüz yıl kadar önce Batı illerimizde de yaygınlaÅŸmaya baÅŸlamıştır.

Biryıllık otsu bitki olan ve 50-100 cm. kadar boylanabilen patatesin zayıf bir kök yapısı vardır. Bitkinin gövdesi üç bölümden oluşur: Toprak üzerine çıkan sapları üç köşe kesitlidir. Toprak altındaki yumrularında bulunan gözlerden yan dallar (ya da daha yaygın deyişle stolonlar) sürer. Stolonların uç noktaları genişleyip şişerek gene yumrular oluşturur.

Toprak üzerine çıkan stolonlar, bitkinin yeşil kısımlarını meydana getirir. Patates bitkisinin sapı üzerinde yer alan yapraklarında, 3-13 adet yaprakçık bulunur. Yaprakçıklar yaprak ekseninin üzerinde karşılıklı çifter çifter sıralanır. Uçta öteki yaprakçıklardan büyük olan tek ve ucu sivri bir yaprakçık yer alır. Yeşil renkli yaprağın yüzü düz, kabartılı ya da buruşuk olur.

Her dalın ucunda açan mor-pembe renkli çiçeklerindeki erkek organ altın sarısı renklidir. Döllenen dişi organ yeşil, mor ya da koyu renkli domatesi andıran meyveler verir. Fındık ya da ceviz büyüklüğündeki bu meyvelerde tohumlar meydana gelir. Patatesin yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve hatta yeşil yumrularında solanin adlı hafif zehirli bir alkoloid bulunduğundan, bu kısımları yenmez.

Patatesin, yalnızca sarı ya da özel renkli toprakaltı yumruları yenilir. Birçok çeşidi bulunan; kabuk rengine göre sarı, kırmızı ya da pembe patates diye adlandırılan yumruların, bir de tatlı patates diye adlandırılan türü vardır. Patates, etli ve kızartma yemekleri, salataları yapılarak; birçok yemeğe garnitür olarak ya da püresi katılarak her mevsimde bolca tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

Kabuğuyla haşlanmış 100 gr. patatesin içerdiği besin değerleri şunlardır: 93 kalori; 2,6 gr. protein; 21,2 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 65 mgr. fosfor; 9 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; 4 mgr. sodyum; 503 mgr. potasyum; 23 mgr. magnezyum; eser miktarda A vitamini; 0,1 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 1.7 mgr. B3 vitamini ve 20 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda görülen bazı önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Patates, içerdiği maddelerle bazı virüsleri yok eder ve ayrıca bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır.

o Patates hazımsızlığı giderir ve sindirime yardımcı olur: Bu etkisi nedeniyle gastrit, ülser ve kolit rahatsızlığı çekenlere patates yemeleri öğütlenmektedir.

Dikkat: Patates, içerdiği nişastalı maddelerle bedende insülin ve şeker düzeyini hızla yükseltir. Bu nedenle yenmesi, bazı şeker hastalarına kısıtlanabilir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Patates bitkisi tohumuyla üretebilirse de genellikle yumrularıyla çoÄŸaltılmaktadır. Bunun için yumrularına “ön filizlendirme” iÅŸlemi uygulanır. Uzun süre düşük sıcaklıkta saklanmış yumrular önce karanlıkta 3-4 gün süreyle 18-20 derecede bekletilir. Sonra bulundukları ortamın sıcaklığı 10 dereceye düşürülerek aydınlık ve havadar yere çıkarılır. Böylece yumrular üzerinde 1-2 cm. uzunlukta, koyu renkli saÄŸlam sürgünler elde edilir. Bu ÅŸekilde patates, hem saÄŸlıklı hem de 10-15 gün erken ürün verir.

Filiz vermeyen, ipliksi filiz verip de sağlıklı olmayan yumrular ayıklanmış olur. Genellikle patates yumrularının kesilerek tohumluk olarak dikilmesi uzmanlarca önerilmemektedir.

Patateslerin dikimi, toprak sıcaklığının yükselip 8-10 dereceye ulaştığı zamanda yapılır. Bu da ülkemizde bölgelere göre ocak-şubat aylarından nisan-mayıs aylarına kadar dikim zamanının değişmesi anlamına gelir. Sıralarda 35-40 cm. aralıklarla ekilen patateslerin üzerine, 10-15 cm. kalınlıkta toprak tabakası örtülmelidir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Patates, ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Yetiştirme mevsimi boyunca 15-18 derecelik sıcaklık ortalaması en iyidir. Gece boyunca hava sıcaklıkları da önemli olup en uygunu 10-14 derecelerdir. Bitkinin gelişmesinin başlangıcında, -2 derece sıcaklık bitkiyi dondurabilir. 21 derecenin üzerindeki sıcaklıklar da patates bitkisinin verimini olumsuz yönde etkiler.

Toprak isteÄŸi: Patates bitkisi derin, hafif, havadar, süzek (suyu iyi akıntılı) topraklarda çok iyi geliÅŸir. Taban suyu yüksek (yani yüzeye yakın) olan ve ağır yapılı topraklarda patatesin kök yapısı zayıflar ve yumruları çürür. Toprağın asilliÄŸi nötr ya da hafif asit; pH’ı 5,5-6 olduÄŸu koÅŸullar patates için en iyisidir.

Toprak işleme: Patates bitkisi, daha küçük ve 2-4 yapraklı iken boğaz doldurma denilen işlemle çevresindeki toprak çapayla kabartılır ve bitkinin gövdesine bastırılır. Bu işlem, aynı zamanda yabani otlarla mücadeleyi de sağlamaktadır.

Sulama: Patates, kuraklığa dayanabilen bir bitki deÄŸildir. YetiÅŸtirme mevsiminde aylara düzenli olarak dağılan 300-450 mm’lik yağış ya da buna eÅŸdeÄŸerde sulama ister. Hava neminin %70 olduÄŸu bölgelerde çok iyi geliÅŸir. Patates bitkisi hafif topraklarda yetiÅŸtiriliyorsa 8-12, ağır topraklarda 15-20 günde bir sulanır.

Bitkinin suya gereksindiği, alt yapraklarının sararıp solmasıyla belli olur. Ancak ilk sulama için bu belirti beklenmemelidir. Patates bitkilerine düzenli olarak su verilmesi, ürün verimini ve niteliğini yükseltir. Ama, hasattan 15-20 gün kadar önce, yumruların olgunlaşması ve kabuğunun pişkinleşmesi için sulama kesilmelidir.

Gübreleme: Patates, bütün çapa bitkileri gibi çiftlik gübresinden hoşlanır. Toprakta organik madde oranını yükseltmek, toprak yapısını düzeltmek ve ürün verimini artırmak için bir önceki sonbahar mevsiminden patates ürününün yetiştirileceği toprağa iyi yanmış çiftlik gübresi verilir. Bunun için önceden toprak analizi yapılıp analiz sonuçlarına göre verilecek gübre miktarı saptanır. Ayrıca bu analiz sonuçlarına göre patates bitkisine verilecek azotlu, fosfatlı ve potaslı kompoze fenni gübre miktarları da belirlenir.

Hasat (Derim): Patates bitkisinin yaprak ve sapları kahverengileşip kuruduğu, yumruları ana bitkiden ayrıldığı ve yumru kabuğunun sertleşip pişkinleştiği zaman hasat işlemine başlanır. Hasattan 15-20 gün önce kesilen sulama, hasat işleminin kolaylaşması için hasattan 2 gün önce son kez yinelenir. Hasat küçük bahçelerle elle, büyük bahçelerde pulluk ya da sokum makineleriyle yapılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Patates bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan uygun ilaçlar kullanılarak yapılacak mücadele, yüksek nitelikli ve verimi tam ürün almamızı sağlar.

