İçtiğiniz süt sizi zehirlemesin !

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

İçtiğiniz süt sizi zehirlemesin !

 

 

 

 

 

 

Büyük yararları olan sütün çok büyük zararları da var.

İnekler ve koyunlar beslenme alanlarına aynı zamanda dışkıladıkları için bu durum özellikle karaciğer, dalak ve sütte yoğun bakteri oluşumuna neden olur. Hayvanın bu şekilde enfekte olmasıyla bu organizmalar insana geçer. İşte A’dan Z’ye süt gerçeği…

Ülkemizde özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında süt bolca tüketilmekte ancak daha sonraki yıllarda süt tüketimi büyük oranda düşmektedir. Aslında sütün sağladığı yararlar göz önüne alındığında hayat boyu tüketilmesi gereken insan sağlığı açısından son derece yararlı bir madde olduğu görülür. İsterseniz ilk önce sütün yararlarına bir bakalım.

BİN DERDE DEVA

İçerdiği kalsiyum nedeniyle özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemik erimelerini önlemesi bakımından tüketilmesi şart olan bir besindir. Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir çünkü vücut bağışıklığını yükseltir ki bu nedenle bebeklerin doğduktan sonra 6 ay- 1 yıl arasında emzirilmeleri onların yaşamları boyunca bağışıklıklarının yüksek olmasını sağlayacaktır. Süt ishali tedavi eder, mide rahatsızlıklarını giderir özellikle virüs kaynaklı olmayan ülser tedavisinde çok önemli bir diyet ürünüdür.

Sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar.

Ülseri önler.

Yüksek enerji verir.

Diş çürüklerini önler ama sütün hem çocuklarda hem büyüklerde yatmadan önce içilmemesi önerilir çünkü o zaman tam tersine tükürük üretimi önlendiğinden diş çürümelerine neden olmaktadır. Sütün en sağlıklı içim saatleri sabah ve gün boyudur.

Akşam içilmesi önerilmemektedir.

Kronik bronşiti önler.

Tansiyonu düşürür.

Yağsız sütler kolesterolü düşürür ve kanserin önlenmesinde yardımcı olduğu düşünülmektedir.

ZARARI YOK MU?

Peki bu kadar büyük yararları olan sütün hiç zararı yok mu? Emin olun en az yararları kadar çok büyük zararları da var. Ancak zararlarının ortaya çıkması için sütün ülkemizin yüzde 68’inde tüketildiği gibi tüketilmesi gereklidir. Evet doğru okudunuz ülkemizde süt tüketiminin yüzde 68’i son derece sağlıksız koşullar altında yapılıyor. Önce şunu bilmeliyiz: İnekler, koyunlar beslenme alanlarına aynı zamanda dışkılamaktadırlar. Bu nedenle özellikle karaciğer ve dalakta ve sütte yoğun bakteri oluşumuna neden olurlar. Hayvanın bu şekilde enfekte olmasıyla bu organizmalar insana geçer…

GiZLi KAN HASTALIĞI YAPIYOR

Ve bu mikroplar insanda ciddi ve bazen ölümcül hastalıklara sebep olmaktadırlar. Çünkü ülkemizde süt tüketiminin % 68’ i ineklerin ya da koyunların ya da keçilerin altından sağıldıktan sonra gerek korumasız ortamlarda, gerek kontamine tencerelerde taşınmaktan ve gerekse kontamine ellerle sağılmadan dolayı sütler mikroplanmakta ve insanlar bazen açığa çıkan bazen çıkmadan gizli kalan hastalıklar nedeniyle sağlıklarını kaybetmektedirler. Sütün sağıldıktan sonra hemen pastörize edilmesi gereklidir.

TÜKETİMDE EN ÖNEMLİ KONU HİJYEN KOŞULLARI

Süt kullanımı ve süt tüketimi en hijyenik koşullarda yapılması gereken hassas bir sağlık konusudur ve halkın ciddi şekilde bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Şimdi gelelim bu koşullara uyulmadığı takdirde ortaya çıkacak hastalıklara. Bunlardan en önemli iki tanesi brusella ve salmonella bakterilerinin neden olduğu hastalıklardır. Brusella malta humması dediğimiz hastalığı yapar ki, belirtileri yüksek ateş, iştahsızlık, halsizlik ve eklem ağrılarıdır. Bazı türleri menenjite bile götürebilir. Tedavi birkaç farklı antibiyotiğin bir arada verilmesiyle yapılabilmektedir.

