HEYELAN (TOPRAK KAYMASI)

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Kambriyen Öncesi
Kambriyen öncesi, yeryüzünün olusumundan Kambriyene kadar gecen dört milyar yillik zaman dilimidir. Ýki devre ayrilir: Proterozoyik ve Arkeyan. Ancak, dünyanin en eski kayaclarinin bulundugu Arkeyanin baslangic zamani belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hicbir kayac olmamasidir.

Arkeyan
3600 myö-2500 myö arasi Arkeyandir. Yeryüzünde, bilinen en eski kayaclar bu devre aittir. Ýlkin okyanuslarda mikrobiyal yasam jeobiyokimyasal sürecler sonunda bu dönemde ortaya cikar. Fotosentetik bakteriler olan Siyanobakteriler ortaya cikip, o zamana kadar oksijensiz olan okyanuslara oksijen salmaya baslar. Bu yeryüzünde ilk kez bol miktarda bulunan serbest oksijenin okyanuslarda cözünmüs halde bulunan demirle tepkimeye girerek birlikte cökmelerine neden olur.

Proterozoik
2500 myö-545 myö arasi Proterozoyiktir.Arkeyan dönemde ortaya cikan stromatolitler yayginlasti. Arkeyandan beri okyanuslara salýnan oksijen, artik serbest halde okyanuslarda ve atmosferde bol miktarda bulunmaya baslar.

Fanerozoik Devir
(545 myö-251.4 myö)
294milyon yil sürdü, Antik Yasam
Yaklasik üc yüz milyon yil süren Paleozoik, Fanerozoigin ilk ve en uzun zamanidir. Bu zaman cok hücreli canlilarin ortaya ciktigi, gelisip yayginlastigi ve ekosistemin baskin yasam bicimi haline geldigi zaman dilimidir.
Paleozoik boyunca iklim genel olarak nemli ve ilimandi. Zaman zaman güney kitasi Gondvana’nin kutup bölgesinden gecmesiyle ya da baska bicimlerde buzul caglarý yasanmistir. Kambriyenden hemen önce süper kita Rodinia’nýn parcalanmasiyla daha kücük kitalar dogar. Bu kitalardan en büyügü olan Gondvana, Paleozoik kitalarinin ana kitlesini olusturur. Paleozoigin sonuna dogru kitalar yeniden bir araya gelerek yeni bir süper kita olan Pangea’yi olusturur.
Paleozoigin hemen basinda “Kambriyen Patlamasi” olarak bilinen olayla birlikte hayvanlar fosil kayitlarina girer. Nerdeyse bilinen tüm hayvan subeleri Paleozoiðin basinda cesitli türlerce temsil ediliyor, cok cesitli omurgasiz gruplari denizleri dolduruyordu. Bunlarýn arasinda bazi bilim adamlarinca “deneysel” olarak kabul edilen ve kisa sürede ortadan kalkan yasam bicimleri de vardi. Erken Paleozoikte henüz cok kirilgan olan ekosistemde yasanan yok oluslarla dönemin geri kalanina damgasini vuracak canlilar belirlenir. Paleozoik denizlerinin en tipik canlilarindan biri eklembacaklilar grubundan olan üc loblulardi. Erken Paleozoikte cok yayginlik ve cesitlilik kazanan üc loblular, zamanin sonuna dogru azalarak ortadan kalkti.
Paleozoigin ortalarina dogru omurgalilar denizlerin en önemli gruplarindan biri olur. Balik Cagi olarak adlandirilan bu dönemde, ilkel cenesiz baliklarin ardindan ilk ceneli baliklar, ilk kemikli baliklar ve köpek baliklari ortaya cikip yayginlasir. Denizlerde baliklarýn üstünlügü ele gecirdigi siralarda ilk bitkiler ve hayvanlar karaya adimlarini coktan atmisti. Damarsiz kara yosunu benzeri bitkilerin ve kirkayak benzeri eklembacaklýlarýn öncülük ettiði karalarýn çok hücreli canlýlarca iþgaline, Orta Paleozoiðin sonlarýna doðru omurgalýlardan da destek geldi. Geç Paleozoiðe gelindiðinde yeryüzü karalarý uçsuz bucaksýz ormanlarla kaplandý, pek çok hayvan grubunun temsilcilerinin de katýlýmýyla karmaþýk bir karasal ekosistem kuruldu. Karasal faunanýn en göze çarpan üyeleri, artýk uçma yeteneðini geliþtirmiþ olan böcekler, iki yaþamlýlar ve sürüngenlerdi. Paleozoiðin sonlarýna doðru Pangea’nýn oluþmasýyla iklim kuraklaþýp, karasallaþýr. Sucul ortamlarýn azalmasýyla geniþ alanlara yayýlmýþ sporlu bitkilerin oluþturduðu bataklýk ormanlarý, yerini açýk tohumlu bitkilerin oluþturduðu ormanlara býraktý. Ýki yaþamlýlardan da sürüngenlere doðru bir kayýþ oldu. Zamanýn sonlarýnda sürüngenler oldukça çeþitlendi ve memelilerin ve dinozorlarýn atalarý olan gruplar ortaya cikti. Bu canlilardan bazilarinin kürklü ve sicak kanli olduklari düsünülüyor.
Permiyen sonunda, bir gök cisminin yeryüzüne çarpmasýyla, Paleozoik canlilarýnýn büyük cogunlugu ortadan kalkar. Yok oluþun ardýndan sahneye yeni canlýlar çýkar Eskisinden oldukça farklý olan bu yeni yasamla, “Dinozorlar çaðý” olarak da anýlan Mezozoik Zaman baslar.

PERMiYEN (292 myö -251,4 myö)
KARBONiFER (354 myö -292 myö)
DEVONiYEN (417 myö -354 myö)
SiLüRYEN (440 myö -417 myö)
ORDOViSYEN (495 myö -440 myö)
KAMBRiYEN (545 myö -495 myö)

Paleozoik
545 myö-251.4 myö Paleozoyik devirdir. Yaklaþýk üç yüz milyon yýl süren Paleozoyik, Fanerozoyiðin ilk ve en uzun zamanýdýr. Bu zaman çok hücreli canlýlarýn ortaya çýktýðý, geliþip yaygýnlaþtýðý ve ekosistemin baskýn yaþam biçimi haline geldiði zaman dilimidir.
Paleozoyiðin hemen baþýnda “Kambriyen Patlamasý” olarak bilinen olayla birlikte hayvanlar fosil kayýtlarýna girer. Nerdeyse bilinen tüm hayvan þubeleri Paleozoiðin baþýnda çeþitli türlerce temsil edilir. Paleozoyik denizlerinin en tipik canlýlarýndan biri eklembacaklýlar grubundan olan üç loblulardý. Erken Paleozoyikte çok yaygýnlýk ve çeþitlilik kazanan üç loblular, zamanýn sonuna doðru azalarak ortadan kalktý. Paleozoyiðin ortalarýna doðru omurgalýlar denizlerin en önemli gruplarýndan biri olur. Balýk Çaðý olarak adlandýrýlan bu dönemde, ilkel çenesiz balýklarýn ardýndan ilk çeneli balýklar, ilk kemikli balýklar ve köpek balýklarý ortaya çýkýp yaygýnlaþýr. Denizlerde balýklarýn üstünlüðü ele geçirdiði sýralarda ilk bitkiler ve hayvanlar karaya adýmlarýný çoktan atmýþtýr.
Geç Paleozoiðe gelindiðinde yeryüzü karalarý uçsuz bucaksýz ormanlarla kaplandý, pek çok hayvan grubunun temsilcilerinin de katýlýmýyla karmaþýk bir karasal ekosistem kuruldu. Karasal faunanýn en göze çarpan üyeleri, artýk uçma yeteneðini geliþtirmiþ olan böcekler, iki yaþamlýlar ve sürüngenlerdir. Paleozoyik boyunca iklim genel olarak nemli ve ýlýmandýr. Paleozoyiðin sonlarýna doðru Pangea’nýn oluþmasýyla iklim kuraklaþýp, karasallaþýr.

Kambriyen
545myö-495 myö arasý Kambriyendir. “Kambriyen Patlamasý” olarak adlandýrýlan bu olayýn sonunda, sadece 25 milyon yýl içerisinde, bilinen hayvan þubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çýkmýþtýr. Kambriyen kýtalarý, dev kýta Kambriyen öncesi kýtasý Rodinia’nýn parçalanmasýyla oluþtu. Kambriyen kýtalarýnýn en büyüðü olan Gondvana günümüz güney kýtalarýndan oluþuyordu. Ýkinci büyük kýta olan Laurentiya’nýn büyük bir bölümü günümüz Kuzey Amerika’sýndan oluþuyordu. Baltýka ve Sibirya kýtalarý ise güney yarýmkürede Laurentia ile Gondvana arasýnda yer alýyordu. Bugünkü Avrupa ve Asya’nýn diðer bölümleriyse küçük parçalar halinde Gondvana ‘nýn kuzey kýyýlarýna daðýlmýþtýr.
Dünya çapýnda yaygýn fosilleri bulunan canlý Trichophycus pedum’dur. Bu canlý ilk karmaþýk yapýlý ve geliþmiþ hayvan olarak kabul edilir. Trichophycus pedum’un bulunduðu en yaþlý katman Kambriyenin baþlangýcý sayýlýr.Eklembacaklýlar Kambriyenin en çeþitli þubesiydi. Erken Kambriyenin ortalarýnda ortaya çýkan ilkel eklembacaklýlardan olan üç loblular pek çok niþe uyum saðlayýp, dünya çapýnda yaygýnlaþaýp, Kambriyenin ve Paleozoyiðin en önemli gruplarýndan olmuþtur.
Kambriyen boyunca en az dört kitlesel yok oluþ yaþanmýþtýr. Bunlardan ilki Erken Kambriyende gerçekleþir. Bu olayýn sonucunda üç loblularýn en eski gruplarý ve birincil resif yapýcý organizmalar olan archaeocyathidler yok olmuþtur. Diðer üç yok oluþ Geç Kambriyenin sonuna düzensiz olarak daðýlýr.

Ordovisyen
495myö-440 myö arasý Ordovisiyendir. Ordovisiyenin en önemli olayý, çok hücreli yaþamýn karaya ayak basmasýdýr.Kambriyende büyük çoðunluðu güney yarýkürede toplanmýþ olan kýtalar Ordovisyen boyunca daha da güneye kayar. Orta ve Batý Avrupa ise Avrasya’nýn geri kalanýndan ayrý olarak güney tropiklerinde bulunur.
Erken ve Orta Ordovisyen boyunca yeryüzü yumuþak ve ýlýman bir iklimin etkisindeydir. Hava sýcak ve oldukça nemlidir. Deniz seviyesi yüksek ve kýtalarýn büyük bölümü sýð denizlerle kaplýdýr. Deniz omurgasýzlarýnýn artan çeþitliliði ile birlikte Ordovisiyende karmaþýk deniz ekosistemleri ve besin zincirleri kuruldu. Denizin tabanýndan yüzeyine kadar uzanan pek çok beslenme seviyesi oluþur. Nautiloid kafadanbacaklýlar ve mercanlar da Ordovisiyenin oldukça yaygýn gruplarýdýr. Erken Ordovisiyenin sonlarýnda Gondvana’nýn neredeyse tamamýnýn sular altýnda kalmasýyla konodontlar geliþimlerinin zirvesine ulaþmýþtýr. Ordovisiyenin sonu bir kitlesel yok oluþla iþaretlidir. Yok oluþ ilk olarak, planktonlar, derisi dikenliler, üç loblular ve zýrhlýbalýklar gibi tropikal türleri etkilemiþtir. Ardýndan mercan ve dallý bacaklýlar etkisi altýna aldý. Paleozoyiði kapatan yok oluþtan sonra deniz yaþamýný etkileyen en büyük ikinci yok oluþ olan Ordovisiyen kitlesel yok oluþu ayný zamanda bir sonraki dönem olan Siluriyende görülecek olan uyumsal açýlýmýn da yolunu açmýþtýr.

AKARSULAR

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

AKARSULAR     
a) Akarsuyun olusumu : Yeryuzundeki yataklarin degisik buyukluklerdeki yataklar icerisinde su toplanir ve bu yatak boyunca akmasina akarsu denir.
-         Akarsularin, kucuklerine dere denir. Buyuklerine ise cay, nehir denir.
-         Akarsuyun,  ciktigi yere kaynak. Akarsuyun aktigi yere yatak denir.
-         Akarsuyun birim zamanda aldigi yola akarsuyun hizi denir. Bu hiz mualine denilen aracla olculur.
b) Akarsuyun aglari, Su bolumu ve Akarsu Havzalari :                                                         :
-         En kucuk dereden ana ýrmaga kadar bir akarsuyun beslenme havzasý icinde tum kollariyla birlikte olusturdugu su yolu orgusune akarsu agi denir.
-         Havzalari birbirinden ayiran dogal sinira su bolumu cizgisi denir.
-         Akarsuyun denize ulastirabilen havzalara acik havza, ulastiramayan havzalara ise kapali havza denir.     
c) Akarsuyun debisi ve rejimi             
-         Bir akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinde bir saniyede gecen suyun m3 cinsinden miktarýna debi denir.
-         Bir akarsuyun debisinde yil boyunca degismeye rejim denir.
d) Selintiler ve Akarsular                     
-         Yuzeyleri kaplarcasina akan sulara selinti denir.
-         Bir akarsuyun asindirma gucu; su miktari, egim, bitki ortusu, akis hizi, yuk miktaridir.
   
A) Turkiye’de Selintilerin Olusturdugu Asindirma ve Biriktirme Sekilleri
a) Kirgibayir : Kimi  yerleri yuksekce, kimi yerleri yarintilar biciminde olan sekillere  denir. (Nevsehir yoresi)
b) Peri Bacalarý : Volkan tuflerinin yaygýn oldugu bir arazide sellenme sonucu oluþmuþ yer þekilleridir. Üstteki dirençli kayalar aþýnmadýðý için sapka þeklinde bir gorunum oluþmuþtur. (Afyon)
c) Birikinti Konileri : Bir dag yamacýnda asagiya inen akarsuyun egimi azaldiginda tasima gucude azalir ve tasidigi aluvyonlari koni seklinde biriktirir. Buna  denir.
-         Birikinti konilerinin birlesmesiyle olusan ovalara Dag etegi ovasý denir.
B) Akarsularin Asindirmasi ile Olusan Yer Sekilleri
a) Vadiler : Ýçinde akarsularýn aktýðý, kaynaktan aðza doðru sürekli iniþli olan uzun çukur alanlarýdýr. Dört çeþit vadi vardýr
-         V vadi; V harfi biçimindeki vadilere denir.
-         Tabanlý vadi; orta çýðýrlarda;eðim az, su miktarý fazladýr. Derinlemesine hem de yanlamasýna aþýndýrma yapar.
-         Yayvan Vadi; yanlama, aþýndýrma ile vadi yamaclarý asinip yatiklarsir.
-         Yarma vadi; Bir duzlukte akmakta olan akarsu, önüne çýkan kabarikligi dar ve derin bir bicimde yardýktan sonra yeniden duzeyi cikarsa olur.
-         Kanyon vadi; cozunebilir taslarin bulunduðu arazilerde akarsu bir yandan aþýndýrma yaparken bir yandan da taþlar coker. Sonucta dar derin ve dik duvarli vadiler olusur.
b) Dev Kazaný : Akarsularin, caglayan ve cavlanlarin yaparak dokuldukleri yerlerde, asinma sonucu olusan cukurluklara dev kazani (buget) denir.  Turlu Buyuklukte olabilir.
c) Sekiler : Akarsularýn iki yakasindaki yamaclarda gorulen basamak bicimindeki yer sekilleridir.. bu derinlestirme sonucu eski vadi tabani yukarida bir basamak halinde kalir ki buna seki denir.
d) Yontuk duzler (Peneplen) : Akarsularin asindirma faaliyetlerinin son doneminde olusan dalgali duzluklere denir.

    C) Akarsu Biriktirmesi ile Olusan Yersekilleri
Akarsu biriktirmesi sonucu olusan baslica sekiller sunlardir;
a) Deltalar : Akarsuyun gole yada deniz ulastigi yerde, tasidigi aluvyonlari biriktirmesi sonucu olusur.
Bir deltanin olusabilmesi icin;
-         Akarsuyun belli buyuklukte olmasi
-         Denizin cok derin olmasi
-         Kiyi boyunca guclu akýntýlarýn olmamasý gerekir. (Çukurova, Bafra)
a)      Birikinti Ovasý : Ýç kisimlardaki alanlarin aluvyonlarla dolmasi sonucu olusur. 2 cesittir.
-         Dað içi ovalarý : Daglik alanlarýn ic kisimlarda az egimli yerlerde, karstik canaklarda ya da tektonik çöküntülerde  birikme sonucu oluþur. (Erzincan ovasý)
-         Dað eteði ovalarý : Bir daðýn yamacýndan aþaðý inen akarsu ve sellenme sularýnýn oluþturduðu birikinti ovasýdýr.
c) Birikinti Konileri : Akarsuyun tasidigi aluvyonlarýn yelpaze biciminde cokelir. Bu cokmeye denir.
-         Menderesler: Akarsuyun asindýrma ve biriktirme sonucu faaliyetlerin ortak sonucu olusan yer þekillerinin en yaygin olanlarý mendereslerdir.
-         Yatak egimi azalmýþ olan bir akarsu, duzenli buklumler yaparak saga sola dolana dolana akar. Buna menderes denir.  (Gediz nehri, B.Menderes)

Dunya’nin Cekirdegi

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Dunya’nin Cekirdegi

Kati yerkurenin capi ortalama 6.371 km’dir. Yaklasik 2.900 km derinde bir sinir bolgesi, bir sureksizlik bulunur. Bunu deprem dalgalarinin yalnýzca bir bolumunun geri yansimasindan anliyoruz. Burasý katidan siviya gecis bolgesidir. Daha ic bolgelerin, yani cekirdegin, yaklasik 10 g/cm3 gibi cok yuksek bir yogunlugu vardir. Ancak demir iceren goktaslari buradaki sicaklik ve basinc kosullari altinda olusana benzer bir yogunluga ulasabilir. Bu nedenle bugun, cekirdegin daha cok demir ve nikelden olustugu varsayiliyor. Daha az benimsenen bir dusunce ise cekirdegin de kabukta bulunan elementlerle ayni karisimda, yalniz daha yogun oldugudur. Daha icte, yaklasik 5.150 m derinde yeni bir sinir bolgesi daha vardir, bu da oradan sonraki bolumun fiziksel ozelliklerinin daha farkli oldugunu gosterir. Buyuk bir olasilikla burasi katidir. 3.500 km’lik bir capi olan cekirdegin 175 milyar km3’luk bir hacmi vardir, yani yerkurenin yaklasik yuzde 16’sini olusturur. Buna karsilik agirligi, toplam agirligin yuzde 32’si kadardir. Yuzeyindeki elektrik akýmlarinin da, Dunya’nin magnetif alaninin olusmasýna yol actigi dusunulmektedir.

Dunya’nin Yapisi
       
Dunya’nin ici akýl almaz olcude sicak bir firina benzer. Ama genellikle tastan olusur, cekirdeginin cok kucuk bir bolumu tumuyle sividir. Yerkureyi bir uctan otekine gecen deprem dalgalari bize onun fiziksel ozellikleri ile cesitli katmanlarinin yogunlugu ve kalinligi konusunda bilgi verir. Biz yalniz yuzeye cok yakin kayaclari taniriz. En derine inen sondajlar bile kabugun ancak yarisina kadar ulasabilmistir.

Manto

2 – 60 km arasýndaki derinliklerde mantoya ulasilir. Burasý Mohorovicic sureksizligi adi verilen sinir bolgesiyle ustundeki kabuk katmanidan ayrilir. Bu alandaki maddelerin yogunlugu birden bire 2,9 gr/cm3’ten 3,3 gr/cm3’e cikar. 700 km kadar derine inildiginde ise yogunluk 3,3 gr/cm3’ten 4,5 gr/cm3’e yukselir. 2.000 km derinlikte bu deger 5,7 gr/cm3 olur. Bu bolge yaklasik 900 milyar km3’luk hacmiyle yerkurenin toplam hacminin yuzde 83’unu olusturur. Mantoda bulunan kayaclarin daha az silisyum oksit içerdigi, buna karsilik daha agir olan metal oksitlere, ozellikle de magnezyim (% 37) ve demire (% 12) sahip oldugu bilinir; bu da onun renginin daha koyu olmasina yol acar. Kayac yapili meteorlarin kimyasal bilesimi bu mantonun yapisiyla uyusur. Deprem dalgalarinin yayilis bicimine bakilirsa burasi sivi degil kati, daha dogrusu plastik bir durumdadir. Sicaklik kabuktaki kadar cok artmaz, en cok 2.500 dereceye cikar. Kayaclarin siviya donusmelerini engelleyen etken, ustlerindeki yuksek basinctir. Yalniz tektonik tedirginlikler sonucu yerel sivilasmalar olabilir. Kabukta ortaya cikan butun hareketlerin nedeni mantonun astenosfer adý verilen ust katmanlarýndan kaynaklanir. Katmanlar arasindaki ýsý farklarindan dolayý plastik haldeki kayaclar da durumlari elverdigince hareket ederler. Deprem bolgelerinin gosterdigine gore 600 km derinliklerde kýrýlmalar olabilmektedir.

Kabuk

Kati yerkurenin en ust katmanina kabuk denir ve kalinligi 5 km ile 60 km arasýnda degisir. Burasý tüm hacmin yuzde 1,5’ini kapsar. Kabuðun yogunlugu mantodan daha azdýr. Kýtalar ile okyanuslarýn altýndaki kabuklar arasinda fark vardýr. 20-60 km kalinligindaki hafif kabuk levhalarý kendilerinden daha yogun olan mantonun ustunde yuzer; boylece kitalar, okyanus diplerine gore biraz daha yuksekte kalýr. Okyanus dipleri ise 5-10 km kalinlikta olur ve buyuk olcude yoðunluðu 2,9 gr/cm3 olan bazalttan olusur. Her ikisi de mantonun ustunde bulunur ve onun çarpma hareketlerinden etkilenir. Bu arada kabukta catlaklar olur ve mantodan buraya sizan madde nedeniyle okyanus diplerinde yeni bir kabuk olusmaya baslar. Bu bolge iki yanýndaki daha soguk alan tarafýndan bastýrýlýnca yukarý doðru yukselir ve duruma göre ortaya ya bir ada ya da sýradaglar çýkar.

Biz yalniz kabugun kita bolgesindeki yapisini ve kayaclarini tanýrýz. Kabugun ust katmanlarý daha cok silisyum oksit icerir ve ortalama 2,7 gr/cm3 yogunlugundadýr. Bu daha asagi katmanlarda 2,9 gr/cm3’e cikar. Her ikisi arasinda, Konrad sureksizligi adini tasiyan bir sinir bolgesi vardýr. Alt katmanlarda, icinde kuvars (SiO2) olmayan baskalasim kayaclari bulunur. Ust bolgeler ise bildigimiz cesitliligiyle oteki kayaclardan olusur. Magma kayaci ya da korkayac denen kayaclar, mantonun yerel olarak eriyip baska bir yerde yavas yavas sogumasiyla ortaya cikar. Bunlarin en bilinenleri kuvars iceren granitlerdir. Vulkanitler ise daha hizli soguyan ve camlasmis parcalar iceren kayaclardir. Ruzgar ve akarsularýn etkisiyle yeryuzunden kopan parcalarýn denizlerin dibinde birikerek taslaþmasý ise tortul kayac denen kayaçlarýn oluþmasýna yol acar. Bu kayaclar yerkabugu hareketleri nedeniyle bulunduklarý yerden daha derinlere iner ve buralardaki sicaklik ve basinc nedeniyle degisime ugrarlarsa, bu kez de baskalasim kayaclari ortaya cikar. Kabugun kita bolumunde her 100 m derinlige inildikce sýcaklýk da 3 derece artar.

