MyFroM.Com Video Paylasım Sitesi » Magazin Dünyası

‘Magazin Dünyası’ Kategorisi için Arşiv

Başarının anahtarı “melankoli ve mutluluk”

Yazan: PearL   
18 Mayıs
2009

Bu yıl 54. kez düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışmasını Norveç adına kazanan Alexander Rybak, “Rusların melankolisi” ve “Norveç’in mutluluğunun” yarışmada başarı getirdiğini söyledi.

Belarus asıllı 23 yaşındaki Rybak, yarışmayı kazanmasının ardından düzenlediği basın toplantısına ekibiyle dans ederek ve kendisine birinciliği getiren “Fairytale” şarkısını söyleyerek başladı.

“Minsk doğumlu olmasının yarışmayı kazanmada etkisi olup olmadığı” sorusuna Rybak, “Rusya’da halk nostalji ve melankoliden hoşlanır. Norveç’te ise biz dünyanın en mutlu insanlarıyız. Bu ikisinin karışımı başarının anahtarı oldu” dedi.

Rybak, “daha önce Norveç’te katıldığı popstar yarışmasını kaybetmesi, ama Eurovision’da kazanması” ile ilgili bir soruya da, Norveç’teki popstar yarışmasında en iyiler arasında olmadığı için kaybettiği, Eurovision’u ise en iyi şarkıcılardan biri olduğu ve bir hikaye anlattığı için kazandığı cevabını verdi.

Alexander Rybak, 387 puan alarak yarışmada birinci seçilmişti.
Rusya’nın, 5 gün süren Eurovision tarihinin bu en pahalı yarışması için 42 milyon dolar harcadığı belirtiliyor.

Gelecek yılki Eurovision yarışmasına bu yılın kazananı Norveç ev sahipliği yapacak.

alıntıdır

Çarpıcı pozlar

Yazan: PearL   
28 Nisan
2009

“Aşk-ı Memnu”daki rolüyle gündemde olan Kıvanç Tatlıtuğ, Elle dergisine çarpıcı pozlar verdi.

Hâlâ ailesiyle yaşadığını ve evcimen biri olduğunu belirten Tatlıtuğ, tek eşliliği benimsediğini de sözlerine ekledi: “Gerçek sevgi, yakalandığın zaman seni deli eder, Behlül gibi yapar. Ama ben Behlül kadar çapkın değilim. Tek eşliliğe inanan, düzgün yaşantısı olan bir adamım.”

Gerçek sevgi adamı deli eder

Rollerin ardındaki Kıvanç Tatlıtuğ nasıl bir erkek?
- Kendi halinde, yaptığı işler belli, kendine göre bir çevresi olan, birkaç dostu ve ailesiyle beraber vakit geçirmekten hoşlanan, duygusal bir adamım. Evde olmaktan zevk alırım. 26 yaşındayım. Sevgi doluyum. Sosyal ilişkilerim güçlüdür. ışimden arta kalan zamanlarda model arabalarımla vakit geçiririm. Mesela “big foot” tarzı koca tekerlekli bir jipim var. Dağ, bayır, yokuş dolaşmayı seviyorum. Bol film seyrederim. Kitap okurum.

Akrep burcusunuz. Zorlu bir tip misiniz?
- Akrep burcuyum, evet. Ama kıskanç mıdır, tek eşli midir gibi konular hakkında yorum yapamam. Burcumun özelliklerinden, duyduğum kadarıyla memnunum. Zor bir insan değilim ama sinirlenebilen, gerilebilen biriyim. Kolayca da yelkenlerim suya iner.

Kindar mısınız?
- Hayır, kin tutmam. Çünkü kötü, negatif duygular dönüp dolaşıp yine size geliyor. Olaylara olabildiğince ılımlı yaklaşma, çözebilme yeteneğine kavuşmak istiyorum, onun çabası içindeyim. Ama bu koşullarda zor. O kadar yoğun çalışıyoruz ki. “Gümüş” ve şu an oynadığım “Aşk-ı Memnu” dizisi nedeniyle bir Türkiye, bir Ortadoğu, bir okul, bir seslendirme derken zor oluyor.

Hobileriniz?
- Basketbola tekrar başladım. Benden mutlu adam yok şu an dünyada, öyle söyleyeyim. Profesyonel olarak değil ama, çünkü üzerinden seneler geçti.

GERÇEK BİR EV KUŞUYUM

Sizi tanıyan insanların kimi mesafeli, kimisi de sıcakkanlı buluyor.
- Ben konservatif bir ailede büyüdüm. Kendim de öyleyim. Çizgilerim var. Belki bu tavrım, karşıdaki tarafından gerginlik olarak algılanabilir. Ayrıca kalabalık bir ortama girdiğim zaman çok utanır, sıkılırım. Dizlerimin bağı çözülür.

Gösteri dünyası çok büyük egoların çarpıştığı bir arena. ınsanın kendi gibi kalabilmesi, kendini geliştirebilmesi zor mu? Bir starken insan samimiyetini nasıl koruyabilir?
- Ben star diye bir tanımı kabul etmiyorum. Ego bence iyi bir şey. Zaten oyunculuk yapan insanların egosu yüksektir. Ama her şeyin olduğu gibi egonun da fazlası zarar. şu an benim sıradan bir insan olmamla, tanınmış bir insan olmam arasındaki tek fark, televizyon dediğiniz o kutudan, yerli-yersiz, zamanlı-zamansız, insanların odalarına girmem ve insanların beni tanıyor olmaları. Yoksa değişen bir şey yok. Hâlâ anne-babamla yaşıyorum, dostlarım aynı, yani hiçbir şey değişmedi hayatımda.

Star’lar sıradan insanlara aşık olabilir mi? Egolar bu kadar yüksekken gerçek aşk-sevgi mümkün mü?
- Tabii mümkün. Bende ego yok mu? Var. Ama ben bunu sadece pozitif yönde kullanmaya çalışıyorum, sadece işime yönlendirmeye çalışıyorum. Bence ego, dozunda güzel bir şeydir. Kimse maskeyle sürekli dolaşamaz. ıki gün saklayabilir, sonra özüne döner. Önemli olan senin özünün nasıl olduğu. Yanlışlıklar, hayal kırıklıkları olmuyor mu? Oluyor. Hemen eliyorsun ve yoluna devam ediyorsun. Tabii gerçek aşk, gerçek sevgi var. Zaten sevginin sahtesi yok. Yakalandığı zaman çok gerçek, adamı deli eden, Behlül gibi yapan bir duygu, sevgi.
Yakalanırsan ne mutlu.

Sizin için ideal kadın kim olabilir?
- Bu, sipariş üzerine çıkan bir şey değil. Bunun sarışını, esmeri, kumralı, mavi gözlüsü gibi bir şey yok. Ruhuna kim hitap ediyorsa, onunla yakınlaşıyorsun otomatik olarak.

İdeal eşe, ruh eşini bulmaya inanan bir insan mısınız?
- Mantık evliliğindense duygu evliliğine daha sıcak bakıyorum. Ama aslında ikisinin bir arada bulunması gerek. Bunlardan biri eksik olduğu zaman ilişkinin kolu kanadı kırılır diye düşünüyorum. Seveceğim bir insanla evlenmek istiyorum. Çocuk istiyorum. Zaten kendim de çok çocuklu bir aileden geliyorum. Benim iki ağabeyim, bir ablam, bir kız kardeşim var. Ben dört numarayım. Hayatımda sıkıldığım, tek başıma vakit geçirdiğim bir zaman olmadı. Dolayısıyla yalnızlıktan hoşlanan biri değilim. Hâlâ ailemle vakit geçiriyorum. Ev kuşuyum. Evlenmeye sıcak bakıyorum ama her şeyin bir zamanı var.

Evlilik düşünceniz var mı?
- Evlilik gibi bir sürece birlikte olmaya başlamadan önce karar veremiyorsun. Kestiremiyorsun. Bir insanı görür görmez evlenmeye karar vermiyorsun. O süreç zaten istesen de istemesen de elini kaleme götürüyor, o imzayı atıyorsun. Bir bakmışsın ki evlenmişsin. Ama evlilik, düzen güzel şey. Akşam eve döndüğünde masanda yemeğin olması, oturup sohbet edebileceğin, paylaşabileceğin birinin olması çok güzel. Bunlar insanı besler.

“Aşk-ı Memnu”daki Behlül kadar çapkın mısınız?
- Hayır, değilim. Ben tek eşliliğe inanan, gayet düzgün yaşantısı olan bir adamım.

ASLA BİR ALBÜMÜM OLMAYACAK

Siz de bir noktadan sonra şarkı söylemeyi düşünüyor musunuz?
- Şarkı… Ne alaka?

Ben de alakasız buluyorum ama ünlü olan neredeyse herkes bir albüm yaptı, yapıyor ya da yapacak.
- Benim sesim kötü. ıstedikleri kadar albüm teklifi yapsınlar.

Geliyor mu teklif?
- Gelmedi. şakayla karışık belki. Ama ciddi olmadı. Zaten haddini bilen bir adamım ben.

Sesiniz kötü gelmiyor.
- Bir müzik markette bir kasetimi göremezsin ya da “Bana Kıvanç Tatlıtuğ’un son kasetini verir misiniz?” diyeceğin şekilde piyasada olmam hiçbir zaman. Ama bir müzikal olur, işimin gerektirdiği bir sahne olur, orada elimden geleni yapmaya çalışırım. Onun dışında mümkün değil.

alıntıdır

Altın Kızlar’ın Dorothy’si öldü

Yazan: PearL   
27 Nisan
2009

ABD yapımı “Altın Kızlar” dizisinin Dorothy’si Bea Arthur 86 yaşında öldü. Ailenin sözcüsü Dan Watt, kanser hastası olan Arthur’un bu saban evinde öldüğünü açıkladı, ancak ayrıntılı bilgi vermedi. Arthur, Türkiye’de de gösterilen “Altın Kızlar”la Emmy Ödülü, “Mame” müzikaliyle Tony Ödülü almıştı.

alıntıdır

Hande Yener evlendi!

Yazan: PearL   
13 Nisan
2009

Hande Yener’in, uzun süredir birlikte olduğu Kadir Doğulu ile gizlice evlendiği iddia edildi.

Günaydın’ın haberine göre, geçen yıl yapacakları düğünü, Doğulu’nun baba annesi rahatsızlandığı için son anda erteleyen ikili, bu kez aile arasında ’sessiz’ bir töreni tercih etmiş

(Vatan)
alıntıdır

Oğlum benim hayatımı çekmiş

Yazan: PearL   
13 Nisan
2009

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ adlı filmini izleyen Faike Hanım: Oğlum beni yazmış. Filmdeki Havar (Demet Evgar) yaşadıklarımı oynamış.

ANASININ HAYIR DUASINI ALDI

DÖRT hafta önce vizyona giren ve 2.5 milyon izleyici sınırını zorlayan Güneşi Gördüm’ü filmin yazar ve yönetmeni Mahsun Kırmızıgül’ün annesi Faike Hanım, gözyaşları içinde izledi. Hayatında ikinci kez sinemaya giden anne, sinema çıkışında oğluyla gurur duyduğunu söyledi.

‘BENİM GURURUM’

Anne Faike Hanım, Avrupa’da yarın vizyona girecek film ve oğluyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirdi: ‘İlk filminde yaşlıların hikayesini yaparak milyonlarca yaşlının duasını alınca ‘Cennete daha yakınsın’ demiştim. Bu film bambaşka bir film olmuş, her şey çok gerçek. Filmi izlerken kendimi, etrafımdaki çaresiz insanları gördüm. Filmde oğlumun hayatıma yer vermesi beni çok etkiledi. Ramo’nun karısı Havar (Demet Evgar) karakteri benim yaşadıklarımı yaşamış. Beni de dayımın oğlu ile 13 yaşında evlendirdiler. Kocam olan dayımın oğlunu 24 yaşımda kaybettim. Tek başıma kiremithanelerde çalışarak dört tane yetim büyüttüm. Oğlumun yüreği çok büyük, kimseleri kırmaz, işinden başka bir şey düşünmez. Bu filmi tüm taraflar izlesin. İzlesinler ki insanların ne durumda olduklarını görsünler.’

alıntıdır

MFÖ ile 36 yılın akustik hali

Yazan: PearL   
08 Nisan
2009

MFÖ üyeleri, 36 yıllık müzik kariyerlerinin bir özetini yarın Otto Santral’deki ilk akustik konserle sunacak. Grup kendi doğasını “Hâlâ yaratıcı, hâlâ enerjik ve hâlâ sıra dışı” sözleriyle niteliyor..

MFÖ grubunun ezbere bilinen onlarca parçaya imza atmaları bir yana, bu parçaları birkaç kuşağa sevdirebilmek gibi de bir becerileri var. Lakin artık onları MFÖ olarak algılamak pek de mümkün olmuyor. Bunda gruba adını veren Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur’un farklı mecralarda karşımıza çıkmalarının payı büyük. Fakat yine de söz konusu toplu olarak müzik yapmak olunca bireysel başarı ve yeteneklerini bir yana bırakmayı biliyorlar.
Tıpkı, Otto Santral’de yarın gece verecekleri akustik konser gibi… SABAH olarak bu konseri kendimize harika bir bahane edip, grup üyeleriyle bir araya geldik.

Nedir MFÖ’nün 36 yillik sirri?
Şarkılarımızın ezbere biliniyor olması tesadüf değil; tabii kendimizi anlatmayı başarmışız demek ki.. Sır, şöyle: Sözlerin anlaşılır olması ve bir hikâye anlatması, melodilerin basit ama zengin bir armoni altyapısı olması, ve üç sesin birlikte iyi tınlaması..
Geçmişte grupların pek başarılı olmadığını ve üstelik üç ses söylenince anlaşılamayacağımızı söyleyenler olmuştu, dinleyici onları haksız çıkarttı.
Yine de kaçıranlar için böyle bir proje doğdu: ‘Dünden bugüne…’

Bu konserde akustik çalacaksiniz, bu durum konserinizi nasil farklilaştiracak sizce?
Biz bütün konserlerimizi farklı kılmak için bütün gayretimizi gösteriyoruz…
Hiç kimse aynı konseri izlemiş hissini almamıştır zaten. Çünkü konser de hayat gibidir… Aynı anların tekrarı yoktur… Akustik oluşu, evet farklı kılıyor, hem sunumu daha leziz oluyor hem de tabii aranjmanlar değişiyor, binbir prova yapılıyor ve bizim için ayrı heyecan oluyor…

Grubun yillar içindeki seyrini nasil degerlendiriyorsunuz? Çünkü grup degişime ve yeniliklere açik görünüyor.
Grup yaşayan bir varlık gibidir, dolayısıyla aslında doğal bir sonuçtur, değişime ve yeniliklere açık olma durumu… Bizce her insan için önemlidir bu, yani herkese yeniliklere açık olmasını tavsiye edebiliriz aslında, hele müzisyense…
Birlikteliğimize de muhakkak olumlu katkısı olmuştur bunun, grupta 3 ayrı duygu yapısı olunca, yenilik - delilik - muhafazakârlık, hoş bir karışım yaratıyor. Bu da grubun ömrünü uzatıyor..

Klasikleşmiş onlarca şarkiniz var. Şimdi yeni bir parça yaparken, bu kadar klasik şarkiyi yapmak bir baski unsuru oluyor mu?
Hiç fark ettiniz mi, klasik otomobili olan biri, cam otomatiği veya merkezi kilit yaptırır, hayatını kolaylaştırır… Ama bu aracın klasikliğinden hiçbir şey götürmez… Biz de belki gelişen müzik sektöründen yararlanıyoruz ama her parçanın klasikleşmesini amaçlayarak üretiyoruz…

Grup içi ilişkiniz ne durumda ve daha eskiye göre daha fazla siki fiki olmama halinin sizlere ayri ayri faydalari neler?
Uzun soluklu insan ilişkilerinde, evlilik dahi olsa sorunlar yaşanması doğal. Ayrı mecralardaki çalışmaların ise her birimize başka başka katkıları var.
Böylelikle yıllar boyu her günümüzü birlikte geçirmemiz engellenmiş oluyor işler dolayısıyla ve sonuçta her birimizin farklı deneyimleri, edimleri oluşuyor. Sanatçı kişiler bu edimleri kişiden kişiye değişen kendi çıkarımları ile üretimlerine yansıtırlarsa yeni ve birbirinden değişik eserler üretebilirler ve en güzel fayda bu olur herhalde..

Birbirinizi nasil tanimlarsiniz? Halâ yaratıcı, halâ enerjik ve halâ sıra dışı.. Aslında parçalarımızda birbirimizi veya kendimizi anlatıyoruz zaten zaman zaman…

Siz Eurovision şarki yarişmasinin ruhunu biliyorsunuz. Nedir bu yarişmayi Türkiye’de bu kadar popüler yapan?
Dünyaya yönelik yarışmalardaki yerimizin kıt oluşu sebebiyle Eurovision Türkiye için önemli oluyor… Bu yarışmanın puanlamasında sadece müzik kıstasları kullanılmıyor biliyorsunuz, aslında bu da bu yıl yarışacak olan Hadise’ye bir nevi avantaj getiriyor. Dansı, şovu ve şarkıyı hepsini iyi icra ederlerse iyi bir derece alabilirler…

alıntıdır

Aşkını gördü maçı unuttu

Yazan: PearL   
08 Nisan
2009

Hülya Avşar, seyirciler arasında Sadettin Saran’ı görünce önde götürdüğü tenis maçını kaybetme tehlikesi yaşadı. Saran salondan çıkınca maçı kazanan Avşar, “Heyecanlanmışımdır aşk işte” dedi…

TED&Hülya Avşar Senior Tenis Turnuvası tüm hızıyla devam ediyor. Mix kategorisinde sevgilisi Sadettin Saran ile birlikte ilk galibiyetini alarak üst tura çıkan Avşar, önceki gün tek bayanlar kategorisinde de rakibini yenmeyi başardı.

Sürpriz yaparak sevgilisini izlemeye gelen Sadettin Saran az kalsın Avşar’ın elenmesine neden oluyordu. Sevgilisini salonda görünce heyecanlanan Avşar önde gittiği maçın ilk setini verdi.

Saran’ın salondan çıkmasının ardından maçın kontrolünü tekrar eline alan Avşar, “Sadettin’i görünce heyecanlanmışımdır, aşk işte… Aşkın heyecanı ama sonradan toparladım” dedi.

alıntıdır

Hadise’ye komşu morali

Yazan: PearL   
08 Nisan
2009

TÜRKİYE’yi Moskova’da yapılacak 54’üncü Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmeye hazırlanan Hadise, “Düm Tek Tek” şarkısının tanıtımı için çıktığı Balkan turnesinin ilk durağında Batı Trakyalı soydaşlarla buluştu.

Hadise’nin konserini Türkler’in yanında çok sayıda Yunanistan vatandaşı da izledi.Yunan gazetecilerin de katıldığı basın toplantısında Moskova’daki yarışmada Yunanistan’dan 12 puan beklediğini söyleyen Hadise, “Burada gördüğüm olağanüstü ilgi beni heyecanlandırdı. Balkan turumuzun ilk duragında enerji depoladık. Daha önce Atina’ya gelmiştim, şimdi de soydaşlarımızın arasındayım. Bu dostluğunuzu yarışmanın yapılacağı 12 Mayıs gününde de bekliyorum” dedi. Eurovisyon’da Yunanistan adına yarışacak Sakis Rouvas’ fotoğrafının olduğu kupayı eline alan Hadise, “Arkadaşımıza da başarılar diliyorum. Unutmayın, bu ülkenin 12 puanı benim olacak. Bakın benim kupamın üzerinde de dudak izlerim var” dedi.

ÇİÇEKLERLE KARŞILANDI

İstanbul’dan özel otobüsle Batı Trakya’ya gelen Hadise, Gümülcine’de kalacağı otelin girişinde çocuklar tarafından çiçeklerle karşılandı. Gümülcine ile İskeçe arasındaki Yassıköy Beldesi’nde hayranları ile buluşan Hadise, istek üzerine Eurovision şarkısı “Düm Tek Tek”i iki kez söyledi.

alıntıdır

Sürpriz nikahın fotoğrafı

Yazan: PearL   
08 Nisan
2009

Çilingiroğlu, Feraye Tanyolaç ile 1 ay önce sürpriz bir şekilde nikah masasına oturduğu ortaya çıkmıştı.

Kaya Çilingiroğlu’nun 5 yıldır birlikte olduğu, oğlu Kaya’nın annesi Feraye Tanyolaç ile 1 ay önce sürpriz bir şekilde nikah masasına oturduğu ortaya çıkmıştı. Birkaç arkadaşıyla birlikte Nurol Sitesi’ndeki evlerinde gerçekleşen nikahta Feraye Tanyolaç ilk kez evlendiği için gelinlik giymeyi ihmal etmedi. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın kıydığı nikah sonrası pasta kesildi. Görkemli bir düğün yapmayı düşünmediğini söyleyen Çilingiroğlu, “Parasını kazanırsak düğün de yapmayı düşünüyoruz. Bu devirde düğün yapan adamı akıl hastanesine yollarlar” diyerek ekonomik krize vurgu yaptı.

alıntıdır

YEŞİL SAHALARDAN RECEP İVEDİK’E!..

Yazan: PearL   
20 Aralık
2008

10 YIL FUTBOLCULUK YAPIP OYUNCULUK YAPMAYA BAŞLADI! HEMDE BİR BÖLÜMLÜK, İKİ BÖLÜMLÜK DEĞİL EKMEĞİNİ OYUNCULUKTAN KAZANACAK KADAR! KİM Mİ?

Mankenden, şarkıcıdan hatta gazeteciden bile oyuncu olur da futbolculardan olmaz mı? Olur elbette…

 

İlhan Mansız, Rıdvan Dilmen gibi isimlerin oyunculuk deneyimlerine alışığız ama ilk kez bir profesyonel futbolcu profesyonel oyuncu olarak meslek değiştirdi…

 

Bursaspor, Göztepe, Erzurumspor, Çanakkale Dardanelspor ve Yozgatspor formalarını da giymiş ve hatta üç büyük kulübün de transfer listesinde ismi geçmiş futbolculardan Emre Doğru 10 yıllık futbol kariyerinin ardından oyuncu oldu…

 

“Recep İvedik 2” filminde oynayan Emre Doğru, hedefinin ilerde bir futbol filminde başrol oynamak olduğunu söyledi…

 

alıntıdır

« Önceki yazılar    |    




Online Saya