KAYNATMAK YETMEZ

Halkımızda yoğun bir inanç olan kaynatmanın yeteceği bilgisi tamamen yanlış bir bilgidir ve sütte bulunan bakteriler ne yazık ki kaynatmayla ölmemekte sadece spor dediğimiz bir tür kendini koruma durumuna geçmekte ve koşulların uygun hale gelmesiyle yani insan sindirim sisteminde tekrar yaşama dönmekte ve çoğalarak ciddi hastalıklara neden olmaktadır.

Süt 100 derecenin altında kaynar ve bu sıcaklıkta havadan kaynaklanan bazı bakteriler ölebilir ancak daha dayanıklı ve hastalık yapıcı olanlar ise olduğu gibi kalırlar. İşte türkiye’ de özellikle zarar verici yöntem budur. Halkımız yoğun bir şekilde yeni sağılmış sütün çok lezzetli ve sağlıklı olduğuna inanmıştır ama bu sadece boş bir inançtan öteye geçmemektedir.

İNEKTEN HASTALIK SAĞILIYOR

Verem mikrobu süt ürünlerine kolayca geçebilmektedir ve bu da pastörize dışı yöntemlerle imha edilememektedir. Yani inekten sağılan sütün yaptığı hastalıklardan biri de veremdir. Ayrıca şap, şarbon, salmonelloz, toksoplazma, bulaşıcı sarılık, tifo, paratifo, difteri, kolera sayılabilir. Bilindiği gibi bunların tümü son derece tehlikeli ve öldürücü hastalıklardır ve ülkemizde dikkat ederseniz her biri bol miktarda bulunmakta ve bu yüzden çok insanımız kaybedilmektedir.

BAĞIRSAK PARAZİTİ

Bu ayrı bir yazı konusu olmasına rağmen sığırlar, koyunlar vs. dışkıladıkları alanlarda aynı zamanda beslenmektedirler. Yani dışkılarının bulaştığı otları yiyebilmektedir. Bu sebeple etleri ve sütleri koli basiliyle enfekte olmakta ve bu da insanda kolera hastalığına neden olup ölümlere neden olmaktadır. Ancak bazen kolera ölümleri bağırsak enfeksiyonu olarak halka yansıtılmaktadır. Aynı nedenle ülkemizde halkın yüzde 70’ inde bağırsak parazitleri görülmektedir çünkü hijyen kurallarına uyulmadığı bilinmektedir.

HER ŞEYİN BAŞI TEMİZLİK

Atalarımız her şeyin başı temizlik demiş. Bu gerçekten son derece doğru bir söz. Ama temizliğin özellikle ellerin sabunla yıkanması, pastörize süt ürünlerinin yenmesi, sütlerin asla sağıldıktan sonra tüketilmemesi ve pastörize edildikten sonra içilmesi (kaynatma pastörizasyon değildir ve bakterilerin ölmesini sağlamaz) gerekir.

EN İYİSİ PASTÖRİZE OLAN

Sütün sağlıklı bir şekilde içilmesi için pastörize edilmesi gereklidir ve pastörizasyon sütün belirli sıcaklıkta ısıtılıp ani soğutulması ve bu işlemin birkaç kere tekrarlanmasıyla yapılır. Süt ancak bu işlem yapıldıktan sonra ve o da ancak iki gün içinde tüketilmelidir daha çok beklerse pastörizasyon sırasında spor haline geçen bakteriler kendiliklerinden üremeye başlarlar ve süt yeniden hastalık yapıcı özelliğini kazanır. Bir de stelizasyon yöntemi vardır çok yüksek sıcaklıkta sütün ısıtılıp soğutulmasıyla elde edilir ve o zaman süt kapağı açılmadan belirli bir süre buzdolabı sıcaklığında bekleyebilir ancak oda sıcaklığında yeniden içinde bakteri üremesi başlar.