MiNERALLER

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

MiNERALLER
Mineral dogal sekilde olusan, homojen, belirli kimyasal bilesime sahip inorganik kristallesmis kati bir cisimdir. Buna gore minerallerin ozelliklerini söyle siralayabiliriz:

   1. Dogal olarak olusur.
   2. Herhangi bir parcasi butununun ozelliklerini tasir.
   3. Belirli bir kimyasal formulu vardir.
   4. Kati halde olup nadiren sividir.
   5. Ýnorganiktir.

Mineralojinin olusan maddeleri ihtiva ettigi icin bu bakimdan sinirlandirilmistir. Teknolojinin ilerlemesiyle sentetik olarak elde edilen kimyasal bilesikler mineral sayilmazlar. Bu yapay bilesikler halindeki kati maddelere dogada tabii halde rastlanmaz. Dolayýsiyla da dogal sartlarda olusturulamazlar. Bu tur katý maddelere “yapay mineraller” adi verilebilir. Bu tur yapay mineraller de, tabii minerallerde oldugu gibi benzer kristal ic yapilarýna sahiptir.

Minerallerin dogada veya deneysel olarak yapilan incelemelerde de gozlendigi gibi, olusum sartlari bunlarin belirli fizikokimyasal sartlarda (belirli sicaklik ve basýnc altinda ve ortamin kimyasal durumu gibi) olusurlar. Buradan mineralojinin bir amacinin da minerallerin oluþturdugu yerkabugunun kimyasal ve fiziksel yapisinin ögrenilmesi, yerkabugunun tarihinin bilinmesi ve yeralti kaynaklarindan yararlanilmasi oldugunu anliyoruz.

Mineraller belirli bir kimyasal bilesime sahiptirler. O halde her mineral bir kimyasal formul ile ifade edilir. Minerallerin kimyasal formulleri genellikle sabittir. Ancak belirli sinirlar icinde belirli kaidelerle degisebilir. Cok ender olarak saf elementler (altin, gumus, bakir vs) seklinde olusan mineraller, yerkabugunda meydana gelen dogal fizikokimyasal olaylarin urunleridir.

Minerallerin bir diger ozelligi de inorganik olusudur. Yerkabugunda bulunan petrol, komur, fosil ve recine gibi maddeler mineralojinin kapsamýna girmez. Ancak nadir de olsa organik mineraller de vardýr. Mesela “kehribar” gibi.

Minerallerin kati olmalarý duzenli bir atomsal ic yapýya sahip olduklarýný gosterir Mineral kristallerinin dis yapilarý incelendiginde duzgun geometrik dis sekilli olduklarý gorulur. Yine ayni sekilde ic yapilarinin da duzgun oldugu gorulur. Minerallerin “civa” gibi sivi olan tipleri de vardir.

Mineraller homojen bir yapiya sahiptirler. Alinan bir mineral orneginin her tarafi ayni mineralden ibaret olmalidir. Ancak her mineralde az veya cok yabanci mineral varligi bulunmaktadir. Yabanci madde oraninin coklugu, mineralin ozelliklerini degistirir. Esasta; gozle gorulebilen boyutta homojen olmasi basit tanimlama icin yeterlidir.

A. SÝLÝKATLAR        a. Feldspatlar                 1. Ortoklaz          Sanidin
                                                                                                   Mikroklin
                                                                        2. Plajyoklaz        Albit
                                                                                                  Anortit
                                                                                                  Kalko - sodik f.
                                b. Feldspatoidler                1. Lösit
                                                                        2. Nefelin
                                c. Klorit
                                d. Talk
                                e. Killer                             1. Kaolinit
                                                                        2. Montmorillonit
                                                                        3. Ýllit
                               f. Mikalar                           1. Muskovit (beyaz mika)
                                                                       2. Biotit (siyah mika)
                               g. Amfiboller                     1. Hornblend
                                                                       2. Aktinolit
                               h. Piroksenler                     1. Ojit
                                                                       2. Enstatit
                               ý. Peridotlar                       1. Olivin
                              j. Granatlar                        1. Almandit

B. KARBONATLAR

                             a.  Kalsit
                             b. Aragonit
                             c. Dolomit

C. SÜLFATLAR
       
                             a. Jips
                             b. Anhidrit

D. OKSÝTLER       

                             a. Kuvars
                             b. Hematit
                             c. Götit
                            d. Limonit
                            e. Manyetit
                            f. Korendon
                            g. Kuprit

E. HALOÝDLER

                            a. Kayatuzu
                            b. Flüorit

F. SÜLFÜRLER       

                           a. Pirit
                            b. Kalkopirit
                            c. Galen

DIŞ KUVVETLER

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

DIÞ KUVVETLER
Enerjisini  güneþten alan ve yer þekillerinin oluþmasýnda yýkýcý etkiye sahip olan kuvvetlere dýþ kuvvetler denir.    TAÞLARIN ÇÖZÜLMESÝ
Fiziksel (Mekanik ) Çözülme
Kayalarýn, dýþ kuvvetlerin etkisiyle fiziki yapýlarýnda görülen parçalanma, ufalanma ve ayrýþma olayýdýr.
Mekanik çözülmede en fazla etkili olan faktör , sýcaklýk farkýdýr. Sýcaklýk farký arttýkça mekanik çözülme de artar.
En fazla görüldüðü iklim çöl iklimidir. Ayrýca karasal iklimlerde de fazladýr.Yurdumuzda Ýç Anadolu, Doðu Anadolu Bölgesi’nde ve G.Doðu Anadolu Bölgelerinde fazladýr.
Kimyasal Çözülme
Kayalarý oluþturan unsurlarýn eriyerek, kimyasal bileþimlerinin deðiþmesi sonucundaki ayrýþma olayýdýr.
Kimyasal çözülmede en fazla nem miktarý etkilidir. Ayrýca sýcaklýðýn da etkisi vardýr. Fakat sýcaklýk çözünürlülük hýzýnda etkilidir. Dolayýsýyla yaðýþ miktarý ve sýcaklýk arttýkça kimyasal çözülme de artar.
En fazla görüldüðü iklim Ekvatoral iklimdir. Ayrýca Savan, Muson ve ýlýman Okyanus iklimlerinde de fazladýr. Yurdumuzda ise bütün kýyý bölgelerimizde fazladýr. En fazla Doðu Karadeniz Bölümü’nde  görülür.
Biyolojik Çözülme
Bitkiler kökleri vasýtasýyla kayalarý hem mekanik, hem de kimyasal yolla ayrýþmaya uðratýr. Bitkilerin yapmýþ olduðu ayrýþma Ekvatoral Bölgede, Muson iklim Bölgesinde ve Ilýman Okyanus iklim bölgesinde fazladýr.
TOPRAK OLUÞUMU (Pedojenez)
Toprak,taþlarýn çözülmesi ve içine çeþitli canlý kalýntýlarýnýn karýþmasýyla oluþur.
ETKÝLÝ FAKTÖRLER
Ýklim ve bitki örtüsü: Kimyasal çözülme ile toprak oluþtuðundan, Ekvatoral iklimde toprak oluþumu çok hýzlý iken, çöl ikliminde toprak oluþumu çok yavaþtýr.
Taþlarýn özelliði: Karstik arazilerde toprak oluþumu daha kolaydýr.
Arazinin eðimi: Eðimli arazilerde toprak oluþumu daha yavaþtýr. 
Zaman: Kaba bir hesaplama yapacak olursak 1cm toprak için 150-350 yýl gereklidir.Tarým için en az 60 cm toprak gereklidir. En uygun þartlar altýnda tarým topraðý 20.000 yýlda oluþur.
TOPRAK KATMANLARI (Horizon)
A Horizonu: En üstte, iyice ayrýþmýþ ve organik maddelerce zengin tabakadýr. Ekim-dikim iþleri burada yapýlýr (40cm).
B Horizonu: Üstte yýkanan tuz ve kil gibi maddelerin biriktiði kattýr.
C Horizonu: Temeldeki ana kayanýn iri parçalarýndan oluþan katmandýr.
D (R) Horizonu: Henüz çözülmeye uðramamýþ ana kayadýr.
A.TAÞINMIÞ TOPRAKLAR
Dýþ kuvvetlerin etkisiyle aþýnarak,taþýnan maddelerin çukur yerlerde veya düz yerlerde birikmesiyle oluþur. Ör: Alüvyon, lös, moren. Bu topraklarýn ortak özelliði mineral maddelerce zengin olmalarýdýr. Türkiye’de bunlardan en yaygýn olaný  alüvyon topraðý bulunur. Akarsu çevrelerinde görülür.
B.YERLÝ TOPRAKLAR
Ana kayanýn bulunduðu yerde fiziksel ve kimyasal yolla ayrýþmasý sonucu oluþurlar. Bu topraklarýn genel özelliðinde daha çok iklim-bitki örtüsü ve kayanýn özelliði etkilidir.
Bitki kök, dal ve yapraklarýnýn    toprakta  çürümesi sonucu humus oluþur.
Yerli topraklar, iklim özelliðine göre nemli ve kurak bölge topraklarý diye ikiye ayrýlýr.
1.NEMLÝ BÖLGE TOPRAKLARI
Yaðýþýn fazla olduðu iklimlerde görülür. Topraðýn  üst katýnda yýkanmanýn etkisiyle mineral ve tuz bileþikleri azdýr.
Tundra Topraðý Kutuplara yakýn yerde görülür. Yýlýn büyük bir kýsmýnda donmuþ halde bulunur. Yaz mevsiminde bataklýk halini alan, tarýma elveriþsiz topraklardýr.
Podzol Topraðý:  Orta kuþaðýn soðuk ve nemli bölgelerinde iðne yapraklý ormanlar altýnda oluþmuþ topraklardýr. Yýkanmanýn etkisiyle açýk renklidir. Verimi düþüktür.
Türkiye’de Batý Karadeniz Bölümünde görülür.
Kahverengi Orman Topraðý: Orta kuþaðýn nemli ve ýlýman bölgelerindeki geniþ yapraklý ormanlar altýnda oluþmuþ topraklardýr. Humus bakýmýndan zengin, verimli topraklardýr.
Türkiye’de  Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir bölümünde , Trakya’nýn kuzeyinde Yýldýz Daðlarýnda, Ýç Batý  Anadolu’da, G.Doðu Toros daðlarýnda ve yer yer Ýç  Anadolu Bölgesi’nin yüksek yerlerindeki orman örtüsü altýnda görülür.
Terra-Rossa  Topraklarý: Akdeniz iklim bölgesinde kalkerli arazi üzerinde görülürler. Demir oksitçe zengin olduklarý için kýrmýzý renklidirler. Türkiye’de Akdeniz, Ege ve Güney Marmara Bölümünde ve G.Doðu Anadolu Bölgesi’nin batýsýnda görülürler.
Laterit Topraðý: Dönenceler arasýndaki sýcak ve nemli iklim bölgelerinde görülen kýrmýzý renkli topraklardýr. Organik ve kimyasal ayrýþma çok hýzlýdýr. Bunun sonucunda humus birikimi azdýr ve verimi düþüktür.  Türkiye’de bu topraklarla benzer özellik gösteren topraklar  Doðu Karadeniz Bölümünde görülür.
2.KURAK VE YARI NEMLÝ BÖLGE TOPRAKLARI
Kurak  bölgede oluþan topraklarda yaðýþ azlýðý nedeniyle, yýkanma azdýr. Bundan dolayý tuz ve kireç oraný fazladýr.
Yarý  nemli bölge topraklarýnda step bitki örtüsünün çürüyerek topraða karýþmasý sonucu humus birikmesi olur. Bu sebeple verimlidirler.
Çernozyomlar (Kara Topraklar)
Ilýman kuþaðýn yarý nemli bölgelerinde görülür. Gür ot topluluðunun çürüyerek topraða karýþmasýndan dolayý humus birikimi fazla olan dünyanýn en verimli topraðýdýr.
Bu topraklarda erken kýþ bastýrýnca reaksiyon tamamlanmadan duruyor ve organik madde kalýyor. Bu yüzden humus bakýmýndan zengin.
Türkiye’de Erzurum-Kars Bölümü’nde görülürler. 
Kestane Renkli Step Topraklarý
Yaðýþlarýn az olduðu step bitki örtüsü altýnda görülür. Humus birikimi azdýr. Verimi düþüktür. Kireç ve tuz oraný yüksektir. Türkiye’de Ýç Anadolu , G.doðu Anadolu ve Doðu Anadolu Bölgelerinde görülürler.
Çöl Topraklarý
Çöl bölgelerinin tarýma elveriþsiz topraklarýdýr. Kimyasal ve organik çözülmenin yetersizliðinden dolayý daha çok kum yýðýnlarýndan oluþur.ş

atmosfer

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Atmosfer
Atmosfer, yerkürenin etrafini saran ve cogunlukla gaz ve buharlardan olusan bir örtüdür.
Yercekimi sayesinde tutulan atmosfer, büyük olcüde gezegenin ic katmanlarýndan kaynaklanan gazlarin yanardag etkinligi ile yüzeye cikmasi sonucu olusmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca dünya disi kaynaklardan da beslenmis ve etkilenmistir. Basinc ve yogunluk acisindan diger yer benzeri gezegenlerden Mars’a göre yaklasik 100 kat büyük, Venüs’e göre ise yaklasik 100 kat kücük bir gaz kütlesini ifade eder. Ancak bilesim acisindan bu iki gezegenin atmosferlerinden cok farkli oldugu gibi, Günes Sistemi icinde de essizdir.

Sicaklik ve yapisi
Atmosfer, kendini ýsý farklýlýklarýyla gösteren çeþitli bölümlere ayrýlýr. Asaðýdan yukarýya doðru sýrasýyla atmosferin bölümleri: troposfer, stratosfer, mezosfer, iyonosfer ve en dýþ kabuðu da eksosferdir.

Bunlarýn en altta, yeryüzüne en yakýn olanýna troposfer denir. Troposferin bir sonraki katman olan stratosfere kadar yüksekliði kutuplarda 7-8 km’yi, Ekvator’da ise 16-17 km’yi bulur. En önemli özelliði yüksek ölçüde su buharý içermesi ve içinde havanýn yatay olduðu kadar düþey hareketler de yapmasýdýr. Yükseðe çýkýldýkça sýcaklýk da düþer; bu düþüþ stratosfere kadar sürer. Bu katmandaki sýcaklýk Ekvator’da –80°C iken kutuplarda –55°C dolayýndadýr.

Atmosfer tüm hava dolaþýmý, bulutlar ve fýrtýnalar, kýsacasý meteorolojik olaylarýn hepsi troposferde, yani en çok 8-13 km’ler arasýnda olur.

Troposferden sonra stratosfer gelir. O da ortalama 11-50 km’ler arasýnda yer alýr. Sýcaklýk troposfer ile stratosfer arasýndaki bölgede –55°C ile –80°C arasýnda deðiþirken, stratosferin üst bölümlerinde +50°C’ye kadar çýkar. Bunun nedeni morötesi ýþýnlarýn bu bölgede emilmesidir. Ozon katmanýnýn oluþmasý da zaten bu sürecin bir sonucudur. Yeryüzünde yaþam için gerekli olan ozon, stratosferin bu üst katmanlarýnda üretilir. Stratosferde gözlenen ýsý deðiþmelerinin ise mevsimlere baðlý olduðu belirlenmiþtir.

Stratosferden sonraki bölüme mezosfer adý verilir, o da 80 km yükseðe kadar çýkar. Mezosferde sýcaklýk yeniden –80°C ile –130°C’ye kadar düþer. 80 km’den 1.000 km’ye kadar olan bölüme iyonosfer adý verilir. Burada sýcaklýk gene belirgin bir biçimde artar. Gündüz ya da gece olmasýna göre 600 km yükseklikte 1.000°C ile 2.500°C sýcaklýklar vardýr. Adýndan da anlaþýldýðý gibi, atmosferdeki gazlar bu katmanda düzenli bir iyonlaþma süreci içindedir; iyonlaþma daha yüksek bölgelerde daha da yoðunlaþýr.

Ekzosfer ise atmosferin son katmanýný oluþturur. Burada artýk belirgin bir sýnýr olmadan boþluða geçiþ vardýr. Pratik nedenlerle, Yeryüzeyinden 100 km yükseðe yerleþtirilen hayali Karman hattý, dünya ile uzayýn sýnýrý olarak kabul edilir.

Basinci
Atmosfer basýncý havanýn aðýrlýðýnýn sonucudur, dolayýsýyla yere ve zamana göre deðiþir. Atmosfer basýncý 5 km’de %50 azalýr (bir diðer deyiþle atmosfer kütlesinin yarýsý ilk 5 km içindedir). Deniz seviyesinde deniz basýncý 101,325 Pa’dýr. Yer çekimi nedeniyle bu gaz kütlesinin bir aðýrlýðý vardýr, ve gezegen yüzeyine doðru alçaldýkça artan bir basýnç yaratýr. Basýnç, normal atmosferde, 0°C’de, 760 mm’lik bir cýva sütununun yarattýðý basýnca eþittir.

Atmosferin toplam kütlesinin yaklaþýk 5,1 x 1015 ton olduðu sanýlmaktadýr; bu da dünyanýn toplam kütlesinin milyonda birinden daha azdýr.

Bilesimi
Atmosfer, renksiz, kokusuz, tatsýz, çok hýzlý hareket edebilen, akýþkan, elastik, sýkýþtýrýlabilir, sonsuz genleþmeye sahip, ýsý geçirgenliði zayýf ve titreþimleri belli bir hýzda ileten bir yapýya sahiptir. Tam olarak yüksekliði saptanamamýþtýr. “Homojen atmosfer” olarak isimlendirilen ve yoðunluðun hemen hemen ayný olduðu alt bölümün yüksekliði 8 km civarýndadýr. Bu seviyeden sonra yoðunluk yükseklikle azalýr ve seyrek gaz kütleleri þekline dönüþerek uzay boþluðuna kadar uzanýr ki bu bölge de “heterojen atmosfer” olarak isimlendirilir. Belirgin olan bir þey; atmosferin üst seviyesinin 30 km civarýnda son bulduðudur. Bu seviyeden sonra da hava bulunduðunu söylemek doðrudur fakat bu bölümün meteoroloji ile bir iliþkisi yoktur. Þöyle ki 80 km yukarýda güneþ ýþýnlarýný yansýtabilecek kadar hava, 300 km yukarýda meteorlarýn atmosfere giriþinde sürtünme nedeniyle ýþýk verebilmesi ve hatta 600 km yukarýda aurora’larýn gözlenmesi buralarda da az da olsa atmosferin olduðu yönünde ipuçlarý vermektedir.

Atmosferin yeryüzüne yakýn katmanlarýnýn yüzde 78′i azot, yüzde 21’i de oksijenden oluþur. Yüzde 1′i ise su buharý, argon, karbondioksit, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, ozon ve ksenon elementlerinden oluþur. Bunlara toz ve duman gibi maddeler de katýlýr.

100 km yükseðe kadar azot-oksijen oranýnda önemli bir deðiþiklik olmaz, yalnýzca 20-30 km arasýndaki yüksekliklerde bir ozon yoðunlaþmasý gözlenir. Bu ozon katmanýnýn önemli bir iþlevi vardýr, çünkü güneþten gelen morötesi ýþýnlarýn büyük bir bölümü bu katman tarafýndan süzülür. Ama buradaki ozon hem miktar, hem de yüzde olarak çok fazla deðildir.

100 km’nin üzerinde hýzlý bir sýcaklýk düþmesi gözlenir. Buradaki gazlar artýk çok ince katmanlar biçimindedir. Daha çok da hafif gazlar bulunur. Bu gazlar morötesi ýþýnlarýn etkisiyle ayrýþýr ve böylece burada oksijen serbest atomlar halinde bulunur. Iþýl ayrýþma denen bu olay 200 km yükseklikte daha da yüksek bir düzeye çýkar.
Yer atmosferinin su buharý haricindeki bileþimi. Aþaðýdaki yuvarlak atmosferin %0.038′ini oluþturan seyrek gazlarýn oranlarýný göstermektedir.
                   Yer Atmosferinde Bulunan Eser Gazlar
ppm ( milyonda birim, hacim )       
Gaz        Oran
Karbon monoksit (CO)        0,01-0,2
Ksenon (Xe)        0,09
Ozon (O3)        0,05
Amonyak (NH3)        0,02
Kükürt dioksit (SO2)        0,02
Hidrojen sülfür (H2S)        0,002-0,02
Formaldehit (CH2O)        0,01
Azot dioksit (NO2)        0,003
Nitrik oksit (NO)        0,003
Hidroklorik asit (HCl)        0,002
Nitrik asit (HNO3)
Hidrojen peroksit (H2O2)
Halokarbonlar (CxHxClxFxBrxIx)
Sülfürik asit (H2SO4)
Karbonil sülfür (COS)        0,001 ppm’den az

Su buharý, yer ve zamana göre deðiþen biçimde, atmosferin alt katmanlarýna karýþmýþ olarak bulunur ve yaklaþýk 10-15 km yükseklikten sonra azalmaya baþlar. Yeryüzünün iklim ve meteoroloji koþullarý üstünde bu su buharýnýn önemli bir rolü vardýr, çünkü bulutlara asýlý olan su buharý yaðýþ olarak yeryüzüne düþer.
                                             Atmosferde ortalama su buharý oraný
Heterosfer
Yeryüzeyinden 100 km yükseklikten itibaren atmosferin bileþim açýsýndan bu türdeþ yapýsý kaybolmaya baþlar. Bu nedenle ‘heterosfer’ adý verilen ve atmosferin son derece seyrek olduðu bu alanlarda, hareketlilik az olduðu için, gazlar uzun dönemde moleküler aðýrlýklarýna göre alçaktan yükseðe doðru hafife gidecek þekilde tabakalanma eðilimindedir. Güneþ ýþýnlarýnýn iyonize edici etkisinin güçlü hissedildiði bu bölgelerde, fotokimyasal etkinlikler de giderek önemli hale gelir, ve atmosfer bileþimini etkiler.

600-1,500 km arasýnda atmosferdeki oksijenin yerini, güneþteki lekelerin durumuna göre deðiþen bir biçimde, helyum alýr, bunun üstünde de bir hidrojen katmaný bulunur. Onun için burada yerküreyi çepeçevre saran bir hidrojen tacýndan söz edilebilir. Yüksek enerjili güneþ ýþýnlarýnýn etkisi ile hýzlandýrýlan bu hafif atomlar, Yerkürenin kütleçekiminden kurtularak uzaya kaçarlar. Eksilen hidrojenin yerini, fotokimyasal etkilerle yüksek atmosfer katmanlarýndaki su moleküllerinin parçalanmasý sonucunda ortaya çýkan hidrojen alýr. Bu nedenle hidrojen kaybý gezegenin deðerli su kütlesinin kaybý anlamýna gelmektedir. Ozon tabakasýnýn tahribatý sonucunda, fotokimyasal etkinliklerin atmosferin su buharýndan zengin olduðu alçak tabakalarýna

EKOLOJi

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

EKOLOJi
Ekoloji, organizmalarla, içinde yaþandýklarý ortamý ve bu iki varlýða ait karþýlýklý etki ve iliþkileri inceleyen bir bilim dalý.

Bu tanýmlamadaki organizmalar, diðer bir deyim ile canlýlar veya canlý çevre; insan, hayvan ve bitkilere ait bireyleri veya bunlardan oluþmuþ toplumlarý ifade etmektedir. Tanýmlamanýn içinde geçen organizmalarýn içinde yaþadýklarý ortam deyimi ise cansýz çevre olarak da ifade edilir ve hava, su, toprak, ýþýk gibi faktörleri kapsar. Ekolojinin; botanik, zooloji, mikrobiyoloji, fizyoloji, bitki beslenmesi, anatomi, morfoloji, patoloji, pedeloji, jeoloji, jeomorfoloji, mineraloji, fizik, kimya, meteoroloji ve klimatoloji gibi bilim dallarý ile yakýn ilgisi vardýr.
      Araþtýrma konusu, yöntemi ve amaçlarýndaki bazý özellikleri yardýmýyla ekolojiyi diðer doða bilimlerinden ayýrma olanaðý vardýr.
1) Herþeyden önce ekoloji bütün canlýlar için ortak olan ve canlýlar üzerinde etki yapabilen temel konularla ilgilenir.
2) Diðer bir ayýrýcý özelliði ise ekolojinin bir canlýya ait belirli organlarý ve bu organlardaki hayat süreçlerini deðil, canlýlarýn içinde bulunduklarý hayat ortamý ile olan karþýlýklý iliþkilerini incelemesidir.
   Yeryüzünde on kilometre okyanus tabanýndan atmosferin on kilometre yerden yüksekliðine kadar olan tabaka canlýlarýn barýnma yeridir. Bu alana dünya katmanlarý arasýnda biyosfer adý verilir. Ekoloji de 20 km’lik dikey alan içersindeki canlýlarýn yaþama þekillerini ve birbirleriyle olan iliþkilerini inceler. Canlýlarý etkileyen çevre faktörlerine ambiyotik faktörler, canlýlarýn birbiriyle olan iliþkilerine biyotik faktörler denir.
     Modern ekolojide anlama kolaylýðý saðlamak için canlýlar organizasyon derecesine göre sýralanýr.Bu sýralama sonucunda biyolojik spektrum meydana gelir.Bu spektrum; Protoplazma- Hücreler- Dokular- Organlar- Organsistemleri- Organizmalar- Populasyonlar- Kommuniteler- Ekosistemler- Biyosfer þeklinde sýralanýr.
Ýþte bu spektrum içerisinde ekoloji; organizmalardan sonraki terimleri inceler.Biyotik faktörleri oluþturan bu terimlerin üzerindeki fiziksel ve kimyasal faktörlerin sýnýrlayýcý etkisini de ekoloji inceler.
Ekolojide kullanýlan bazý terimler vardýr.Bunlarýn baþlýcalarý;
Populasyon: Ýnsan nüfusunu ifade edeb bir terimdir. Ancak ekolojide belirli sýnýrlar içersinde barýnmakta olan ayný türden oluþan bireyler topluluðunu ifade eder. Ekolojinin biyotik faktörler içersinde en küçük birimidir. Populasyonlar kendi kendine yeterli deðildir.
Kommunite: Bir bölgede yerleþen populasyonlar topluluðudur. Abiyotik faktörlerle birlikte kommuniteler kendi kendilerine yetebilen topluluklardýr.
Ekosistem: Kommunite + Abiyotik ortam ekosistemi oluþturur.
Habitat: Populasyon içersindeki canlýlarýn biyosfer tabakasýndaki kalýtsal yapýsýna uygun yaþama bölgesine habitat denir. Habitat canlýnýn yaþama adresidir.
Niþ: Habitat içersindeki canlýlarýn yaptýðý biyolojik faliyet ya da iþtir.
Flora: Belirli bir bölgedeki veya biyosferdeki bitki topluluklarýdýr. Ayný zamanda bakterilerin oluþturduðu populasyonlara da flora denir.

YER YUVARLAGININ YAPISI ve YER SEKiLLERiNiN OLUSUMU

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

YER YUVARLAGININ YAPISI ve YER SEKiLLERiNiN OLUSUMU
1) Yer Yuvarlaginin yapisi:
- Yer  yuvarlaginin yapisi; gunes sisteminin ve evrenin olusumu ile aciklanabilir. 15 milyar yil once evren cok
yuksek sýcaklik ve yogunluktaki bir yapidan, patlama sonucunda olusmustur.
2) Yer Kabugunun yapisi   :
-    Yer, zamanla sogumaya baslamistir. Ve yerin ic kismi ise hala sicaktir. Yer sogumaya basladikca yeryuzu yavas yavas sekillenmistir.
-    Yer yuzunden yerin icine dogru inildikce her 33 metrede 1 C sicaklik artmaktadir.
-    Yer kabugu dunyayi distan kusatan bir tabakadir. Tas kurenin en ust katini olusturur.
-    Yer kabugunun alt katmani ise bazalt birlesimindeki taslardan olusmustur. Bu yapiya sima denir.
    YER KABUGUNUN MALZEMELERi (KAYACLAR) :
1) Puskuruk Taslar :
a)Ic puskuruk taslar : Yer kabugu altindaki mantonun yer kabugunun catlak ve kirik kisimlarindan tikanarak sogumasiyla olusan taslardir. (Granit)
b)Dis puskuruk taslar : Yer kabugu altindaki mantonun yer kabugunun catlak ve kirik kismindan yeryuzune cikmasi ve sogumasi ile olusur. (Bazalt ve andezit)
2) Tortul taslar : Diger yuzune dis gucler tarafindan getirilen maddelerin tortulanmasiyla (Ust uste birikmesiyle) olusur. Içerisinde yer yer fosiller bulunur.
a) Mekanik tortullar : Dis guclerin etkisiyle getirilen cakil, kum, kil gibi malzemelerin yeryuzunun cukur yerlerine birikmesiyle olusur. (Kum tasi, kil tasi)
b) Kimyasal tortullar : Suda erimis halde bulunan minerallerin suyun gectigi yere cokelmesi veya tortulanmasi ile olusurlar. (Kirec tasi, alci tasi)
c) Organik tortular : Hayvan, bitki gibi canli kalintilarinin ust uste birikip katilasmasi ile olusan taslardir. (Tebesir)
3) Baskalasmis taslar : Tortul ve puskuruk taslari yuksek sicaklik ve  basinc altinda kalarak degisiklige ugramasi ile olusur. (Mermer olusumu)
   YER YUVARLAGININ IC YAPISI
-   Yer yuvarlaginin dis kismini olusturan kati tabakanin altinda manto denilen bolum yer alir. Manto, yer cekirdeginin ortusu durumundadir.
-   Yer kure hacminin %80′nini manto olusturur.
-   Mantodan sonra yer yuvarlaginin ic kismini cekirdek olusturur.
-   Cekirdekte sicaklik 4500 C bulur.
-   Mantonun kati olan üst bolumu yer kabugu ile birlikte tas kure olarak adlandirilir.
-   Tas kure levha denilen buyuk parcalar halindedir
  IC ve DIS KUVVETLER
-  Enerjisini yerin icinden alan kuvvetlere ic kuvvetler denir. (dag olusumu, kita olusumu ve volkanizmadir.)
-  Enerjisini gunesten alan kuvvetlere ise dis kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)
-  Ýc ve dis kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.
-  Ýc kuvvetler yeryuzunun kabartilarini meydana getirirken; dis kuvvetler ise bunlari asindirarak ortadan kaldirmaya ve seviyesine yakin az engebeli duzluklere (peneplen) donustururler.
-  Dis kuvvetlerin yer yuzunun yüksek kesimlerinin asindirmasiyla elde ettigi malzemeler yer yuzunun cukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller olusur. Bunlarin kalinligi binlerce metreyi bulur
    Yer kabugunun hareketleri:
-  Yer kabugu bir butun degildir. Catlaklardan ve kirik bosluklardan olusur. Yer kabugu bir birinden ayri parcalardan olusur. Bu her bir parcaya levha denir.
-   Bu levhalar manto uzerinde yuzer haldedirler. Yaklasik yilda 1-2 cm hareket ederler.
   DAG OLUSUMU ve TURKIYE’DE DAG OLUSUMU     
1) Dag Olusumu :
-   Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalin tortul tabakalar (jeosenklinal)  kitalarinin levha birbirine yaklasmasi sonucu yan basinçlara maruz kalirlar.
-    Bu yan basinclar sonucunda jeosenklinal eger esnek yapidaysa kivrilarak yukselir ve yer yuzunun kivrim daglarini olusturur. (Toros dagi)
-    Jeosenklinal  eger sert yapidaysa veya onceden yukselmis kivrim daglari tekrar yan basinclara maruz kalirsa kirilma olur. Yukselen bolumlere horst, alcakta kalan kisimlara ise grabent denir. Yuksekte kalan horstlar dagi olustururken, alcakta kalan kisimlar, daha sonra akarsularin gelismesiyle ovalari olusturur. (Ege bolgesi kiyi kesimleri. Burada yer alan boz daglar kirilma sonucu olusan horstlardir. Bu daglar arasinda bulun ve üzerinde ayni isimli akarsularin gectigi Bakircay, B.Menderes , ovalarýinda birer cokuntu (grabent) alanlaridir.)
2) Kita Olusumu :
-   Yer kabugunun genis tabanli alcalma ve yukselme hareketleridir. Bu alcalma ve yukselme hareketleri cesitli bicimlerde olabilir.
-   Kitalarin yukselmesi sonucunda su seviyesi geri cekilir. Bu olaya denizlerin cekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.
3) Volkanizma :
-  Yer kabugu altindaki kizgin magmanin yer kabugunun catlak ve kirik yerlerinden yeryuzune cikmasina denir.
-  Bu sirada yeryuzune kati gaz ve akici maddeler cikarir. (karbondioksit, tas, kaya)
-  Lavlarin üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik daglar meydana gelir.  (K.Agrý, Tendirek, Nemrut vb.)
-  Volkan kullerinin yillik birikmesiyle tuf tabakalari olusur.
4) Deprem :
-  Yerkabugunu olusturan katmanlarin yerlerinden oynamalariyla hissedilen sarsintilardir.
-  Olusumlarina gore yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrilir.
-  Yerel depremler kisa surede ve dar alanda etkili olan yikici etkileri az olan sarsintilardir.
-   Tektonik depremler daha siddetli etkili alani daha fazla dolayisiyla tahrip gucu daha fazla olandir.
               TURKiYE’DE OVALAR VE PLATOLAR
Ova ve Turkýye’de Ovalar :
      Ova akarsularin derince yer etmedigi egik olmaya, varsa da az olan cevresine gore alcakta olan duz yerlere ova denir.
1) Olusumlarýna Gore Ovalar :
a) Asinti Ovalar : Dis gucler tarafindan asiri dereceden asindirip, duzlestirilmesi sonucu olusur. Bu ovalara Turkýye’de rastlanmaz. Dogu Avrupa bu konuya en belirgin ornek olarak bilinmektedir.
b)  Cokuntu Ovalar : Yeryuzundeki cokuntu hendeklerin, dis guclerin tasiyip getirdigi taklarla dolmasi sonucu olusur. (Igdir ovasi)
c)  Birikinti Ovasý : Ýc kesimlerdeki ya da kiyilarda ki cukur alanlarin, dis güclerin tasiyip getirdigi tortullarin dolmasi sonucu olusur. (Konya ve Malatya ovalari)
d)  Karstik Ovalar : Cokebilir taslarin uzandigi alanlarda, suyun taslari cozumlemesi sonucunda olusan ovalardir. Bu canaklarin tabaninin tortullarla dolup düzlesmesi ile karstik ovalar olusur. (Teke ve Taseli platolari)
2) Bulunduklarina göre ovalar :
-  Ovalar kiyiya yakin ya da uzak olma durumlarina gore kiyi ovalar ve ic ovalar diye ikiye ayrilir.
-  Kiyi ovalar; Bafra, Finike vb.
-   Ic ovalar; Eskisehir, Mus vb.
3) Yukseltilerine gore ovalar :
-   Bazi ovalar deniz seviyesine yakin iken, bazi ovalarda denizden 1000-2000 metre yuksektir. Bunlar grubuna gore ikiye ayrilir.
-  Alcak ova; Cukurova, Carsamba vb.
-  Yuksek ova; Konya, Malatya ovalari
PLATOLAR
a) Asinti Platolari : Dis gucler tarafindan yüzeyi asindirilmiþ, akarsularin derin vadiler kazdigiý duzluklerdir.
b) Kirilma (Tektonik) Platolar : Dikey yonlu basinclarýn etkili oldugu alanlarda, eski kutlelerin kirilmasi ile olusur. (Ýc Bati Anadolu platolari)
c) Volkanik Platolar : Genis alanlara yayilan tuf ve akiskan lavlarin duzlestirdigi alanlarin, akarsularla yarilmasi sonucu olusur.
d) Karstik Ovalar : Kirec tasi gibi cozunebilen taslarin bulundugu alanlarda olusmus platolardir. (Obruk, Taseli platolari)
YERYUZUNUN BICIMLENMESI (DIS KUVVETLER)
1) Mekanik (Fiziksel) Cozunme :
-  Gunluk sicaklik farkýnýn fazla oldugu yerlerde gorulur.
-  Gunluk sicakliga bagli olarak taslarin isinip sonra sogumasi sonucu olusur. (Collerde gorulebilir)
2) Kimyasal Cozunme :
-  Suyun taslari eritmesi, asidirmasi, ve curutmesi sonucu olusur.
-  Sicakligin etkisiyle bu cozunme daha da artar.
-  Nemli bolgelerde daha da yaygindir.
3) Biyolojik Cozunme : Bitki koklerinin, kayalarinin catlaklarina girerek zamanla buyumesi ve bunun sonucu genisleyerek kayalarin catlamasina denir.

DERS KONULARI

su dongusu

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

SU DONGUSU
Bugun kullandigimiz suyun milyonlarca yildir dunyada bulundugu ve miktarinin cok fazla degismedigi dogrudur. Dunyada su hareket eder, formu degisir, bitkiler ve hayvanlar tarafindan kullanilir, fakat gercekte asla yok olmaz. Buna Hidrolojik Dongu (Su Dongusu) denir.

DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ:

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ:

Bu hareketler okyanus tabanlarında başlar. Dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılarak okyanus tabanlarında biriken tortul tabakalar birbirine doğru hareket eden levhalar arasında kalarak sıkışırlar. Sıkışma sonucunda kıvrılma ve yükselme olur. Böylece kıvrım dağları oluşur. Kıvrılma ile yükselen yere Antiklinal, çukurlaşan yere de Senklinal denir. 

 

Orojenezle kıvrılma özelliği taşımayan sert tabakalar da kırılır. Bu kırılma yerlerine Fay (kırık hattı) hattı denir. Fay hattı boyunca yükselen yerlere horst, çöken yere de graben denir. 

 

Dünyanın en uzun graben çukurluğu Doğu Afrika’da Mozambik sınırlarından başlar, Yurdumuzda  Hatay çukurluğuna kadar uzanır (5000 km).
Türkiye’de Horst ve Graben oluşumu en fazla Ege Bölgesinde görülür.
Grabenler: Bakırçay , Gediz, B. Menderes, K. Menderes ve Amik ovasıdır.
Horstlar: Kaz dağı, Madra dağı, Yunt dağı Bozdağlar, Aydın dağları ve Menteşe dağlarıdır. Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.
Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.
Kısacası Orojenez sonucunda;
Kıvrım dağları , Horst-Grabenler ve fay hatları oluşmuştur

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Top Blogs TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunnys Topliste Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.