Pazı

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Pazı

Kış ya da yaz mevsimlerinde yaprakları beÄŸenilip sebze olarak yenilen Pazı bitkisi, Ispanakgiller’dendir. Anayurdu Akdeniz havzası, Anadolu, Kafkasya ve OrtadoÄŸu olan bitkinin yabani örneklerine ülkemizdeki kırlarda rastlanmaktadır. Bunlar, fakir halk tarafından toplanır ve yaprakları yenilir. Kültür bitkisi olarak pazı, ülkemizde sıkça yetiÅŸtirilmektedir.

Bir metre kadar boylanabilen ikiyıllık otsu bitkidir, iri, genişçe, kalın damarlı uzun yapraklan, pazı çeşitlerine göre koyu veya açık yeşil renklidir. Yaprak sapları da çeşitlere göre yeşil ya da bazen kırmızı renkli olur. Yaprak kenarları düz ya da dalgalı, yaprak ayaları kıvırcık veya düz yapılıdır.

Bitkinin ikinci yılında açan çiçekleri, açık yeşil veya yeşilimtırak sarı renklidir. Tohumları da esmer renkte küçük yumaklar halinde oluşur. Pazının yaprakları ıspanak gibi pişirilerek, kavurması yapılarak ya da etli dolması hazırlanarak tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

Pazı, A vitamini kaynağı betakaroten, C vitamini ve folik asit yönünden zengin bir bitkidir. Özellikle yaprak sapları kırmızı renkli olan pazılarda A vitamini oranı yüksek olur. Pazının diğer besin değerleri ıspanağınkine çok yakındır.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Besin değerleri ıspanağınkine benzeyen gösterişsiz pazı bitkisi, önemli bir besindir. Bunun yanı sıra;

o Pazı yaprakları bedeni güçlendirici (tonik) etkiler taşımaktadır.

o Pazı yaprakları, içerdiği demir ve folik asitle kansızlığı önler. Ayrıca pazının yenilmesi gebe kadınların spina bifida (omurganın bir tarafının açık olması hastalığı) taşıyan çocuklar doğurma rizikosunu en aza indirir.

o Pazının tohumları, geleneksel olarak halk hekimliğinde yarı lapası şeklinde ve kan kesici olarak kullanılagelmiştir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Pazı bitkisi, yetiştirileceği bölgenin iklim koşullarına göre ilkbahar ve sonbaharda tohumları ekilmek üzere çoğaltılır. Üretim, genelde doğrudan tohumların bahçede hazırlanan yataklarında, sıralara 30 cm. aralıkla ekimiyle yapılmaktadır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Pazı, tipik bir Akdeniz iklimi bitkisidir. Ancak ülkemizde çok soğuk olmayan yörelerde yazın yetiştirilebilmektedir.

Toprak isteği: Toprak bakımından seçici olmayan pazı bitkisi, diğer pek çok sebze türü gibi en iyi sonucu killi-kumlu topraklarda verir. Kireci sever. Erken yetiştiriciliği yapılmak istenirse kumlu-tınlı topraklar yeğlenir.

Toprak işleme: Pazı bitkisi, tohumlarının ekiminden 8-15 gün sonra çimlenmeye başlar. Çimlenmeyle birlikte çevresindeki yabani otlar elle yolunmaya başlanmalı, hasat sonuna kadar birkaç kez yapılacak çapalamayla yabani ot temizliği ve toprağının kabartılması gerçekleştirilmelidir.

Sulama: ilkbaharda ekilen tohumlarından çimlenen pazılar, daha sonra havalar kurak ve sıcak gittiğinde düzenli olarak sulanır. Sonbaharda ekilen pazı bitkisine su verilmesi gerekmez.

Gübreleme: Pazı bitkisi, iyi yanmış çiftlik (ahır) gübresini sever. Bu gübre, bitkinin yeri hazırlanırken, toprağa karıştırılır. Ayrıca azot, fosfat ve iyot içeren fenni kompoze gübrelerin şerbet halinde bitkiye verilmesi öğütlenmektedir.

Hasat (Derim): Normalde tohumlarının ekiminden 2-2,5 ay kadar sonra gelişen pazı yaprakları kesilerek hasat işlemine başlanır. Yaprak büyüklükleri dikkate alınarak pazı bitkisinin hasadı birkaç partide (en çok 4-5 kez olarak), keskin bıçaklarla yaprakları kesilerek yapılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Pazı bitkisine dadanacak hastalık ve zararlılarla, uzmanlara başvurularak ve uygun tarım ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Pirinç

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Pirinç

Beslenmemizde çok önemli yeri bulunan pirinci veren tarım bitkisi Pirinç (ya da üreticinin deyiÅŸiyle çeltik), BuÄŸdaygiller’dendir. Yirmi kadar türü bulunan ve anayurdu kesin olarak bilinmeyen, ancak dünyanın ılıman sıcak bölgelerinde çok yaygın olarak yetiÅŸtirilen çeltik bitkisinin tarımı, ülkemizde de geniÅŸ ölçüde yapılmaktadır.

50-80 cm. kadar boylanabilen bu biryıllık bitkinin her başakçığında, altı erkek organı bulunan bir çiçek açar. Döllenen çiçekle olgunlaşan taneye, pirinç ya da çeltik adı verilir. Kurutulup tüketime sunulan pirincin geniş bir kullanım alanı vardır: Çorbası, çeşitli pilavları ve sütlacı yapılarak; dolma ve diğer yemeklerle besinlere katılarak tüketilir. Çeltik bitkisinin hasattan geriye kalan sapları taze olarak hayvanlara yedirilir ya da yeşil gübre olarak kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. pişirilmiş beyaz pirincin besin değerleri şunlardır: 109 kalori: 2,4 gr. protein; 24,2 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,1 gr. lif; 28 mgr. fosfor; 10 mgr. kalsiyum; 0,2 mgr. demir; 374 mgr. sodyum; 28 mgr. potasyum; 0,02 mgr. B1 vitamini; 0,01 mgr. B2 vitamini ve 0.4 mgr. B3 vitamini.

Esmer pirinç denilen türün besin değerleri, beyazınkinden daha yüksektir ve 100 gr. pişirilmiş esmer pirincin besin değerleri şöyle sıralanabilir: 282 kalori; 3,6 gr. protein; 26.7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 3, l gr. yağ; 1.6 gr. lif; 94 mgr. fosfor; 98 mgr. kalsiyum; l mgr. demir; 71 mgr. sodyum; 177 mgr. potasyum: 220 mgr. magnezyum; 1.4 mgr. çinko; 110 IU A vitamini; 0,3 mgr. B1 vitamini ve 0,04 mgr. B2 vitamini.

Bu değerlerin kıyaslanmasından sonra, tüketilmek üzere esmer pirincin seçilmesi çok doğal olacaktır.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Dünyadaki insanların yarısının ana yiyeceği olan pirinç, değerli bir besin oluşunun yanı sıra;

o Yüksek tansiyonu düşürür.

o Kan şekeri düzeyini sabit tutar: Şöyle ki, pirinç, ekmek ve patatese göre kan şekerini biraz daha fazla yükseltir. Ama, pirinç alımı, kanda kararlı bir şeker düzeyi ve dengeli bir enerji kaynağı sağlar. Bu enerjiyle hareketlenen şeker hastalarına yararlı olup onların kilo almalarını önler.

o Pirinç, böbrek taşı oluÅŸumunu önler: Son zamanlarda Japonya’da yapılan araÅŸtırmalar, günde iki kez onar gram pirinç kepeÄŸi yenmesinin böbrek taÅŸları oluÅŸumunu engellediÄŸini ortaya koymuÅŸtur.

o Pirinç, içerdiği maddelerle bedenin kansere yakalanması rizikosunu azaltır: Bunun için gene pirinç kepeği alımı yeterli olmaktadır.

o Pirincin lapa olarak yenilmesi, yüzyıllardır geleneksel olarak diyarenin giderilmesinde kullanılagelmektedir.

o Kilo düşmek için pirinçle yapılan diyetlerde uzun yıllar boyunca yapılan ilaç tedavisiyle iyileştirilemeyen ve sedef hastalığı yüzünden pullanan deri bölgelerinin temizlendiği gözlemlenmiştir.

o Ekmeğin içerdiği glütenden ötürü alerji çekenler için pirinç seçenek bir nişastalı besini oluşturur.

