Ispanak

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Ispanak

Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis sayesinde çocukların en sevdiÄŸi sebze durumuna gelen Ispanağı veren, Ispanakgiller’in örnek bitkisidir. Anayurdu Kafkasya, Iran, Afganistan ve Türkmenistan olan ıspanağın yabani örneklerine o bölgelerde rastlanmakta ve bunlar yerli halk tarafından yemeklik olarak kullanılmaktadır.

Ispanak, dünyada ve ülkemizde bol bol üretilen ve tüketilen sebzelerden biridir. Pek çok çeşidi bulunan ve oldukça kolay yetiştirilen ıspanak, biryıllık otsu bitkidir. Güçlü bir kazık kökü ile buna bağlı toprağın yüzeyine yakın gelişen ince saçak kökleri vardır. Yapraklarının biçim, renk, etliliği bakımından ve bir de yaprak ayasının düz ya da kıvırcık olması yönünden ıspanaklar çeşitli tiplere ayrılır.

Bitkinin çiçekleri salkım şeklinde olup her salkımda, sayısı 6-12 arasında değişen çiçekleri yer alır. Ispanağın tohumları da, dikenli ya da pürüzsüz olmak üzere iki tipte olur. Türk mutfağında önemli yeri bulunan ıspanağın körpe olanları, salatalara katılarak çiğken yenildiği gibi çorbası, kavurması, püresi, sotesi, kıymalısı, kuşbaşı etlisi, yumurtalısı ve börekleri pişirilip beğenilerek yenilir. Ispanak dondurularak İleriki kullanımlar için saklanabilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze sebze ıspanağın içerdiği besin değerleri şunlardır: 25 kalori; 3 gr. protein; 3,6 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 2.1 gr. lif; 38 mgr. fosfor; 170 mgr. kalsiyum; 2.2 mgr. demir: 50 mgr. sodyum; 500 mgr. potasyum: 8.100 IU A vitamini: 0,07 mgr. B l vitamini; 0,14 mgr. B2 vitamini; 0.5 mgr. B3 vitamini: 150 mcgr. folik asit; 28 mgr. C vitamini ve 1,7 mgr. E vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukardaki değerler dikkatlice incelendiğinde ıspanağın insanlar için ne denli önemli ve mükemmel bir besin kaynağı olduğu ortaya çıkar. Bunun yanı sıra;

o Ispanak, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır: Yapılan araştırmalar ıspanağı bolca tüketen kişilerde deri, akciğer, prostat ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yakalanma oranlarının çok düşük olduğunu göstermiştir.

o Ispanak, yüksek oranda A, C ve E vitamini gibi antioksidan maddeleri içerdiğinden, kişilerin kalp krizi geçirme, felç olma ve katarakt illetine yakalanma tehlikesini de azaltmaktadır.

o Ispanak, ‘YaÅŸlılık Körlüğü’ de denilen Makula dejeneresansına iyi gelmektedir: Ispanağı bolca tüketen kiÅŸilerde, sonu körlükle noktalanan bu tür görme bozukluÄŸu hastalığının en aza indirgendiÄŸi saptanmıştır. Son zamanlarda ıspanağın proteiniyle l voltluk bir elektrik akımı üretilmekte ve bununla gözlere canlılık kazandırılmaktadır. Bu konuda fareler üzerinde deneylere baÅŸlanmıştır. Olumlu sonuçların insanlar için de bir umut kaynağı oluÅŸturması en büyük dileÄŸimizdir.

o Potasyum yönünden çok zengin olan ıspanak, yüksek tansiyonu düşürmektedir.

o Demir yönünden de zengin olan ıspanağın yüksek oranda oksalat içermesi demir alımını engeller gibi görünürse de, yapılan araştırmalar iki günde bir ıspanak yiyenlerde demir oranının başlangıçta biraz düştüğünü, ancak altı haftadan sonra yükselen düzeylere ulaştığını göstermiştir.

o Yüksek oranda folik asit içeren ıspanak, gebe kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığıyla sakat çocuklar doğurma rizikosunu en aza indirir.

o Ispanak, zengin oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.

o Ayrıca ıspanağın, idrarı artırıcı, müshil, tonik (bedeni güçlendirici) ve yatıştırıcı etkileri de bulunmaktadır.

Bu denli çok dirimsel önemi bulunduğu halde yüksek oranda oksalat içermesi nedeniyle ıspanağın her gün değil, haftada iki kez yenilmesi yararlı olur. Taze olmayan ıspanakları yemektense, dondurulmuş ıspanakların tüketilmesi daha iyidir. Ancak, teneke kutularda saklanan ıspanak, folik asidini yitirmektedir.

Dikkat: Gut hastalığı, safra ve böbrek taşı rahatsızlıkları çekenler yüksek oranda oksalat içeren ıspanağı yememelidir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Ispanak bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Ülkemizde genellikle ilkbahar ve sonbaharda, ıspanak tohumları doğrudan doğruya bitkinin yetiştirileceği toprağa ekilmektedir. Ekim, ya serpme yöntemiyle ya da toprakta hazırlanan sıralara yapılır. Serpme yönteminde, daha sonra çimlenen bitkiler seyreltilir. Sıra üzerinde tohumlar 10-12 cm. aralıkla ve toprak yüzeyinin 2-3 cm. altına ekilir. Bu aralıklar bırakıldığında bitkinin seyreltilmesi de gerekmez.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Ispanak, ılık ve ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Serin hava koşullarıyla birlikte uygun bir nem ortamının bulunmasını ister. 10-15 derece sıcaklıklarda iyi sonuç ve ürün verir. Kışı yumuşak geçen yerlerde mükemmel yetiştirilir. Bitki fazla sıcaklıkları sevmez, bu durumda hemen tohuma kalkar.

Toprak isteÄŸi: Ispanak bitkisi, toprak bakımından fazla seçici olmamakla birlikte geçirgen, gevÅŸek bünyeli, organik madde yönünden zengin tınlı topraklarda en iyi sonucu verir. Bitki için en uygun toprak pH’ı 6-7 arasıdır. Asit karakterli topraklara karşı duyarlı olan ıspanağın, bu gibi yerlerde yetiÅŸebilmesi için topraÄŸa sönmüş kireç verilmesi gerekir.

Toprak işleme: Tohumlarının ekiminden 10-15 gün sonra çimlenen ıspanak bitkilerinin yaprakları tümüyle toprak yüzünü örtene kadar, yabani otları ayıklamak, topraktaki kaymağı kırmak ve yüzeyi kabartmak için birkaç kez toprağı çapalama işi yapılır.

Sulama: Havaların yağış durumuna göre, ıspanak bitkisinin aksatılmadan sulanması gerekir.

Gübreleme: Ispanak kısa gelişme döneminde topraktan oldukça fazla besin çeker. Bu nedenle yeterli derecede olmak üzere iyi yanmış çiftlik gübresi ile azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze fenni gübre verilmesi gerekir. Eğer çiftlik gübresi sağlanamazsa, yerine yeşil gübreleme yapılmalıdır.

Hasat (Derim): Ispanak bitkisinin hasadı, tohumlarının ekiminden 2-2,5 ay kadar sonra başlar. Ülkemizde hasat işi genellikle bitkilerin bahçede seyreltilmesi, istenilen niteliğe erişmiş bitkilerin topraktan olduğu gibi çekilip çıkarılması şeklinde yapılır. Böylece bahçede kalan öteki bitkiler daha rahat bir gelişme ortamına kavuşmuş olur.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Ispanak bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Kabak

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Kabak

Nefis yaz sebzelerinden biri olan Kabağı veren, Kabakgillerin örnek bitkisidir. Anayurdunun Kuzey Amerika olduğu sanılmakta ve Amerikan İngilizcesindeki kabak sözcüğünün Kızılderililerin dilinden alındığı savunulmaktadır. Ülkemizin hemen her yerinde yetiştirilen otsu kabak bitkisinin, boyu birkaç metre uzayabilen köşe kesitli sürüngen bir gövdesi vardır. Bu gövdenin üzerinde, diken gibi sert tüyler ile bitkinin tutunmasına yarayan sülükleri bulunur. Bitkinin yaprakları iri, kaba ve diken gibi tüylerle kaplıdır. Tekevcikli sarı renkli çiçeklerinde, çanak ve taç yapraklarının dibi bitişiktir.

Bitkinin kabak adı verilen meyvesi etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen tohumları yer alır. Taze sebze olarak çeşitli sadeyağlı, zeytinyağlı ve etli yemekleri yapılan bu meyvenin iyice olgunlaşmış olan tohumları çıkarılıp kavrularak çerez olarak tüketilir. Ayrıca bazı yörelerde kabağın erkek çiçekleri toplanıp dolma yapımında asma yaprağı gibi kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze kabağın içerdiği besin değerleri şunlardır: 14 kalori; 0,5 gr. protein; 3,1 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 25 mgr. fosfor; 25 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; l mgr. sodyum; 141 mgr. potasyum; 390 IU A vitamini: 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,08 mgr. B2 vitamini; 0,8 mgr. B3 vitamini ve 10 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Kolay sindirilebilen bir sebze olduğu için hasta ve yaşlı kişilerin diyetinde sıkça yer alan kabağın yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;

o Özellikle başta akciğer kanseri olmak üzere, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltan etkileri vardır: Elimizdeki çok inanılır kaynaklara göre kabak, yemek borusu, mide, mesane (idrar torbası), gırtlak ve prostat kanserlerine yakalanma rizikosunu en aza indirgemektedir. Bu etkisinden yararlanmak için kabağın günlük diyetimize katılması ve bolca yenmesi yeterli olur.

o Kabağın olgun ve taze çekirdekleri, aynen tatlı kabaklarınınki gibi hiçbir zehirli madde içermedikleri halde bedendeki tenya ve diğer kurtları düşürücü etkiler taşımaktadır: Bunun için kabuğu soyulmuş ama kavrulmamış çekirdeklerinden yetişkinlere günde 50-100 gr., çocuklara 30-40 gr. aç karnına yedirilir.

Alınmasını kolaylaştırmak için bu çekirdekler kabukları soyularak havanda dövülür. Bal ya da şekerle karıştırılıp macun haline getirilir. Bağırsak asalaklarını atabilmek üzere kişiye, çekirdekleri yedirdikten bir saat sonra müshil içirilir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Kabak bitkisi tohumlarıyla (kavrulmamış çekirdekleriyle) çoÄŸaltılır. Bunun için iki yöntem kullanılır. Zamandan kazanmak üzere, ilkbaharda ya tohumları sıcak yastıklara veya orta boy saksılara ekilip elde edilen fideler don tehlikesi ortadan kalktıktan sonra bahçemizde hazırlanmış asıl yerlerine ÅŸaşırtılır. Ya da toprak ve hava koÅŸulları izin verir vermez gene ilkbaharda tohumları bahçedeki yerine doÄŸrudan doÄŸruya ekilirler. Kabak fidelerinin ya da çekirdeklerinin bahçemizdeki sıra aralıkları 60 cm. ve çekirdeklerin toprakta dikilme derinliÄŸi 3-5 cm’dir. Bu çekirdekler ekildikten sonra üzerleri bastırılıp can suyu verilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Kabak, ılık ve sıcak iklimlerin bitkisidir. Soğuklardan korkar. Sıcaklık -2, -3 derecelere düştüğünde donar ve ölür. Kabak tohumlarının normal çimlenme gösterebilmesi için toprak sıcaklığı 10-12 derece olmalıdır. Kabak bitkisi yazın çok sıcak ve kurak hava koşullarından da hoşlanmaz. İlkbahar ekiminde tohumları geciktirilmeden yerlerine ekilmeli, hasat dönemi çok sıcaklara bırakılmamalıdır. Sonbahar ekimi ise, ağustos içinde ya da eylül başında yapılmalıdır.

Toprak isteği: Kabak bitkisi, çok aşırı nitelikleri içermediği sürece birçok toprak tipinde yetiştirilebilir. Ancak, bitkiye en uygunu derin, geçirgen, su tutma yeteneği yerinde, humuslu ve organik madde yönünden zengin topraklardır.

Toprak işleme: Kabak bitkilerinin bahçeye ekiminden sonra, 3-4 yapraklı olduklarında yabani ot mücadelesi ve toprağın kabartılması amacıyla ilk çapalaması yapılır. Bundan 3 hafta sonra ikinci çapalama, gerekiyorsa aynı aralıklarla üçüncü ve dördüncü çapalamalar yapılır.

Sulama: Kabak bitkilerine, ilk meyveleri görülünceye kadar su verilmesinden kaçınılır. Bu dönemde havalar çok kuraksa aşırıya kaçmamak koşuluyla 1-2 kez sulama yapılır. Bitkilerde meyve görüldükten sonra, sulama düzenli ve yeterli olarak yapılmalıdır. 2-4 gün arayla bitkiye su verilmesi, ürün verimini artırır.

Bitkinin yaprakları sabah ve akşamları porsuyup sarkıyorsa bitkinin suya gereksindiği anlaşılır. Aslında bu duruma meydan verilmeden sulama aralıksız sürdürülmelidir. Son olarak şunu da ekleyelim, kabak bitkileri sulanırken yapraklarına kesenkes su sıçratılmamalıdır.

Gübreleme: Kabak bitkisi gübreyi çok sever. Çünkü, gelişme ve ürün verme dönemlerinde topraktan çok miktarda besin kaldırmaktadır. Bu nedenle kabak bitkisine iyi yanmış çiftlik gübresiyle azot, potas ve fosfatlı kompoze fenni gübre verilir.

Hasat (Derim): Kabak, tohumları bahçeye ekildikten ortalama 10-14 hafta sonra hasat edilir. Normal büyüklüğüne erişen kabak meyveleri, keskin bir bıçak kullanılarak kesilir. Bitkinin gövdesine zarar vermemek için meyveler zorlanarak elle koparılmamalıdır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Kabak bitkisinin iyi gelişmesi, bol ve iyi nitelikli ürün vermesi için üzerlerinde hastalık ve zararlıları görülünce uzmanların direktiflerine göre uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak bunlarla zamanında, aksaksız ve yeterli mücadele sürdürülmelidir.

Karpuz

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Karpuz

Serinletici ve lezzetli bir meyve olan karpuzu yaz mevsimi ile sonbaharda veren Karpuz bitkisi, Kabakgillerdendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen bitkinin yabani türlerine Kuzey Afrika ile Sudan’da rastlanmaktadır. Ülkemizde karpuz üretimine en uygun yerler Çukurova ve GüneydoÄŸu Anadolu bölgeleri ile Ege ve Akdeniz bölgelerinin kıyıya yakın yöreleridir.

Toprak üzerine yatarak 3-5 m. kadar boylanabilen karpuz bitkisinin iri yaprakları parçalı, küçük çiçekleri sarı renklidir. 5-10 kg. ağırlığa kadar çıkan meyveleri yuvarlak, oval, silindirik ve son zamanlarda üretilenleri dikdörtgen biçimli; kalın kabuğu koyu yeşil düz, açık ve koyu yeşil çizgili ya da benekli olur. Genellikle kırmızı ve pembe, bazen sarı renkli olan eti (özü) çok sulu, serinletici ve meyve iyice olgunlaştığında tatlıdır.

Meyvenin içinde dağınık olarak yer alan tohumları (çekirdekleri) irice ya da ufaktır. Son zamanlarda yapılan çalışmalar sonucunda, kısır (çekirdeksiz) karpuz türleri de elde edilmiştir. Karpuz, ülkemizde çok sevilerek çiğ olarak yenilmekte, ayrıca kabuğundan reçel yapılarak tüketilmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. dilimlenmiş karpuzun besin değerleri şöyle sıralanabilir: 26 kalori; 0,5 gr. protein; 0,3 gr. lif; 0 kolesterol; 10 mgr. fosfor; 7 mgr. kalsiyum; 0,5 mgr. demir; 320 mgr. potasyum: 590 IU A vitamini ve 7 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerin incelenmesinden görüleceği gibi karpuz özellikle potasyum minerali ve A vitamini yönünden yararlı bir besindir. Bunun yanı sıra;

o Kanı temizler, böbreklerdeki kum ve taşların atılmasını sağlar: Çünkü içerdiği sıvı oranı nedeniyle karpuz, idrarı büyük oranda artırır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Karpuz bitkisi, tohumlarının (yani meyvenin içinde bol miktarda bulunan çekirdeklerinin) toprağa 50-60 cm. aralıkla ekilmesiyle üretilebilir. Ama, naylon tüplerde serada ya da naylon örtü altında yetiştirilmesiyle erkenciliği sağlanır ve bitki son ilkbahar donlarından korunmuş olur. Tüplerde üretilen fideler, uygun havada (toprak sıcaklığı 12 dereceye ulaştığında), bahçeye ya da tarladaki yerine, gene 50-60 cm. aralıkla açılan çukurlara (ocaklara) şaşırtılarak ekilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Karpuz, ılık ve sıcak bölgelerin bitkisidir. Özellikle meyvesinin gelişmesi için çok sıcağa gereksinir.

Toprak isteÄŸi: Karpuz bitkisi derin, geçirgen, süzek (suyu iyi akıntılı) ve yine de biraz nem tutan kumlu-tınlı ve tınlı-kumlu topraklarda iyi yetiÅŸir. Ağır bünyeli killi topraklar karpuz üretimine uygun deÄŸildir. Hafif bünyeli topraklarda ancak çok iyi gübreleme yapılırsa istenen sonuç alınır. Karpuz yetiÅŸtirilecek alanda taban suyu seviyesi l m’den yukarı çıkmamalıdır.

Sulama: Diğer pek çok üründe olduğu gibi, karpuz bitkisinden de iyi verim alabilmek için kök çevresinde toprak nemi yeterli olmalıdır. Bu nemin oranı düşünce sulama yapılması gerekir. Karpuz bitkisine verilen su, tuzlu ve kirli olmamalıdır. Sulamada yeraltı suyu kullanılıyorsa su bekletilip havalandırılmalıdır.

Karpuz bitkisi geliştikçe, su gereksinimi artar. Ancak meyve irileşene kadar sulamada aşırıya kaçılmamalıdır. Çünkü bu aşamada fazla sulama, meyvenin değil de bitkinin irileşmesine ve kolayca mantar hastalıkları kapmasına yol açar. Tüm kabakgillerde olduğu gibi sulama sırasında bitkinin yaprak, çiçek ve meyveleri ıslatılmamalıdır.

Gübreleme: Karpuz bitkisinin ekileceği toprak, sonbaharda derin kazılarak hazırlanır, kesekleri parçalanır ve yanmış çiftlik gübresi bu toprağa karıştırılır. İkinci kez ocak-şubat aylarında toprak işlenirken taban gübresi verilir. Fosfatlı gübre bu sırada, azotlu ve potaslı gübreler ise üçe bölünerek dikim sırasında, bitki çiçeklendiğinde ve meyveler ceviz kadar irileştiğinde partiler halinde verilir.

Toprak işleme: Karpuz üretiminde, bitkiler arasında çıkan ve gelişen yabani otlarla, çapayla (ve büyük tarlalarda traktörle) yüzeysel olarak kazılarak mücadele edilmelidir. Karpuz bitkisinin yüzlek (yüzeysel) olan kökleri bu işlemler sırasında özenle korunmalıdır. İlk toprak işleme, dikimden 20-25 gün sonra yüzeysel; ikinci işleme, 20-25 gün daha geçtikten sonra biraz derince yapılır, bunun ardından toprağa azotlu ve potaslı gübre verilir.

Hasat (Derim): Karpuz bitkisinde hasat zamanının geldiği, meyvelerinde şu olgunluk belirtilerinin görülmesiyle anlaşılır: Olgunlaşan karpuzlar, kavunların tersine hafifler. Kabukları parlak bir görünüş kazanır. Karpuzun kabuğu tırnakla kolayca sıyrılabilir. Meyve sapındaki kulakçıkları kurur.

Karpuzu dalına bağlayan tüylü sapı da kurur. Olgun karpuz sapından kolayca kopar. Parmakla karpuzun kabuğuna vurulduğunda meyveden kendine özgü tok bir ses çıkar. Makbul bir yöntem olmamakla birlikte, avuçlar arasına alınan karpuz sıkıldığında meyvenin içinden bir ses geldiği duyulur. Bu belirtiler görülüp algılanınca hasada geçilebilir. Böylece karpuz, keskin bir bıçakla sapı kesilerek hasat edilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Karpuz bitkisine dadanan zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan ciddi bir mücadele sürdürülmelidir.

Kereviz

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Kereviz

Kimimize hoÅŸ gelen, kimimizin nahoÅŸ bulduÄŸu kokusu nedeniyle sevilen ya da nefret edilen Kereviz adlı kış sebzesi, Maydanozgiller’dendir. Anayurdu Akdeniz havzası ile Kafkasya olan yabani kereviz adlı bitkinin ayıklanması ve ıslahıyla kültüre alınmıştır. 30-100 cm. boylanabilen, her bölümü keskin kokulu ve ikiyıllık otsu bitki olan kerevizin kökü ve/veya yaprakları sebze olarak tüketilmektedir.

Bitkinin ilk yılında yumrusu (kökgövdesi) gelişir. İkinci yılında sapları gelişip çiçek açar ve tohum verir. Kerevizin yumru kökü gelişkin olanlarına kök kereviz, çok parçalı ve sapı oluklu yaprakları olanlarına yaprak ya da sap kereviz adı verilir. Kereviz, kişilerin yeğlemesine göre, bu kök ve/veya yapraklarının sadeyağlı ya da zeytinyağlı yemekleri yapılarak tüketilir. Batı ülkelerinde sap kerevizin yaprakları salatalara bolca katılır.

Bitkinin körpe yaprakları, güneşsiz ve havadar bir yerde kurutularak havanda ezilip toz haline getirilir ve bazı yiyeceklere, çeşni vermesi için serpilir. Bitkinin tohumları da kurutulup ezilerek kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere katılır. Tuzsuz rejimlerde sofra tuzu yerine kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. sap ya da yaprak kerevizin besin değerleri şöyledir: 17 kalori; 0,9 gr. protein; 3,9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 29 mgr. fosfor; 39 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 126 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 240 IU A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B2 vitamini; 0.3 mgr. B3 vitamini: 0,06 mgr. B6 vitamini; 8 mcgr. folik asit; 9 mgr. C vitamini ve 0,5 mgr. E vitamini.

100 gr. kök kerevizin yukarıdakilerden farklı besin değerleri şunlardır: 40 kalori; 1,8 gr. protein; 8,5 gr. karbonhidrat; 100 mgr. sodyum ve 300 mgr. potasyum.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra, kerevizin sağlığımıza yararlı etkileri bitkiyi şifalı (tıbbi) otlardan saydıracak kadar çoktur. Bunları da şöyle özetleyebiliriz:

o Güçlü bir idrar söktürücüdür: içerdiği apiol adlı maddeyle idrar yollarını ve kanı temizler. Bedende şikâyetlere neden olan bazı durumlara (sözgelişi, eklemlerdeki gut hastalığı gibi) iyi gelir.

o Sinirleri yatıştırıcı etkisi vardır. Aşırı sinirlilik durumunu yok eder.

o Bedene yararlı diğer etkileri de şunlardır: Uyarıcıdır. Bedeni güçlendirici toniktir. Gaz söktürücüdür. iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

o Çok eski çağlardan beri, kerevizin cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri bulunduğu ileri sürülegelmiştir.

Bu etkileri sağlamak üzere, kereviz, yemeklerde ve salatalarda bolca tüketilir. Ya da piyasadan satın alınan kurutulmuş kereviz tohumlarından 1-2 tatlı kaşığının üzerine bir bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Kereviz bitkisi, minik tohumlarıyla çoğaltılır. 1.000 tanesi 0,50 gr. kadar gelen açık kahverengi (esmer) tohumları, şubat-nisan ayları arasında, toprağı iyi nitelikli yanmış çiftlik gübresiyle karıştırılmış tavalara derine gitmeyecek şekilde ekilir. Tokmakla bastırılıp süzgeçle sulanır. Böylece 15-20 gün içinde gelişen fideler bahçelerdeki yerine 50-60 cm. aralıkla şaşırtılır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Kereviz, ılık ve serin iklimli yörelerin bitkisidir. Çok kurak ve sıcak havalardan hoşlanmaz. Soğuğa oldukça dayanıklıdır. Bitki, aylık sıcaklık ortalaması 15-21 derece olan ortamda iyi gelişir. Bitkinin güneşli ve sert rüzgârlardan korunmalı yerlerde iyi geliştiği görülmektedir.

Toprak isteÄŸi: Süzek (suyu iyi akıntılı) olmak koÅŸuluyla tınlı-kumlu, humuslu (dolayısıyla bitek) ve nemli toprakları seven kereviz bitkisi ağır, killi topraklardan hoÅŸlanmaz. Toprakta su birikmeleri olursa bitki çürür. Toprağının, pH’ı 5,5-6,7 arasında ve iyi iÅŸlenmiÅŸ olması gerekir.

Sulama: Kereviz bitkisi, yazın havalar sıcak ve kurak olduğu sürece, toprağı yeterince nemli olacak şekilde sulanmalıdır.

Toprak işleme ve gübreleme: Arada bir toprağı çapalanıp temizlendikten sonra kereviz bitkisine iyi yanmış çiftlik gübresi ile azot, fosfat ve potaslı kompoze fenni gübreler verilir. Sap kereviz yetiştirilirken bitkiye azotlu gübre bolca verilmelidir.

Sap kerevizin özelliklerinden biri, saplarının beyaz renkte olmasıdır. Bunu sağlamak için hasattan 6-7 hafta önce bitkinin sap kısmına, kazılan toprak bastırılarak boğaz doldurma işlemi uygulanır. Ayrıca sapların kâğıtla sarılması da yararlı olur.

Hasat (Derim): Kök kerevizin hasadı, bitkinin fidesinin dikiminden 6-7 ay sonra yapılır. Bunun için kök kerevizler topraktan çapa ya da büyük tarlalarda makineyle sökülür. Sap kerevizler ise, bitkiler istenen uzunluk, kalınlık ve dolgunluk durumuna geldiğinde zaman geçirilmeden hasat edilir.

Kiraz

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Kiraz

İlkbahar sonu ile yaz mevsiminin en hoÅŸ meyvelerinden birini veren Kiraz aÄŸacı, Gülgiller’dendir. Anayurdu Kuzey Anadolu olan kiraz aÄŸacı, antik dönemde Yunanistan’a götürülmüş ve oradan Avrupa’ya yayılmıştır. Yabani kiraz aÄŸaçları 20-25 m’ye kadar boylanabilirken bahçe kirazı (Prunus: Cerasus avium) daha kısa boylu bir aÄŸaçtır. Düz ve dik gövdeleri grimsi siyah ya da donuk siyah renkli ve enine çizgilidir.

Dalları düzgün olan kiraz ağacının yaprakları vişneninkinden daha iri, oval biçimli, yaprak ayası buruşuk, alt yüzü tüylü, ucu sivri ve kenarları testere gibi dişlidir. Çiçekleri tek tek değil, bazen altıya kadar değişen sayılarda ve pembe-beyaz renkte, ilkbahar mevsiminde ağacın yeşil renkli yapraklarından daha önce açar. Bu çiçeklerden oluşan ve adına kiraz denilen meyveleri tek tohumlu (sert çekirdekli) olur.

Kiraz meyvesi, ağacın bulunduğu bölgeye ve çeşidine göre nisan sonu ile temmuz başı arasında olgunlaşır. Rengi siyah, kırmızı, sarı ya da beyazımsı olan bu meyveler, 1-3 cm. çapında, yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, lezzetli ve hoş aramalıdır. Taze olarak çok beğenilerek yenildiği gibi pastacılıkta, şekerlemecilikte ve içki yapımında kullanılır. Reçeli de yapılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze kiraz meyvesinin içerdiği besin değerleri şunlardır: 70 kalori; 1,3 gr. protein; 17.5 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 0,4 gr. lif; 19 mgr. fosfor; 22 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; 2 mgr. sodyum; 191 mgr. potasyum; 110 IU A vitamini: 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,06 mgr. B2 vitamini; 0,4 mgr. B3 vitamini; 0,032 mgr. B6 vitamini ve 10 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;

o Kiraz, bedendeki ürik asit düzeyini düşürerek gut hastalarına yararlı olur: Bunun için kiraz serbestçe ve istendiği kadar yenilebilir.

o Kiraz diş çürümelerini engelleyen bazı maddeleri içerir.

o Kiraz (ve vişne) meyvesinin saplarının sağlığımıza yararlı şu etkileri vardır: idrar söktürücüdür. İçerdiği mineral ve öteki maddelerle bedenin su dengesini düzenler ve pekliği (kabızlığı) giderir. Ayrıca bedeni güçlendirici tonik etkileri vardır: Bu önemli etkilerinden yararlanılmak üzere, taze ya da kurutulmuş kiraz (veya vişne) saplarından 2-3 tatlı kaşığı dolusu alınır, bir bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılıp 10-15 dakika ısıtma işlemi sür-
durulur. Böylece elde edilip süzülen dekoksiyondan günde üç bardak içilir.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Kiraz ağacı, tohumlarının (çekirdeklerinin) ekiminden oluşan çöğürleriyle ve bunların aşılanmasıyla çoğaltılır. Ancak bu yöntemle yapılan fidan üretimi uzun sürdüğünden uygulamada yabani kiraz ya da idris (mahlep) ağacının fidanları anaç olarak kullanılmakta ve bunların istenen kiraz çeşitlerine aşılanmasıyla kiraz ağacı elde edilmektedir. Bizim için en doğru yol, profesyonel ve inanılır üreticilerin yetiştirdiği, türü belli, sağlıklı fidanları alıp bahçemize 7-8 m. aralıklarla dikmek olacaktır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteÄŸi: Kiraz aÄŸacı, ılıman iklimlerin bitkisidir. Sıcak ve soÄŸuklara karşı viÅŸne aÄŸacından daha çok duyarlıdır. Ülkemizde, genellikle kuzeyde kıyılara yakın bölgelerde ve iç Anadolu’da vadilerde yetiÅŸtirilmektedir. Meyvenin olgunlaÅŸması döneminde yaÅŸanan serin havalar aÄŸaçlardan en iyi nitelikli ürün elde edilmesini saÄŸlamaktadır. Kiraz aÄŸaçları, sıcaklığın -20 derecenin altına indiÄŸi yörelerde yetiÅŸtirilmemelidir. -2 derece ve altında, kiraz çiçekleri donar. Yapraklarını döken kiraz aÄŸaçları dinlenir ve soÄŸuklama gereksinimlerini giderir. Kiraz aÄŸaçlarının 7,2 derecenin altındaki ortalama soÄŸuklama süreleri 1.100-1.300 saattir.

Toprak isteği: Kiraz ağaçları, vişnenin tersine, toprak bakımından çok seçicidir. Süzek (suyu iyi akıntılı), derin, verimli, havalandırılmaya uygun, organik madde yönünden zengin ve yaz aylarında sulanabilen topraklar, kiraz yetiştiriciliği için uygundur. Süzek olmayan, çok nemli, soğuk ve ağır yapılı toprakları sevmeyen kiraz ağaçları, bu özellikleri taşıyan topraklarda yetiştirilirse kısa sürede ürün verimi düşer, ağaçlar hastalanır ve ölür.

Toprakta taban suyu yüksekse kiraz ağaçlarının kökleri yüzeyde kalır. Böyle ağaçlar, yaz kuraklığına ve kış soğuğuna karşı duyarlı olurlar. Çok kurak, kumlu ve kireçli topraklar da kiraz ağaçlarına uygun değildir. Bu gibi topraklarda ağacın meyveleri küçük olur. Ağır topraklarda iyi gelişemeyen kiraz ağaçlarının meyve niteliği düşer. Meyveler olgunlaşamadan dökülür. Ayrıca ağaçlarda zamklanmalar da görülür.

Sulama: Yıllık yağışların 600 mm’yi aÅŸtığı yerlerde yetiÅŸmiÅŸ kiraz aÄŸaçlarının sulanmasına gerek yoktur. Yağış oranı bu miktarın altındaysa, kiraz aÄŸaçları yaz mevsiminde 2-3 kez bolca sulanarak geliÅŸmelerine, çiçek tomurcuÄŸu oluÅŸturmalarına ve meyve tutmalarına yardımcı olunur.

Gübreleme: Kiraz fidanları bahçemize dikilirken iyi yanmış çiftlik gübresi ile fosfat ve gerekiyorsa potaslı gübre verilir. Sonraki 4-5 yılda, kiraz ağaçlarına gübre verilmez. Çünkü, kiraz orman ağacı olup kuvvetle gelişir, yüksek boylu ağaçlar meydana getirir. Bu arada meyve vermeyi geciktirir. İlk yıllarda özellikle kiraz ağacına azotlu gübre verilmesinden kaçınılmalıdır. Sonraki yıllarda yapılacak toprak analizi sonuçlarına göre, iyi yanmış çiftlik gübresi ile azot, fosfat, potas ve ayrıca demir, magnezyum, bor ve çinko içeren kompoze fenni gübreler verilir.

Budama: Vişne ağaçları gibi kiraz ağaçları da meyve veren bitkiler arasında en az budama isteyen ağaçlardır. Ancak kuruyan, kırılan, birbirini ve ağacın tacını sıkıştıran, çok zayıf ve bir de obur olan dallar kesilip çıkarılmalıdır.

Hasat (Derim): Kiraz ağacının meyveleri, tam hasat olgunluğuna eriştiğinde toplanarak hasat edilir. Bu dönem, meyvenin normal irilik, renk ile çeşide özgü tat ve aromasına ulaştığı zamandır. Kiraz ağaçları, genellikle bir defada hasat edilir. Hasat işlemi sabah ya da akşam serinliğinde yapılır. Hasat elle, meyvenin sapının, baş ve işaret parmağı arasında tutulup yukarı itilerek daldan ayrılması şeklinde yapılır. Bu arada meyveyi taşıyan dalcığın kırılmamasına ve meyvenin berelenmemesine dikkat edilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Kiraz ağaçlarına dadanan zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak eksiksiz, zamanında ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

KuÅŸkonmaz

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

KuÅŸkonmaz

SaÄŸlığımıza çok yararlı etkileri olduÄŸu halde ülkemizde ne yazık ki pek az tanınan ve tüketilen kuÅŸkonmaz adlı sebzesini veren KuÅŸkonmaz bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen kuÅŸkonmazların 150 kadar türü vardır. Bunlardan bazısı pek ince yapraklı süs bitkisiyken, bazısı da Ege ve Akdeniz bölgemizin kıyı kesimlerinde doÄŸal olarak yetiÅŸen ve halk tarafından toplanıp sarmaşık adıyla sebze gibi deÄŸerlendirilen türdür.

Burada konumuza giren ve sofralık sebze olarak tüketilen, tıbbi kuşkonmaz ya da kültür kuşkonmazı (A. officinalis) türüdür. Bu çokyıllık bitkinin toprak altında 50-100 cm. kadar uzayan güçlü bir rizomu (kökgövdesi) ve toprak üzerinde 50-150 cm. kadar boylanıp sebze olarak tüketilen gövde sürgünleri vardır.

Kuşkonmaz bitkisinin yaprak oluşumları, gövde üzerinde üçgen biçimli pulcuklar halinde, küçük ve önemsizdir. Yaprak işlevini, iğne biçimindeki sürgünleri yapar. Kuşkonmaz, genelde ikievcikli bir bitkidir. Erkek çiçekleri ayrı bitkide, dişi çiçekleri de ayrı bitkide yer alır.

Dişi çiçekli bitkiler daha kalın ve güçlü gövde sürgünleri verirken erkek çiçekli bitkiler ince ama daha yüksek ürün verimi sağlayan sürgün verir. İşte kuşkonmaz bitkisinin sözü edilen bu sürgünlerinin tazesi, dondurulmuşu veya konserve edilmişi Batı ülkelerinde makbul bir sebze türü olarak benimsenmektedir. Bu sürgünler, soyulup suda haşlanarak ve üzerinde tereyağı gezdirilip maydanoz serpilerek sıkça yenmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) kuşkonmazın besin değerleri şöyle sıralanabilir: 13-16 kalori; 2,2 gr. protein; 3,6 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 0,7 gr. lif; 50 mgr. fosfor; 21 mgr. kalsiyum; 0,6 mgr. demir; 1 mgr. sodyum; 110 mgr. potasyum; 900 IU A vitamini: 0,16 mgr. B1 vitamini; 0,15 mgr. B2 vitamini; 1.4 mgr. B3 vitamini: 26 mgr. C vitamini ve 0,56 mgr. E vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıki değerler incelendiğinde kuşkonmazın kalorisi düşük olduğu halde fosfor ve potasyum gibi minerallerle özellikle A vitamini ve öteki vitaminler yönünden yararlı bir besin olduğu ortaya çıkar. Bunun yanı sıra; o Kuşkonmaz, güçlü bir idrar söktürücüdür: Bedende kalp yetmezliği nedeniyle oluşan ödemlerin atılmasına yardımcı olur. Kalbi güçlendirir. Bedende bulunan fazla sıvıların atılmasını sağlar. Kanı temizler. Kum dökücü etkisi de vardır.

o Kuşkonmaz sindirimi kolaylaştırır.

o Kuşkonmazın yatıştırıcı ve afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu öteden beri savunulmaktadır.

Bütün bu tıbbi etkilerinden yararlanmak için kuşkonmazın körpe sürgünleri bol bol yenilmelidir.

Dikkat: Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir. Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Kuşkonmaz bitkisinin üretilmesi oldukça zahmetli ve diğer sebze türlerinden çok farklıdır. Ancak bir kez yetiştirilen ve iyi bakılan bitki, 15-20 yıl süreyle ürün verir. Bu sürenin ilk iki yılı ürünsüz geçer, daha sonra bitkiden ürün alınmaya başlanır. Bitkinin üretilmesi ya tohumla ya da vejetatif yöntemlerle olur.

Her iki yöntem de birkaç yıl süreli, zahmetli ve profesyonelce çalışmalar gerektirir. Bu şekilde yapılan çalışmaların sonucu elde edilen ve pençe adı verilen toprakaltı rizomu (kök-gövdesi), bitkinin yetiştirileceği bahçe ya da tarlada dikim hendeği adı verilen, sıra arası 150-180 cm., derinliği 25-30 cm. ve eni 30 cm. olan boydan boya bir hat halinde açılmış çukurlara dikilir.

Dikim hendekleri bölgedeki hâkim rüzgârlar yönünde kazılırsa bitki yeterince havalanır, aşırı nemden kurtulur. Bu hendeklere kuşkonmaz pençelerinin dikimi ilkbaharda, toprak tava geldiğinde ve havalar ısınmaya başladığında, sıralar üzerinde 35-40 cm. dikim aralığı bırakılarak yapılır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Kuşkonmaz, iklim isteği ve özellikle sıcaklık bakımından uyum yeteneği fazla olan bir bitkidir. Kış soğukları ve yaz sıcaklıklarından olumsuz yönde etkilenmez. Toprak altında kalan pençesi, aşırı soğuklara bile dayanır. Bu nedenle çok soğuk bölgelerde bile kuşkonmaz bitkisi yetiştirilebilir.

Sürgün gelişmesi 12 derecede başlar, bitki, 18 derecede en fazla etkinliğe erişir. Hasat döneminde ise, sıcaklık 15-18 dereceler arasında olmalıdır. Hasattan sonra havanın 35-40 derecelere çıkması bile bitkinin gelişmesinde sorun yaratmaz.

Kuşkonmaz bitkisi, belli bir soğuklama dönemini de yaşamak ister. Bitkiyi ilgilendiren bir başka iklim konusu da, hasat zamanında uzun süreli ve şiddetli yağışları yaşamamasıdır. Aksi takdirde bitkide sürgün gelişmesi yavaşlar ve sürgünlerin niteliği düşer. Bu bakımdan kuşkonmaz bitkisinin üretimine en uygun yerler, 1.200 m. yüksekliğe kadar çıkabilen geniş plato ve ovalardır.

Toprak isteği: Kuşkonmaz bitkisi, farklı toprak bünyelerine de kolayca uyum göstererek kumlu topraklardan ağır killi topraklara kadar farklı yapıdaki topraklarda yetiştirilebilir. Yine de toprak yüzeyi ve alt toprak yapısı, bitkinin gelişmesini, sürgün verimini ve niteliğini etkileyeceğinden, bitkinin yetiştirileceği toprağın dikkatle incelenmesi gerekir.

KuÅŸkonmaz bitkisinin toprağı geçirgen yapılı, 80-100 cm. derinlikli ve taban suyu seviyesi 60 cm. derinde olmadır. Hafif bünyeli, kumlu, kumlu-tınlı, tınlı-kumlu ve hafif kireçli topraklar kuÅŸkonmaz bitkisine pek uygundur. Bitki, asitli topraklara dayanamaz. Toprağının pH’ı 6,5-6,8′in altına düşmemelidir. Asidite yükselirse yanmış kireç dökülerek durum düzeltilebilir.

Sulama: Kuşkonmazların fidesi yetiştirilirken sık ve az su verilerek bitkinin su gereksinimi karşılanır. Aşırı sulama, mantar hastalıklarına neden olur. Pençelerin hendeklere dikiminden sonra, yazları kurak geçen bölgelerde kuşkonmaz, yağmurlama yöntemiyle ya da sıralara yüzeysel verilecek suyla sulanır. Bu döneminde de bitkiyi sık ama az sulamak daha yararlıdır.

Gübreleme: Kuşkonmaz bitkisinin yetiştirildiği bahçe ya da tarla organik madde içeriği yönünden yetersizse düzenli gübreleme yapılması gerekir. Bitkinin ilk gübrelemesi, nisan-mayıs aylarında yalnızca azotlu gübre verilerek yapılır. Haziranda bir kez daha azotlu gübre verilir. Bitkiye, sonbaharda iyi yanmış çiftlik gübresi ile daha sonra da süperfosfat fenni gübre verilmelidir.

Toprak işleme ve diğer bakım işlemleri: Pençelerin dikiminden sonra dikim hendekleri toprakla doldurularak kuşkonmaz bitkisinin normal sıraları ortaya çıkar. İşte bu bitki sıraları arasında yetişen yabani otlarla, gerektikçe çapalama yapılarak mücadele sürdürülmeli; bitkinin ilk iki yılında hasat edilmeyen sürgünleri sonbaharda sararıp kuruyunca, bunlar kesilip bahçe dışına atılmalı, mümkünse yakılıp yok edilmelidir. Böylece bitkiye dadanacak zararlı ve hastalıkların yok edilmesine yardımcı olunur.

Hasat (Derim): Kuşkonmaz bitkisinden, ilk iki yılında kesinlikle ürün alınmaz. Bitkiden ürün alınmaya üçüncü yılında başlanır. Ancak, bitkiyi fazla yormamak için ürün alma işi kısa tutulur. Ürün alma yıllarının başlamasıyla bitkiden düzgün, beyaz, kartlaşmamış ve iyi nitelikli ürün alınması için kuşkonmaz bitkisi sıralarının üzerine yumuşak topraklar çekilip örtülür.

Bu işleme kümbetleme denir. Ilık bölgelerde mart ayının ikinci yarısında, daha serin bölgelerde nisan ayının başında sürgünler uyanmaya başladığından, kümbetleme işi bu sırada yapılıp bitirilmelidir. Gecikilirse sürgünler erkenden toprak yüzüne çıkar, kısa kalır ve renkleri yeşile döner.

Kuşkonmaz bitkisinden hasat ilkbaharda yapılır. Belirli bir süre sürgünler kesildikten sonra hasat işlemi durdurulur. Bitkiye, besin maddesi yapması ve pençelerinde depolaması için izin verilir. İlk ürün alma yılında (bitkinin üçüncü yılı), her bitkiden 2-3 sürgün, sonraki yıllarda 7-8 sürgün, bitki çok güçlüyse 9-10 sürgün alınır. Ürün yani sürgünler kesilir kesilmez nemli bir ortama alınmalıdır. Üzeri nemli bir bezle örtülü bir sepet bu işe yarayabilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Kuşkonmaz bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilacı kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele edilmelidir.

Mandalina

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Mandalina

Latincesi Citrus Reticulata olup Akdeniz ülkelerinde, Brezilya, Meksika ve ülkemizde yetişen bir ağaçtır.

Herbal Terapi

Çiçekleri çay olarak içilmekte ve meyvesi yenmektedir. Sindirimi kolaylaştırıcı ve sakinleştirici olarak kullanılmaktadır.

Aromaterapi

Mandalın aromatik yağı, tatlı portakal ve limon kokusunda, psikolojik rahatsızlıklarda sakinleştirici, uykusuzlukta, idrar retansiyonunda, aşırı huzursuzlukta, yara izinde kullanılır.

Kozmetikte Kullanım

Mandalina yağı derinin üzerindeki porus adını verdiğimiz gözeneklerin açılmasında, tonik olarak ve aknede kullanılmaktadır.

Kullanım Şekli

Masaj olarak, banyoda, buğu tarzında kullanılır. Eklem ağrılarında masaj tarzında uygulanır. Banyoda gevşeme sağlamak ve yorgunluğu gidermek için birkaç damla kullanılır. Mandalın esansı yağı, deri üzerinde irite edici etkisi mevcuttur, güneş yanıklarında dikkatli kullanılmalıdır. Serin yerde ve koyu şişelerde saklanmalıdır.

Uygun Karışımları

Sardunya Zencefil Lavanta Neroli.

Maydonoz

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Maydonoz

Eski Yunan ve Romalılar döneminden beri sofraları süsleyen, sebze olmadığı halde birçok yemekle salatalara çeÅŸni vermesi için yaprakları katılan Maydanoz, Maydanozgiller’in örnek bitkisidir. Anayurdu Akdeniz havzası olan, dünyada ve ülkemizde yaygın ÅŸekilde yetiÅŸtirilen maydanoz, ikiyıllık otsu bir bitkidir.

Birinci yılında 30-40 cm. kadar boylanabilen bitki, bol yapraklı bir rozet oluşturur. İkinci yılında gövdeleri oluşarak bunların aralarından 80-100 cm. kadar uzayan saplarının ucunda, şemsiye biçiminde baş oluşturan ufak, sarı renkli pek çok çiçek açar.

Maydanozun gövdesi ve sapları yuvarlak kesitli, içi dolu ve hoş kokuludur. Yaprakları çok parçalı, üzeri koyu yeşil ve altı daha açık yeşil renkli olur. Bitkinin ikinci yılında olgunlaşan çiçeklerinden meydana gelen minik tohumları, esmer renkli ve orak biçimlidir. Maydanozun yaprakları çiğ olarak yenildiği gibi bazı yemeklere tencere ocaktan indirilmeden önce son dakikada eklenerek ve salatalara da katılarak bolca tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze maydanozun içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 34 kalori; 7,7 mgr. demir; 760 mgr. potasyum; 200 mg. kalsiyum. 4.040 mcgr. A vitamini kaynağı betakaroten: 10 mgr. folik asit ve 190 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan bazıları çok önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Maydanoz güçlü bir idrar, balgam ve safra söktürücüdür: Günde yalnızca 25 gramlık maydanoz alımı, bedendeki aşırı sıvı birikimlerini yok eder. (Ama, ödemlerin nedeni konusunda uzman doktorlara başvurulmalıdır.) Bu işleviyle maydanoz gut hastalığı tedavisi ile böbreklerin yavaş çalışmasının hızlandırmaya yardımcı olur. Maydanoz, C vitamini ile A vitamini kaynağı betakaroten gibi antioksidan maddeler yönünden çok zengindir. Bu nedenle maydanozu bolca tüketen kişilerin kanser, kalp hastalıkları ve katarakta yakalanma; felç olma rizikosu azalmaktadır.

o Maydanoz, içerdiği yüksek orandaki demir, folik asit ve C vitamini ile kansızlığı önler, bedeni güçlendirici etkiler yapar.

o Maydanoz çok zengin ve doğal bir kalsiyum kaynağıdır.

o Ayrıca maydanozun, sağlığa yararlı su etkileri de vardır: Kadınların aybaşı ağlarını azaltır, aybaşı dönemini düzene sokar. İştahı açıp sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı söktürür. Karın ağrılarını hafifletir. Soluğun kötü kokusunu yok eder. Grip hastalığının atlatılmasına yardımcı olur. Afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu da ileri sürülmektedir.

Bütün bu çok yararlı etkileri sağlamak üzere körpe maydanozların gündelik diyetimize katılması ve günde 25 gr. alınması yeterli olur.

Dikkat: Maydanoz dölyatağını (rahmi) uyardığından, gebelikte aşırı miktarda alınmamalıdır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Maydanoz bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bu tohumların taze olmaları gerekir. Bahçemizde derince kazılan ve düzeltilen yerlerine bu tohumlar, ilkbaharda havalar ısındığında, günün öğle saatlerinde serpilerek ve üzerleri ince toprakla örtülerek ya da daha iyisi 15-20 cm. aralıklarla birkaç tohum bir arada olmak üzere, 1-1,5 cm. derinliğe elle dikilir.

Tohumların çabuk çimlenmesi için bir gün önce, geceden suya yatırılması yararlı olur. Toprağa ekilmiş tohumların açgözlü karıncalar tarafından devşirilmemesi için süzgeçle sıkça sulanmaları ve çimlenme başlayıncaya dek toprağın ıslak kalması da doğru olur.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Aslında Akdeniz havzasının bitkisi olan maydanoz, dünyada ılıman iklimli bütün bölgelerde yetiştirilmektedir. Maydanoz bitkisi, güneşli ve özellikle yarı gölge yerleri çok sever. Balkonlarda kutu biçimindeki saksılarda bile yetiştirilebilir.

Sulama: Maydanoz, suyu çok seven bir bitkidir. Toprağı sürekli olarak nemli tutulursa bitki çok iyi gelişir, yaprakları iri ve canlı olur. Sulama yetersiz kalırsa bitki bodurlaşır, yaprakları ufalır ve sararır.

Gübreleme: Maydanoz bitkisine yılda bir -iki kez iyi yanmış çiftlik gübresi verilmesi ya da kompoze fenni gübre serpilmesi yararlı olur.

Hasat (Derim): Maydanoz bitkisinin yaprakları, tohumlarının ekiminden iki ay kadar sonra, irileştikçe saplarıyla birlikte koparılarak hasat edilir. Ancak her seferinde bitkinin üzerinde birkaç yaprak bırakılarak bitkinin canlılığı ve sürekliliği sağlanır. Maydanozun ikinci yılında uzayan çiçek sapları koparılıp atılırken aynı yerde, yeni bitkilerin üremesi için birkaç çiçek şemsiyesi bırakılıp ongunlaşmasına olanak tanınır.

Mısır

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Mısır

Yaz mevsiminde kebap edilmiÅŸini ya da haÅŸlanmışını, kışın patlatılmışını çerez olarak zevkle yediÄŸimiz mısırı veren Mısır bitkisi, BuÄŸdaygiller’dendir. En çok 3-4 m’ye kadar boylanabilen biryıllık bu iri tarım bitkisinin anayurdu Güney Amerika’dır. Oradan denizciler tarafından Avrupa, Afrika, Çin ile Hindistan’a getirilmiÅŸ ve daha sonra tüm dünyada yaygın biçimde yetiÅŸtirilmeye baÅŸlamıştır.

Ülkemizde, Mısır’dan getirildiÄŸi için bitkiye bu adın verildiÄŸi sanılmaktadır. Mısır bitkisinin 4 cm. çapa eriÅŸen sert ve dik gövdesi, boÄŸumlu ve bu boÄŸumlar arasında gövdenin içi boÅŸtur. Gövde üzerinde, almaşık dizili yeÅŸil renkli, üstü paralel çizgiler ÅŸeklinde damarlı, ÅŸerit biçimli yapraklarının ucu sivridir. Bitkinin iki farklı çiçeÄŸi vardır: Erkek çiçekleri bitkinin üst ucunda salkım baÅŸak biçiminde, diÅŸi çiçekleri yaprak koltuÄŸundan çıkan ve olgunlaÅŸtığında 25 cm. uzunluÄŸa eriÅŸen koçanlar üzerinde yer alır. DiÅŸi çiçeklerin yaz mevsiminde olgunlaÅŸmasıyla meydana gelen mısır tohumları (taneleri), kalın bir sap olan bu koçanlar üzerinde düzgün sıralar halinde dizilmiÅŸtir.

Koçan, yapraksı bir bürgüyle sıkıca sarılıyken tanelerin arasında uzayan esmer kahverengi ipliksi uzantılar (stigmalar) burgunun ucundan çıkar. Bunlara da mısır püskülü adı verilir. Mısırın taneleri, yukarıda belirttiğimiz gibi çerez olarak yenildiği gibi; yağı çıkarılarak; unu, irmiği ve nişastası yapılarak; haşlanıp yemeklere katılarak ve dondurulup saklanarak tüketilir. Çok besleyici olduğundan, kökü dışında bütün kısımları hayvanlara yem olarak verilmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. mısır tanesinin besin değerleri şöyle sıralanabilir: 83 kalori; 3,2 gr. protein; 18,8 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,7 gr. lif; 89 mgr. fosfor; 3 gr. kalsiyum; 0,6 mgr. demir; 165 mgr. potasyum; 400 IU A vitamini: 0.11 mgr. B1 vitamini: 0,1 mgr. B2 vitamini: 1.3 mgr. B3 vitamini ve 7 mgr. C vitamini.

Tanelerin ezilmesiyle yapılan mısır ununun kalorisi 368 grama, karbonhidratı 76 grama ve yağı 3 grama yükselmektedir. Bu undan yapılan ekmek ve diğer hamur işleri, Karadeniz bölgemizde sıkça tüketilmektedir.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda verilen değerlerin incelenmesinde de görüleceği gibi mısır kalorisi, karbonhidratı ve potasyum minerali yüksek oranlara erişen yararlı bir besindir. Bunun yanı sıra;

o Mısırdan elde edilen mısırözü yağı, damar sertliğini önleyici etkiye sahiptir: Çünkü doymamış bir yağdır. Kullanmaya alışkın özellikle yaşlı kişilerin, yüksek kan kolesterolünü düşürerek sağlığına büyük yarar sağlamaktadır.

o Mısır, kanseri önleyici maddeler içermektedir: Etkili olduğu kanser türleri arasında kalınbağırsak, göğüs (meme) ve prostat kanserleri sayılabilir.

o Mısır püskülünün sağlığımıza yararlı birçok etkisi vardır: Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz: Bedeni güçlendirici toniktir. Sakinleştiricidir. İdrar söktürücüdür. Mesane taşlarını düşürür. Çocuklarda böbrek sorunlarının atlatılmasına yardımcı olur. Üretrit (idrar yolları enfeksiyonu), sistit (mesane enfeksiyonu), prostatit (prostat bezi enfeksiyonu) ile romatizmanın tedavilerinde etkili olur.

Bütün bu yararlı etkileri sağlamak üzere mısır koçanındaki döllenme olayının gerçekleşmesinden önce (yani koçanın tam olgunlaşmasından önce) ortaya çıkan mısır püskülleri alınır. Kurutulduğunda birtakım etkilerini yitireceğinden bunların taze olarak kullanılması daha iyidir. 2 tatlı kaşığı taze ya da kurutulmuş mısır püskülünün üzerine bir bardak kaynar su döküp 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde iki-üç bardak içilir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Mısır bitkisi, tohumlarıyla (kurutulmuş taneleriyle) çoğaltılır. Bitkinin ekileceği toprağın daha önceden kazılmış, iyi yanmış çiftlik gübresiyle gübrelenmiş, kesekleri kırılmış ve tesviye edilmiş olması gerekir. İşte bitki tohumları, doğrudan doğruya, toprağı böylece hazırlanmış bahçe ya da tarlaya sıralar halinde ekilir.

Sıra üzerinde ekim aralığı 40-50 cm’dir. Buralara yan yana ikiÅŸer tohum ekilir, daha sonra 10-15 cm. boya erdiÄŸinde zayıf olanı sökülerek bitki seyreltilmiÅŸ olur. ilkbaharda ekimin yapılacağı günde sıcaklık 10 derecenin üzerinde olmalıdır. Bu da, Türkiye’nin çeÅŸitli bölgelerine göre ekimin ÅŸubat ayından mayıs ortalarına kadar yapılacağı anlamına gelir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Ilıman bölgelerin bitkisi olan mısır, gelişme döneminde sıcak havaları sever. Ülkemizde hemen her yerde bolca yetiştirilmektedir. Ancak bitkinin çiçeklerinin döllenme döneminde sıcak ve kuru rüzgârlar tane tutma oranını düşürmekte, ayrıca yan yatmasına da neden olarak bitkinin verimini azaltmaktadır. Şu halde mısır bitkilerini bahçe ve tarlalarımızda uzun süreler güneş alan ve rüzgârdan korunmalı yerlere ekmemiz iyi olacaktır.

Toprak isteÄŸi: Mısır bitkisi, tarıma elveriÅŸli olan her türlü toprakta yetiÅŸtirilebilir. Ama, süzek (suyu iyi akıntılı) ve organik madde yönünden zengin bol humuslu toprakta bitkiden daha iyi ürün alınır. Toprak pH’ı nötr ya da hafif asitli olmalıdır. Ancak, çok asitli topraklarda topraÄŸa sönmüş kireç eklenerek yüksek asidite oram düşürülebilir. Çok hafif ya da çok ağır bünyeli topraklarda mısır bitkisinden iyi sonuç alınmaz.

Sulama: Mısır bitkisi, gelişme süresince toprakta bol su bulunmasını ister. Özellikle bitkinin boy atması, çiçeklenme ve tanelenme dönemlerinde yaz yağışları yeterli olmalıdır. Sıcak ve kurak geçen bu dönemlerinde mısır bitkisi sulanarak su isteği karşılanır.

Gübreleme: Ekiminden önce toprağa verilen iyi yanmış çiftlik gübresine ek olarak mısır bitkisine gelişme dönemlerinde azotlu, fosfatlı ve potaslı kompoze fenni gübre verilmesi yararlıdır. Bu gübreler verilirken bitkinin yapraklarına değdirilmemeli, gübre, hafif çapalamayla toprağa karıştırılmalıdır.

Toprak işleme ve yabani otlarla mücadele: Mısır bitkisi ilk gelişme döneminde, çevresindeki yabani otlardan büyük zarar görür. Ancak, bu dönemi atlattıktan sonra yabani otların bitkiye verdiği zarar azalır. Öyleyse, ilk dönemde bahçelerimizde çapalamayla, tarlalarda yabani ot öldürücü ilaçlarla ot mücadelesi yapılması gerekmektedir.

Hasat (Derim): Mısır bitkisinin hasadı için mısır koçanlarında olgunluğun belirtisi, tanelerin koçana bağlandığı yerde siyah lekenin oluştuğunun görülmesidir. Hasat, olgunlaşmış koçanların, sapına yakın yerden elle tutulup bükülmesi ve bitkinin gövdesinden koparılmasıyla yapılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Mısır bitkisine dadanan hastalık ve zararlılarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Nar

Posted by: myfrom  :  Category: Åžifalı Bitkiler

Nar

Kutsal kitaplarda adı sıkça anılan ve sonbahar mevsiminde sevilerek yenilen nar meyvesini veren Nar aÄŸacı, Nargiller’in örnek bitkisidir. ÇeÅŸitli kaynaklarda narın anayurdunun, Anadolu’yu da içermek üzere Batı Asya’nın çeÅŸitli ülkeleri olduÄŸu belirtilmektedir.

Çekirdeklerinin kuÅŸların dışkısıyla taşınmasıyla günümüzde pek çok ülkede, ülkemizde ise baÅŸta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere iklimi uygun birçok yörede nar aÄŸacı yetiÅŸtirilmektedir. Ekonomik ömrü 30-50 yıl olan ve 4-5 m’ye kadar boylanabilen nar aÄŸacının, 100 yıl kadar yaÅŸayabilen güçlü bir kök sistemi vardır.

Bitkinin ince, eğri ve toprak düzeyinden başlayarak birçok sürgün vererek dallanan gövdesi, âdeta bir çalı görünümünde olur. Üst yüzeyi yeşil ya da koyu yeşil renkli yaprakları ince, uzun ve mızrak biçimli olarak dallarda karşılıklı dizilidir. Nisan-mayıs aylarında açmaya başlayan özel nar kırmızısı ve ender olarak sarı ve beyaz renkli çiçekleri, sürgünlerin uçlarında 1-5 adet olarak bulunur. 50-70 gün kadar çiçekli kalan ve bir süs bitkisi gibi güzel olan nar ağacının meyvesinin gelişme dönemi 120-160 gündür.

Sonbaharda olgunlaşan nar, üstten basık küre biçiminde ve iri portakal büyüklüğünde olup 1-5 mm. kalınlığında sarı, yeşil-sarı ya da kırmızı renkli derimsi yapılı bir kabukla kaplıdır. Bu kabuğun altında, her meyvede ortalama 1.000 adet olan ve yenilen nar taneleri bulunur.

Taneler, kabuğun içe doğru uzantısıyla oluşan odacıklarda yer alır. içlerinde, meyvenin tohumu olan çekirdekleri vardır. Olgunlaşan narlar tatlı, mayhoş ya da ekşi tatta olup tazeyken yenilir ya da sıkılıp suyu çıkarılarak, meyve suyu, şurubu ve şerbeti yapılarak tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze narın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 63 kalori; 0,5 gr. protein; 16 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; çekirdekleriyle birlikte yenilirse yüksek oranda lif; 8 mgr. fosfor; 3 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 3 mgr. sodyum; 259 mgr. potasyum; eser miktarda A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B2 vitamini; 0.3 mgr. B3 vitamini ve 4 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerin incelenmesinden görüleceği gibi nar, özellikle potasyum ve karbonhidrat yönünden değerli bir besindir. Bunun yanı sıra narın, sağlığımıza yararlı şu etkileri de vardır:

o Nar meyvesinin kabuklan, doku büzücü etkisiyle peklik vericidir: Bunun için nar kabukları iyice kıyılıp bunlardan 2-3 tatlı kaşığı alınarak üzerine bir bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika kadar demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan günde iki kez, sabah ve akşamları birer bardak içilir.

o Yukarıda tanımı verilen infüzyonun aynı dozda içilmesi, bedende tenya düşürücü etki de yapar.

o Nar kabuklan, aynı etkilen nedeniyle şiddetli diyare ve dizanteriye karşı da kullanılır: Bu etkiyi sağlamak için narın taze ya da güneşsiz, havadar bir yerde kurutulmuş kabuklarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp bir bardak suyun içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra kısık ateşte ısıtma 10-15 dakika daha sürdürülüp bir dekoksiyon elde edilir. Bu dekoksiyondan günde iki kez, sabah ve akşamları birer bardak içilir.

o Kurutulmuş ve öğütülmüş nar kabukları, yine aynı etkisi nedeniyle yaralara serpilerek kanı kesici olarak kullanılır.

o Olgun nar tanesinin sıkılıp suyunun içilmesi ya da nar taneciklerinin bolca yenilmesi idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve tonik (bedeni güçlendirici) etkiler yapar.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Nar ağaçları tohumuyla, obur dallarından alınan çelikleriyle, daldırılmasıyla, dip sürgünleriyle ya da aşılanma yoluyla çoğaltılır. Bizim için en doğrusu, inanılır profesyonel üreticiden türü belli ve sağlıklı fidanları alıp bahçemize dikmek olacaktır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Nar ağacı için, uzun süren sıcak ve kurak yaz mevsimi ile ılık ve yağışlı

kış mevsimi geçiren bölgeler uygundur. -10 dereceye kadar düşen sıcaklığa dayanabilen nar ağacı, -20 derece sıcaklıkta bütünüyle ölür. Yazın yağan yağmurlar, meyve kalitesinin bozulmasına neden olur, kurak geçen yazlar, iyi ürün alınmasını sağlar. Ancak, nar ağacı, kesenkes bol güneş gören yerleri yeğler.

Toprak isteği: Nar ağacı toprak yönünden seçici değildir. Silisli, çakıllı, kumlu, kireçli, killi ve hatta ağır killi, asitli ya da alkali topraklarda yetişebilen nar ağacı, tuzluluğa da orta derecede dayanıklıdır.

Sulama: Nar aÄŸacı, yıllık ortalama 50 mm’lik yağışı yeterli bulmakla birlikte uzun süren kuraklık dönemlerine de dayanabilir. Ama, böyle durumlarda meyve veriminde ve kalitesinde çok düşme görülür. Genel olarak aÄŸacın odun gözlerinin sürüm dönemi olan ÅŸubat-mart aylarından eylül-ekim aylarına kadar, aÄŸacın toprağının nemli tutulmasına önem verilmelidir. Ancak meyvelerin olgunlaÅŸmasından 10-15 gün kadar önce sulama kesilmezse kabuklarında çatlamalar görülür ve ürünün deÄŸeri düşer.

Gübreleme: Nar ağaçlarına, ilkbahar ve sonbaharda, bütün kök bölgesini kaplayacak ve toprakla karıştırılacak şekilde çok iyi yanmış çiftlik gübresi verilir. Ağaçların altına bakla ekilmesi ve ürün alındıktan sonra tüm bitkinin, kökleriyle birlikte toprağa gömülmesi de yeşil gübre ve azot desteği olarak ağaca yarar sağlar. Ayrıca nar ağaçlarının altına fosfor ve azotça zengin kompoze fenni gübreler de serpilir.

Budama: Tüm meyve ağaçlarına olduğu gibi nar ağaçlarına da şekil, ürün ve gençleştirme budaması olarak üç tür budama uygulanır. Bu işlerin, ağacı iyi tanıyan kişiler tarafından yapılmasında yarar vardır.

Hasat (Derim): Nar meyveleri, çeşidine özgü iriliğe ulaştığı, kabuğun zemin rengi yeşilden sarıya döndüğü ya da kırmızı narlar tam kırmızı rengini aldığı zaman ve meyve üzerindeki erkek organ ipçikleri kuruduğu dönemden başlayarak hasat edilir.

Hasat işlemi keskin bir bıçakla, meyvenin kabuğu çizilmeden ve örselenmeden, özellikle meyve yere düşürülmeden yapılır. Ağaçtaki meyvenin olgunlaşması farklı zamanda gerçekleşebileceğinden, hasat işlemi 2-3 seferde bitirilir. Olgunlaşmış narların kabuğu, ilk yağıştan sonra çatlar ve meyve pazarlama değerini yitirir. Bu nedenle yağışlardan önce hasat yapılıp bitirilmelidir. Meyveler makasla, üzerlerinde 1-2 mm. uzunlukta sapı bırakılacak şekilde kesilmeli, hasat yapılırken sapla birlikte kesinlikle meyvenin kabuğu sıyrılıp kabartılmamalıdır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Nar ağaçlarına dadanan hastalık ve zararlılarla, tarımsal kurumlara başvurularak edinilen bilgi ve ilaçlarla düzenli ve eksiksiz mücadele yapılmalıdır. Hele ürün toplama zamanı tatlı narlara dadanan sıçanla mücadele hiç aksatılmamalıdır.

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Top Blogs TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunny´s Topliste Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.