12 eylül
2009
12 Eylül sabahı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’de aralarında yer aldığı beş General Türk Milleti adına hareket ettiklerini ileri sürerek darbeyi gerçekleştirmişlerdi.Sonraları ortaya çıktığına göre darbe tarihi birkaç kez ertelenmiştir.İleride devlet başkanı olan Kenan Evren bu ertelemeyi ortamın daha uygun hale gelmesini bekleme şeklinde açıklamıştır.Darbe ABD’den izinli olarak gerçekleştirilmişti. CIA şeflerinden biri olan ve Türkiye politikasını yakından izleyen Paul Henze, darbeyi Beyaz Saraya “Bizim çocuklar başardı” biçiminde duyurmuştu. Beş generalin “Milli Güvenlik Konseyi “diye adlandırılan yönetimin Türkiye’de tüm temel insan haklarının demokratik devrimlerin askıya alınmasıyla işe başlamıştır. TBMM kapatılmış, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, önde gelen sendikacılar, meslek örgütlerinin başkanları göz altına alınmıştır.AP genel başkanı Süleyman Demirel ,CHP genel başkanı Bülent Ecevit Gelibolu’da MSP genel başkanı Necmettin Erbakan ile MHP genel başkanı Alparslan Türkeş Foça’da askeri tesislerde gözaltında tutulmuşlardır.Darbenin ilk günlerinde ülkede tam bir göz altına alma toplama kampanyası yaşanmıştır.Silahlı mücadelenin içinde bulunsun bulunmasın tüm gençlik örgütlerinin liderleri üyeleri hatta sempatizanları ceza evlerine konmuşlardır.
Bir çok dava açılmış,sayısız idam kararı verilmiş ve uygulanmıştır.Bu faşist baskı düzen içerisinde tek egemen güç beş kişilik cunta olmuştur.Bu cunta bir önceki Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu’yu Başbakan olarak atamış 24 Ocak’ın mimarı Turgut Özal ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı olmuştur.
12 Eylül darbesi Türkiye’ye vahşi acımasız bir kapitalist düzeni yerleştirmek amacına yönelik faşist bir eylemdir.Nitekim MHP’nin önde gelen yöneticilerinden Agah Oktay Güner “Biz içerdeyiz ama düşüncelerimiz iktidarda” diyerek duruma çok güzel bir teşhis koymuştur.İşgence ve sorumsuz bir baskı o dönemin temel özelliğidir.
Siyasi baskılar devam ederken Turgut Özal ekonomik liberalizasyon programının fütühatsızca uyguluyordu.Yüksek faizin cazibesi piyasada bankerlerin ortaya çıkmasına ve etkinleşmesine sebep oldu.Televizyon ve basında banker reklamları büyük bir yer kaplıyordu.Herkes sattığı evin ,arabasının parasını ,emekli ikramiyesini alacakları faiz aşkına bu bankerlere yatırıyorlardı.Ne var ki ,bu pembe rüya kısa süre sonra sona erdi.Bankerler iflas etti.Çoğu kayıplara karıştı.On binlerce insanın dişinden tırnağından arttırdığı tasarrufları heba oldu.Bu büyük çöküş sonunda bu tip faizcilik olayını destekleyen hatta ortam hazırlayan Turgut Özal ve Maliye Bakanı Kaya Erdem istifa etti.
12 Eylül sürecine karşı çıkan tek lider Bülent Ecevit’ti.Gelibolu’dan sürgünden döndükten sonra “Arayış” isimli bir dergi çıkartarak burada yönetime ağır eleştiriler yöneltti.Bunun sonucunda ceza evine kapatıldı.
Cunta yeni anayasanın hazırlanması görevini sağ eğilimi profesör ve uzmanlara vermişti.Yeni anayasa taslağının görüşülmesi ve diğer yasama görevlerini kendi mutlak denetiminde oluşacak bir danışma meclisine vermeyi düşünen konsey illerden aday olanlar arasında atamayla bu meclisi seçti.Meclisin,generallerin denetiminde yaptığı görüşmeler sonucu yeni anayasa meydana çıktı.Bu 12 Eylül ve 24 Ocak ortak düzeni isteği doğrultusunda yasaklarla ve kısıtlamalarla dolu bir anayasaydı.
Mayıs 1983’te cunta siyasi parti kuruluşlarını serbest bıraktı.Anayasadaki yasaklar nedeniyle kapatılmış bulunan AP,CHP,MHP,MSP genel başkan,yönetim kurulu üyeleri parlementerleriyle yeni oluşumların içerisinde görev alamıyorlardı.12 Eylül sonrasında kurulan ilk parti cuntanın güvendiği Orgeneral Turgut Sunalp’ın oluşturduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi oldu.Partinin kurucusu eski askerler , yasaklı olmayan eski politikacılar ve bazı büroklardı.Kurucularından ancak dördü konsey tarafından veto edildiği için parti seçime katılma sınırı olan tarihten önce katılma hakkını kazanan ilk parti oldu.
Konseyin izin verdiği ikinci parti Halkçı Partidir.Kurucusu Necdet Calp’tır.Halkçı parti gibi 20 Mayıs’ta İç İşleri Bakanlığına kuruluş beyannamesini veren bir partide Turgut Özal’ın önderi olduğu Anavatan Partisidir.
Orta sahada oluşan bir başka partide Büyük Türkiye Partisiydi.Siyaset yasaklısı bulunan Süleyman Demirel ve Adalet Partili arkadaşlarının önerileri ile kurulan bu partinin Genel Başkanı Emekli Orgeneral Ali Fethi Esener’di.
Kenan Evren bu partiye karşı çıkıyordu ve daha sonra parti kapatılır.Adalet Partisi misyonunu sürdürebilme amacıyla Doğru Yol Partisi kuruldu.
alıntıdır
5 milyar kadar
