VETERİNER KONTROLÜ ŞART

Hayvan üreticilerinin hayvanlarını sürekli veteriner kontrolü altında bulundurması ve bulaşma olmuş hayvanların tedavisinin zamanında yapılması, hayvanların bulunduğu mekanla insanlarınkinin kesin bir şekilde ayrılması ve hayvan temaslarından sonra giysilerin ve ellerin temizlenmesi yoluyla sağlanması esastır. Böylece hem çalışma tempomuza hem zekamıza hem toplumsal olarak gelişmişliğimize büyük etkileri olan sağlıklı yaşama koşullarını yaratmak için temizlik koşullarına uymamız zorunludur ama bir yandan da tüm bireylerin hangi yaşta olursa olsunlar süt tüketimini artırması ve pastörize temiz süt tüketimini teşvik etmesi toplumsal sağlığımız için de en önemli şartlardan biridir. BUGÜN

Bu gıdalar sizi öldürebilir

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü
Gıdaların renk ve tadı sizi sakın kandırmasın.

Gıdalara konulan katkı maddeleri konusunda dikkatli olunmasını istendi. Doç.Dr. Recai Oğur, “Lezzet artırıcı olarak kullanılan monosodyum glutamat tehlikeli E’ler arasında. Aman dikkat” dedi.

İnsan sağlığı gıdalara konulan katkı maddeleriyle birlikte gittikçe bozuluyor. Bazı maddeler ölümlere yol açarken, çoğu madde de kansere sebep oluyor. Lezzet artırıcı, raf ömrünü uzatıcı ya da renklendirmek amacıyla kullanılan maddeler, insan vücudunda tahribatlara yol açarken, bunlardan gıdalarda lezzet artırıcı madde olarak kullanılan E621 Monosodyum Glutamat (MSG), tehlikeli E’ler arasında bulunuyor. Daha çok Çin restoranlarında bulunan yemeklerde kullanıldığı için, meydana getirdiği tahribata “Çin Restoranı Sendromu” adı veriliyor.

Çin Restoranı Sendromuna yakalanan kişiler genellikle Çin yemeği yedikten sonra vücutlarında karıncalanma ve yanma hissettiklerini rapor ediyorlar. Bu madde, cipslerde çerezlerde, et suyu tabletlerinde, soyalı bulgur pilavında, soslar ve fıstık kaplama ürünlerinde de var. Doç. Dr. Recai Oğur, bu maddenin beyin lezyonlarına yol açabileceğini belirtti. Oğur, “Her geçen gün yeni bir ürünün tüketiciye sunulması ve ürünlerin çeşitlenmesiyle birlikte gıdalara konulan katkı maddelerinin sayıları da arttı. Tüketiciler, özellikle adölesan, gebe, emzikli ve çocuklar gıda katkı maddeleri ve zararları konusunda aydınlatılmalı” dedi.

SALAM VE SOSSİSTE KANSER RİSKİ

Gıdalardaki katkı maddelerinin duyarlı insanlarda reaksiyon verebileceğini belirten Oğur, renklendiricilerden bazılarının astım, deri döküntüleri, hiperaktivite ve migrene yol açabileceğini, aroma artırıcı maddelerden bazılarının baş dönmesi, çarpıntıya neden olabileceğini söyledi. Oğur, sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi et ürünlerine konan nitrat ve nitriti kansere neden olabileceğini de belirtti.

Haber3.

Bu yemiş sağlık saçıyor

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü
Kansere, yaşlanmaya ve kalp hastalıklarına set çekin….
Doç. Dr. Ali İslam, turna yemişinin yüksek vitamin içeriği ile adeta bir sağlık deposu olduğunu belirtti. Doç. İslam, bu özellikleri şöyle açıkladı:

“Turna yemişi kan şekerini düşürür, idrar yolları enfeksiyonlarını giderir. Bazı kanser türlerine, yaşlanmaya, kalp ve ülsere karşı koyar idrar söktürücüdür. Yatak ıslatmayı ve mesane kasılmasını, iştah kaybını engeller, ishali giderir, gut hastalığını, böbrek ve romatizmayı, yorgunluğu geçirir. Ağız içi iltihaplarını iyileştirir, mide ve on iki parmak bağırsak ülserlerini iyi eder, damar sertliğini ve boğaz yanmasını önlemektedir. Bol miktarda omega-3 vardır. Beyin hücrelerindeki hasarı önler, felç riskini de azaltır”

Haber3.