Bütün bu sağlığımızı destekleyici önemli etkilerinden ötürü özellikle esmer pirincin diyetimize katılması ve sıkça tüketilmesi uzmanlarca öğütlenmektedir.

KISACA ÇELTİK BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ VE YETİŞTİRİLMESİ

Pirinci üreten çeltik bitkisi, hemen her toprakta ve sıcak ılıman bölgelerde yetişebilir. Su geçirgenliği az ve organik madde yönünden zengin topraklarda ürün verimi artar. Çeltik tohumu hastalıksız, temiz; içinde yabancı ot tohumları ile kırmızı çeltik (kart tohum) bulunmayan nitelikte ve sertifikalı olmalıdır. İyi tohum kullanılması, ürün verimini %20-25 artırabilir.

Çeltiğin çimlenme ve fide döneminde en uygun sıcaklıklar 18-23 derecelerdir. Ekim için havaların erken ısınmasına aldanılmamalıdır. Ülkemizde genel olarak çeltik ekimi mayıs ayında, tarlalarda ikinci ürün nöbeti olarak 15 hazirana kadar yapılmaktadır. Tarlaya çeltik ekimi serpme, mibzer ya da fideleme yöntemleriyle yapılır.

Çeltik bitkisi suyu çok sever. Ekildiği tavalara devamlı su akışı yapılırsa gelişmesine büyük katkı sağlanır. Çeltik bitkisine azotlu ve fosfatlı gübreler verilir. Yabani ot mücadelesi, herbisit ilaçlarla yapılır.

Çeltik bitkisinin hasadı, çiçeklenmeden 40-50 gün kadar sonra, bitkinin sararmaya başlamasıyla yapılır. Çeltik bitkileri elle, orak kullanılarak ya da biçerdöverlerle hasat edilir.

Sarmısak

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Sarmısak

Sert ve keskin kokusu, acı tadıyla bazı yiyeceklerimize benzersiz bir çeÅŸni ve lezzet katması amacıyla kullanılan Sarmısak’ı veren bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu Asya kıtası olan sarmısak, ülkemizde bol bol yetiÅŸtirilip tüketilmektedir.

SoÄŸanın yakın akrabası olan ve l m’ye kadar boylanabilen sarımsak, ikiyıllık otsu bir bitkidir. Birinci yılında toprak içindeki birçok ‘diÅŸ’ten oluÅŸan ‘baÅŸ’ kısmı ile toprak üzerindeki yapraklarını; ikinci yılında soÄŸanda olduÄŸu gibi çiçek sapı ile bunun ucundaki çiçeklerini oluÅŸturur. Sarımsağın soÄŸandan farkı, çiçeklerde tohum meydana gelmemesidir. Ama, bazı durumlarda çiçekler, ebesoÄŸanı denilen küçük başçıkları oluÅŸturur. Bu başçıklar tohumluk olarak iÅŸe yarasalar da, uygulamada tohumluk olarak kullanılmazlar.

Sarmısak bitkisinin kın biçimindeki düz yapraklan, bitkinin toprak altında geliÅŸen baÅŸ adlı bitki soÄŸanından uzarlar. BaÅŸ, sayıları 5-30 arasında deÄŸiÅŸen ve yan yana birbirinin üzerine yığılarak geliÅŸen diÅŸ adlı soÄŸancıklardan meydana gelmiÅŸtir. Bu diÅŸler sarmısak yetiÅŸtiriciliÄŸinde tohumluk olarak kullanıldığı gibi, Türk mutfağında koku ve tadıyla çeÅŸni katması için birçok yemek, meze, turÅŸu vb’ye katılarak tüketilmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. (diş) sarmısakta 90 kalori: 5,3 gr. protein; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1.1 gr. lif; 13,3 mgr. fosfor; 38 mgr. kalsiyum; 1.4 mgr. demir: 0,2 mgr. B1 vitamini; 0.8 mgr. B2 vitamini: 0.3 mgr. B3 vitamini ile 8 mgr. C vitamini vardır. Ama, sarmısak az miktarlarda tüketildiğinden, bedenin enerji, vitamin ile mineral gereksinimlerinin pek az bir bölümünü karşılar. Ortalama 9 gr. gelen irice iki adet sarmısak dişinin bedene sağladığı yalnızca 9 kaloridir.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda belirtildiği gibi, tüketilen sarımsağın besin değeri ihmal edilecek değerde olmasına karşın, sağlığımıza yararlı etkileri çok fazladır. Şöyle ki;

o Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır, yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.

o Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araÅŸtırmalar, günde iki diÅŸ sarımsak yiyen kiÅŸilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10′luk düşüşlerin gerçekleÅŸtiÄŸini ortaya koymuÅŸtur.

o Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.
o Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.

o Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır.

o Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir.

o Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.

o Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.

o İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

o Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır.

Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için, sarımsağın diyetimize katılması ve günde iki diş sarmısak yenmesi gerekir. Daha fazla tüketilmesi sarımsağın yararını artırmaz. Ayrıca sarımsağın yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sağlığa yararlı etkilerini azaltmaktadır. Kokusundan şikâyetçi olanlar için piyasada sarmısak kapsüllerinin satılmakta olduğunu da anımsatırız.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Sarmısak bitkisi, başını oluşturan dişlerin teker teker ayrılarak bunlardan tohumluğa elverişli olanlarının bahçemizde önceden hazırlanmış yerlerine ekilmesiyle çoğaltılır. İlkbaharda elle yapılacak ekimde, toprakta hazırlanan sıraların aralarında 8-10 cm. aralık bırakılmalı, derinlik 3-4 cm. olmalıdır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteÄŸi: Sarımsak, ılık iklimlerin bitkisidir. Fazla soÄŸuk ve nemli ortamları sevmez. Ülkemizde yetiÅŸtiriciliÄŸinin yapıldığı söz geliÅŸi Kastamonu’nun TaÅŸköprü ilçesi gibi yerler, sarmısak üretimi için iklim bakımından en uygun olan yörelerdir.

Toprak isteği: Sarmısak bitkisi, tınlı-kumlu bahçe topraklarını sever. Yetiştirildiği toprağın oldukça serin, geçirgen ve organik madde yönünden de zengin olmasını ister. Ağır karakterdeki killi ve ıslak topraklardan hiç hoşlanmaz. Böyle topraklarda sarımsağın başları hemen çürür. Ancak, sarmısak çok kuru topraklarda da iyi baş bağlayamaz, başları küçük ve cılız kalır.

Toprak işleme: Sarmısak dişleri ekildikten bir hafta kadar sonra çimlenir, toprak yüzüne fideler çıkmaya başlar. Bunlar 5-6 cm. kadar olunca hafif çapalamayla yabani ot mücadelesi yapılır. Bu işlemden 2-3 hafta sonra, ikinci ve 3 hafta sonra da üçüncü çapalama işlemi yapılır.

Sulama: Sarmısak bitkisi, aynen soğan gibi suyu fazla sevmez. Gereksiz sulama yapılırsa, sarımsakların başları çürür. Ancak, ikinci çapa işleminden sonra havalar çok sıcak ve kuraksa aşırıya kaçılmadan bitkinin sulanması yararlı olur. Ülkemizde sarmısak yetiştiriciliği susuz (sulama yapılmadan) yapılmaktadır.

Gübreleme: Sarmısak bitkisi, taze çiftlik gübresinden kesinlikle hoşlanmaz. İyi yanmış çiftlik gübresi ise, sarımsağın ekileceği toprağın hazırlanması aşamasında verilir. Ayrıca yapılacak toprak analizi sonuçlarına göre azot, fosfat ve potas içeren fenni kompoze gübrelerin verilmesi de yararlı olur.

Hasat (Derim): Ülkemizde genellikle ilkbaharda diÅŸleri ekilen sarımsağın hasadı, normal koÅŸullarda haziran sonu, temmuz ortası ve en geç aÄŸustos baÅŸlarında yapılır. Bitkinin yapraklarının 1/3′ü ve daha iyisi 1/2’si kuruduÄŸunda yapraklar kırılır. Bu iÅŸ için ya çıplak ayakla sarımsakların üzerinde gezinilir ya da boÅŸ bir fıçı bitkilerin üzerinde yuvarlanır. Daha sonra kırılan bu yapraklar kuruyunca, kurumuÅŸ yaprağın boyun noktaları tutulup çekilerek, elle veya bu iÅŸe uygun çapalarla bitkinin sökülmesiyle hasat gerçekleÅŸtirilir. Bu iÅŸlem sırasında kesinlikle sarmısak baÅŸları zedelenmemelidir.

Nemli havada sökülen başlarda kısa zamanda çürümeler başlayacağından, hasat, kuru ve güneşli havalarda yapılmalıdır. Daha sonra sökülen başlar güneş altında 3-4 gün süreyle kurutulmalıdır.

Åžalgam

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Åžalgam

Hafif acımsı-tatlımsı kökleri sebze olarak yenilen Åžalgam’ı veren bitkisi, Turpgiller’dendir. Anayurdunun Kuzey Avrupa ile Kuzey Asya olduÄŸu sanılan ÅŸalgam, ikiyıllık otsu bir bitkidir. 50-120 cm. kadar boylanabilen ve ülkemizde de yetiÅŸtirilen bitkinin birinci yılında kökü ve toprak üstü yeÅŸil kısımları; ikinci yılında çiçek sapı, çiçekleri ve tohumları oluÅŸur.

Bitkinin sebze olarak değerlendirilen bölümü, şişkin kökleridir. Basık, yuvarlağımsı ya da uzun silindirik biçimlerde olan kökün sertçe etinin rengi beyaz ya da mavimtıraktır. Ama, kökün toprak yüzeyine yakın kısmı kırmızı, mor, beyaz, sarı veya yeşil renklerde olabilir. Bitkinin oval biçimli yaprakları yeşil renkli, yaprak kenarları düz ya da testere gibi dişlidir.

Şalgamın çiçek sapları 50-120 cm. kadar uzar. Erselik özellikli çiçekleri, parlak sarı ve bazen beyaz renkte olur. Tohumları lahananınkilere çok benzediğinden, satın alırken aldanmamaya dikkat edilmelidir. Şalgam, günümüzde hem insanlar hem de hayvanlar için üretilmektedir. İnsan yiyeceği olarak yetiştirilenleri yumuşak etli, hayvan yemi olanları ise sert etlidir. Şalgam, bazı çorba ve soslara katılır, yemeklerde garnitür olarak kullanılır. Bazı yörelerimizde suyu sevilerek içilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze şalgamın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 23 kalori; 0,8 gr. protein; 4,9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 0.9 gr. lif: 24 mgr. fosfor; 35 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; 34 mgr. sodyum; 188 mgr. potasyum: 20 mgr. magnezyum; eser miktarda A vitamini; 0,04 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,3 mgr. B3 vitamini ve 22 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Şalgam, patates yaygınlaşana değin, büyük önem verilerek tüketilen bir sebzeydi. Günümüzde geri plana itilmiş olan şalgama, içerdiği yüksek besin değerleri nedeniyle layık olduğu önem verilmelidir. Şalgam, söz konusu besin değerlerinin yanı sıra;

o Tüm Turpgiller gibi, bedenin kansere yakalanma rizikosunu en aza indirgeyen bir besindir.

o Zengin potasyum içeriğiyle yüksek tansiyonu düşürmektedir.

o İçerdiği zengin orandaki lifi sayesinde peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelir.

o Ayrıca şalgam, halk hekimliğinde bedene dinçlik sağlayan, mide ve siyatik ağrılarına iyi gelen bir besin olarak bilinmektedir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Şalgam bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Tohumlar, doğrudan doğruya bitkinin yetiştirileceği yere ekilir. Ekim zamanı, ilkbaharda mart-nisan; sonbaharda ağustos sonları ile eylül aylarıdır. Tohumlar ya serpme yoluyla ekilir ve sonra fidelerde seyreltme yapılır. Ya da sıralar üzerinde tohumlar, 15-25 cm. aralıkla ve 1-2 cm. derinliğe ekilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Şalgam, ılık ve serin mevsimlerin bitkisidir. Ancak, soğuklara karşı diğer sebzelerden daha dayanıklı olduğu için, ülkemizde soğukça bölgelerde de rahatlıkla yetiştirilebilir. Bitki, sıcaktan ve kuraklıktan hiç hoşlanmaz.

Toprak isteği: Toprak bakımından pek seçici olmayan şalgam bitkisi, çok hafif ve çok ağır topraklar dışında, her tip toprakta yetiştirilebilir. Ama, bitkiden en iyi sonuç derin, geçirgen, organik madde yönünden zengin kumlu-tınlı ya da killi-tınlı topraklarda alınır. Şalgam bitkisinin toprak hazırlığı ve toprak işlemesi aynen havuçunki gibidir.

Sulama: Şalgam, suyu çok seven bir bitkidir. Yaz mevsiminde havalar sıcak ve kurak gittiği zamanlarda, düzenli olarak sulanması gerekir.

Gübreleme: Şalgam bitkisinin, iyi gelişmesi ve bitkiden yüksek ürün verimi sağlanması için iyi yanmış çiftlik gübresi ile azot ve fosfat içeren kompoze fenni gübrelere gereksinimi vardır. Şalgamın potas gereksinimi, diğer kök sebzelerinkinden daha azdır.

Hasat (Derim): Şalgam bitkisi, tohumlarının ekiminden yaklaşık 3-4 ay sonra hasat edilecek duruma gelir. Bitkinin kökleri, elle çekilerek ya da çapayla kazılarak hasat edilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Şalgam bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak eksiksiz, zamanında ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

TAtlı Kabakları

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

TAtlı Kabakları

Türleri: Balkabağı ve Helvacıkabağı ya da Kestanekabağı

Genellikle tatlıları yapılıp beÄŸenilerek yenilen bu iki kışlık Tatlı Kabak türü, Kabakgiller’dendir. Balkabağının anayurdu Amerika, helvacıkabağı ya da kestanekabağının anayurdu Asya ve Amerika kıtalarıdır.

Tatlı kabakları, biryıllık otsu bitkilerdir. Birkaç metre boylanabilen ve bitki yapısı daha iri olmak koşuluyla genelde yemeklik kabaklara benzeyen tatlı kabakları, dünyanın birçok yeri ile ülkemizde bol bol yetiştirilmektedir. İki önemli kabak türünün iri meyveleri, biçim ile kabuk ve et rengi yönünden birbirinden çok farklıdır.

Balkabağı (C. moshata), silindiriğe yakın ya da yuvarlakça basık biçimlidir. Kabuk ve et rengi turuncudur. Üzerleri uzunlamasına hafif oluklu olan balkabaklarının ağırlığı, 15-25 kg. kadardır. Helvacıkabağı ya da kestanekabağı (C. maxima), yuvarlağa yakın hafif basık biçimli, kabuğu kurşunimtırak beyaz, eti sarı renkli ve çok lezzetlidir.

Uygun koşullarda iyice irileşenleri, 30-50 kg. kadar gelebilir. Günümüzde helvacıkabağı ülkemizde daha çok yetiştirilmekte, her iki tatlı kabak türü, genellikle tatlı ve bazen börek yapımında kullanılmaktadır.

BESİN DEĞERLERİ

Besin değerleri birbirine oldukça yakın olan bal ve helvacıkabaklarının ortalama 100 gramının içerdiği besin değerleri şöyledir: 33 kalori; 1 gr. protein; 7,9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 1.3 gr. lif; 26 mgr. fosfor; 25 gr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; 2 mgr. sodyum; 280 mgr. potasyum: 6.400 IU A vitamini: 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0.6 mgr. B3 vitamini: 15 mgr. C vitamini ve 1,8 mgr. E vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda görülen önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Yüksek oranlarda A, C ve E vitamini gibi antioksidan maddeleri içerdiğinden, tatlı kabakları bedenin kansere yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarakt illetine tutulma rizikosunu en aza indirger: Bu kanser türleri arasında özellikle akciğer kanseri başta gelmektedir. Bu etkisinden yararlanmak için günde yarım çay fincanı büyüklüğünde tatlı kabağın yenilmesi yeterli olur.

o Tatlı kabaklan, yüksek oranda lif içerdiğinden peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelir.

o Tatlı kabaklarının çekirdekleri, erkeklerde, prostat bezinin büyümesinin yarattığı idrar yapma zorlukları, idrar miktarı ve idrara çıkma aralıkları konusunda kişilere büyük rahatlama sağlar. Bu etkisinden yararlanmak için günde 25 gr. çiğ çekirdek içinin iyice çiğnenerek yenmesi öğütlenmektedir.

o Tatlı kabaklarının çekirdekleri, böbrek taşlarının oluşumunu önler ve taş düşürmeye yardımcı olur: Bunun için de günde 25 gr. çiğ kabak çekirdeği yenmesi öğütlenir.

o Tatlı kabaklarının çekirdekleri, içerdikleri çinko mineraliyle (25 gr. çekirdekte 1,6 mgr. çinko vardır), bedenin bağışıklık sistemini güçlendirir ve yine bedenin gelişmesini destekler: Bu etkilerinden yararlanmak için günde 50 gr. çiğ kabak çekirdeği yenmesi öğütlenmektedir.

o Tatlı kabaklarının çekirdekleri hiçbir türden zehir içermedikleri halde, bağırsak asalaklarına karşı kullanılır: Bu etkisinden yararlanmak üzere de, iki gün üst üste 30-40 gr. kadar tatlı kabak çekirdeğinin çiğ olarak yenmesi ve asalakların düşürülmesinin hızlandırılması için ardından bir saat sonra müshil içilmesi tavsiye edilmektedir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Tatlı kabağı bitkileri, tohumlarıyla (pişirilmemiş çekirdekleriyle) çoğaltılır. Bunun için derin kazılıp düzeltilmiş toprakta 2-3 m. aralıkla açılacak 30-40 cm. genişlik ve 10-15 cm. derinlikteki ocaklara kompost konulur ve her ocağa 3-4 adet tohum bırakılır. Üzerleri yine kompost ve toprakla kapatılır ve bastırılır. Bu tohumlar 8-10 gün içinde çimlenir ve 3-4 yapraklı hale gelince, her ocakta l ya da 2 güçlü kök bırakılıp diğerleri sökülerek seyreltme yapılır. Bu işlem, bitkinin birinci çapalamasında gerçekleştirilir.

Birinci çapalamada aşırı olmamak koşuluyla bitkiye hafif bir boğaz doldurma işlemi yapılması da yararlı olur. Birinci çapalamadan 3 hafta kadar sonra, tatlı kabaklarının ikinci çapası yapılır. Böylece bitkinin yabani ot mücadelesi ve toprağının yüzeyinin kabartılması da sağlanmış olur.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği, toprak isteği ve gübreleme: Aynen yazlık kabaklardaki (sakızkabağı) gibidir.

Sulama: Tatlı kabaklarına, uygulamada ilk meyveleri görülene değin su vermekten kaçınılmalıdır. Daha sonra havaların kuraklık ve sıcaklık durumuna bağlı olarak birkaç kez bolca su verilmesi, bitkinin gelişmesine ve meyvelerinin irileşmesine yardımcı olur. Ancak ülkemizde tatlı kabakları yetiştiriciliği, çoğunlukla bitki sulanmaksızın yapılmaktadır.

Hasat (Derim): Tatlı kabakları, iyice irileşip olgunlaşıncaya, başka bir deyişle çekirdekleri tam olarak oluşuncaya kadar bahçede kökü üzerinde bırakılır. Çoğu kez bitkinin dal ve yaprakları kurur, yalnızca ortada kabaklar kalır. Ama, soğuklar başlamadan önce kabaklar toplanmalıdır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Tatlı kabaklarına dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Trabzon-hurması

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Trabzonhurması

Bilimsel adındaki (Latince) Diospyros sözcüğü Tanrıların YiyeceÄŸi anlamına gelen, tadı hamken buruk olup olgunlaşınca tatlanan trabzonhurması adlı meyvesini veren Trabzonhurması aÄŸacı, Abanozgiller’dendir. Anayurdu Japonya ile Çin olan, ama Akdeniz havzası ile Türkiye’de çok iyi geliÅŸen ve kışın yapraklarını döken bu aÄŸaç, 12 m’ye kadar boylanabilir.

Gri renkli gövdesinin kabuğu levhalar halinde çatlak çatlaktır. Açık yeşil renkli sürgünleri, yaşlandıkça griye dönüşerek ağacın dallarını oluşturur. Gene açık yeşil renkli, tüylü, kalın, kısa saplı, kenarları düz, ucu sapa doğru çekik, yeşil renkli damarları belirgin yaprakları, dallara iki sıra halinde almaşık dizili ve 6-15 cm. uzunluktadır.

Bu süs bitkisi kadar güzel olan bu ağacın çiçekleri sarımsı beyaz renkte olup döllendikten 140-160 gün sonra, sonbahar mevsiminde olgunlaşır, ufak bir portakal büyüklüğünde turuncu renkli, düzgün yüzeyli meyve haline gelir. İyice tatlandığında taze meyve olarak yendiği gibi, dondurularak ya da kurutularak, tatlıları ve reçeli yapılarak da tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze trabzonhurmasının içerdiği besin değerleri şöyle sıralanabilir: 77 kalori: 19,7 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,4 gr. yağ; 1.69 gr. lif: 26 mgr. fosfor; 6 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 6 mgr. sodyum; 174 mgr. potasyum: 8 mgr. magnezyum; 2.710 IU A vitamini: 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,02 mgr. B2 vitamini; 0,1 mgr. B3 vitamini: 66 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Özellikle A vitamini yönünden pek zengin bir besin olmasının yanı sıra;

o Trabzonhurması, tanen y önünden de zengin olduğundan, damar büzücüdür; bu niteliğiyle diyarenin iyileştirilmesinde etkili olur: Söz konusu etkisinden yararlanılması için bolca yenmesi tavsiye olunmaktadır.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Trabzonhurması ağacı, yabani türlerinin tohumlarının (yani çekirdeklerinin) ayrıntılı işlemlerle meyveden çıkarılıp özenle çimlendirilmesi sonucu elde edilen çöğürleriyle çoğaltılır. Ancak profesyoneller tarafından elde edilebilen bu çöğürler, sonbaharda fidanlıktaki yerlerine dikilir.

İlkbahar mevsiminde çöğürlere çeşitli yöntemlerden biriyle aşı yapılarak istenen çeşitte fidanlar elde edilmiş olur. Bizim için, böyle ayrıntılı işlemler sonucu elde edilen çeşidi belli sağlıklı fidanları inanılır üreticiden satın alıp bahçemize dikmek en doğrusudur.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Trabzonhurması aslında astropik iklimlerin ağacı olduğu halde, sıcak ılıman iklim koşullarına da uyum sağlamıştır. Yapraklarını döken bir ağaç olduğu için düşük sıcaklıklara dayanabilir. Türlerine göre -12 ila -18 dereceye kadar dayanabilmektedir. Kışın dinlenme isteği 7,2 derecenin altında 200-400 saattir.

Toprak isteÄŸi: Trabzonhurması aÄŸacı için en uygun toprak tipi, orta ağır bünyeli, organik madde yönünden zengin, suyu iyi akıntılı ve pH’ı 6,5-7 olan topraklardır. Ancak aÄŸaç, çok hafiften çok ağır bünyeliye kadar deÄŸiÅŸen topraklara da uyum saÄŸlayabilir. Toprağın kireç oranı %20 kadar olabilir. Organik maddeler yönünden çok fakir topraklarda trabzonhurması aÄŸacı yetiÅŸtirilemez. Yukarıda anlatılan ÅŸekilde üretimi yapılmış fidanlar saÄŸlandığında, bitkinin isteÄŸine uygun toprak tipinde 6-7 m. aralıkla açılan 60-70 cm. derinlikteki çukurlara fidanlar dikilir.

Sulama: Nemli ortamları seven trabzonhurması ağaçlarının iyi gelişmesi ve bol ürün vermesi için topraktan yeterli suyu alması gerekir. Bu nedenle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yağışların yetersiz olduğu havalarda, ağaçlara düzenli ve yeterince su verilmelidir. Sulama yetersiz olursa ağaç meyve döker, düzensiz sulamada meyveler çatlar. Meyvenin rengi yeşilden sarıya döndüğünde sulama kesilir. Ancak, derimden (hasattan) sonra kurak giden havalarda, sonbahar ve hatta kışın ağaçlara daha seyrek aralıklarla su verilmelidir.

Gübreleme: Trabzonhurması ağaçları, azotlu gübreye fazlaca gereksinim duyar. Azotlu gübre ilkbaharda, ama aşırıya kaçılmadan verilir. Ağaçlara fosforlu ve potaslı gübre kasım-aralık aylarında verilirken gene aşırıya kaçılmamalıdır. Bütün bu fenni gübreler yerine, ağaçlara, iyi yanmış çiftlik gübresi de verilebilir. Gübre, ağacın izdüşümüne (yani tacın genişliğindeki daire biçimli bir alana) serpilir ve hemen çapalanarak toprağa karışması sağlanır.

Toprak işleme: Küçük bahçelerde çapayla ya da belle, büyük bahçelerde pullukla yapılır. Böylece yabani ot temizliği, yağmur suyunun toprağa kolay işlemesi ve toprağın havalanması sağlanmış olur.

Budama: Trabzonhurması fidanının dikimini izleyen üç yıl içinde şekil budaması uygulanır. Daha sonraki yıllarda ağaçtaki çatal ve obur dallar ile çok zayıf sürgünler çıkarılıp atılır. Budama işinin, bu ağaç türünden iyi anlayan kişilerce yapılmasında yarar vardır.

Hasat (Derim): Trabzonhurması meyveleri, tam iriliğini ve kabuğundaki yeşil renk kaybolup çeşidine özgü turuncu ya da koyu turuncu rengi aldığı zaman ve sertken toplanmalıdır. Tadı buruk olan meyveler yumuşayıncaya, yani yenilecek olgunluğa gelene kadar uzun süreler ağaçların üzerinde kalabilir. Ama, bu durumda böcek ve kuşların vereceği zararlara karşı önlem alınması gerekir.

Trabzonhurmalarının hasadı iki seferde yapılmalı, rengini almamış meyveler ikinci derime bırakılmalıdır. Çünkü erken toplanan meyveler buruşup kalır. Hasatta, meyve dalından çekilip koparılmamalı, meyveli dal sol elle tutulmalı, meyve, sağ elle, örselenmeden ve dalı kırılmadan koparılmalı ya da daha iyisi makasla sapı kesilmelidir. Toplanan meyveler kabına yavaşça konulmalıdır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Trabzonhurması ağaçlarına dadanan zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun koruma ilaçları kullanılarak düzenli ve eksiksiz mücadele sürdürülmelidir.

ViÅŸne

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

ViÅŸne

ViÅŸne adlı kirazdan ekÅŸi meyvelerini yaz ortalarında veren ViÅŸne aÄŸaçları, Gülgiller’dendir. Anayurdu Anadolu ve Balkanlar olan viÅŸne aÄŸaçları, 5-7 m. kadar boylanabilir; 4 yaşındayken meyve vermeye baÅŸlar ve 40-50 yıl yaÅŸar.

Vişne ağacı, yuvarlak taçlı ve kiraza göre daha çalımsı görünüşlüdür. Gövdesi kırmızımtırak gri benekli, donuk ya da parlak renklidir. Dalları kirazınkinden ince ve yay gibi olup sarkıktır. Yaprakları da kirazınkinden daha küçük, ayası düz, parlak yeşil renkli ve tüysüzdür. İlkbaharda erken açan çiçekleri beyaz renklidir. Bir salkımında birden fazla ve altıya kadar değişen sayıda çiçek açar. Temmuz ayı ortalarında olgunlaşmaya başlayan meyveleri, kirazdan biraz basıkçadır. Olgun vişneler, bol sulu ve siyaha yakın kırmızı renklidir.

Ülkemizde iki önemli vişne ağacı türü yetiştirilmektedir. Bunlardan meyvesi her tür kullanıma elverişli olan Kütahya vişnesi, uzun saplı, iri boyda, ucu hafif sivrice, koyu kırmızı ince kabuklu, çok sulu, ekşi ve kırmızı etli meyveler verir. Macar vişnesi ise, kısa saplı, ince, koyu kırmızı renkli kalınca kabuklu, ekşi ve kırmızı etli meyve vermektedir. Her iki türün ağaçları da, temmuz ayından başlayarak bol ürün verir.

Vişne meyvesi, sofralıktan çok meyve suyu, şurubu, reçeli, marmeladı, kompostosu, likörü ile diğer bazı içkileri, pasta ve tatlıları yapılarak tüketilir. Ayrıca kurutularak da yenir.

BESİN DEĞERLERİ

Vişnenin besin değerleri kirazınkine benzer. Ancak şeker oranı daha düşük olduğundan, vişnenin tadı ekşi ya da mayhoş olur. Aynı nedenle kalorisi de kirazınkinden düşüktür.

Ortalama 100 gr. taze viÅŸnede, 58 kalori ile 14,3 gr. karbonhidrat vardır. Oysa, viÅŸnenin A vitamini yüksek olup 1.000 lU’ya kadar varır. ViÅŸnenin diÄŸer besin deÄŸerleri kirazınkine çok yakındır.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Bedenimize yararlı besin değerlerinin yanı sıra;

o Vişne meyvesinin taze ya da kurutulmuş saplan, aynen kiraz sapları gibi sağlığımıza yararlı etkiler yapar.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Vişne ağacı, tohumunun (çekirdeğinin) toprağa ekilip çöğürlerinin elde edilmesiyle ya da ağacın köklerinden toprakta süren filizlerinin köküyle birlikte çıkarılıp başka yere şaşırtılması ve sonra bunların büyüdüklerinde aşılanmasıyla çoğaltılabilir. Ancak bu yolla, ağacın meyve vermesi gecikir.

Daha iyisi gene Gülgiller’den yabani kiraz ya da idris (mahlep) fidanlarının yetiÅŸtirilmesi, bunların daha sonra istenen viÅŸne türüyle aşılanmasıyla elde edilen aÄŸaçlardır. Böylece profesyonel üreticiler tarafından üretilen, türü belli ve saÄŸlıklı yetiÅŸkin fidanları alıp bahçemize dikmemiz bize yıllar kazandırır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Vişne, serin ve ılık iklimlerin ağacıdır. Sıcaklara, soğuğa, kırağıya ve hava değişikliklerine, kiraza göre daha dayanıklıdır. Ülkemizde Karadeniz, Orta Anadolu bölgeleri ile Ege bölgesinin iç kesimlerinde iyi yetişir. Ege bölgesinin güneyi ve Akdeniz bölgesi vişne yetiştirilmesine uygun değildir. Çünkü vişne ağacı, yılda yaklaşık l.200 saat kadar soğuklama dönemini yaşamak ister.

Toprak isteği: Vişne ağacı toprak bakımından fazla seçici değildir. Süzek (suyu iyi akıntılı) olmak koşuluyla pek çok toprak tipine kolaylıkla uyum sağlar. Ancak, en çok yeğlediği toprak, nötr ya da hafif alkalin nitelikli (pH:7.0) olanlardır. Erken açan çiçeklerinin zarar görmemesi için o dönemde don yaşamayan yerlerde fidanları 4-5 m. aralıkla dikilir.

Sulama: Vişne ağaçları yetiştirilirken bolca sulanır. Daha sonra ağaç haline geldiklerinde ve meyve bağladıklarında, kurak havalarda düzenli olarak sulanmaları gerekir. Susuz bırakılan ağaçlara, birdenbire aşırı miktarda su verilmemelidir. Aksi takdirde ağacın meyvelerinin çatlayıp yarılması durumuyla karşılaşılır.

Gübreleme: Vişne ağaçlarına şubat-mart aylarında yanmış çiftlik gübresi ile daha sonraki dönemde bol azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze fenni gübreler verilir.

Budama: Meyve aÄŸaçları arasında viÅŸne aÄŸacı, (kiraz gibi) en az budama isteyen türlerdendir. Yine de ilkbaharda viÅŸne aÄŸaçlarına su yürümeden önce dalları piramit biçimini alacak ÅŸekilde budanır. Burada genç sürgünlerin, yaÅŸlı dalların yerini alacak ÅŸekilde aÄŸaçta bırakılmasına dikkat edilir. YaÅŸlanmış aÄŸaçlarda bitkinin ortası artık meyve vermeyeceÄŸinden ana dallarının boyu 1/3′e inecek kadar kısaltılır ve yaÅŸam dolu dalların onların yerine geliÅŸmesi saÄŸlanır. Budama iÅŸleminde aÄŸaçtaki kesik yerler bir-iki gün sonra aşı macunuyla örtülür.

Hasat (Derim): Vişne ağaçlarının meyveleri, tam hasat olgunluğuna eriştiğinde toplanarak hasat edilir. Bunun anlamı, meyvelerin normal irilik, renk ile çeşide özgü tat ve aromaya ulaştığı zamandır. Vişne ağaçları genellikle bir defada hasat edilir. Hasat işlemi, sabah ya da akşam serinliğinde yapılır. Hasat elle, meyvenin sapı baş ve işaret parmağı arasında tutulup yukarı itilerek daldan sapın ayrılması şeklinde yapılmalı, bu arada meyveyi taşıyan dalcığın kırılmamasına ve meyvenin örselenmemesine dikkat edilmelidir.

Zararlı ve hastalıklarıyla mücadele: Vişne ağacına dadanan hastalık ve zararlılarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım ilaçları kullanılarak düzenli ve eksiksiz mücadele sürdürülmelidir.

Yeni dünya

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Yeni dünya

İlkbahar ve yaz meyvelerinin müjdecisi sayılan etli, sulu, mayhoÅŸ ya da tatlı ve iri çekirdekli meyvelerini mart ayından baÅŸlayarak hazirana kadar bizlere cömertçe sunan Yeni-dünya aÄŸaçlan, Gülgiller’dendir. Anayurdu Japonya, Çin ve Hindistan olan yenidünyalar, Çin ve Japon kökenli iki ana grup içinde sınıflandırılır.

Çin grubu ağacın meyvesi iri, armut biçiminde ve koyu portakal renkli sıkı etli olup geç olgunlaşır. Japon grubunun daha erken olgunlaşan meyveleri soluk sarı renkli, daha küçük boylu ve beyazımsı yumuşak etlidir.

Yenidünya ağaçları 5-10 m. kadar boylanabilir. Biryıllık dalları tüylerle kaplı ve gevrek yapılıdır. Dalları yaşlandıkça tüyleri dökülür ve yapısı sertleşir. 12-30 cm. uzunlukta ve 5-8 cm. genişlikteki iri yapraklarının üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü kül-rengimsi, kabarık damarlı ve tüylüdür. Hep-yeşil (yapraklarını dökmeyen) olan bu ağaç, güzel yaprakları ve gösterişli yapısı nedeniyle bazı yerlerde süs bitkisi olarak da benimsenir.

Yenidünya ağaçları ekim ayı sonu ile kasım ayında çiçek açmaya başlar ve neredeyse kış boyunca çiçekli kalır. Bileşik salkımlar halindeki krem ve beyaz renkli çiçekleri güzel kokulu olup balozu (nektar) bakımından zengindir. Bu nedenle halanlarını kendine çeker. İlkbahara doğru olgunlaşan çiçekler, salkımlar halinde meyvelerini verir.

Yenidünya ağaçları, genellikle aşılandıktan 2-3 yıl sonra meyve vermeye başlar. 23-25 yaşına kadar en yüksek verimle meyve verir. 30 yaşından sonra ekonomik ömrü sona ererse de ağaçlar 60 yıl kadar yaşayabilir. Bu ağaçların odunu, çalgı aletlerinin yapımı için makbul sayılır.

BESİN DEĞERLERİ

Yenidünya meyvesi, yüksek oranda A vitamini içerir. Eti ve kabuğunun rengi, meyvenin A vitamini kaynağı karoten yönünden zengin olduğunu gösterir. Ayrıca B ve C vitaminleri; fosfor, potasyum ve kalsiyum gibi mineral maddeler ve şeker yönünden de zengindir.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda açıkladığımız gibi yenidünya meyvesi, pek değerli besin maddelerini içermektedir. Bunun yanı sıra;

o Ağacın yaprakları tanen içerir ve peklik vericidir: Bu tıbbi etkiyi sağlamak üzere ağacın taze ya da güneş ışığı almayan havadar bir yerde kurutulmuş yapraklarının üzerine kaynar su dökülüp 10-15 dakika kadar demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. İshal durumunda, tehlikesiz ve etkili olan bu infüzyondan günde 2-3 su bardağı içilebilir.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Yenidünya ağacı, tohumuyla (yani meyvesindeki iri çekirdekleriyle) üretilebilir. Çekirdekler toprağa ekilince kolayca çimlenir, çöğürleri çabuk büyür. Ancak bu yolla ağacın meyve vermesi uzun zaman alır. Ağaç, gövde çelikleriyle çoğaltılırsa da en uygun yöntem, aşılanma yoluyla üretilmesidir. Bunun için, meyvenin çekirdeğinden yetişen çöğürlere ya da ayva veya akdiken bitkilerinin anaçlarına istenen yenidünya çeşidi aşılanır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Yenidünya ağaçları, astropikal iklimi olan yerleri sever. Ülkemizde Akdeniz iklimini yaşayan yöreler bu ağacın yetiştirilmesi için çok uygundur. -3 derecenin altına düşen sıcaklıklarda ağacın çiçek ve meyveleri zarar görmeye başlar.

Toprak isteği: Yenidünya ağaçları, suyu iyi akıntılı (süzek), derin, killi-kumlu ve organik madde yönünden zengin toprakları sever. Toprak niteliği nötr ya da nötre yakın; taban suyunun yüzeye uzaklığı 1,5-2 m. kadar olmalıdır.

Toprak işleme: Yukarıda niteliği verilen topraklarda 7-8 m. aralıkla ekilen ağaçların altı, ilkbaharda yüzlek olarak çapalanır. Yaz boyunca ağacın altında biten otlar elle yolunarak temizlenir.

Sulama: Yenidünya ağaçları gelişmesi ve iyi ürün vermesi için tüm meyve ağaçları gibi, havanın kuraklık durumuna göre, nisan ayından başlanarak yaz boyunca fidan durumundakiler 7-10 gün, gelişmiş olanlar 15-20 gün arayla bolca sulanır. Ancak sıcaklık ve kuraklık artarsa sulama daha da sıklaştırılır.

Gübreleme: Yenidünya fidanlarına ilk üç yılında azotlu gübreden, her sulamadan önce ağaçların altına serpilerek verilir. Ağaca, dördüncü yılından başlanarak ek olarak fosfor ve potasyumlu kompoze fenni gübreler de verilir.

Budama: Yenidünya ağaçları mart ayında, yeni çıkan sürgünleri ağaç merkezini sıkıştırmayacak ve ağaçta dengeli bir taç oluşacak şekilde budanır. Kurumuş, kırılmış ve hastalıklı dallar kesilerek çıkarılır. Ağaçta kesilen yerlere, 1-2 gün sonra aşı macunu sürülür.

Hasat (Derim): Yenidünya meyveleri, çeÅŸidine özgü büyüklük ve rengi alınca hasat edilmeye baÅŸlanır. En uygun hasat ÅŸekli, meyve üzerinde belirli uzunlukta (2-3 mm’lik) bir sapı kalacak ÅŸekilde makasla kesilerek yapılan toplama biçimidir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Yenidünya ağaçlarına dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Yer fıstığı

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Yer fıstığı

KonuÅŸma dilinde kısaca fıstık dediÄŸimiz ve tohumu ülkemizde kuruyemiÅŸ olarak sıkça tüketilen Yerfıstığı, Baklagillerden aynı adı taşıyan biryıllık otsu bitkinin meyvesidir. 20-70 cm. kadar boylanabilen ve birçok türü olan yerfıstığının anayurdu Güney Amerika’dır.

Bitkinin karşılıklı ve ikili olarak dizilmiş yeşil renkli küçük yaprakları, sarı renkli ufak çiçekleri vardır. Bu çiçekler döllendikten sonra yere doğru eğilerek oluşan meyvelerini toprağa gömer. Bolca ürün veren yerfıstığı bitkisi, küçük bahçelerde yapılan aile tarımı için pek uygundur.

Kuruyemiş olarak tüketilmesinin yanı sıra özellikle Batı ülkelerinde, yemeklik olarak ve sabun yapımında kullanılan yağı çıkarılır. Preslerde yağı alınan tohumun küspesi azot bakımından çok zengin olduğu için hayvanlara yem olarak yedirilir. Ayrıca ürün alındıktan sonra toprakta kalan bitkinin sap ve yaprakları da iyi bir hayvan yemi olur. Batı ülkelerinde yerfıstığı, tatlıcılıkta ve çikolatacılıkta da kullanılmaktadır.

BESİN DEĞERLERİ

Yağ ve protein yönünden pek zengin bir besin olan yerfıstığının 30 gramının tuzla kavruluşundan sonra içerdiği besin değerleri şunlardır: 167 kalori: 7.4 gr. protein: 5,4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 14.2 gr. yağ; 0,7 gr. lif; 114.6 mgr. fosfor; 21,5 mgr. kalsiyum; 119 mgr. sodyum: 193 mgr. potasyum; 50 mgr. magnezyum; 0,09 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini ve 5 mgr. B3 vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda saydığımız, bazıları cidden yüksek besin değerlerinin yanı sıra;

o Yerfıstığı, kandaki yüksek kolesterol düzeyini düşürür.

o Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutar, bu nedenle seker hastalarına yardımcı olur.

o Yerfıstığının hayvanlarda kanseri önleyici etkileri saptanmıştır: Aynı etkileri insanlarda gösterip göstermediği araştırılmaktadır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Yerfıstığı bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bitkinin kavrulmamış kalın ve sert kabuklarından çıkarılmış tohumları, ilkbahar mevsiminde doğrudan doğruya bahçelerde derin kazılarak düzeltilip iyi hazırlanmış yerine, sıralar üzerinde 30-40 cm. aralıkla ve toprakta 5 cm. derine ekilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Yerfıstığı, sıcak ve ılık iklimli bölgelerin bitkisidir. Soğuk yerlerde yetişirse de fıstık tanesi (tohumu) küçük ve az yağlı olur. Ülkemizde Güney Ege ile Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, iklim bakımından yerfıstığı tarımına çok uygundur.

Toprak isteği: Yerfıstığı bitkisi hafif bünyeli, süzek (suyu iyi akıntılı), gevşek yapılı, kumlu-tınlı, kalsiyum ve organik madde yönünden zengin toprakları sever. Ağır topraklarda yetişirse de böyle yerlerde bozuk biçimli fıstıklar oluşur. Ayrıca bitkinin hasadında güçlük ve ürün kaybıyla karşılaşılır.

Toprak işleme: Yerfıstığı bitkisi doğrudan doğruya yerine ekilip çimlenince ve iyi bakımla fideler 30 cm. boyunda bitkiler haline gelince, bitkinin çevresi çapalanıp patates, yerelması ve diğer bazı bitkilerde olduğu gibi boğaz doldurma işlemi uygulanır. Ayrıca bitki ürün verene kadar 2-3 kez çapalanmalı, toprağı kabartılıp yabani ot mücadelesi de yapılmalıdır.

Sulama: Yerfıstığı bitkisi ekildiğinde, çimlenene kadar havalar yağışlı değilse iki günde bir sulanır. Daha sonra kurak ve yağışsız havalarda duruma göre bitkinin 7-20 günde bir sulanması yeterli olur.

Gübreleme: Yerfıstığı bitkisi Baklagiller’den olduÄŸu için fazla azotlu gübreye gereksinim duymaz. Bitkiye, genelde azot oranı düşük ama, fosfat ve potas oranı normal düzeylerde olan kompoze fenni gübreler verilir. Bu gübreleme iÅŸi, ürün alınana dek iki-üç seferde yapılır.

Hasat (Derim): Yerfıstığı bitkisinde hasat zamanının belirlenmesi pek önemlidir. Bitkinin yaprakları sarardığı, kapsüllerinin (sert kabuklu fıstıkların) içi dolup sertleştiği ve pembeleştiği zaman hasat işlemine başlanır. Geciken hasatta fındık içlerinde çürümeler başlar.

Erken yapılan hasatta ise, buruşuk ve niteliği düşük ürün elde edilir. Hasat işlemi küçük bahçelerde çapayla, bitkilerin sökülmesi ve kapsüllerin üste gelecek şekilde toprak üzerine yatırılması biçiminde olur. Daha sonra kapsüller elle toplanır. Raflarda kurutulmak üzere bekletilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Yerfıstığı bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar