TÜRKİYE’DE İKLİM ELEMANLARI

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Türkiye İkliminde Etkili Faktörler

1) Matematik konumu: Türkiye bulunduğu konumdan dolayı kışın kutuplardan gelen soğuk hava kütlelerinin, yazın da Tropikal kuşaktan gelen sıcak hava kütlelerinin etkisindedir. Ayrıca güneş ışınlarının düşme açısında yıl boyunca büyük farklar vardır. Bunun sonucu olarak yıllık sıcaklık farkı da fazladır.

2) Yer şekilleri (Yükselti, dağların uzanış doğrultusu ve bakı): Yurdumuzun kuzeyinde ve güneyinde dağlar kıyıya paralel uzandığından kıyı ile iç kesim arasında buralarda iklim farklılığı fazladır. Ege bölgesinde ise dağlar kıyıya dik uzandığından farklılık azdır.

Yükseltinin etkisiyle sıcaklık Türkiye’de batıdan doğuya doğru azalır.  

Bakı etkisinden dolayı dağlarımızın güneye bakan yamaçları bütün yıl kuzey yamaçlarına göre daha sıcaktır.

Not: Türkiye’de aynı tarihlerde farklı mevsim özellikleri yaşanabilmektedir. Bunun sebebi; yer şekillerinin çeşitlilik göstermesidir.

3) Denize göre konum: Kıyı bölgelerde nem fazla olduğunda buralarda kışlar ılık, yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır.

4) Rüzgarların esme yönü: Türkiye’ye kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler sıcaklığı artırır (enlem etkisinden dolayı).

5) Basınç merkezleri: Türkiye etrafında oluşan basınç merkezleri de rüzgar ve yağış rejimi üzerinde etkili olmaktadır. Yaz mevsiminde Atlas Okyanusu üzerinde oluşup genişleyen yüksek basınç ve Basra Körfezi üzerinde oluşan alçak basınç etkisi altına giren ülkede, yüksek basınç etkisinde iken sıcaklıklar düşmekte, alçak basınç etkisinde iken aşırı sıcaklıklar oluşmaktadır. Kış mevsiminde ise, kuzeyden gelen soğuk hava, Akdeniz üzerinden gelen ılık ve nemli havanın etkisine girmektedir. Bu iki hava kütlesinin karşılaşması ile cepheler oluşmakta ve kıyılarda çoğunlukla yağmur, Trakya, iç ve yüksek kesimlerde kar yağışına neden olmaktadır.
SICAKLIK

Türkiye Yıllık Sıcaklık Dağılışı
  
* Türkiye’de gözlem yapılan istasyonlardaki uzun yıllar ortalamalarına göre, yıllık ortalama sıcaklıklar 4-20 °C arasında değişmektedir.
* Kıyı kesimler iç kesimlerden daha sıcaktır (deniz etkisinden dolayı).
* Güney kıyılarımızdan kuzey kıyılarımıza doğru enlemin etkisiyle sıcaklık azalır.
* Ülkenin en sıcak kesimleri Güneydoğu Anadolu’nun güneyi ile Akdeniz kıyı kuşağıdır. Buralarda yıllık ortalama sıcaklık 18 °C’nin üzerindedir.
* Erzurum ve Kars platolarının yüksek kesimlerinde 4 °C’nin altına düşer. Sebepleri : Yükseltisinin fazla olması, karasallıktır.

Türkiye Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

* En yüksek sıcaklıklar Akdeniz bölgesinin kıyı kesiminde görülür. Sebepleri: enlem, deniz etkisi ve Toros kıvrım dağlarının kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerini engellemesidir.
* En düşük sıcaklıklar Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars bölümünde görülür. Sebepleri: Yükseltinin fazla olması, karasallık, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlardır.
* Kıyı ile iç kesim arasındaki sıcaklık farkı fazladır.

Türkiye Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

* Kıyı ile iç kesim arasında sıcaklık farkı azalmıştır.
* En yüksek sıcaklıklar Güney Doğu Anadolu’da görülür. Sebepleri: Karasallık ve Güneyden gelen sıcak rüzgarların etkisidir.
* En düşük sıcaklıklar bu dönemde de Erzurum-Kars Bölümünde görülür. Sebebi, yükseltisinin fazla olmasıdır.
BASINÇLAR

A) YÜKSEK BASINÇLAR

1) Sibirya Termik Y.B: 60° enlemlerinde oluşmuştur. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemlerde kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Türkiye’ye Kuzeydoğudan sokulur.

2) Asor Dinamik Y.B: 30° enlemlerinden kaynağını alır. Türkiye’de bütün yıl etkilidir. En fazla yazın etkilidir. Etkili olduğu yaz mevsiminin kurak olmasının başlıca sebebidir (Alçalıcı hava hareketinden dolayı). Bu basıncın etkisiyle Ege Kıyıları boyunca kuzeyden esen Etezyen rüzgarı oluşur. Yurdumuza kuzeybatıdan sokulur.

B) ALÇAK BASINÇLAR

1) İzlanda Dinamik A.B: 60° enleminde kaynağını alır. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kuzeybatıdan sokulur.

2) Basra Termik A.B: (30° Kuzey) Türkiye’de yazın ekilidir. Yurdumuza Güney Doğu Anadolu Bölgesinden itibaren sokulur ve sıcaklığı artırır.
RÜZGARLAR

Türkiye batı rüzgarları kuşağında olmasına rağmen daha çok yerel rüzgarların etkisindedir. Sebebi yer şekilleridir.
NEMLİLİK VE YAĞIŞ

* Kıyı bölgelerinin nemliliği iç kesimlerden daha yüksektir. Bundan dolayı kıyı kesimlerde yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır.
* Bağıl nem en yüksek Doğu Karadeniz Bölümündedir. En düşük Güney Doğu Anadolu’dadır.
* En fazla yağış alan bölge Karadeniz, Bölüm Doğu Karadeniz, il Rize’dir (2400 mm). Rize’nin çok yağış almasında; güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olması etkilidir.
* En az yağış alan bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir. Sebebi; etrafının dağlarla çevrili olmasıdır. En az yağış alan il Konya’dır (330 mm).
NOT: En az yağış alan bölge İç Anadolu Bölgesi olmasına rağmen en kurak bölge Güney Doğu Anadolu Bölgesi’dir. Sebebi ; buharlaşmanın fazla olmasıdır.

* Karasal iklim bölgelerinde kışın görülen yağışlar genellikle kar şeklindedir. Türkiye’de karla örtülü gün sayısının en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesi’dir.
* Türkiye’de kar örtülerinin yerde kalma süresi batıdan doğuya doğru artar. Kar yağışı ve don olayının en az görüldüğü bölgemiz Akdeniz Bölgesidir.
* Türkiye’de kışın görülen yağışlar genelde cephesel kökenlidir. Bu tür yağış oluşumu en fazla Akdeniz Bölgesinde görülür.
* İlkbahar ve yazın görülen yağışlar genelde Konveksiyon yağışı şeklindedir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
* Oroğrafik (yamaç) yağışları genelde Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Fakat en fazla Karadeniz Bölgesi’nde görülür

SICAK

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

En önemli iklim elemanıdır. Diğer iklim olaylarının da oluşmasında sıcaklık etkilidir. Güneşten dünyamıza gelen enerji sabittir.
  
SICAKLIK TERSELMESİ (INVERSİON)  

Kışın soğuk ve durgun havalarda soğuk hava çökerek zemine yerleşir. Sıcak hava da onun üzerinde yükselir. Böylece yükseldikçe sıcaklık azalacağı yerde artar . Buna denir. Bu olay kışın şehirlerde hava kirliliğini daha da artırır.

SICAKLIĞIN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) GÜNEŞ IŞINLARININ DÜŞME AÇISI
Işınların düşme açısı küçüldükçe atmosferdeki yolu uzar. Tutulma artar. Sıcaklık azalır. Güneş ışınlarının düşme açısında etkili faktörler:

a) ENLEM

Enlemin etkisiyle güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür ve sıcaklık azalır. Sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine örnekler:
* Ekvator çevresinden gelen rüzgarlar sıcaklığı artırırken , kutup bölgesinden gelenler sıcaklığı düşürür.
* Kutuplara yakın yerden gelen okyanus akıntıları soğuk iken, Ekvatora yakın yerden gelenler sıcak su akıntısı şeklindedir.
* Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
* Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı kutuplara doğru azalır.
 
* Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
* Bitki örtüsü aralıksız kuşaklar oluşturur.

NOT: Sıcaklık kutuplara doğru azalması gerekirken artıyorsa veya aynı enlem üzerinde sıcaklık farkı var ise bu durum sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine ters bir durumdur. Örnek: Dünyanın en sıcak yerlerinin dönenceler civarı olması. Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.

b) GÜNLÜK HAREKET

Güneş ışınlarının düşme açısı günün her saatine göre değişir. Günün en soğuk vakti güneş doğmadan önceki vakittir. Sebebi gündüz alınan enerjinin gece boyunca uzaya geri yansımasıdır.

c) MEVSİMLER (EKSEN EĞİKLİĞİ)

Eksen eğikliğinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir.

d) EĞİM VE BAKI ETKİSİ

* Işınların düşme açısı eğim ve bakı durumuna göre değişir.
* Bakının sıcaklık dağılışı üzerindeki etkisi en fazla ılıman kuşakta görülür.
* Bakıdan dolayı Türkiye’de dağların güney yamaçları daha sıcaktır.
* Bakıdan dolayı güneşe dönük yamaçlarda;  
* Güneşlenme süresi daha uzundur.
* Güneş ışınlarının düşme açısı daha büyüktür.
* Sıcaklık daha fazladır.
* Aynı tür bitkiler daha erken olgunlaşır.
* Karlar daha erken erir.
* Tarımın yükselti sınırı, orman üst sınırı, toktağan kar sınırı daha yüksektir.

e) DÜNYANIN ŞEKLİ

Yerin şeklinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür.

NOT: Sıcaklığın kutuplara doğru düzenli bir biçimde azalmasını engelleyen en önemli faktör yer şekilleridir.

2) YÜKSELTİ

Yükseldikçe her 200 m de 1 C sıcaklık azalır. Alçaldıkça da her 200 m de 1 C sıcaklık artar.
Sıcaklığın dağılışında yükseltinin etkisine örnekler:
* Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.
* Bir dağ yamacı boyunca yükselen havanın yağış bırakması.
* Bir dağ yamacı boyunca yükseldikçe bitki örtüsünün değişmesi.
3) NEM ORANI

* Nem bir yerin fazla ısınmasını ve soğumasını önler.
* Nemliliğin fazla olduğu bir yerde hava geç ısınır, geç soğur. Sıcaklık farkı az olur (Denizel iklimlerde olduğu gibi)
* Nemlilik az ise; hava çabuk ısınır, çabuk soğur. Sıcaklık farkı fazla olur (Karasal iklimlerde olduğu gibi).
* Yükseklere çıkıldıkça nem oranı azalır (Yoğunluk). Bu sebeple yüksek bir yerde hava çabuk ısınır, çabuk soğur.
* Güneş ışınları bütün yıl Ekvator çevresine dik ve dike yakın açılarla düşmesine rağmen dünyanın en sıcak yeri dönenceler çevresidir. Sebebi Ekvatoral bölgede nemliliğin fazla olmasıdır.
* Kışın bulutlu gecelerde hava ılıktır. Sebebi bulutların yansıma ile ısı kaybını azaltmasıdır. Kışın havanın açık olduğu günlerde hava ayaz yapar. Yansıma ile ısı kaybı fazla olduğu için.

4) KARA VE DENİZLERİN ISINMA ÖZELLİĞİ

Karalar denizlere göre erken ısınır , erken soğur. Denizler ise geç ısınır, geç soğur. Bu sebeple kışın denizden karaya doğru esen rüzgarlar havayı ılımanlaştırırken, yazın havayı serinletir.

5) OKYANUS AKINTILARI

Genellikle kutup bölgesinden gelen akıntılar soğuk iken, Ekvator çevresinden gelenler sıcaktır.  

Okyanus akıntılarının farklılığından dolayı Batı Avrupa ve K. Amerika’nın batı kıyıları aynı enlemde yer alan Asya’nın ve K. Amerika’nın doğu kıyılarından daha sıcaktır.

Sıcaklık-lar

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Güneş Işınlarının Atmosferde Dağılışı

Yeryüzünün ısınmasında ana enerji kaynağı Güneş’tir. Dünya, Güneş’in uzaya yaydığı enerjinin ancak iki milyonda birini alır. Güneş’ten gelen bu enerji güneş sabitesi (solar constant) ile belirlenir. Atmosferin üst sınırında 1 cm2’ye 1 dakikada gelen kalori miktarına güneş sabitesi (solar constant) denir.

Atmosferin etkisiyle, Güneş’ten gelen ışınların tamamı yere ulaşmaz. Atmosfer güneş ışınlarını çeşitli oranlarda tutar ve dağıtır. Bu nedenle yeryüzü Güneş’ten gelen ışınlardan çok atmosfer tarafından tutulan ışınlarla ısınır.
Sıcaklık Etmenleri

Atmosferin ısınması çeşitli etmenlerin etkisi altındadır.

1) Güneş Işınlarının Yeryüzüne Değme Açısı:

Belirli bir yüzeye dik ve yatık gelen ışınların getirdikleri enerji miktarları arasında belirgin bir fark vardır.

Çünkü bir ışın demeti dik geldiğinde daha dar bir yüzeyi aydınlatırken, aynı ışın demeti yatık geldiğinde daha geniş bir yüzeyi aydınlatır.

Ancak ışınların yere değme açısı daraldığı için etkisi azalır. Bu nedenle Güneş ışınlarının yere değme açısı büyüdükçe yeryüzünü ısıtma gücü de artar.

Güneş ışınlarının yeryüzüne değme açısını etkileyen etmenler şunlardır:

a) Dünya’nın Şekli: Dünya’nın küreselliğinin bir sonucu olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı küçülür. Buna bağlı olarak her iki yarım kürede Ekvator’dan kutuplara doğru sıcaklık azalır. Bu durum enlemin sıcaklık üzerindeki etkisini gösterir.

b) Dünya’nın Eksen Eğikliği ve Yıllık Hareketi: Dünya’nın eksen eğikliği nedeni ile Güneş çevresindeki dönüşü (yıllık hareket) sırasında güneş ışınlarının yere değme açısı değişir. Yeryüzündeki bir noktanın güneş ışınlarını yıl içinde farklı açılarla alması ısınma farklılıklarına neden olur.

c) Dünya’nın Günlük Hareketi: Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle güneş ışınlarının bir noktaya değme açısı sabahtan öğleye kadar artar. Öğleden akşama kadar ise azalır. Günün en yüksek sıcaklığı, ışınların en büyük açı ile geldiği öğle saati değil, depolanan enerjinin en fazla olduğu 13.00 – 14.00 saatleri arası ölçülür. Çünkü öğleye kadar yerde biriken enerji, ışınların gelme açısının daralmasıyla birlikte ışıma ile atmosfere iletilir. Işıma gece boyu devam eder, yer soğur. Güneş’in doğuş saatinde ışıma sona erer ve yerde enerji depolamaya başlar. Işımanın sona erdiği anda günün en düşük sıcaklığı yaşanır.
2) Işıma

Yeryüzü kazandığı enerjinin bir bölümünü atmosfere geri verir. Buna yer ışıması denir. Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı saatlerde (gece) ve güneş ışınlarının yere değme açılarının küçüldüğü aylarda yer ışıması artar. Ayrıca, zeminin yapısı da yer ışıması üzerinde etkilidir. Örneğin yeryüzünün bitki ile kaplı alanlarında yer ışıması az ve yavaşken çılak arazilerde ısı kaybı daha hızlı ve fazla olur.

3) Eğim ve Bakı

Geniş bir bölgeye düşen birbirine paralel ışınların yere düşme açıları, yamaç eğimine ve bakı durumuna (Güneş’e dönüklüğe) göre değişir. Bu durum yerel ısınma farklarına yol açar. Kuzey Yarım Küre’de güney yamaçlar, Güney Yarım Küre’de ise kuzey yamaçlar güneş ışınlarını yıl boyunca daha büyük açı ile aldığından daha sıcak olur.

Ekvator çevresinde bakinin etkisi tüm yamaçlarda görülür.

Bakının Etkisi
Güneşe dönük olan eğimli yamaçlarda;
* Sıcaklık daha yüksektir.
* Güneşlenme süresi daha uzundur.
* Karların yerde kalma süresi daha kısadır.
* Kalıcı karların başlama yüksekliği daha fazladır.
* Tarım ürünlerinin olgunlaşma süresi daha kısadır.
* Ormanların yükselti sınırı daha fazladır.

4) Yükselti

Deniz seviyesinden yükseldikçe atmosferin yoğunluğunun ve içindeki su buharının azalması ile troposferin daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınması nedeniyle sıcaklık, her 100 m’de yaklaşık 0,5°C azalır. Bu nedenle enlemi ayni olan iki farklı noktadan daha yüksekte olan, diğerine göre her zaman daha soğuk olur. Örneğin deniz seviyesinden 155 m yükseklikteki Bursa’da sıcaklık 25°C iken aynı enlemde bulunmasına karşın 2543 m yükseklikteki Uludağ’da sıcaklığın 12°C olması yükseltinin sıcaklığa etkisini gösterir.