Diyabet hastalarına umut ışığı

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü
Uzmanlar, diyabet hastalığında yeni bir teknik geliştiriyorlar…

Kanadalı araştırmacılar, şeker hastalığının bir türü olan tip 2 diyabet hastalığının tedavisinde hastaları her gün iğne olma zahmetinden kurtarmak için yeni bir formül geliştiriyor.

Toronto Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre, en çok 45 yaşının üzerindeki yetişkinlerde görülen tip 2 diyabet hastalığını denetim altına almak için hastanın günde iki iğne yerine haftada bir iğne kullanması mümkün olabilecek.

Lancet tıp dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, şeker hastalarının kullandığı “exenatide” ilacının geliştirilen yeni formülüyle kandaki şeker seviyeleri daha iyi denetim altına alınabiliyor.

Araştırmalarda 30 haftadan fazla bir süre, 259 hastaya yeni geliştirilen “exenatide” ilacı ile haftada bir ya da alışılagelmiş ilaçla günlük 2 iğne yapıldı. Bu sürenin sonunda hastaların kanlarındaki Hemoglobin A1c (HbA1c) kimyasalının seviyesinde, haftada bir iğne olanlarda daha iyi düşüş gözlendi. Deneylerde bu tedavi şeklinin yan etkisinin de az olduğu saptandı.

Ancak uzmanlar, deneylerden elde edilen sonuçların kesinliği için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Haber3.

İLK YARDIM Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey !!!

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM

Zehirlenme nedir?

Vücuda zehirli (toksik) bir maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır. Vücuda dışarıdan giren bazı yabancı maddeler, vücudun yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebileceğinden zehirli (toksik) olarak kabul edilirler.

Zehirlenmelerde genel belirtiler nelerdir?
Ø Sindirim sistemi bozuklukları: Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal
Ø Sinir sistemi bozuklukları: Bilinç kaybı, havale, rahatsızlık hissi, hareketlerde uyumsuzluk
Ø Solunum sistemi bozuklukları: Nefes darlığı, morarma, solunum durması
Ø Dolaşım sistemi bozuklukları: Nabız bozukluğu, kalp durması

Zehirlenme hangi yollarla meydana gelir?

Zehirlenme yolları üç grupta toplanır.

Ø Sindirim yoluyla: En sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim yoluyla alınan zehirler genellikle ev yada bahçede kullanılan kimyasal maddeler, ıehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür.
Ø Solunum yoluyla: Zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit (tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları), Lağım çukuru veya kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur.
Ø Cilt yoluyla: Zehirli madde vücuda direk deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, zirai ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur.

Sindirim yoluyla zehirlenmede ilkyardım nasıl olmalıdır?

Ø Bilinç kontrolü yapılır,
Ø Ağız zehirli madde ile temas etmişse su ile çalkalanır, zehirli madde ele temas etmişse el sabunlu su ile yıkanır,
Ø Yaşam bulguları değerlendirilir,
Ø Kusma, bulantı, ishal gibi belirtiler değerlendirilir,
Ø Kusturulmaya çalışılmaz, özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmaz,
Ø Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir,
Ø Üstü örtülür,
Ø Tıbbi yardım istenir (112),
Ø Olayla ilgili bilgiler toplanarak kaydedilir ;
-Zehirli maddenin türü nedir?
-İlaç yada uyuşturucu alıyor mu?
-Hasta saat kaçta bulundu?
-Evde ne tip ilaçlar var?

Solunum yolu ile zehirlenmelerde ilkyardım nasıl olmalıdır?
Ø Hasta temiz havaya çıkarılır yada cam ve kapı açılarak ortam havalandırılır,
Ø Yaşamsal belirtiler değerlendirilir (ABC),
Ø Yarı oturur pozisyonda tutulur,
Ø Bilinç kapalı ise koma pozisyonu verilir,
Ø Tıbbi yardım istenir (112),
Ø İlkyardımcı müdahale sırasında kendini ve çevresini korumak için gerekli önlemleri almalıdır,
Ø Solunumu korumak için maske veya ıslak bez kullanılır,
Ø Elektrik düğmeleri ve diğer elektrikli aletler ve ışıklandırma cihazları kullanılmaz,
Ø Yoğun duman varsa hastayı dışarı çıkarmak için ip kullanılmalıdır,
Ø Derhal itfaiyeye haber verilir (110).

Cilt yolu ile zehirlenmelerde ilkyardım nasıl olmalıdır?
Ø Yaşam bulguları değerlendirilir,
Ø Ellerin zehirli madde ile teması önlenmelidir,
Ø Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır,
Ø 15-20 dakika boyunca deri bol suyla yıkanmalıdır,
Ø Tıbbi yardım istenir (112).

Zehirlenmelerde genel ilkyardım kuralları nelerdir?
Ø Zehirlenmeye neden olan maddeyi uzaklaştırmak (Kirli madde vücuttan ne kadar çabuk uzaklaştırılırsa o kadar az miktarda emilir).
Ø Hayati fonksiyonların devamının sağlanması
Ø Sağlık kuruluşuna bildirme (112)

************************************************** **

Yanık nedir?

Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak katı maddelerle temas, asit/alkali gibi kimyasal maddelerle temas, elektrik akımı etkisi yada radyasyon nedeni ile de oluşabilir.

Kaç çeşit yanık vardır?

Fiziksel yanıklar:

Isı ile oluşan yanıklar

Elektrik nedeni ile oluşan yanıklar

Işın ile oluşan yanıklar

Sürtünme ile oluşan yanıklar

Donma sonucu oluşan yanıklar

Kimyasal yanıklar:

Asit alkali madde ile oluşan yanıklar

Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler nelerdir?

Derinlik

Yaygınlık

Bölge

Enfeksiyon riski

Yaş

Solunum yoluyla görülen zarar

Önceden var olan hastalıklar

Yanıklar nasıl derecelendirilir?

1. derece yanık: Deride kızarıklık, ağrı, yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir.

2. derece yanık: Deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir.

3. derece yanık: Derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur.

Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri nelerdir?

Yanık, derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar. Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir. Hasta/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon oluşur.

Isı ile oluşan yanıklarda ilkyardım işlemleri nedir?
Ø Kişi hala yanıyorsa paniğe engel olunur, koşması engellenir,
Ø Hasta/yaralının üzeri battaniye yada bir örtü ile kapatılır ve yuvarlanması sağlanır,
Ø Yaşam belirtileri değerlendirilir (ABC),
Ø Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir,
Ø Yanık bölge en az 20 dakika soğuk su altında tutulur (yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok olacağından önerilmez),
Ø Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik, saat gibi eşyalar çıkarılır,
Ø Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır,
Ø Takılan yerler varsa kesilir,
Ø Hijyen ve temizliğe dikkat edilir,
Ø Su toplamış yerler patlatılmaz,
Ø Yanık üzerine ilaç yada yanık merhemi gibi maddeler de sürülmemelidir,
Ø Yanık üzeri temiz bir bezle örtülür,
Ø Hasta/yaralı battaniye ile örtülür,
Ø Yanık bölgeler birlikte bandaj yapılmamalıdır,
Ø Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzaksa hasta / yaralının kusması yoksa bilinçliyse ağızdan sıvı (1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı) verilerek sıvı kaybı önlenir,
Ø Tıbbi yardım istenir (112).

Kimyasal yanıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?

Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir,

Bölge bol tazyiksiz suyla, en az 15-20 dakika yumuşak bir şekilde yıkanmalıdır,

Giysiler çıkarılmalıdır,

Hasta/yaralı örtülmelidir,

Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Elektrik yanıklarında ilkyardım nasıl olmalıdır?

Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır,

Hasta/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir, akımı kesme imkanı yoksa tahta çubuk yada ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilmelidir,

Hasta/yaralının ABC’si değerlendirilmelidir,

Hasta/yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir,

Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir,

Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir,

Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Sıcak çarpması belirtileri nelerdir?

Yüksek derece ısı ve nem sonucu vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar çıkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır:

Adale krampları

Güçsüzlük, yorgunluk

Baş dönmesi

Davranış bozukluğu, sinirlilik

Solgun ve sıcak deri

Bol terleme (daha sonra azalır)

Mide krampları, kusma, bulantı

Bilinç kaybı, hayal görme

Hızlı nabız

Sıcak çarpmasında ilkyardım nasıl olmalıdır?

Hasta serin ve havadar bir yere alınır,

Giysiler çıkarılır,

Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir,

Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı yada soda içirilir.

Sıcak çarpmasında risk grupları var mıdır?

Sıcak çarpması için özel bir risk grubu bulunmamakla beraber, diğer hastalık yada yaralanmalar için hassas olan kişiler, sıcaktan da diğer kişilere göre daha çok etkilenirler. Bu kişiler;

Ø Kalp hastaları
Ø Tansiyon hastaları
Ø Diyabet hastaları
Ø Kanser hastaları
Ø Normal kilosunun çok altında ve çok üzerinde olanlar
Ø Psikolojik yada psikiyatrik rahatsızlığı olanlar
Ø Böbrek hastaları
Ø 65 yaş üzeri kişiler
Ø 5 yaş altı çocuklar
Ø Hamileler
Ø Sürekli ve bilinçsiz diyet uygulayanlar
Ø Yeterli miktarda su içmeyenler

Sıcak yaz günlerinde sıcak çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler nelerdir?

Ø Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır,
Ø Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir,
Ø Bol miktarda sıvı tüketilmelidir,
Ø Vücut temiz tutulmalıdır,
Ø Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır,
Ø Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır,
Ø Direk güneş ışığında kalınmamalıdır,
Ø Kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir.

Donuk belirtileri nelerdir?

Aşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşur. Donuklar şu şekilde derecelendirilir.

Birinci derece: En hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir.

Ø Deride solukluk, soğukluk hissi olur,
Ø Uyuşukluk ve halsizlik görülür,
Ø Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur.

İkinci derece: Soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir.

Ø Zarar gören bölgede gerginlik hissi olur,
Ø Ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar (bül) meydana gelir,
Ø Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür.

Üçüncü derece: Dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır.

Ø Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

Donukta ilkyardım nasıl olmalıdır?

Ø Hasta/yaralı ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir,
Ø Sakinleştirilir, kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez,
Ø Kuru giysiler giydirilir,
Ø Sıcak içecekler verilir,
Ø Su toplamış bölgeler patlatılmaz, bu bölgelerin üstü örtülür,
Ø Donuk bölge ovulmaz, kendi kendine ısınması sağlanır,
Ø El ve ayak doğal pozisyonda tutulur,
Ø Isınma işleminden sonra hala hissizlik varsa bezle bandaj yapılır,
Ø El ve ayaklar yukarı kaldırılır,
Ø Tıbbi yardım istenir (112)

 

alıntı ..

Elma sirkesi,doğal bir mucize

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

elma sirkesi
Elma sirkesi, doğal bir yasam iksiridir!

Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.

Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su

*1 tatlı kasığı dolusu elma sirkesi

*1 tatlı kasığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır. Ama burada çiçek balını da yakından tanımamız gerekiyor:

Çiçek balının bileşimi: Seker: %32 üzüm şekeri (glikoz), %39 meyve şekeri, %7 malt şekeri. 100g balda mineraller: Sodyum 7 mg, potasyum 45 mg, kalsiyum 5 mg, fosfor 20 mg, magnezyum 3 mg, demir 1mg. 100g balda vitaminler: B1 0,03 mg, B2 0,05 mg, Niacin 0,1 mg, C 1mg.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktir:

-Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

-Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

-Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

-Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

-Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

-Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

-Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

-Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

-Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ilik suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

-Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

-Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5- 10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

-Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır. Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Uyarı: Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur

 

alıntı ..

Sağ tarafa yatmanın faydaları ..

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

SÜNNET DEYİP GEÇMEYİN BAKIN SAĞ TARAFA YATMA SÜNNETİNİN SAĞLIK YÖNÜNDEN YARARLARI NE KADAR BÜYÜK.

Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.

Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.

Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.

Sağ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hizimizin yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına neden olur…Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatimizin daha iyi olmasına imkân sağlar.
Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur?

Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.

Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır

 

alıntı ..

Sarımsak ve Limon mucizesi

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz lazım. Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz, 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkanacak, (sarımsaklar iyice erimiş olacak) 25 gün sonra kavanozu açıp her sabah aç karnına yarım veya içebiliyorsa bir çay bardağı içiyoruz kavanoz bitene kadar içilecek, kapağı hep kapalı olacak, kavanoza asla su, şeker v.b. karıştırılmayacak ancak çay bardağına aldığınız kısmını dilersek sulandırarak içebiliyoruz bunu içtikten sonra en az yarım saat bir şey yiyip içilmeyecek, yarım saat geçtikten sonra kahvaltı yapılacak mümkünse her sabah aynı saatte içilecek.

100 KANITLANMIŞ YARARLARI

1-Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu önlüyor
2-Kollestrol ve lipidi düşürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor) şekeri düşürüyor, pankreasın yenilemesini sağlıyor.
3-Böbrek ve safra taşlarını eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.
4-Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini yapıyor.
5-Tüm romotizmal iltihabı önleyip, her tür romotizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem düzeylerinin yenilenmesini sağlıyor her türlü ağrıyı kesiyor.
6-Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini sağlıyor sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor,felçlere ve VERTİGO’da fayda veriyor.
7-Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor, ve her türlü alerjiyi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden kesiyor, kansere karış tüm vücudu koruyor.

N O T : İlacı hazırlayanın babasının koroner by-pass ile üç damarı değişecekken bu ilaç sayesinde %100 tıkalı damarları açılmış ilaç hazırlandıktan sonra sarımsaklar erir, koku etrafa yayılmaz. Kullanan üç kişi ile görüştüm hep son derece memnun olduklarını adeta gençlik iksiri olduğunu söylüyorlar. Bunu ilk defa Rus doktorlar bulmuş ve uygulamışlar şimdi ABD’de uygulanmaya başlamış, tıp de devrim
yaratacağı söyleniyor ve sarımsak limon karışımından oluşan maddelerin kimyasal yapısı çözülmeye çalışılıyor.

 

alıntıdır ..

Aspirin felç yapabilir..

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

Aspirin’in kanı sulandırıp damar tıkanıklığını ortadan kaldırarak felç riskini azalttığı görüşünü çürüten Harvard Üniversitesi’nin araştırmasından sonra dünyanın en eski ilacı bir darbe de Oxford Üniversitesi’nden yedi.

Üniversitenin uzmanları, düzenli Aspirin kullanımının damarları genişletip patlamasına yol açtığı ve felç riskini artırdığını ortaya çıkardı. Felç, iki şekilde oluşuyor.

1’incisi beyne giden damarların tıkanması, 2’ncisi damarların patlayarak beyin kanamasına yol açması. Belli bir dozda Aspirin damarları genişleterek ilk riski azaltıyor. Fazla alındığında da damarları patlatıp felce neden oluyor.

1000 vakayı inceleyen uzmanlar bu riskin önünü almak için düzenli Aspirin içen 75 yaş üzeri kişilerde kanamayla gelen felcin son 25 yılda 10 kat arttığını tespit etti.

 

alıntıdır ..

Kadınlara reçete: Ev işi yapın!

Posted by: LeaDeR  :  Category: Sağlık Bölümü

Avustralyalı ve Çinli bilim adamlarının, Uluslararası Kanser dergisinde yayımlanan araştırmalarının sonucuna göre, toz almak ve elektrik makinesiyle evi süpürmek yumurtalık kanserinin önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Tıp dünyası ev hanımlarını sevindirecek bir tespiti konuşuyor; Ev işleri yapmak, kadınlarda yumurtalık kanseri riskini azaltabiliyor.

Avustralya’daki Curtin Üniversitesi’nden araştırma grubunun başkanı Colin Binns, 2 yıl boyunca 900 Çinli kadın üzerinde yapılan çalışmaları sonucunda, artan fiziksel faaliyetin yumurtalık kanseri riskini azalttığını gösterdiğini bildirdi.

Binns, ancak günde 3-4 saatlik ev işinin, tam anlamıyla bir egzersiz olacağını ve yumurtalık kanserinden korunmayı artıracağını belirtti.

Bu araştırmanın, egzersizin yumurtalık ve rahim kanserinin oluşmasının önlenmesine yardımcı olduğuna ilişkin önceki tartışmalı fikri desteklediğini kaydeden Binns, ”Nedeni, egzersiz yapmanın vücutta yağ oluşumunu engellemesi ya da bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olması olabilir” dedi.

alıntıdır ..

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar