MyFroM.Com Video Paylasım Sitesi » Kadın ve Erkek

‘Kadın ve Erkek’ Kategorisi için Arşiv

Zinde kalmanın yolları

Yazan: PearL   
13 Temmuz
2009

20 ve üzeri yaşlarda hafif bir armut göbeği, basenler ve ba­caklar çok da şaşılacak bir durum değil. Yine de kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız o zaman seçeceğiniz herhangi bir spor dalıyla henüz yerleşmemiş yağlarınızı kaslara dönüştür­mek için şansınız var demektir. Vücut 25 yaşla birlikte verimli­liğinin en yoğun olduğu ulaştığından, sınırlarınızı rahatlıkla zorlayabilirsiniz. Haftada üç kez 30 dakikalık herhangi bir spor türü bu yaşlarda sizin için ideal.

Nasıl beslenmeli ?
• Problemli bir cildiniz varsa yağlı ve acılı yemekten kaçı­nın. Her ikisi de ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor ve
cildin aşırı yağlanmasına sebep oluyor.
• Balıkta ya da kabuklu hayvanlarda bulunan potasyum cilt yüzeyindeki kirliliği önleyici etkiye sahip.
• Solgun bir cilde sahipseniz, vücudunuzda demıir eksikliği olabilir. Maydanoz, soya fasulyesi ve patates demir eksik­liğini gideren sebzeler arasında yer alıyor.

alıntıdır

Ağrısız doğum

Yazan: PearL   
01 Temmuz
2009

Doğum ağrılı bir olaydır, ama sancılarında bir amacı olduğunu unutmayın. Her kasılma sizi bebeğinizin doğumuna biraz daha yakınlaştırır. Ağrı giderme yöntemlerini kullanmak konusunda ne kadar kararlı olursanız olun olaya geniş bir açıdan bakmanızda fayda vardır. Bu yöntemlerin gerekliliği yaşayacağınız doğurma sürecine ve sizin ağrıya dayanma gücünüze bağlıdır. Eğer katlanabileceğinizden fazla acı ile karşı karşıyaysanız ağrı giderme yöntemlerine başvurulmasını istemekten çekinmeyin.

Epidural Anestezi
Epidural anestezi vücudun alt bölümlerine giden sinirleri geçici bir süre uyuşturur. Özellikle doğumdaki sırt ve bel ağrılarının giderilmesinde faydalıdır. Her hastanede uygulanan bir yöntem değildir. Epidural blok şiddetli doğum ağrılarının giderilmesinin yanı sıra hem normal yolla hemde sezaryen doğumlar için giderek daha popüler hale gelmektedir. Bunun temel nedeni daha güvenli ve kolay uygulanabilir olmasıdır. Epiduralin zamanlaması etkisi doğumun ikinci evresinde geçecek şekilde yapılmalıdır, yoksa bebeğin doğumu gecikebilir. Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır. Dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatmanız istenir. Anestezik madde ince bir tüp ile belinize enjekte edilir. Bu tüp yerinde bırakılarak gerektiğinde ağrı kesicinin yeniden verilmesi sağlanır. İlacın etkisi yaklaşık 2 saat sürer. Epidural uygulandığında sürekli kontrol altında kalacaksınız ve belinizdeki kateter varlığından dolayı hareketleriniz kısıtlanacaktır.Epidural gereği gibi etki gösterirse doğumda hiç ağrı duyulmaz. Bazı hamilelerde bayılma hissi ve baş dönmesi yapabilir. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını etkiliye bileceğinden bebek kalp atışları sürekli monitörden izlenir.

Pudental Anestezi
Bu yöntem ikinci aşamadaki ağrıları gidermek için kullanılır ve genellikle normal yolla doğumda tercih edilir. Perine ve vajina çevresindeki bölgeye sokulan bir iğne yoluyla uygulanır, o bölgedeki ağrıları azaltır ancak rahimdeki ağrılara pek etki etmez. En çok forseps kullanıldığında yararlıdır ve etkisi epizotomi yapılana dek sürebilir.

Gaz ve hava
Oksijen ve azot oksit karışımı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayarak ağrıları durdurur. Doğumun birinci evresinin sonlarına doğru etkilidir. El maskesi ile uygulanan gazı solumanız istenir. Etkisi bir iki dakika içerisinde görüldüğünden sancının başlayacağını hissettiğinizde gazdan bir kaç derin soluk almanız yeterli olur. Gaz ağrıyı ancak kısmen giderdiği için bazen yeterli olmayabilir. Gazı solurken başınız dönebilir,bulantı gelebilir. Bu gazın bebeğe zararlı bir etkisi yoktur ancak yinede günümüzde kullanımı nadirdir.

Diğer ağrı kesiciler
Güçlü bir ağrı kesici olan meperidin hidroklorid kadın doğumda en çok kullanılan ağrı kesicidir. En etkili uygulama şekli damar içine veya kas içine enjekte edilmesidir. İki ile dört saatte bir tekrarlanabilir. Genellikle kasılmaları etkilemez. Doğumdan yaklaşık 2-3 saat önce verilir. Annenin ilaca yanıtı ve ağrının azalma derecesi çok değişkendir. Bazı kadınlar ilacın kendilerini gevşettiğini ve kasılmalara daha iyi dayandıklarını ileri sürerler, bazıları ise uyuşukluk duygusundan hiç hoşlanmazlar ve kasılmalarla başa çıkmakta zorlandıklarını söylerler. Kadının duyarlılığına göre değişen yan etkiler arasında bulantı, kusma, solunumun zayıflaması ve kan basıncında düşme sayılabilir. Meperidin ayrıca doğum sonrası epizyotomi ve sezaryen acısını dindirmek içinde verilebilir. Eğer doğuma çok yakın verilmişse bebek uykulu olabilir ve emmekte zorlanabilir ama bu etkileri kısa sürelidir.

Genel anestezi
Bir zamanlar ağrısız doğum için en gözde yöntemlerden biri olan genel anestezi, artık yalnızca ameliyatlı doğumlarda (sezaryen) kullanılır. Hızlı etkisinden dolayı daha çok bölgesel anestezi yapılmasına zaman bulunamadığı acil sezaryen durumlarında uygulanmaktadır. Bazı ön ilaçların enjekte edilmesinden sonra genel anestezik madde hastaya solunum yolu ile verilir. Bunu bir uzman anestezist yapar. Anne doğumun bütün aşamalarında bilinçsiz olacaktır. Kendine geldiğinde de bir süre sersem, çevresini ve zamanı tanımaz ve huzursuz olabilir. Boğazına koyulmuş bir tüpten dolayı öksürebilir, boğazı sızlayabilir, bulantı ve kusması olabilir. Geçici bir kan basıncı düşmeside başka bir olası yan etkidir. Genel anestezinin büyük sorunu anneyle birlikte bebeğin de sakinleşmiş olmasıdır. Bununla birlikte tam doğum anında anestezik madde kesilerek bebeğin uyuşukluğu en aza indirilebilir. Bu yolla bebek henüz kendine fazla miktarda ilaç ulaşmadan doğabilir. Anne yan yatırılarak (genelde sola) ve oksijen verilerek, bebeğe giden oksijen arttırılmaya çalışılır.

Genel aestezinin başka bir yan etkisi de annenin kusması ve kusmuklarının, öksürük refleksleri baskılanmış olduğundan,ciğerlerine kaçarak zatüreye yol açma olasılığıdır.Doğum öncesinde sizden hiçbir şey yiyip içmemenizin istenmesinin nedeni de budur

alıntıdır

Kadınların korkulu rüyası ‘Sistit’

Yazan: PearL   
01 Temmuz
2009

Uzmanlar, kadınların yüzde 20’sinin yaşamları boyunca bir kez sistite yakalandığını bildiriyor

İdrar yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan olan sistit’in, tedavisinde geç kalınması halinde, böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilen ciddi bir hastalık haline geldiği, idrar kesesi (mesane) ve böbreklerde kalıcı hasarlar bırakabildiği ifade edildi.

Medical Park Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Yılmaz Salatan, sistiti harekete geçiren risk faktörleri arasında çok eşlilik, idrar sondası kullanımı, hamilelik, şeker hastalığı, genital hijyene dikkat edilmemesi, önceden geçirilmiş felç gibi mesane boşalmasını engelleyebilecek durumlar, yaşlılık ve idrar yolunda çeşitli nedenlerle oluşan daralma veya tıkanmalar gibi birçok etkenin bulunduğunu dile getirdi.

Hastalığın oluşumundaki nedenleri sıralayan Dr. Yılmaz Salatan, “Normalde bakteriler; üreme organlarının girişinde ve anüs bölgesinde yaşar. Bazen bu bakteriler alt idrar yollarını aşarak mesaneye (idrar kesesi) ulaşır. Mesaneye ulaşan bakteriler idrar yoluyla dışarı atılır. Ancak mesaneye gelen bakteri sayısı atılandan fazlaysa, mesanede ve daha sonraki aşamada böbreklerde iltihaplanmaya yol açar” dedi. “Hastalığın bulaşması cinsel birleşme esnasında veya genital temizliğin az olduğu durumlarda oluşabileceği gibi uzun süre idrar tutulması, idrar yollarını daraltıcı hastalıklar, menopozda düşük östrojen seviyesi nedeniyle de oluşabilir” diyen Salatan sistit’in en sık rastlanılan sebebi olarak E. Coli (koli basili) adlı bir mikroorganizmayı işaret etti.

Salatan, sistit hastalığının belirtileri arasında idrar yaparken yanma ve sızı, (idrar yaptıktan sonra da sürebilir) sık idrara çıkma, bazen idrardan kan gelme, beliren ağrının kasıklara ve makat kısmına yayılması, ateş, terleme, yorgunluk, kusma ve bulantı, idrarın kötü kokulu olması, cinsel ilişki esnasında hissedilen ağrıların en önemli belirtiler olduğuna dikkat çekti. “Teşhis için idrar analizi, idrar kültürü,üriner sistem ultrasonografisi, sistoskopi (özel bir aletle üretra ve mesanenin gözlenmesi) ve damar içi pylogram denilen özel bir röntgen çekimini kapsayan tetkiklerle enfeksiyona zemin hazırlayan faktörler belirlenebiliyor diyen Salatan, “Sistit hızlı ve uygun biçimde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmediğinde kronik ve insan bünyesini zayıf düşüren bir hastalığa dönüşebilir” şeklinde konuştu.

Hastalığın uygun antibiyotik tedavisi ile ortadan kaldırılacağına değinen Salatan, kronik enfeksiyonlarda tedavi süresinin uzadığını ancak uygun tedavi ile sistitin belirtilerinin 24 saat içinde kaybolacağını ifade etti. “Sistit hastalığının gidişatı mikrobun cinsi ve risk faktörlerinin giderilmesine bağlıdır” diyen Salatan, “Hastalıktan korunma yollarının öncelikle kadınların vajinal ve rektal bölgedeki bakterilerin, idrar yollarına girmesinin engellenmesi gerekiyor” diyen Salatan, sistitten korunmanın yollarını anlattı. Salatan, şunları söyledi: “İdrarın uzun süre tutulmaması, böylece mesanedeki bakterilerin dışarı atılması; cinsel ilişkiden sonraki on dakika içerisinde idrarın yapılmaya çalışılması, bol su içilmesi (günde 8 bardak gibi), kahve, çay, alkol gibi içeceklerin mümkün olduğu kadar az tüketilmesi, genital bölgenin uzun süre nemli kalmasına izin verilmemesi, naylonlu, sıkı iç çamaşırlarının giyilmemesi, her gün mutlaka iç çamaşırının değiştirilmesi ve pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi de alınabilecek diğer önlemler olabilir.”

Salatan; “Hamilelik sırasında, özellikle erken dönemde idrarda önemli derecede bakteri çıkışı (bakteriüri) saptanır. Kadınlar hamilelik sırasında ve hemen ertesinde idrar yolları enfeksiyonu açısından risk altındadırlar ve saptanan herhangi bir enfeksiyon hemen tedavi edilmelidir” diyerek anne adaylarını uyardı.

ERKEKLER DE YAKALANIYOR
Çok sık görülmese de sistit erkeklerde kendini, sık veya acil idrar yapma ihtiyacı, idrar yaparken yanma ve sızı, bulanık, kötü kokulu, bazen kanlı idrar bazen de hafif ateş gibi şikâyetlerle kendini belli ediyor.

Yeni doğan dönemi hariç idrar yolu enfeksiyonlarının kız çocuklarında daha fazla görüldüğünü belirten Salatan; “Yeni doğan dönemini hariç tutarsak, 11 yaş altı kız çocuklarda yüzde 3 -5, aynı yaş grubundaki erkek çocuklarda yüzde 1 enfeksiyon riski vardır” dedi. Salatan, yaş ilerledikçe enfeksiyon oranları daha da düşerken, kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha yüksek oranda enfeksiyon riski bulunduğunu belirtti.

alıntıdır

Güzellik önerileri

Yazan: PearL   
01 Temmuz
2009

Saç maskesi
İki yemek kaşığı balı bir limondan elde ettiği­niz suyla karıştırarak saç maskenizi hazırlayabi­lirsiniz. Maskeyi kuru saçınıza sürüp 10 dakika beklettikten sonra saçınızı iyice durulayın.
Maskenin ardından saçlarınız dolgun ve parlak görünüm kazanacak.
Ne zaman kullanmalı: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez kullanılması uygun.

Saçlarınız uzunsa
Saçlarınızı yenileyin, değişik at kuyrukları ya­pabilir ya da farklı saç kesimleri de deneyebilir­siniz. Şekillendirici ürünlerin katkısını da gözardı etmemelisiniz. Bu ürünleri kullanarak her gün ya da iki günde bir saçınıza farklı bir şekil vere­bilirsiniz. Belki de saç renginiz! değiştirmenin zamanı gelmiştir. Bazı insanlar bu konuda çok tu­tucu davranırlar, değişiklikten adeta kaçarlar. Ten renginize ters düşmeyecek bir renk seçtiği­niz sürece renk değişikliği yapmanız yepyeni bir görünüme bürünmenizi sağlayacaktır.

Saç şeklinizden sıkılmaya başladıysanız ya da en son trendlere uymak istiyorsanız kuaförünü­zün yardımıyla ya da kendi başınıza ufak tefek değişikliklerle farklı bir görünüm kazanabilirsi­niz. Kalıcı modellerle görünümünüze renk kata­bilirsiniz.

Farklı kesimler uygulayın
Yıllardır düz saç kullandıysanız kısa süreli su dalgası yaptırabilir, kendinize de saçlarınızı sa­rabilir, şekil verici kremler kullanabilirsiniz. Saç­larınız uzunsa değişik at kuyrukları yapabilir ya da farklı saç kesimleri deneyebilirsiniz. Şekillen­dirici ürünlerin katkısını da göz ardı etmemelisi­niz.

Bu ürünleri kullanarak her gün yada iki günde bir saçınıza farklı bir şekil verebilirsiniz. Belki de saç renginizi değiştirmenin zamanı gelmiştir. Ba­zı insanlar bu konuda çok tutucu davranırlar, de­ğişiklikten adeta kaçarlar.
Ten renginize ters düşmeyecek bir renk seçtiğiniz sürece renk değişikliği yapmanız yepyeni bir görünüme bürünmenizi sağlayacaktır.

Saçlar fön tutmuyorsa
Gerçekten de bazı saçlarda, uzun fönlerden sonra bile model hemen kayboluyor. Çok ince telli ya da çok kalın telli olanlar saçlarda böyle bir sorun olabilir. Eğer saç teliniz çok inceyse, hacim katan şampuanlardan kullanın. Ayrıca yı­kamada saç kremini ya hiç kullanmayın ya da çok ekonomik kullanın.
Kalın telli saçlarda şekle girmekte zorlanırlar. Şampuanrdan sonra durulama gerektirmeyen saç kremleriyle bakım uygulayın. Fön çektirme­den önce, saçınızı bir miktar köpükleyin.

Sarışınlar için göz makyajı
Gözler yüzün en dikkat çekici bölgelerinden biridir. Teninize ve saçınıza uygun bir göz mak­yajı ile çok etkileyici görünebilirsiniz. Eğer açık tenli ve sanşınsanız, karamel, kahve, gri ve krem rengi, size özellikle yakışacaktır. Önce açık ve rengi (yumuşak bir gri, kemik ya da kahve-rengimsi bir pembe) kirpiklerin dibinden göz ka­pağının bitimine kadar sürün. Göz kapağının üs­tüne ise kahverengi, bronz gibi daha koyu renkler kullanın. En koyu tonu da derinlik katması için göz kapağının bitiş çizgisine sürün.

Göz kalemi çekme teknikleri
Gözleriniz birbirinden çok ayrı ise, çizgilerin çok kısa olması ve gözün dış sınırında hemen bitmesi gerekir. Çok küçük gözleri daha büyük göstermek için, kalemi göz kapağının hemen üstünden kalın bir hat olarak çekmelisiniz. Bü­yük gözlerde ise kalemi ince bir hat şeklinde çekmek çok daha iyi sonuç verecektir. Badem gözlüler ise kesinlikle gözlerinin bu şeklini gizle­memeli; aksine, bu güzel şekli vurgulamak için, kalemi yukarı doğru çekmelidirler.

alıntıdır

Kendinizi çekici hissetmenin yolları

Yazan: PearL   
01 Temmuz
2009

Şimdiye kadar birlikte olduğunuz ya da beğen­diğiniz erkekler size güzel olduğunuzu, çekici ol­duğunuzu ya da seksi olduğunuzu söyledi. Fakat aralarından bir babayiğit de çıkıp size ne kadar seksisin deme cesaretini gösteremedi. Neden? Suç sizde mi? Her kadın seksidir yeter ki bunu hissetmeyi başarabilsin…

Kendinizi şımartın
Kendinize bugünün sizin gününüz olacağını söyleyin. Önce kendinize şöyle güzel bir buhar banyosu hazırlayın. Sonra parfümlü kremlerle vücudunuzu şımartın. Şimdiden kendinizi seksi hissetmeye başlamış olmalısınız.

Kendinizi övün
Elinizde bir fotoğraf makinesi alın ve kendinizi şımartarak her poz fotoğraf çekin. Daha sonra çektiklerinize bakın ve kötü de olsalar kendinizi takdir edin. Çünkü ilk önce kendinizi beğenme­niz gerekir. Kendinizi sevmeniz gerek.

Açık olun
Hoşlandığınız erkek yanınıza geldiğinde sizin için zor olsa da gözlerinin içine bakmayı çalışın. Onunla konuşurken çekinmeyin ve açık olun. Bu kendinize olan güveninizin artmasını sağlaya­caktır. Açık olmak seksi olmanın başlıca kuralı­dır.

Unutmayın kendine güvenen bir kadın her şe­yi başarır. Yeter ki cerasetini toplamayı bilin.

alıntıdır

Cildiniz canlılık kazansın

Yazan: PearL   
01 Temmuz
2009

Cildinizin canlılık kazanmasını istiyorsanız elinizin altındakilerle bir çok yönlü uygula­malar yapabilirsiniz bunlardan birkaç örnek aşağıdaki gibidir:

Elma Sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, cildi canlan­dırır ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendi­rir. Çok zengin vitaminler ve mikrobesin madde­leri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve si­vilceli ciltlerin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

Çökelek / Ekşimik: İltihaplı cilde karşı eski zamanlardan beri kullanılan çökelek, gerektiğin­de biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, alt derinin (perminal katman) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca, hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır.

alıntıdır

Yaz aylarında cildinize dikkat

Yazan: PearL   
23 Haziran
2009

Havuz ve deniz sezonunun açıldığı yaz aylarında cilt problemlerinde artış olduğuna dikkat çeken Dr. Neslihan Dolar uyarıyor: Mantar, isilik, sivilce, güneş alerjisi ve yanıklara sık rastladığımız yaz aylarında cilt bakımı daha büyük önem kazanıyor. Basit ama etkili önlemler alırsanız tatili sorunsuz bir ciltle atlatabilirsiniz!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar; yaz aylarında sıkça karşılaşılan cilt problemlerini ve yaz aylarında doğru cilt bakımı yöntemlerini anlattı:

• Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt hastalıklarında ve cilt sorunlarında artış olur. Bunlardan en sık görülen durum güneşin zararlı ışınlarının etkisiyle ortaya çıkan lekelerdir. Ayrıca mantar hastalıkları, isilik, sivilcelenme, yağlanma artışı, güneş alerjisi, güneş yanıkları ve kaşıntı gibi hastalıklara da yaz aylarında daha sık rastlarız.

• Özellikle ozon tabakasının incelmesiyle birlikte güneşin zararlı ışınlarının yeryüzüne daha kolay ulaşması; leke ve benlerin sayısında artışa, sivilce oluşumuna neden olmakta hatta deri kanseri oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Deri kanseri gelişiminde zararlı UV ışınlarının etkilerinin kesinleşmesi, güneşten korunmanın önemini ortaya koymaktadır. Ancak maalesef tüm uyarılara rağmen günümüzde güneş banyoları ve solaryumlar halen toplumda büyük rağbet görmektedir. Kişilerin yanlış uygulamaları da oluşan zararlara katkı yapmaktadır.

GÜNEŞ YANIĞINA DİKKAT!

• Güneş alerjisi genellikle ilk güneşlenmeyi takiben kabarıklık, kızarıklık ve şişmelerle kendini gösterir. Oldukça kaşıntılı olan bu tablo, özellikle güneşe maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar. Güneş alerjisi durumunda mutlaka bir dermatologa başvurup önleyici ve baskılayıcı tedaviler başlanmalı, güneşten koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Güneş yanığı bilinçsiz ve aşırı güneşlenme sonrasında ortaya çıkar ve cilde çok ciddi zararlar verir.

ZARARLI IŞINLAR DNAYI BOZAR!

• Güneş ışınlarına maruz kaldığımızda cildimiz kendi kendini koruma programını hayata geçirir. Bu bronzlaşmadır. Ama biz yeterli önlemi alamazsak bronzlaşırken UV ışınları hücrelerde DNA üzerinde bazen kalıcı tahribatlara yol açarlar. Bu nedenle yaz aylarında güneşten korunmak şart!

• Yaz aylarında güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) güneşe çıkmamaya özen gösterin. Şemsiye, şapka kullanın, açık renk giysiler tercih edin. Unutmamak gerekir ki; gölgede ve bulutlu havalarda da tam olarak güvende değiliz, çünkü UV ışınları çevreden yansıyarak da deriye ulaşabilir. Bu yüzden gölgede ve bulutlu havalarda da güneş koruyucular kullanın.

BİLİNÇLİ KORUNUN

• Güneşten koruyucu ürünler bilinçli bir şekilde kullanılmalı. Güneşten koruyucu ürünler, güneşe çıkmadan yarım saat önce deriye uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta sürülmelidir, Yüz, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak güneş ışınlarından etkilenen bölgeler, sürekli olarak güneşten koruyan ürünler kullanılarak korunmalıdır. Güneş koruyucu kremler genelde suya dayanıklı olmakla birlikte suya girilmiyorsa 3 saat havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda gün boyunca 2 saat aralarla tekrarlanmalıdır.

• Yaz aylarında en sık rastlanan cilt problemlerinden olan mantar hastalıkları; havuz kenarlarında aynı terlik ve havluların kullanımıyla bulaşabilen bir durum olup kaşıntı ve kızarıklıkla kendini gösterir. Ayak parmak arasında başlayan ve sinsice ilerleyen mantar enfeksiyonu, zaman içerisinde tırnakları da tutar ve tırnaklarda kalınlaşma, renk değişikliği ve kırılmalara nede olabilir.

ÇIPLAK AYAKLA ASLA DOLAŞMAYIN

• Mantar hastalığından korunmak için özellikle yaz aylarında asla çıplak ayakla yürümeyin. Ellerinizi ve ayaklarınızı yıkadıktan sonra parmak aralarınızın iyice kurumasına dikkat edin. Bunun için daima kendi kişisel havlunuzu kullanın. Bu havluları düzenli aralıklarla değiştirmeli ve yüksek sıcaklıklarda yıkamalısınız. Kolay hava alan ve terletmeyen ayakkabılar tercih edin. Dar giysiler giymekten kaçının. Eşyalar ortak kullanılmamalı. Halka açık alanlarda (özellikle ortak kullanılan hamam, otel odaları vs.) çıplak ayakla dolaşılmamalıdır.

• Islak mayolarla dolaşmaktan, kurulanmadan güneşlenmekle artan, vücutta açık ve koyu lekelenmelere yol açan bir diğer mantar hastalığı da vardır ki, tedavi edilmezse aylarca sürebilen ve sürekli tekrarlayan lekelere sebep olabilir.

İSİLİK VARSA YAĞLI KREMİ UNUTUN

• İsilik denilen durum; aşırı nem ve rutubetin etkisiyle ter bezlerinin tıkanmasıyla ortaya çıkan deri yüzeyinde minik kırmızı kabarcıklardır. Bazen iltihaplanıp kaşıntılı hal alabilen bu durum, en çok yüzde ve vücudun kıvrım yerlerinde ortaya çıkabilir. Bu durumun önlenmesi için özellikle yaz aylarında aşırı yoğun ve yağlı nemlendirici ile kremlerden uzak durmalıyız. Cilt gözeneklerini tıkamayan su bazlı kremler tercih edilmelidir. Terledikçe kıyafetlerimizi değiştirmeli ve sık sık duş almalıyız. Naylon ihtiva etmeyen hava alan çamaşır ve kıyafetler kullanmalıyız.

alıntıdır

Olduğunuzdan genç görünmek elinizde…

Yazan: PearL   
18 Mayıs
2009

Bu küçük ayrıntılara dikkat ederek zamanı geri almak sizin elinizde. Hem de evde uygulayabileceğiniz yöntemlerle…

1. BOYUN VE DEKOLTE
Bir çoğumuz yüzümüze kat kat kremler sürerek bakım yaparken, boyun ve dekolte bölgemizi bu bakımdan mahrum bırakırız. Oysa ki, boyun ve dekoltemiz, ultravlyole ışınlarına en çok maruz kalan, güneşte en kolay kuruyan, lekelenen ve kırışan vücut bölümlerimiz. Güneş ve aşın solaryum etkisini ilk önce boyunda gösteriyor ve yaşlanmayı hızlandırıyor. Boyun derisi kısa sürede kalınlaşıyor, kabalaşıyor ve kırışmaya başlıyor. Dolayısıyla, güneşten koruma, yüz temizleme ve nemlendirme adına yaptığımız peeling ve maskelere boyun ve üst dekoltenin de ihtiyacı oluyor. 40 yaşlarından itibaren, boyun ve dekolte bölgemizin rengi solgunlaşmaya, boynumuzdaki yatay kırışıklıklar ve dekolte bölgemizdeki dikey kırışıklıklar belirginleşmeye başlıyor.

Tüyo:
Sütlü bakım mucize yaratabilir
Her şeyden önce günlük bakım çok önemli. Her akşam, yatmadan önce yüzünüzü temizlediğiniz gibi, boyun ve dekolte bölgenizi de temizlemeyi ihmal etmeyin. Bunun için peeling ve maske iyi bir yöntem. Ya da evde hazırlayabileceğiniz basit bir karışımı uygulayabilirsiniz. Bir kabın içine; yansı organik süt, yansı su olan bir karışım hazırlayın. Sonra büyükçe bir pamuk parçası ile boynunuza birkaç kere kompres yapın. Ardından soğuk su ile yıkayın. Bu kompres anında etki edecek ve boynunuzun daha diri ve pürüzsüz görünmesini sağlayacaktır. Daha sonra mutlaka nemlendirici krem sürmeyi ihmal etmeyin.

2. SAÇLAR
Her zaman, kısa saçın insanı genç gösterdiğine inanılır. Oysa ki, yapılan araştırmalarda uzun ve dalgalı ya da dümdüz omuzlara inen saçları olan kadınların yaşlarının daha küçük tahmin edildiği ortaya konmuş. Saçlarınızın parlak ve canlı bir görünümünün olması da yüzümüzü daha genç gösteren etkenler arasında. Bunun için ise saçımızın yapısına ve gereksinmelerine uygun olan şampuanı seçmek başta geliyor. Ancak, seçim kadar uygulama yöntemi de çok önemli.

Tüyo:
Fırçalayarak parlatın
Şampuanı uygulamaya başlamadan önce, saçınızı mutlaka fırçalayın. Böylece saçınız birikmiş olan tozlardan arınacak ve şampuanın etkisi artacaktır. Şampuanlama sırasında, parmak uçlarınızla saç derinize hafif masajlar yaparak kan dolaşımını hızlandırın. Saçınız şampuanlıyken, seyrek dişli bir tarakla tarayın. Ardından, ılık suyla bolca durulayın. Saçınıza her zaman besleyici ürünler kullanmayı ihmal etmeyin.

3. TIRNAKLAR VE ELLER
Ellerimiz kışın soğuğun, yazın da sıcağın etkisiyle bir hayli yıpranıyor. Bunun önüne geçebilmek için, ellerimizi suyla her temasından sonra nemlendirmek, ellerimizin yaşlanmasını geciktirici bir etki yaratıyor. Ayrıca nemlendiricileri kullanırken el masajıyla ellerimizin kan dolaşımını harekete geçirmiş oluyoruz. Kan dolaşımı hızlanınca ellerimiz yaşlanma etkilerine karşı savaş açacak ve daha diri görünüyor.

Ayrıca tırnaklarımız da daha genç görünmeniz için son derece önemli. Tırnaklarınıza kendi renginde oje sürmek yerine, pembe ya da kırmızı gibi yaşınızı daha genç gösterecek renkleri tercih edebilirsiniz.

Tüyo:
Her yere bir krem bırak
Gün içerisinde elinize besleyici krem sürmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Hatta banyoda, odanızda, iş yerinizde her zaman ulaşabileceğiniz yerlerde krem bulundurun.
Ancak, bu kremlerin aşın yağlı olmamasına dikkat edin, böylece evde işinizi yapmayı engellemeyecektir.

4. DUDAKLAR
Ağız ve dudak bölgesi, yüzde yaşlanma etkilerini en fazla belli eden yerler arasında yer alıyor. Dudaklar ise gülümsememizi şekillendiriyor. Dolayısıyla, tatlı bir gülümsemenizin olması yüzümüzü genç ve canlı göstermenin anahtarı. Bizi daha genç gösteren dudaklara sahip olabilmek için, parlak ve sıcak renkleri tercih etmeliyiz. Çok koyu herhangi bir renk, dudaklar için ölümcül olabilir. Pastel renkler ise dudaktan aydınlatır, daha dolgun ve genç gösterir.

Tüyo:
Ballı bakım
Parmağınıza bir miktar bal alarak dudaklarınıza sürüp 10 dakika bekleyin. Dudaklarınızın kısa sürede yumuşak ve pürüzsüz olduğunu göreceksiniz. Ayrıca, dudaklarınızın çevresini belirginleştirmeniz de genç görünmenizi sağlayan diğer bir etken. Bir kulak çubuğu yardımıyla şeffaf renkteki pudrayı dudak kenarlarına sürün. Daha sonra rujunuzu sürün. Gün boyunca dudak kenarlarınızdaki çizginin bozulmadığını fark edeceksiniz.

alıntııdr

Güzel bir cilde nasıl sahip olursunuz?

Yazan: PearL   
15 Mayıs
2009

Saçların, tırnakların ve cildin durumu genellikle sağlığı­nızın bir yansımasıdır. Donuk bir cilt, yağlı saçlar, kırık, beyaz lekeli tırnaklar organizmada yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun habercisidir. Tüm bu sayılanlar, çoğun­lukla dengesiz beslenmeden, vitamin, aligo-element, mine­ral tuzlan, amino asitler /ve gerekli yağların eksikliğini gös­terir.
A ve E vitaminleri ciltte en Önemli rolü oynarlar.
- B5 vitamini saçın kökünü nemlendirir ve kuvvetlendi­rir. - Bg vitamini saçların aşırı yağlanmasını ve dökülmesi­ni engeller.
- Çinko ise, sebum salgısını dengeler (akne durumunda( sebum fazla salgılanır) ve saçın kalitesini arttırır.
Hergün kullandığımız kozmetik ürünlerinde mikrobesinler vardır ama en akıllı ve emin yol, besinsel değeri yük­sek yiyeceklerle bu maddeleri vücudumuzdan almamızdır.
Bu tamamlayıcı “elementleri hap şeklinde sentezlenmiş halde almak iyi bir çözüm değildir çünkü bu formdayken bu maddelerin bağırsaklar tarafından emilmeleri az olur. Onun yerine, besin değerleri çok zengin olan şu iki doğal gıdayı öneririz: Buğday filizi ve bira mayası.
Ergenlik döneminde ortaya çıkan akne (sivilce) sebumun fazla salgılanmasından kaynaklanır ve kızarıklık ve iltihaplanma ile daha karmaşık hale gelir.
Bunun da yiyeceklerle bir ilişkisi vardır. Yüzü gözü si­vilce içindeki gençler içinde yüzde 70 kakaolu çikolatayı yiyebilirler. Ama aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sigara cildi, ciddi olarak bozduğundan kaçınılması gereken durumlar­dır.

alıntıdır

Karın Yağlarının Alınması

Yazan: PearL   
15 Mayıs
2009

Karındaki yağların alınması çok nazik bir işlemdir. Buna çirkin, biçimsiz bir göbeğin düzeltilmesi işi de dahil olabilir. Bazı kadın­lar hamileliğin, ya da çok kilo kaybetmenin neden olduğu çatlak izleri yüzünden oldukça üzülürler. Bunlar da temelde aynı olan bir işlemle ortadan kaldırılır. Yalnız, bu ameliyat daha kısa sürer. Karın küçültme işlemi yüz germe tekniğine uygun şekilde yapılır. Ancak, bu sırada sıra öbürünün tersidir. Bu ameliyatla fazla yağlar, deriler kesilip alınır, kaslar toparlanır. Kesik karnın alt kısmın­dan açılır, uçları kalçaların üzerinde yukarıya doğru bir kıvnm yapar. Kalçaların üzerindeki yara izlerinin rengi zamanla açılırsa da ender olarak tamamiyle kaybolur.
Ameliyat süresi: 2-3 saat.
Hastanede yatma: Çatlak izleri için 3, daha ge­niş ameliyat için 8 gün.
İyileşme: 3-4 hafta.
Sonradan bakım: Orta de­recede
Etkili olduğu süre: 5-10 yıl

alıntıdır

« Önceki yazılar    |    




Online Saya