5) İndirgenmiş Sıcaklık

Yeryüzünde sıcaklığın enleme bağlı dağılışını gösteren haritalar çizilirken yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için indirgenmiş sıcaklık değerleri kullanılır.

Bir yerin yükseltisinin sıfır (0 m) kabul edilerek hesaplanan sıcaklığına indirgenmiş sıcaklık denir.

Bir yerin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak için yükseltiden kaynaklanan sıcaklık farkı hesaplanır.

Bu fark o yerin gerçek sıcaklığına eklenir.
Örnek :

900 m yükseklikteki Ankara’da Ocak ayı ortalama sıcaklığı –2 °C’dir. Ankara’nın deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç °C dir?

Çözüm :

100 m’de sıcaklık 0,5°C azalırsa

900 m’de X°C azalır.

X=900 x 0,5 / 100 = 4,5 °C’dir.

İndirgenmiş Sıcaklık = Gerçek Sıcaklık + Sıcaklık Farkı

İndirgenmiş Sıcaklık = -2 +4,5

İndirgenmiş Sıcaklık = 2,5°C’dir.

6) Kara ve Deniz Dağılışı

Karalar denizlere göre daha çok ve çabuk ısınıp, soğurlar. Bu nedenle, karaların daha fazla yer kapladığı Kuzey Yarım Küre’nin yıllık ortalama sıcaklığı Güney Yarım Küre’den daha fazladır.

Ayrıca her iki yarım kürede kara ve denizlerin dağılışındaki farklılık termik ekvatorun yer ekvatorundan sapmasına neden olmuştur.

Termik Ekvator: Meridyenlerin en sıcak noktalarını birleştiren eğriye termik ekvator denir.

7) Atmosferdeki Nem Oranı

Atmosferdeki nem;
* Güneşten gelen ve yeryüzünden yansıyan ışınları emerek tutar.
* Yeryüzünün aşırı ısınıp soğumasını önler.
* Isınıp soğumanın yavaş ve dengeli olmasını sağlar. Bu nedenle nemli bölgelerde günlük ve sıcaklık farkları daha azdır.

Karizmatik Okyanus Akıntıları

Enlemin etkisine bağlı olarak, ekvatoral bölgeden gelen akıntılar sıcak su, kutup bölgelerinden gelen akıntılar ise soğuk su taşırlar.

Sıcak su akıntıları geçtikleri kıyılarda sıcaklığı yükseltici, soğuk su akıntıları ise sıcaklığı düşürücü etki yapar.
9) Rüzgarlar

Rüzgarlar geldikleri yerlerin özelliklerine göre, estikleri bölgelerin sıcaklığını yükseltici ya da düşürücü etki yapar. Bu durum enlemin sıcaklık üzerindeki etkisini gösterir. Örneğin Kuzey Yarım Küre’de yer alan Türkiye’de kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürücü güneyden esen rüzgarlar sıcaklığı artırıcı etki yapar.

RÜZGARLAR

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

RÜZGARLAR

Yüksek basınçtan alçak basınca doğru olan hava hareketidir. Birbirine yakın iki merkezde sıcaklık farkı oluşması durumunda görülecek ilk olay rüzgarın esmeye başlamasıdır.

Rüzgarın Hızında Etkili Olan Faktörler:

1) Basınç merkezleri arasındaki yatay uzaklık: İzobarların sık geçtiği yerde yatay uzaklık azdır. Bu sebeple sürtünme ile hız kaybı da azdır. Bundan dolayı izobarların sık geçtiği yerde rüzgarın hızı fazla iken , izobarların seyrek geçtiği yerde hız azdır.
 
2) Yer şekilleri:Yer şekilleri rüzgara yön verirken , aynı zamanda hızını da etkilerler.
Örnek: Engebeli bir alanda rüzgarın hızı azalır.

3) Dünyanın ekseni çevresindeki hareketi: Dünyanın dönüş hızının arttığı alanlarda rüzgarın hızı daha azdır. Dönüşten kaynaklanan savrulma sebebiyle.

4) Basınç farkı: Basınç farkı arttıkça rüzgarın hızı ve şiddeti de artar.
* Rüzgarın hızını ölçen alete anemometre denir.
* Rüzgarın hızı arttıkça;
- İç ısısı düşer ve soğuk rüzgar halini alır.
- Geçtiği yerlerin sıcaklığını düşürür.
- Buharlaşmayı arttırır. Havanın nem açığı büyür.
- Erozyonu arttırır.

Rüzgarın Esme Yönünü Etkileyen Faktörler:

1) Basınç merkezlerinin konumu: Rüzgarlar her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğru eserler.

2) Yer şekilleri: Sıradağlar, boğazlar, derin ve uzun vadiler rüzgarların gerçek yönlerini değiştirirler. Rüzgarlar genellikle boğazlara, vadilere uygun eserler.

Herhangi bir yerde rüzgarın yıl içinde en fazla estiği yöne hakim rüzgar yönü denir. Hakim rüzgar yönü ile yer şekillerinin uzanış doğrultusu arasında bir paralellik vardır. 
 
 
3) Dünyanın ekseni çevresindeki hareketi: Bu hareketten dolayı rüzgarlar K.Y.K.’de sağa, G.Y.K.’de sola doğru saparak eserler.

RÜZGAR ÇEŞİTLERİ

1. SÜREKLİ RÜZGARLAR
a) Alize Rüzgarları: 30 enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından Ekvatoral A.B alanına doğru olan hava hareketidirler.

Doğu yönlü oldukları için Tropikal Kuşak karalarının doğusuna sürekli olarak yağış bırakırlar.

Ekvatorda yükselerek üstten 30 enlemlerine doğru esen rüzgarlara Ters Alizeler denir. Bu rüzgarlar dönenceler civarında alçalarak çöllerin oluşmasına neden olurlar.

b) Batı Rüzgarları: 30 enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından 60 enlemlerindeki Dinamik A.B. alanlarına doğru esen rüzgarlardır.

Batı yönlü olduklarından Ilıman Kuşak karalarının batısına sürekli bol yağış bırakırlar.

c) Kutup Rüzgarları: Kutuplardaki Termik Y.B alanlarından 60 enlemlerindeki Dinamik A.B merkezlerine doğru esen rüzgarlardır.

60 enlemlerinde Batı Rüzgarları ile karşılaşarak cephe oluşumuna neden olurlar.

NOT: Alize ve Batı rüzgarlarının başlangıçtaki sıcaklık ve nem özellikleri birbirine benzer. Sürekli rüzgarlar bütün yıl birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar.
 
2. MEVSİMLİK RÜZGARLAR (Muson )

* Görüldüğü yerler: Hint yarımadası , Güneydoğu Asya, Meksika ve Gine Körfezi kıyılarıdır.
* Birbirine komşu kıta ve okyanusların mevsimlik ısı farkından doğarlar.
* Kışın karadan denize doğru eserler. Bu sebeple soğuk ve kuru olarak eserler.
* Yaz mevsiminde denizden karaya doğru estiklerinden beraberinde bol miktarda nem getirirler  ve  yağış bırakırlar. Dünyanın en fazla yağış alan yeri Muson Asyası’nda Çerapunçi (Hindista’nın K.Doğusundadır. Yıllık ortalama 12.000 mm yağışalır.) dir.
* Etkili olduğu adalara rüzgar sürekli olarak denizler üzerinden geldiği için bütün yıl boyunca  yağışlıdır.
* Yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur.

3. YEREL RÜZGARLAR

a) Meltemler: Günlük ısınma farkından doğarlar. Etki alanları dardır.

i) Kara-deniz meltemleri: Kara ve denizlerin günlük ısınma farkı sonucu oluşurlar.

 

Gündüzdeniz meltemi, gece kara meltemi oluşur. Ege kıyılarında yazın öğleden sonra denizden esen İmbat rüzgarı deniz meltemine örnektir.

NOT: Deniz meltemi kısa mesafelerden sıcak karaya doğru estiği için yağış bırakmaz. Sadece havayı serinletir.

ii) Dağ ve vadi meltemi: Dağ ve vadilerin farklı ısınması sonucu oluşurlar. Bunda güneş ışınlarını alma açısı ve nem oranlarının farklı olması etkilidir.
 
Dağlarda nem oranı az olduğundan vadi ve ovalara göre daha erken ısınır, daha erken soğur. Gündüz vadi meltemi, gece ise dağ meltemi olur.

NOT: Muson rüzgarları ile meltem rüzgarları arasındaki benzerlik devirli olmalarıdır.

b) Sıcak Yerel Rüzgarlar:

i) Föhn Rüzgarları: Bir dağ yamacını aşarak diğer yamaçtan aşağı doğru esen rüzgarın sıcaklığı artar. Çevrede nem açığı oluşur. Bitkilere kurutucu etki yapan bu tip rüzgarlara Föhn rüzgarları denir.
 

Bu rüzgarların oluşmasında yer şekilleri etkilidir. Rüzgarlar geldikleri yerin sıcaklığını gittiği yere taşırlar. Föhn rüzgarları bu genellemeye uymaz. Türkiye’de Kuzey Anadolu dağları ile Toroslar’da etkilidir.

ii) Sirokko: Büyük Sahradan İtalya’nın güneyine doğru esen sıcak ve kuru rüzgardır. Akdeniz’den geçerken nem aldığından İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.

Nemlilik

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Nem

Yeryüzündeki su kütlelerinden buharlaşan su, atmosferin nemlenmesine yol açar. Atmosferdeki su buharına hava nemliliği de denir. Önemli bir sıcaklık etmeni olan atmosferdeki su buharının miktarı, yere ve zamana göre değişir.

Atmosferde nemliliğin dağılışını etkileyen etmenler.

1) Buharlaşma: Atmosferdeki nemin kaynağı yeryüzündeki su kütleleridir. Sıcaklık arttıkça, havadaki nem açığı arttıkça, su yüzeyi genişledikçe, rüzgar estikçe, basınç azaldıkça, buharlaşma artar.

2) Sıcaklık: Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde havanın nem alma kapasitesi de yüksek olduğu için buharlaşma artar, düşük olduğu yerlerde ise buharlaşma azalır.

3) Yükseklik: Ağır bir gaz olan su buharı, yerçekiminin etkisiyle fazla yükselemez. Yoğunlaşma sonucu yağış tekrar yeryüzüne düşer. Yükseldikçe hava soğuyacağından havanın su buharı taşıma kapasitesi dolayısıyla buharlaşma azalır.

4) Basınç: Yüksek basınç alanlarında alçalıcı hava hareketi buharlaşmayı engeller. Çünkü alçalan havanın yoğunluğunun artması su buharının yükselmesini önler. Alçak basınç alanlarında ise yükselen havanın yoğunluğu daha az olacağı için buharlaşma daha kolaydır.

Mutlak Nem (Varolan Nem)

1 m3 havanın içindeki su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklığa bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru, denizlerden karalara doğru ve yükseklere çıkıldıkça azalır.

Maksimum Nem (Doyma Miktarı)

1 m3 havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği nemin gram olarak ağırlığıdır. Hava kütleleri ısındıkça genleşip hacimleri artar. Bu nedenle nem alma ve taşıma kapasiteleri de artar. Eğer hava taşıyabileceği kadar nem alırsa doyma noktasına ulaşır ve doymuş hava adını alır.

Örneğin: 20 °C sıcaklığa sahip bir hava kütlesinin taşıyabileceği nem miktarı 17,32 gr/m3’tür. Bu hava kütlesinin sıcaklığı 30 °C’ye yükseldiğinde havanın hacmi genişleyeceği için taşıyabileceği nem miktarı da artar ve doyma noktası 30,4 gr/m3’e yükselir. Bu nedenle hava kütlesinin doyması için aradaki fark (13.08 gr) kadar nem yüklenmesi gerekir.

UYARI : Hava kütleleri, genellikle doyma noktasının üzerinde nem taşıyamaz.

Bağıl Nem

Hava her zaman taşıyabileceği kadar nem yüklenmez. Genellikle havadaki su buharı miktarıyla doyma miktarı arasında bir fark bulunur. Bu farka doyma açığı (nem açığı) denir.

Belli sıcaklıkta 1m3 havanın neme doyma oranına ise bağıl nem denir.

Bağıl Nem =
Mutlak Nem (Varolan Nem) x 100

Maksimum Nem (Doyma Miktarı)

Formülü ile hesaplanır.

Bağıl Nemi Artıran Etkenler

Bağıl nem, mutlak nemin artması ya da hava sıcaklığının azalması nedeniyle artar.

1) Mutlak Nemin Artması: Mutlak nem bakımından fakir, diğer bir deyişle doyma açığı bulunan bir hava kütlesi denizler üzerinden geçerken buharlaşma yolu ile ya da mutlak nemi kendisinden daha çok (doyma noktasına yakın) olan bir hava kütlesi ile karşılaştığında karışma yolu ile mutlak nem bakımından zengin hale gelir. Hava kütlesinin sıcaklığı değişmeden nem kazandığı için bağıl nemi de artar.

2) Hava Sıcaklığının Azalması: Hava kütlesi kendisinden daha soğuk bir hava ile karşılaştığında ya da soğuk bir zemin üzerinden geçtiğinde sıcaklığı düşer. Böylece nem miktarı değişmeden sıcaklığı düşen hava kütlesinin bağıl nemi artar.

Mutlak Nem, Maksimum Nem ve Bağıl Nem İlişkisi

Bir yerdeki yağış oluşumu mutlak nem (varolan nem) ile maksimum nem (doyma noktası) arasındaki ilişkiye bağlıdır. Yağış oluşumu için havanın nem yüklenerek doyma noktasına ulaşması ve bağıl neminin % 100 olması gerekir.

MUTLAK, MAKSİMUM VE BAĞIL NEM İLİŞKİSİ

Mutlak Nem (Varolan Nem) = Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem = %100Hava neme doymuştur.

Mutlak Nem (Varolan Nem) > Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem > %100Havada nem fazlası bulunur. Bu fazlalık yoğunlaşarak yağış biçiminde yeryüzüne döner.

Mutlak Nem (Varolan Nem) < Maksimum Nem (Doyma Miktarı) –> Bağıl Nem < %100Havada doyma açığı yani nem açığı bulunur. Nem açığının kapanması için hava sıcaklığının azalması ya da havanın nem yüklenmesi gerekir.

UYARI: Soğuk bölgelerde havanın doyma miktarı düşük olduğu için bu bölgelerde bağıl nem yüksektir. Çöl bölgelerinde ise havanın doyma miktarı yüksek olduğu için, hava kütlesi soğuk bölgelerden daha çok mutlak nem içerse bile bağıl nem miktarı düşüktür.

Yoğunlaşma

Atmosferdeki su buharının gaz halden sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın temel nedeni sıcaklığın düşmesidir.

Yoğunlaşma Çeşitleri

1) Havanın Alttan Soğumasına Bağlı Yoğunlaşma: Bu tip yoğunlaşma ile sis oluşur. Yatay ya da yataya yakın hareket eden ılık ve nemli bir hava kütlesinin kendisinden daha soğuk bir zemin üzerinden geçişi sırasında içindeki su buharının su zerrecikleri şeklinde yoğunlaşmasına sis denir.

a) Hava Kütlesi Sisi: Genellikle hava hareketlerinin yatay yönde ve yavaş olduğu yerlerdeki ısı kaybı sonucu oluşan sislerdir.

b) Kara Sisi (Radyasyon Sisi): Kara sisleri sıcaklık terselmesinin görüldüğü yerlerde ve dönemlerde kara içlerinde oluşur.

Sıcaklık Terselmesi: Bazı dönemlerde yerin aşırı enerji kaybetmesi, dağlardan çukur alanlara soğuk havanın inmesi, sıcak havanın üstüne soğuk havanın gelmesi ya da alçalan havanın alt bölümlerinin soğuması gibi nedenlerle hava tabakasının sıcaklığı yerden yükseldikçe düzenli olarak azalmaz. Belirli bir yükseltiye kadar artan sıcaklık sonra yeniden düzenli olarak azalmaya başlar. Bu olaya sıcaklık terselmesi denir.

c) Kıyı ve Deniz Sisi (Adveksiyon Sisi): Yatay hava hareketleri sonucunda ılık ve nemli hava kütlesinin kendinden daha soğuk zemin üzerinden geçtiği kıyılarda ve deniz üzerinde oluşan sislerdir. Örneğin İngiltere’de batı rüzgarlarının ve Gulfstream sıcak su akıntısının etkisi ile bu tip sisler yıl boyunca görülür.

d) Yer şekli Sisi (Orografik Sis): Yamaç eğimi az olan yerlerde ılık ve nemli hava kütlesinin yamaç boyunca yükselmesi ve bunun sonucunda içindeki su buharının soğuyarak yoğunlaşması ile oluşan sislerdir.

e) Cephe Sisi: Sıcaklık ve nem bakımından farklı hava kütlelerinin karşılaşma bölgelerinde, sıcak hava soğuk hava üzerinde yükselir. Yükselen sıcak havada olan yoğunlaşmalar sonucunda soğuk hava içine su buharı katılır. Nem miktarı artan soğuk havanın yoğunlaşmasıyla sis ya da bulut oluşur.

UYARI: Sis yoğunluğu havanın nem taşıma kapasitesine bağlı olduğundan, gece daha fazladır.

2) Yükselen Havanın Soğumasına Bağlı Yoğunlaşma: Bu tip yoğunlaşma ile bulut oluşur. Bir hava kütlesinin dikey yönlü hareketi sırasında, yerden yükseldikçe içindeki su buharının su zerrecikleri şeklinde yoğunlaşmasına bulut denir. Bulutların güneş ışınlarını engelleyici etkisi ile yeryüzünün aşırı ısınıp soğuması önlenir.

Bulutluluk Oranı

Gökyüzünün bulutlarla kaplı olma oranıdır. Bulutluluk nefometre ile ölçülür. Bulutluluk oranının yüksek olduğu (her mevsim bol yağış alan) yerlerde güneşli gün sayısı azdır. Örneğin İngiltere’de, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle hemen her mevsim yağışlı ve güneşli gün sayısı azdır.

UYARI: Bulut kümelerinin altının düz olması yoğunlaşmanın aynı seviyede olduğunu gösterir.

Nefometre: Bulutluluk gökyüzünü kaplayan bulutların miktarı 10 ya da 8 eşit parçaya bölünmüş ve nefometre adı verilen bir araç ile ölçülür. Nefometre ufku kaplayacak şekilde tutularak bulutla kaplı pencereler sayılır. Bulutla kaplı pencere sayısının tüm pencere sayısına oranı da bulutluluğu verir

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ
&
BİTKİ ÖRTÜSÜ

A- SICAK İKLİMLER
1- EKVATORAL İKLİM
Görüldüğü yerler: 10 kuzey ve güney enlemleri arsında etkilidir. Özellikle Amazon ve Kongo Havzaları ile Malezya , Filipinler ve Papua Yeni Gine’de etkilidir.

Özellikleri:  
* Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C’nin üstündedir.
* Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan iklimdir (1-2 °C civarında). Sebepleri : Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.
* Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği tarihlerde görülür. Buharlaşma arttığı için.
* Yağışlar oluşum bakımından Konveksiyon yağışlarına örnektir.
* Yıllık yağış miktarı 2000 mm ‘nin üstündedir.
* Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır.
* Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır.
* Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.
  
2- YAZI YAĞIŞLI TROPİKAL (SAVAN) İKLİMİ
Görüldüğü yerler: Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında görülür (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür)

Özellikleri:
* Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
* Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi yağışlı , kışlar kuraktır.
* Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C nin üstündedir.
* Yıllık yağış miktarı 1000-1200 mm arasındadır.
* Bitki örtüsü savandır. Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

3- MUSON İKLİMİ
Görüldüğü yerler: Muson rüzgarlarının etkili olduğu Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir.  
Özellikleri:

* Muson rüzgarlarından dolayı bu iklimde yaz mevsimi yağışlı, kışlar kuraktır. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir.
* Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı Savan iklimine göre fazladır.
* Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm civarındadır. Ancak kıyı kesimlerde bu yağış miktarı çok daha fazla olabilmektedir. Örnek Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış almaktadır (Dünyanın en fazla yağış alan yeridir).
* Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4- ÇÖL İKLİMLERİ
Yağış miktarlarının 150 mm nin altında olan bölgelerde çöl iklimleri görülür.
Çöl iklimleri görüldüğü yere göre;

a- Sıcak Çöller ( Tropikal)
* Dönenceler çevresinde görülür. Oluşmasında dünyanın günlük hareketinden kaynaklanan dinamik yüksek basınç etkilidir.
* Görüldüğü yerler: Afrika’nın kuzeyi (Büyük sahra) Arabistan yarım adası, Basra körfezi çevresi, Hindistan’ın kuzeybatısı (Tar çölü), Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Afrika’nın güney batısındaki Namib ve Kalahari çölleri, G. Amerika’daki Patagonya Atakama, Peru çölleri ve K . Amerika’daki Meksika çölleridir.

Özellikleri:
* Mutlak ve bağıl nem çok düşüktür. Bu sebeple günlük sıcaklık farkı en fazla olan iklimdir.
* Belirli bir yağış mevsimi yoktur.bazı yıllar hiç yağış olmayabilir.
* Mekanik çözülmenin en fazla olduğu iklimdir.
* Yıllık sıcaklık farkı günlük sıcaklık farkı kadar yüksek değildir. Çünkü güneş ışınları bu alanlara yıl boyunca dike yakın açıyla düşmektedir.
* Bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Cılız ot ve çalılıklarla kaktüs iklimin doğal bitki örtüsünü oluştururlar.
* Çöllerde yer altı su seviyesinin yüzeye yakın olduğu veya çıktığı yerler olan vahalar canlı yaşamı için elverişli yerleri oluşturur.

b- Karasal Çöller
* Ilıman kuşak kara içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Buralarda çöl özellikleri görülme sebebi yağış azlığıdır.
* Görüldüğü yerler: Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleridir.

c- Soğuk Çöller
* Kutuplarda görülür.
* Çöl denmesinin sebebi yağış azlığıdır. Yağış azlığının da sebebi sıcaklığın düşük olmasıdır. Sıcaklık düşük olduğu için buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağış da az olmaktadır. Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.

B- ORTA KUŞAK İKLİMLERİ
5- AKDENİZ İKLİMİ
Görüldüğü yerler: Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ( Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

Özellikleri:  
* Yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlıdır.
* Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır.
* En sıcak ay ortalaması 28-30°C , en soğuk ay ortalaması 8-10 °C dir. Yıllık ortalama 18°C dir.
* Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür.
* En fazla yağış kışın , en az yağış yazın düşer.
* Kışın görülen yağışlar Cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
* Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır.
* Bitki örtüsü maki dediğimiz bodur bitki topluluğudur. Maki; mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu vb bitkilerden oluşur.
* Akdeniz iklimi yurdumuzda Akdeniz, Ege, G. Marmara ve G.D. Anadolu Bölgesinin batısında görülür. Ancak Akdeniz Bölgesinden uzaklaştıkça enlem, yükselti ve karasallığın etkisiyle bozulmaya uğrar.

6- ILIMAN OKYANUS İKLİMİ
Görüldüğü yerler: Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir.

Özellikleri:
* Yazlar serin, kışlar ılıktır.
* Her mevsim yağışlıdır.
* En sıcak ay ortalaması 24-25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13-15 °C dir.
* Günlük ve yıllık sıcaklık farkı azdır. Nemlilik fazla olduğu için.
* Yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır. Yükseltisi fazla olan yerlerde bu miktar artmaktadır.
* En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür.
* Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.
* Bitki örtüsü ormandır.
  
7- ORTA KUŞAK KARASAL İKLİM
Görüldüğü yerler: Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.

Özellikleri:  
* Kış erken gelir, çok soğuk olur. Kar ortalama 80-90 gün toprak üstünde kalır.
* Yaz da erken gelir ve çok sıcak olur. Karlar hızla erir.
* En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Bazen sıcaklık 30 °C ye kadar çıkabilmektedir.
* En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir.
* Yıllık sıcaklık ortalaması 3-5 °C dir.
* Yıllık sıcaklık farkı 40-50 °C ye kadar ulaşabilmektedir.
* En fazla yağış ilkbahar ve yaz dönemlerinde düşmektedir. Karasallık arttıkça yağışlar yaz mevsimine kaymaktadır. Ör. Erzurum –Kars bölümünde olduğu gibi.
* En az yağış kışın düşmektedir ve kar şeklindedir.
* Yıllık yağış ortalaması 500-600 mm civarındadır.  
8- STEP İKLİMİ
Görüldüğü yerler:  Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde  görülen karasal iklim buna örnektir.

Özellikleri:
* Yazlar sıcak ve kurak , kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
* En sıcak ay ortalaması 20-25 °C dir. En soğuk ay ortalaması da 0- (-2) °C dir.
* En fazla yağış ilkbaharda, en az yağış yazın düşer.
* İlkbaharda görülen yağışlar genelde konveksiyon (Kırkikindi) yağışı şeklindedir.
* Yıllık yağış miktarı 250-350 mm civarındadır.
* Bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur. Buna step (bozkır) bitki örtüsü denir. Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır.

9-TUNDRA İKLİMİ
Görüldüğü yerler: Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde, Grönland adasının kıyı kesimlerinde görülür.

Özellikleri:

* En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C’lara kadar iner.
* Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.
* Yıllık yağış miktarı 200-250 mm civarındadır.
* Bitki örtüsü yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür.

DEPREMLER

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

DEPREMLER

Deprem, yer sarsıntısıdır. İnceleyen bilim sismoloji, ölçen alet sismograftır. Şiddeti Richter Ölçeğine göre belirlenir.

Depremin kaynağını aldığı yere İç merkez (Hiposantr), yer yüzünde buna en yakın noktaya da dış merkez (Episantr) denir.   

Okyanus veya deniz diplerinde olan depremin etkisiyle dev dalgalar oluşur. Bunlara Tsunami denir.

Oluşumlarına Göre Depremler

1) Çöküntü Depremleri: Yer altındaki mağaraların veya maden ocaklarının çökmesi ile oluşan depremlerdir.
2) Volkanik Depremler: Volkanizma olayı sonucunda etkili olan depremlerdir.
3) Tektonik Depremler: Kıta ve dağ oluşumu hareketleri sırasında yer kabuğunda meydana gelen sıkışma ve kırılmalar sırasında olur. En fazla görülen deprem çeşididir. Etki alanı çok geniştir.
 
Not: Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun hareket halinde olmasıdır.   

 
Türkiye’deki Deprem Bölgeleri
 
1) Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı: Saroz körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır.
2) Batı Anadolu Deprem Kuşağı: Güney Marmara’dan başlar Ege Bölgesindeki çöküntü ovalarını takip eder.
3) Güney Anadolu Deprem Kuşağı: Hatay’dan başlar, Güney Anadolu Toroslarını takip ederek Van gölünün güneyine doğru devam eder.

Deprem Tehlikesinin En Az Olduğu Alanlar:
1) Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.
2) Mardin-Şırnak çevresi.
 
Dünya Üzerindeki Deprem Bölgeleri

1) Atlas Okyanusunun orta kesimi,
2) Akdeniz ve çevresi
3) Büyük Okyanus çevresi (En fazla bu bölgede görülmektedir. Sebebi katı haldeki yerkabuğunun (Sial) ince ve zayıf olmasıdır.)

Deprem Tehlikesinin Az Olduğu Yerler
1) K.Batı Avrupa-Grönland adası
2) Asya’nın kuzeyi (Sibirya)
3) Kanada’nın K.Doğusu
4) Güney Afrika

Depremlerin Meydana Getireceği Zarar Derecesinde;
1) İç ve dış merkezlere olan uzaklık,
2) Depremin süresi ve şiddeti,
3) Zeminin özelliği,
4) Konutlarda kullanılan yapı malzemesinin özelliği etkilidir.

Depremlerden Korunma Yolları
1) Fay hatları üzerinde büyük yerleşim merkezleri kurulmamalı ve yüksek katlı binalar yapılmamalı.
2) Binalardaki yapı malzemesi ve yapı tekniği sarsıntılara dayanıklı olmalıdır.
3) Deprem konusunda halk eğitilmelidir.
4) Binaların yapıldığı zemin sağlam olmalı. Yer altı suyu bakımında zengin olan alüvyal alanlara çok katlı bina yapılmamalıdır.
5) Deprem sırasında merdiven ve tavan boşluklarında durulmamalı. Bina içinde üzerimize düşüp altında kalabileceğimiz mobilya ve eşyalardan uzak durulmalıdır.
6) Bina dışında ise ağaç, duvar ve elektrik telleri gibi devrilebilecek şeylerden uzak durmalıyız.
7) Deprem sırasında mümkünse, yanan sobalar söndürülmeli,elektrik ve su kapatılmalıdır

Coğrafi Konum

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Tanım: Dünya üzerinde herhangi bir noktanın yerinin belirlenmesine coğrafi konum denir.

1) Özel Konum: Bir yerin kendi özelliklerinden kaynaklanan özel konumudur. Denize yakın olmak, turizm, ticaret merkezlerine yakın olmak gibi.

Türkiye’nin Özel Konum Sonuçları
a) Asya ve Avrupa arasında geçiş konumunda bulunması
b) Üç tarafının denizlerle çevrili olması
c) Yer şekillerinin engebeli olması
d) Boğazlara sahip olması
e) Ortalama yükseltisinin fazla olması ve batıdan doğuya doğru akması
f) Kuzey Anadolu ve güney Anadolu dağlarının denize paralel, batı Anadolu dağlarının denize dik uzanması
g) Yer altı zenginliklerinin fazla olması

2) Matematiki Konum: Dünya üzerindeki bir noktanın enlem ve boylam dereceleriyle yerinin belirlenmesine o yerin matematiksel konumu denir.

Türkiye’nin Matematiki Konumu ve Sonuçları
26 D45 D

42 K
TÜRKİYE
36 K

a) Ülkemizin kuzey-güney uzunluğu 666 km dir.
b) En güneyinin ekvatora uzaklığı 3996 km dir.
c) Dört mevsim belirgin olarak yaşanır.
d) Orta kuşağın güneyinde yer alır.
e) Kuzeye gidildikçe gece gündüz sürelerinin farkı artar, gölge uzunlukları artar.
f) Güneyden gelen rüzgarlar sıcaklığı yükseltir, kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürür.
g) Yerşekillerinin güney yamaçları daha çok ısınır ve yerküreler güneye dönük kurulur.
h) Türkiyenin doğusu ve batısı arasında 19 boylam farkı ve 76’ zaman farkı vardır.
i) Doğu yarımkürede bulunur.

Paraleller

Doğu batı yönünde uzanan ve birbirine eşit aralıklarla çizilen dairelerdir.

Paralellerin Özellikleri
1) Başlangıç paraleli ekvatordur. ‘’ 0 ‘’ dır.

2) Her paralel dairesi 1 lik aralıklarla çizilmiştir. 90 tane kuzeyde 90 tane güneyde olmak üzere 180 tanedir. İki tanesi nokta halindedir.
3) Ekvatordan kutuplara giderken paralellerin dereceleri büyürken uzunlukları küçülür.
4) Pareleller her yerde meridyenleri dik açılarla keserler.
5) İki paralel arasındaki mesafe her yerde aynıdır.
6) Kuzey paraleli kuzeye gidildikçe, güney paraleli güneye gidildikçe artar.
7) Bazı paralellerin özel isimleri vardır.
0 Ekvator
23 27 kuzey yengeç dönencesi
23 27 güney oğlak dönencesi
66 33 kuzey kuzey kutup dairesi
66 33 güney güney kutup dairesi
180 kuzey kuzey kutup noktası
180 güney güney kutup noktası denir.
Paralellerin yardımıyla uzaklık hesapları

SORU: Aynı meridyen üzerinde bulunan H noktası ile K noktası arasındaki uzaklık 4440 km dir. H noktası kuzey kutup noktası olduğuna göre K noktası hangi paralel dairesi üzerinde yer alır.
4444: 111= 40
90-40= 50 kuzey paralelinde yer alır.

Kutup noktalarının özellikleri
1. En kısa paraleldir.
2. Termik yüksek basınç alanıdır.
3. Dünyanın dönüş hızı en azdır.
4. Kalıcı kar sınırı en alçak seviyededir.
5. Güneş ışınları en yüksek 23 27 en düşük 0 açıyla alır.

Enlem: Dünya üzerindeki bir noktanın ekvatora olan uzaklığına denir.

Enlemin etkileri:
1.Güneş ışınlarını etkiler.
a) Alçak enlemlerden yüksek enlemlere giderken güneş ışınlarının düşme açıları küçülür.
b) Alçak enlemlerden yüksek enlemlere giderken ışınların geri yansıma miktarı artar.
c) Işınların atmosferde tutulma ve kaybolma miktarı artar.
d) Güneş ışınlarının aydınlattığı alan genişlerken enerjisi, tutulması ve kaybolması artar.
2.İklim ve bitki örtüsü değişir.
3.Tarımın yükselti sınırı değişir.
Yerleşme sınırı, kalıcı kar sınırı dünyanın dönüş hızı düşer.
Alçak enlemlerden yüksek enlemlere gidildikçe gün süresi uzar.
Tarım ürünü çeşitleri değişir.
Hayvan türleri değişir.
Giyim malzemeleri değişir.
Toprak çeşitleri değişir.
Yapı malzemeleri değişir.

Meridyenler:
Meridyenler kutuptan kutba varan, ekvatoru dikine kesen hayali dairelerdir. Başlangıç meridyeni Londra nın Grenvech kasabasından geçer.
1.Başlangıç meridyeni İngiltere nin Grenvech kasabasından geçer. ‘’ 0 ‘’ dır.
2.180 adet doğuda 180 adet batıda olmak üzere toplam 360 tanedir.
3.Doğu meridyenlerinin doğuya gidildikçe batı meridyenleri de batıya gidildikçe rakamları artar.
4.Boyları birbirine eşittirler ve kutuplarda birbirlerine yaklaşarak birleşirler. ( 200000 )
5.Ardışık iki meridyen arası zaman farkı 4 dk dır. Ekvator üzerinde iki meridyen arası mesafe 111 km dir.
6.Bir meridyen yarı dairesinin tam daire yapan yarı daireye o meridyenin art meridyeni denir.

Boylam ve etkileri
Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın Grenvech ve eksene yapmış olduğu açısal değere denir.
Boylamın tek etkisi vardır yerel saat farkıdır.
Yerel saat
Güneşin bir meridyenin tam karşısına geldiği anda saat 12 00 İşte bu saate o boylamın yerel saati denir.
NOT:Bir meridyen üzerinde bütün noktaların yerel saati aynı kabul edilir.
X ile y nin yerel saati aynı, x ve z yerel saati farklıdır.

buzullar

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

buzullar
Kutup bölgeleri ile yüksek dağların üst kısımlarında bütün yıl hiç erimeden kalan karlara Toktağan kar (daimi) denir. Enlemin etkisiyle toktağan kar sınırı Ekvatordan Kutuplara doğru azalır.   
Bugün dünyanın yaklaşık %10 ‘u (15 milyon km2’si) buzullarla kaplıdır. Buzulların etki alanı daha çok kutuplara yakın yerlerdir.

Buzul Çeşitleri
1) Sirk Buzulu: Yüksek dağlık alanlardaki küçük çukurlukları dolduran buzullardır. Yurdumuzda bazı yüksek dağlık bölgelerde vardır. Ör: Cilo. Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan , Kaçkar, Erciyes, Beydağları, Geyik Dağları, Bolkar, Binboğa dağları gibi.

2) Vadi Buzulu: Buzul aşındırması ile oluşan vadilerin içini dolduran buzullardır. Ör: Cilo dağında olduğu gibi.

3) Örtü Buzulu: Kutup bölgelerinde görülür. Antartika ve Grönland’da olduğu gibi. Kutup bölgelerinde denizde yüzen buz dağlarına Aysberg denir.
 
4) Takke Buzulu: volkan dağlarının üst kısmında oluşan buzullardır. Ör: Ağrı dağında olduğu gibi.

Buzul aşındırması şunlara bağlıdır:
1) Buzulun kalınlığına: Kalınlık fazla ise aşındırma oyma şeklinde , az ise törpüleme şeklinde olur.
2) Yatak Eğimine: Yatak eğimi fazla ise aşındırma törpüleme şeklinde , az ise oyma şeklindedir.
3) Kayaların Özelliğine: Zemin sert kayalardan oluşmuş ise aşındırma törpüleme şeklinde , yumuşak ise oyma şeklinde olur.

Buzul Aşınım Şekilleri
1) Buzul Vadisi: Buzul aşındırması sonucu oluşan “U” şeklindeki vadilerdir. Akarsu vadilerine göre boyları kısadır ve sürekli iniş göstermezler (inişli –çıkışlıdır)
 
2) Hörgüç Kaya: Farklı aşınma sonucu oluşan ve deve hörgücüne benzeyen kayalardır.
3) Sirk (buz yalağı) çukurluğu: Dağların üst kısmında aşındırma ile oluşan küçük çukurlukladır.
Buzul Biriktirme Şekilleri
1) Moren setti: Buzulların aşındırarak taşıdığı kum çakıl gibi maddelere moren denir. Bunları eridiği yerde biriktirmesi ile oluşan sette denir.
2) Drumlin: Buzul biriktirmesi ile oluşan alçak tepelere denir.
3) Sander Ovası: Buzulların eridiği yerde ortaya çıkan akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirmesi ile oluşan düzlüklerdir.

*** Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin oluşmasında en az etkili olan dış kuvvet buzullardır.

Kutup bölgeleri ile yüksek dağların üst kısımlarında bütün yıl hiç erimeden kalan karlara Toktağan kar (daimi) denir. Enlemin etkisiyle toktağan kar sınırı Ekvatordan Kutuplara doğru azalır.   
Bugün dünyanın yaklaşık %10 ‘u (15 milyon km2’si) buzullarla kaplıdır. Buzulların etki alanı daha çok kutuplara yakın yerlerdir.

Buzul Çeşitleri
1) Sirk Buzulu: Yüksek dağlık alanlardaki küçük çukurlukları dolduran buzullardır. Yurdumuzda bazı yüksek dağlık bölgelerde vardır. Ör: Cilo. Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan , Kaçkar, Erciyes, Beydağları, Geyik Dağları, Bolkar, Binboğa dağları gibi.

2) Vadi Buzulu: Buzul aşındırması ile oluşan vadilerin içini dolduran buzullardır. Ör: Cilo dağında olduğu gibi.

3) Örtü Buzulu: Kutup bölgelerinde görülür. Antartika ve Grönland’da olduğu gibi. Kutup bölgelerinde denizde yüzen buz dağlarına Aysberg denir.
 
4) Takke Buzulu: volkan dağlarının üst kısmında oluşan buzullardır. Ör: Ağrı dağında olduğu gibi.

Buzul aşındırması şunlara bağlıdır:
1) Buzulun kalınlığına: Kalınlık fazla ise aşındırma oyma şeklinde , az ise törpüleme şeklinde olur.
2) Yatak Eğimine: Yatak eğimi fazla ise aşındırma törpüleme şeklinde , az ise oyma şeklindedir.
3) Kayaların Özelliğine: Zemin sert kayalardan oluşmuş ise aşındırma törpüleme şeklinde , yumuşak ise oyma şeklinde olur.

Buzul Aşınım Şekilleri
1) Buzul Vadisi: Buzul aşındırması sonucu oluşan “U” şeklindeki vadilerdir. Akarsu vadilerine göre boyları kısadır ve sürekli iniş göstermezler (inişli –çıkışlıdır)
 
2) Hörgüç Kaya: Farklı aşınma sonucu oluşan ve deve hörgücüne benzeyen kayalardır.
3) Sirk (buz yalağı) çukurluğu: Dağların üst kısmında aşındırma ile oluşan küçük çukurlukladır.
Buzul Biriktirme Şekilleri
1) Moren setti: Buzulların aşındırarak taşıdığı kum çakıl gibi maddelere moren denir. Bunları eridiği yerde biriktirmesi ile oluşan sette denir.
2) Drumlin: Buzul biriktirmesi ile oluşan alçak tepelere denir.
3) Sander Ovası: Buzulların eridiği yerde ortaya çıkan akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirmesi ile oluşan düzlüklerdir.

*** Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin oluşmasında en az etkili olan dış kuvvet buzullardır.

Basınç

Posted by: myfrom  :  Category: Coğrafya ve Illerimiz

Basınç

Atmosfer Basıncı

Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı basınca atmosfer basıncı denir.

Normal Hava Basıncı

45° enlemlerinde, deniz seviyesinde ve 15°C sıcaklıkta ölçülen basınca normal hava basıncı denir.

* Cıva sütununun yüksekliği ile (normal basınç 760 mm)
* Cıva sütununun ağırlığı ile (normal basınç 1033 gr)
* Kuvvet birimi ile (normal basınç 1013 milibar) ifade edilir.

Basınç barometre ile ölçülür. Cıvalı barometre, barograf, aneroid baramotre ve altimetre gibi çeşitleri vardır.

Cıvalı Barometre: Üstü açık bir kaba daldırılmış, yukarı ucu kapalı bir cam borudur. Hava basıncı, boruyu dolduran cıva sütununu dengede tutar. Hava basıncı azalıp çoğaldıkça cıva sütunu da alçalıp yükselir.

Cıvalı barometre camdan yapıldığı ve hep düz durması gerektiği için her zaman kullanımı kolay değildir.

Barograf: Basıncı sürekli kaydeden ve yazıcı ucu bulunan bir tür madeni barometredir.

Aneroid Barometre: Madeni barometredir. Cıvalı barometrelerin kullanım alanının sınırlı olması ve taşıma zorluğu nedeniyle geliştirilmiştir.

Altimetre: Madeni barometrelerin bir çeşididir. Yükseldikçe basıncın azalması kuralına dayanılarak, yüksekliklerin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır.

Basınç Etmenleri

Hava basıncı çeşitli etmenler altında değişiklik gösterir.

a) Sıcaklık (Termik Etken)
Basıncı en çok etkileyen etmen sıcaklıktır. Sıcaklığın günlük mevsimlik değişimine bağlı olarak basınç değişir. Isınan hava genleşerek yükselir. Gazların seyrelmesi nedeniyle basınç düşer ve alçak basınç alanı oluşur. Soğuyan havada gaz molekülleri sıkışarak ağırlaşır. Ağırlaşan gazlar yeryüzüne doğru yığılır ve yüksek basınç alanı oluşur.

b) Yükselti
Yeryüzünden yükseldikçe; Yerçekimi ve atmosferdeki gazların miktarı azalır. Bunlara bağlı olarak basınç düşer.
c) Hava Yoğunluğu (Dinamik Etken)
1 m3 havanın içerisindeki gazların miktarına hava yoğunluğu denir. Yoğunluk su buharına ve toz zerreciklerine göre değişir.

* Yerçekiminin azalıp çoğalması,
* Havanın ısınıp soğuması,
* Yükseltinin artması,
* Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşü,
* Hava yoğunluğunun değişmesine neden olur.

Hava yoğunluğu arttıkça basınç yükselir, yoğunluk azaldıkça basınç düşer.

d) Yerçekimi
Dünya’nın geoid şekli nedeniyle yerçekiminin Ekvator’dan kutuplara doğru artması, basıncın kutuplarda yüksek olmasının nedenlerinden biridir.

e) Mevsim
Mevsimlerin basınç üzerindeki etkisi ılıman kuşakta belirgindir. Yaz aylarında ısınmanın etkisiyle karalar alçak basınç, denizler ise yüksek basınç alanıdır. Kışın ise denizler alçak basınç, karalar yüksek basınç alanıdır. Bu durum sıcaklığın basınç üzerindeki etkisini kanıtlar.

f) Dünya’nın Günlük Hareketi
Dünya, ekseni çevresinde döndüğü için hava akımları yönlerinden sapar. Sapmalar sonucu 30° enlemlerinde alçalıcı hava hareketleri ile yoğunluk arttığından basınç yükselir ve dinamik yüksek basınç alanı oluşur.

60° enlemlerinde ise batı ve kutup rüzgarları karşılaşır. Bu rüzgarların birbirlerini iterek yükselmesiyle 60° enlemlerinde gaz yoğunluğu azaldığından basınç düşer. Böylece dinamik alçak basınç alanı oluşur.

UYARI: Dünyanın günlük hareketi sonucunda hava akımlarının sapması, dinamik basınç alanlarını oluşturur. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketine bağlı olarak oluşan basınçlara dinamik basınç denir.

Basınç Tiplerinin Özellikleri :

1013 milibardan düşük olan basınçlara alçak basınç (siklon) yüksek olanlara ise yüksek basınç (antisiklon) denir.

Alçak Basınç (Siklon)

* Termik ve dinamik alçak basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
* Havanın yoğunluğu azdır.
* Hava yükseltici bir hareket gösterir.
* Yeryüzündeki hava hareketi çevreden merkeze doğrudur.
* Merkezden çevreye doğru basınç artar.
* Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de saat ibresinin tersi yönde, Güney Yarım Küre’de ise saat ibresi yönünde sapmaya uğrar.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğrudur.

* Termik alçak basıncın etkili olduğu alanlarda hava sıcaklığı yüksektir.
* Dinamik alçak basıncın etkisi altında olan yerlerde sıcaklık düşüktür.
Yüksek Basınç (Antisiklon)

* Termik ve dinamik yüksek basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
* Havanın yoğunluğu fazladır.
* Hava alçalıcı bir hareket gösterir.
* Yeryüzündeki hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
* Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de saat ibresi yönünde, Güney Yarım Küre’de saat ibresinin tersi yönde sapma gösterir.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğrudur.

* Dinamik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde hava sıcak ve kurudur. Termik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde ise hava soğuk ve kurudur.

Basınç Kuşakları:

Termik Alçak Basınç Kuşağı (Tropikal Basınç Kuşağı)

* Ekvator ve çevresinde sıcaklığa bağlı olarak oluşmuştur.
* Sıcaklık yüksek olduğu için sıcak çekirdekli siklon da denir.

Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı (Subtropikal Basınç Kuşağı)

Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşünün rüzgarlar üzerinde oluşturduğu sapma etkisiyle 30° enlemleri çevresinde oluşan basınç kuşağıdır. Bu kuşak Kuzey Yarım Küre’de yaz aylarında kuzeye, kış aylarında güneye kayar. Alçalıcı hava hareketlerine bağlı olarak havanın ısınması ve nem miktarının düşmesi nedeniyle 30° enlemleri çevresinde çöller oluşur.

Dinamik Alçak Basınç Kuşağı (Subpolar Basınç Kuşağı)

60° enlemlerinde kutup rüzgarları ve batı rüzgarlarının karşılaşması ile oluşur. Sıcaklık düşük olduğu için soğuk çekirdekli siklon da denir.

Kışın kara ve denizlerin farklı ısınmaları aynı enlem üzerinde farklı basınç koşullarının görülmesini sağlar. Bu nedenle kışın karalar üzerinde yüksek basınç oluşması bu basınç kuşağını kesintiye uğratır.

Termik Yüksek Basınç Kuşağı (Polar Basınç Kuşağı)

Kutuplar çevresinde düşük sıcaklık nedeniyle oluşan, yüksek basınç alanıdır.

UYARI: Basınç kuşakları, Kuzey Yarım Küre’de karalar üzerinde kesintiye uğrar. Güney Yarım Küre’de ise karaların oranı çok az olduğundan basınç kuşakları daha düzenli ve süreklidir.

Türkiye’de Etkili Olan Basınç Merkezleri

Türkiye farklı özellikteki basınçların etkisinde kalır. Bu durum daha çok Türkiye’nin matematik konumunun sonucudur.

Yüksek Basınçlar:

a) Sibirya Antisiklonu

* Ülkemizde doğu ve kuzeydoğudan sokulan termik kökenli yüksek basınç alanıdır.
* Türkiye’yi sadece kış aylarında Doğu Anadolu ve Balkanlar üzerinden sarkarak etkiler.
* Az fakat etkin kar yağışı ile soğuk ve ayazın fazla olduğu hava tipini simgeler.
* Balkanlardan sarktığında Azor yüksek Basıncı ile birleşerek İzlanda Alçak Basıncı’nın Türkiye’yi etkilemesine izin vermez. Bu nedenle uzun süreli, sakin ve soğuk kış koşulları yaşanır.

b) Azor Antisiklonu

* Ülkemizi sürekli etkileyen dinamik kökenli yüksek basınç alanıdır.
* Kışın serin, yağışsız ve batı yönlü rüzgarlarla kendini belli eder. Rüzgar hızları yavaştır.
* Kışın sürekli alçalıcı hareket gösterdiği ve soğuk yeryüzüne dokunduğu için havanın alt kısımlarında soğuk, durgun bir hava katmanı oluşur. Bu durgun hava bölümü içerisinde şehirsel atıklar birikerek hava kirliliğine neden olur.
* Kış ayalarında Kuzey Afrika üzerinde İzlanda Alçak Basıncı’nın sıcak bölümü oluşarak İzlanda Alçak Basıncı’nın değişmesine yardım eder. Yaz aylarında ise güneş ışınlarının gelme açısına bağlı olarak etki alanını Akdeniz üzerinden İngiltere’ye kadar genişletir. Bu durumda Türkiye’de kuzey yönlü rüzgarlar etkili olur.

Alçak Basınçlar :

a) İzlanda Siklonu

* Dinamik kökenli bu alçak basınç alanı kışın etkilidir.
* Ülkemize batı ve kuzeybatıdan sokulur.
* Hareketli hava kütlelerini getirdiği için rüzgar birkaç gün ara ile çok farklı yönlerden eser. Rüzgarın esme yönü güneybatıdan başlar, kuzeybatıya kadar döner. Bu basınç merkezinde güney sektörlü rüzgarlar sıcaklığı artırırken, kuzey sektörlü rüzgarlar sıcaklığı düşürücü etki yapar ve cephesel yağışlara neden olur. Özellikle Karadeniz’de bubasınç alanı etkisiyle cephesel ve orografik yağışlar görülür.
* Eğer kendisinden daha sıcak olan Akdeniz’e iner ve uzun bir süre burada kalırsa nem yüklenir. Türkiye’nin güneybatı kıyılarında aşırı kış yağışlarına neden olur.

b) Basra Körfezi – İran Siklonu

* Termik kökenli bu basınç alanı, yaz aylarında karaların aşırı ısınması nedeniyle oluşmuştur.
* Ülkemizde güney ve güneydoğudan sokulan ve yaz aylarında etkili olan Basra Alçak Basıncı;
i) Aşırı çöl sıcaklarının yaşanmasına,
ii) Yaz başlarında karaların fazla ısınması ve atmosferin üst kısımlarının daha soğuk olması nedeniyle ani, gök gürültülü, sağanak yağışlara,
iii) Azor Yüksek Basıncı’nın da etkisiyle kuzey yönlü rüzgarların etkin olmasına neden olur.