MyFroM.Com Video Paylasım Sitesi » Genel Kültür

‘Genel Kültür’ Kategorisi için Arşiv

12 eylül

Yazan: PearL   
24 Mayıs
2009

12 Eylül sabahı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’de aralarında yer aldığı beş General Türk Milleti adına hareket ettiklerini ileri sürerek darbeyi gerçekleştirmişlerdi.Sonraları ortaya çıktığına göre darbe tarihi birkaç kez ertelenmiştir.İleride devlet başkanı olan Kenan Evren bu ertelemeyi ortamın daha uygun hale gelmesini bekleme şeklinde açıklamıştır.Darbe ABD’den izinli olarak gerçekleştirilmişti. CIA şeflerinden biri olan ve Türkiye politikasını yakından izleyen Paul Henze, darbeyi Beyaz Saraya “Bizim çocuklar başardı” biçiminde duyurmuştu. Beş generalin “Milli Güvenlik Konseyi “diye adlandırılan yönetimin Türkiye’de tüm temel insan haklarının demokratik devrimlerin askıya alınmasıyla işe başlamıştır. TBMM kapatılmış, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, önde gelen sendikacılar, meslek örgütlerinin başkanları göz altına alınmıştır.AP genel başkanı Süleyman Demirel ,CHP genel başkanı Bülent Ecevit Gelibolu’da MSP genel başkanı Necmettin Erbakan ile MHP genel başkanı Alparslan Türkeş Foça’da askeri tesislerde gözaltında tutulmuşlardır.Darbenin ilk günlerinde ülkede tam bir göz altına alma toplama kampanyası yaşanmıştır.Silahlı mücadelenin içinde bulunsun bulunmasın tüm gençlik örgütlerinin liderleri üyeleri hatta sempatizanları ceza evlerine konmuşlardır.

Bir çok dava açılmış,sayısız idam kararı verilmiş ve uygulanmıştır.Bu faşist baskı düzen içerisinde tek egemen güç beş kişilik cunta olmuştur.Bu cunta bir önceki Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu’yu Başbakan olarak atamış 24 Ocak’ın mimarı Turgut Özal ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı olmuştur.

12 Eylül darbesi Türkiye’ye vahşi acımasız bir kapitalist düzeni yerleştirmek amacına yönelik faşist bir eylemdir.Nitekim MHP’nin önde gelen yöneticilerinden Agah Oktay Güner “Biz içerdeyiz ama düşüncelerimiz iktidarda” diyerek duruma çok güzel bir teşhis koymuştur.İşgence ve sorumsuz bir baskı o dönemin temel özelliğidir.

Siyasi baskılar devam ederken Turgut Özal ekonomik liberalizasyon programının fütühatsızca uyguluyordu.Yüksek faizin cazibesi piyasada bankerlerin ortaya çıkmasına ve etkinleşmesine sebep oldu.Televizyon ve basında banker reklamları büyük bir yer kaplıyordu.Herkes sattığı evin ,arabasının parasını ,emekli ikramiyesini alacakları faiz aşkına bu bankerlere yatırıyorlardı.Ne var ki ,bu pembe rüya kısa süre sonra sona erdi.Bankerler iflas etti.Çoğu kayıplara karıştı.On binlerce insanın dişinden tırnağından arttırdığı tasarrufları heba oldu.Bu büyük çöküş sonunda bu tip faizcilik olayını destekleyen hatta ortam hazırlayan Turgut Özal ve Maliye Bakanı Kaya Erdem istifa etti.

12 Eylül sürecine karşı çıkan tek lider Bülent Ecevit’ti.Gelibolu’dan sürgünden döndükten sonra “Arayış” isimli bir dergi çıkartarak burada yönetime ağır eleştiriler yöneltti.Bunun sonucunda ceza evine kapatıldı.

Cunta yeni anayasanın hazırlanması görevini sağ eğilimi profesör ve uzmanlara vermişti.Yeni anayasa taslağının görüşülmesi ve diğer yasama görevlerini kendi mutlak denetiminde oluşacak bir danışma meclisine vermeyi düşünen konsey illerden aday olanlar arasında atamayla bu meclisi seçti.Meclisin,generallerin denetiminde yaptığı görüşmeler sonucu yeni anayasa meydana çıktı.Bu 12 Eylül ve 24 Ocak ortak düzeni isteği doğrultusunda yasaklarla ve kısıtlamalarla dolu bir anayasaydı.

Mayıs 1983’te cunta siyasi parti kuruluşlarını serbest bıraktı.Anayasadaki yasaklar nedeniyle kapatılmış bulunan AP,CHP,MHP,MSP genel başkan,yönetim kurulu üyeleri parlementerleriyle yeni oluşumların içerisinde görev alamıyorlardı.12 Eylül sonrasında kurulan ilk parti cuntanın güvendiği Orgeneral Turgut Sunalp’ın oluşturduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi oldu.Partinin kurucusu eski askerler , yasaklı olmayan eski politikacılar ve bazı büroklardı.Kurucularından ancak dördü konsey tarafından veto edildiği için parti seçime katılma sınırı olan tarihten önce katılma hakkını kazanan ilk parti oldu.

Konseyin izin verdiği ikinci parti Halkçı Partidir.Kurucusu Necdet Calp’tır.Halkçı parti gibi 20 Mayıs’ta İç İşleri Bakanlığına kuruluş beyannamesini veren bir partide Turgut Özal’ın önderi olduğu Anavatan Partisidir.

Orta sahada oluşan bir başka partide Büyük Türkiye Partisiydi.Siyaset yasaklısı bulunan Süleyman Demirel ve Adalet Partili arkadaşlarının önerileri ile kurulan bu partinin Genel Başkanı Emekli Orgeneral Ali Fethi Esener’di.

Kenan Evren bu partiye karşı çıkıyordu ve daha sonra parti kapatılır.Adalet Partisi misyonunu sürdürebilme amacıyla Doğru Yol Partisi kuruldu.

alıntıdır

Çin Seddi

Yazan: PearL   
24 Mayıs
2009

Uzaydan bakıldığında ince, uzun bir dere gibi görülebilen, insan eliyle yapılmış tek eser olan Çin Seddi kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvardır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekinin kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölünün güneyinden batıya yönelerek devam eder.

İlk set, M.Ö.7. yüzyılda Chu Krallığı tarafından, günümüzdeki Henan eyaletinde yapılmış olup fazla uzun değildir. M.Ö.3. yüzyılda Hun, Tunguz ve Moğolların saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını korumak için İmparator Qin Shin Huang (Çe-Huang-Ti), burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. M.Ö.221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.

Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M.Ö.221 ile M.S.608 yılları arasında yapılmıştır.

Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Genellikle duvarın yüksekliği 7-10 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir. Duvar boyunca siperlik ve okçu delikleri vardır. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale ve 9 kilometrede bir fener kulesi bulunur. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya imkan verecek şekilde bir kaç sıra halinde yapılmıştır.

Çin Seddi, en uzun sürede yapılan ve en çok insan çalıştırılan yapıdır. M.S.555te Beijing ile Datong arasındaki 500 km.lik duvarın yapımında 1.800.000 kişi çalıştırılmıştır. Badaling dağının üzerinden geçen seddin sadece 200 metrelik kısmını yapmak için bile binlerce kişi çalıştırılmış ve bu kişilerin isimleri bir taşa yazılmıştır.

alıntıdır

98 Soruluk Genel Kültür

Yazan: PearL   
23 Mayıs
2009

Soru 1 : Müslümanların dünyadaki nüfusu ne kadardır?
Cevap : Yaklaşık 15 milyar kadar dünya nüfusunun dörtte biri kadar

Soru 2 : İmsak ne demektir?
Cevap : Sahurun bitimi orucun başlama vaktidir.

Soru 3 : Sahur ne demektir?
Cevap : Oruç tutmak maksadıyla gece kalkılıp en geç imsak vaktine kadar yenilen yemeğin adı.

Soru 4 : Günümüzde nüfusu en fazla olan İslam ülkesi hangisidir?
Cevap : Endonezya

Soru 5 : Hicri takvim nedir ve kim başlatmıştır?
Cevap : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden
ve aya göre hesap edilen takvimdir. Hz. Ömer (r.a.) başlatmıştır.

Soru 6 : Ravza-i Mudahhara nedir?
Cevap : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek kabirleri ile minberi arasındaki yerin adı

Soru 7 : Hicri takvim ile Miladi takvim arasındaki fark nedir?
Cevap : Hicri Takvim; Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicretiyle başlar hesaplamalar aya göredir.
Miladi takvim; Hz. İsa (a.s.)’ın doğumuyla başlar güneşe göre ayarlanmıştır.

Soru 8 : İlk defa dünya haritasını kim çizmiştir?
Cevap : Piri Reis

Soru 9 : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i övmek için yazılan şiire ne ad verilir?
Cevap : Natı Şerif

Soru 10 : Kaside-i Bürde’nin sahibi şair Kab Bin Züheyr (r.a.)’a Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in
verdiği (hediye ettiği) hırka bugün nerede muhafaza edilmektedir?
Cevap : İstanbul-Topkapı sarayı Hırka-i Saadet dairesinde

Soru 11 : Rasulüllah (s.a.v.)’in Veysel Karani’ye hediye olarak bıraktığı Hz. Ömer (r.a.) ve
Hz. Ali (r.a.)’ın bu vasiyeti yerine getirerek ulaştırılan Hırkası bu gün nerededir?
Cevap : İstanbul’da Hırka-i Şerif Camiinde bulunmaktadır

Soru 12 : Keçeli Halil adında bir zat yemeği canı istediği bir şeyin parasını bir kenara ayırarak sonunda
biriktirdiği bu paralarla bir mescit inşa ettirmiştir. Bu mescidin adı nedir ve nerededir?
Cevap : Sanki Yedim Mescidi. Fatih Camisinin Doğusunda

Soru 13 : Dünyaca ünlü iki müslüman boks şampiyonunun adı nedir?
Cevap : Muhammed Ali (Cassius Clay) Malik Abdülaziz (Mike Tyson)

Soru 14 : İkinci dünya savaşında hangi ülkeye Atom bombası atılmıştır ve atılan şehirler hangileridir?
Cevap : Japonya Hiroşima ve Nagasaki

Soru 15 : Top ile oynanan beş adet spor dalı sayınız?
Cevap : Futbol Basketbol Voleybol Hentbol Rugby

Soru 16 : Futbol maçlarında oynanan topun Fifa kurallarına göre ağırlığı ne kadar olmalıdır?
Cevap : 452 gram

Soru 17 : Futbol sahasının büyüklüğü ne kadardır?
Cevap : 50 metre X 100 metre

Soru 18 : Yetmişli yılların sonunda İslam’ı seçen ünlü pop sanatçısı kimdir?
Cevap : Yusuf İslam (Cat Stevens)

Soru 19 : Müslüman olan ünlü deniz bilimcisi ve araştırmacısı olan adamın adı nedir?
Cevap : Kaptan Custeau

Soru 20 : Avustralya adasının en tanınmış hayvanının ismi nedir?
Cevap : Kanguru

Soru 21 : İstanbul ilimizde bulunan asma köprülerin isimleri nelerdir?
Cevap : Boğaz Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Soru 22 : Başkent Ankara’da bulunan uluslar arası hava limanımızın adı nedir?
Cevap : Ankara Esenboğa Hava limanı

Soru 23 : Fransa ile İngiltere’yi bir birine bağlayan tünelin adı nedir?
Cevap : Manch Tüneli

Soru 24 : Bulunduğumuz çağda İslam dini en fazla hangi kıtalarda daha fazla yaygındır?
Cevap : Asya ve Afrika

Soru 25 : Futbol toplam kaç kişi ile oynanır?
Cevap : 22 kişi

Soru 26 : Almanya’da bulunan minareli en büyük cami hangi şehirdedir?
Cevap : Mannheim’de (2500 kişilik)

Soru 27 : Papa II. Jan Paul hangi Hıristiyan mezhebinin lideridir?
Cevap : Katolik mezhebi

Soru 28 : Her sınıf ve kademedeki insanların düşünce ve davranışlarında yanlışı değil doğruyu
zararlıyı değil faydalıyı zulmü değil adaleti kötüyü değil iyiyi seçip uygun vasıtalarla
ameli meleke kazandırmaya ne denir?
Cevap : Eğitim

Soru 29 : Ankara ilimizin araba ve şehir kod numarası kaçtır?
Cevap : 06

Soru 30 : Bakü hangi devletin başkentidir?
Cevap : Azerbaycan

Soru 31 : Endonezya devleti hangi kıtadadır?
Cevap : Asya

Soru 32 : Genellikle yeni ismi ile anılan Hatay ilimizin eski ismi nedir?
Cevap : Antakya

Soru 33 : Türkiye’nin en büyük gölü hangisidir?
Cevap : Van Gölü

Soru 34 : Türkiye’nin yüzölçümü kaç kilometre karedir?
Cevap : 779.452 kilometre karedir.

Soru 35 : Türkiye’nin en yüksek dağı hangisidir?
Cevap : Ağrı Dağı (5165 metre)

Soru 36 : Türkiye’de bulunan iki akarsuyun adını söyleyiniz?
Cevap : Dicle ve Fırat

Soru 37 : Toros dağları Türkiye’nin hangi bölgesindedir?
Cevap : Akdeniz

Soru 38 : Hollanda’nın başkenti nedir?
Cevap : Amsterdam

Soru 39 : Dünyanın en uzun nehrinin adı nedir?
Cevap : Nil nehri (Afrika kıtasında)

Soru 40 : Semerkant hangi ülkenin sınırları içindedir?
Cevap : Özbekistan

Soru 41 : Doğu Roma imparatoru Rasulüllah (s.a.v.)’in mektubunu okumadan önce
o sırada Şam’da ticaret için bulunan Ebu Süfyan’dan bilgi aldı. Onun yalan
söylemeyen emin bir insan olduğunu öğrendi ve ona: “İnsanlara yalan söylemeyen
birisinin Allah’a yalan söylemesi mümkün değildir” dedi. Bu imparator kimdir?
Cevap : Herakliyus

Soru 42 : İspanya’da geçmişte kurulmuş olan İslam devletinin adı nedir?
Cevap : Endülüs Emevi Devleti

Soru 43 : Afrika’nın kuzeyinde Akdeniz’in kıyısında 1.750.000 kilometre kare genişlikte
olan ve nüfusu yaklaşık 3.100.000 olan ülke hangisidir?
Cevap : Libya

Soru 44 : 18.asırda yaşamış Fransız komutan ve devlet adamı askeri bir eğitim gördükten
sonra orduya katıldı. Önemli askeri başarılardan dolayı kısa sürede Tuğgeneralliğe
yükseldi. Daha sonra 15 sene diktatörlük yaptı. Kendisine has kişiliği ile tanınan
koyduğu kanunlarla 1789 Fransız devrimini bütün Avrupa’ya yaymıştır.
Bu diktatör Fransız devlet adamı kimdir?
Cevap : Napolyon Bonaparte

Soru 45 : Hayvanlar kaç yapıya sahiptir?
Cevap : İki yapıya sahiptirler; His ve İrade

Soru 46 : “Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşiyor” sözü kime aittir?
Cevap : Bediüzzaman Saidi Nursi

Soru 47 : İslami yılbaşı hangi ay ile başlar?
Cevap : Muharrem ayı ile

Soru 48 : Bir gayeyi gerçekleştirmek ve bir davayı hakim kılmak için hiyararşik bir
yapı içinde bir araya gelerek faaliyet gösteren topluluğa ne denir?
Cevap : Teşkilat

Soru 49 : Kaç yılda bir Şubat ayı 29 çeker?
Cevap : 4 yılda bir

Soru 50 : Eskiden İslam dünyasının ilim beşiği olan Kufe şehri hangi devlet sınırları içindedir?
Cevap : Irak

Soru 51 : Cumhuriyet döneminde bir süre Ezan Türkçe okunmuştur. Hangi tarihler arası
okunmuştur ve kimin dönemindedir?
Cevap : 1932-1950 yılları arsında İsmet İnönü döneminde

Soru 52 : 165 tane dik çivinin üzerine sırt üstü yatarak göğsünde 35 kilo ağırlığındaki
betonu kırdırtan ve yine sırtında takoz parçalattıran
Cevap : Yılmaz Aydın

Soru 53 : Eski güreşçilerimizden olup Amerika’da katıldığı bir şampiyonada birincilikler
alan ve kendisine “benimle evlenirsen milyarlarım senin olur” diyen Amerikalı
bir bayana “Bire hatun biz buraya damızlık için mi geldik” diyen pehlivanımız kimdir?
Cevap : Koca Yusuf

Soru 54 : Diğer bir adı “Küçük Asya”dır. Kuzeyinde Marmara denizi ve Kara DenizDoğusunda
Gürcistan Nahçivan ve İran Güneyinde Irak Suriye ve Akdeniz batısında ise
Ege denizi ile çevrilidir. Yüzölçümü 756.855 kilometre karedir. Fırat Dicle Kızılırmak
Yeşilırmak ve Sakarya önemli akarsularıdır. En yüksek yeri 5165 metre ile Ağrı dağıdır.
Zengin bir tarihi olup jeopolitik açıdan da son derece büyük bir öneme sahip olan bu
bölgenin adı nedir?
Cevap : Anadolu

Soru 55 : Aya ilk defa kaç yılında ve kim ayak bastı?
Cevap : 1969 yılında Neil Armstrong

Soru 56 : İki nehir anlamına gelen Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki topraklara daha geniş anlamda
Sattülarabin iki yakasında ve İran yaylasının batı eteğinde bulunan ülkelere tarih boyunca
verilen isimdir.Uygarlıkların merkezi olmuş ve ev sahipliği yapmış olan bu bölgenin adı nedir?
Cevap : Mezopotamya

Soru 57 : 1940 yılında Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Filojisini bitirdi. Çeşitli devlet
görevlerinde çalıştı TRT de görev yaptı. Lise öğrenciliğinde edebiyat hayatına başladı.
Acı adlı bir dergi çıkardı ve edebiyatı Diriliş ve Mavera dergilerinde işledi. Müslümanca
bir duyarlılığın ağır bastığı şiirine sembolik bir alegorik duyguhakimdir. Kitaplarından
bazıları; İşaret çocukları Yedi güzel Korku ve Yakarıştır. 1987 yılında Pankreas
kanserinden vefat eden şairimiz kimdir?
Cevap : Cahit Zarifoğlu

Soru 58 : Hak Hakkı üstün tutan sistemlerde şu dört şeyden doğar; a-Doğuştan haklar
b-Emek karşılığı haklar c-Adalet gereği haklar d-Anlaşmalar gereği haklar.
Şimdi kuvveti üstün tutan sistemlerde Hakkın hangi şeylerden doğduğunu siz söyleyiniz?
Cevap : Kuvvet Çoğunluk İmtiyaz ve Çıkar

Soru 59 : Toplam talebin toplam arzdan fazla olması buna bağlı olarak fiyatların yükselmesine
dayanan ekonomik dengesizlik paranın değerinin düşmesi ve alım gücünün azalması
olayına ne ad verilir?
Cevap : Enflasyon

Soru 60 : Toplum yapısının şeklini gelişimini ve değişimini inceleyen bilimsel metot ve araştırma
teknikleri kullanarak toplum yapısında meydana gelen olayları yorumlayan teoriler
geliştiren ve kendi kavramları ile kanunlara ulaşan bilim dalına ne denir?
Cevap : Sosyoloji

Soru 61 : Kişinin hastalık kaza hapis bunalım gibi ruhi ve bedeni yaralanmalardan sonra karşılaştığı
güçlükleri yenmesine yardım ederek kendi kendine yeter duruma gelmesine nedir?
Cevap : Rehabilitasyon

Soru 62 : Dünya üzerinde değişik ekonomik sistemler vardır. Bu ekonomik sistemler faiz açısından
tanımlanabilir.Faizin serbest piyasa ve karın da serbest olduğu sistem ile faizin yasak
piyasa ve karın da yasak olduğu sistemler vardır. Birde faizin yasak piyasa ve karın
serbest olduğu sistem vardır. Tarif edilen bu üç sistemin adlarını yazınız?
Cevap : Kapitalizm Komünizm İslam

Soru 63 : Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kıbrıs adası müslümanlar tarafından ilk defa Hz. Osman (r.a.)’ın
halifeliği zamanında fetholunmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)2in halası Ümmü Hiram’ın da şehit olduğu Kıbrıs
1573 yılında II. Sultan Selim tarafından Osmanlı idaresine girmiş ve 300yıldan fazla Osmanlı idaresinde
kalmıştır. 1923 Lozan anlaşmasıyla İngilizhimayesine terk edilen Kıbrıs adası sonraları Rumlarla doldurulmaya
başlandı. Adadaki Türklerin adadan çıkarılması için yıldırma politikası uygulayan Rumlar tarafından
vatandaşlarımız olmadık işkencelere tabi tutuldular. Türkiye’nin müdahalesi ile 1974 yılında barışa kavuşan
ancak karışıklıkların hala dinmediği Kıbrıs adasında son dönem karışıklıkların esas nedeni Yunanca’da
“Birleşme” anlamına gelen ve Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleştirilmesini amaçlayan siyasi hareketler olmuştur.
Bu siyasal hareketin adı nedir?
Cevap : Enosis

Soru 64 : Çin’i Asya üzerinden Anadolu ve Avrupa’ya bağlayan tarihi kervan yoludur. Üzerinden ticaret kanalı ile mal
aktarımının yanı sıra kültür aktarımlarında da önemli bir rol oynamıştır. Bu yol ile felsefeler ahlak örf
ve adetler değiştirilmiştir. Doğudan batıya pusula ve kağıt gidince Avrupa’nın deniz gücü gelişmiştir. 1453 de
İstanbul’un fethi ile önemini kaybetmeye başlayan ve gemilerin gelişmesiyle tamamen işlemez hale gelen
bu tarihi yol nedir?
Cevap : İpek yolu

Soru 65 : Büyük İslam mücahidi ve muzaffer komutan Selahattin Eyyubi tarafından yaptırılan ve içinde Peygamberimiz
(s.a.v.)’in miraca yükselirken bastığı muallak taşını barındıran sadece kulaktan dolma bilgisi olanların yanlış
olarak Mescidi Aksa olarak bildikleri dışı Kütahya çinileri ile kaplı olan altın sarısı kubbeye sahip caminin
doğru ismi nedir?
Cevap : Kubbetül Sahra

Soru 66 : Enerji sıkıntısı çekildiği üzerinde yaşadığımız dünyada insanlar enerji elde edebilmek için her türlü yolu
denemektedirler. Suyun akış hızından rüzgarın esme kuvvetine kadar denenen yollardan biri de maddenin en
küçük parçası olan atomun çekirdeğinden değişimi ile ortaya çıkan enerji türüdür. En yaygın olan 30 ülkede
438 adet santralı bulunan bu enerji nedir?
Cevap : Nükleer Enerji

Soru 67 : Biliyorsunuz bu günkü kapitalist ekonomik sistemlerde faiz önemli bir indikatör gösterge olarak kabul edilir
ve bütün karlılık ve yapılabilirlik hesapları faiz esas alınarak yapılır. İslam ekonomik sisteminde ise faiz
yasaklanmıştır. Faizin yasaklanması nedeni ile faizin yerine gösterge olarak kullanıla bir müessese geliştirilmiştir.
Bu müessesenin adı nedir?
Cevap : Selem

Soru 68 : Peygamberimiz (s.a.v.)’in: “Ey insanlar Rabbiniz birdir Babanızda birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız.
Adem ise topraktandır. Allah katında en üstün olanınız takvası en fazla olanınızdır. Arabın Arap olmayana
üstünlüğü yoktur üstünlük ancak takva iledir. Ey insanlar yarın beni sizden soracaklar ne diyeceksiniz?” diye
sonuçlandırdığı Veda hutbesinin bir bölümünde yukarıdaki sözleriyle yasakladığı iş nedir ve Peygamberimiz
(s.a.v.) bu hutbeyi hicretin kaçıncı yılı irad etmişlerdir?
Cevap : Irkçılık- Hicretin 10.yılı

Soru 69 : Daha çok sporcularda görülür. İsmini bir eklemdeki yarım ay şeklindeki kıkırdaktan alır. Özellikle diz
eklemlerindeki kıkırdağa verilen isimdir. Bu kıkırdakların çeşitli sebeplerden dolayı zedelenmeleri yırtılmaları ile
hastalık meydana gelir. Bu sporcu hastalığı nedir?
Cevap : Menüsküs (Menüsküs Lejyonları)

Soru 70 : Güneydoğu Asya’da Güney Çin denizine bakan petrol zengini küçük bir sultanlıktır. Adını Malayca “barış ve
selamet yeri” anlamına gelen bir kelimeden bir kelimeden alır. Başşehri Benden Seri Begevan’dır. Nüfusu
300 bin civarındadır. Bu devletin başkanı dünyanın en zengin insanıdır. Uzun yıllar İngiltere’nin sömürgesi olan
bu ülke ikinci dünya savaşı yıllarında Japonya’nın işgali altında kaldı. 1984 yılında İngiltere’den bağımsızlığını
kazanmış olan bu İslam ülkesinin adı nedir?
Cevap : Bruney

Soru 71 : Biyoloji ve fizik bilginlerinden kanunların uygulanmasıyla ilgili olarak faydalanan özel bir bilim dalıdır.
Hukuki konularda suçun sebebini suçta kullanılan araçların nitelik ve kullanış biçimlerini suçlunun yakalanması
ve suçluluğun ispatı ile ilgili delilleri inceleyen ve günümüzde çeşitli dallara ayrılan bu bilim dalına ne denir?
Cevap : Adli Tıp

Soru 72 : Vücudumuzun sindirim sistemine ait karnın arka duvarında yatık durumda midenin ise altında bulunan bir
organdır. Kandaki şeker düzeyini normal sınırlar içinde tutan insulin diye bir hormon salgılar. Bu hormonu
doğrudan doğruya kana verir. Şayet bu hormon yetersiz olursa o zaman şeker hastalığı denen hastalık
meydana gelir. İnsulin denen bu hormonu salgılayan organın adı nedir?
Cevap : Pankreas

Soru 73 : İnsanlık tarihi boyunca Hak-Batıl mücadelesi devam ede gelmiştir. Hak cephesini Allah (c.c.)’ın seçtiği temiz
asil münevver azimli kararlı istikrarlı bir dava ahlakı ile peygamberler üstlenmişler beşerin hidayeti ve
mutluluğu için kıyasıya çalışmışlardır. Batıl cephesini ise nefislerinin kölesi olan egoist menfaatperest
sadist ve zalim firavunlar nemrutlar hamanlar karunlar Ebu Lehep ve Ebu Cehillerin oluşturduğunu görürüz.
Günümüzde de Hak ve batıl mücadelesi aynen devam etmektedir. Batıl cephesini güçlülüğünü haklılık sebebi
görüp menfaati icabı devamlı surette ülkeleri karıştırmakta savaşlar çıkarmakta aile ocaklarını söndürmekte ve
kan akıtmaktadır. Zulmün bir kesiti olarak da Amerika’ya giden beyaz insanlar oraların yerlisi olan mert ve
temiz insanların yani Kızılderililerin neslini yok etmek için bu insanları köleleştirmişler kafatası avcılığını
serbest bırakmışlar ve kafatası başına 5 dolar ödemişlerdir. Ve bu şekilde en azından 600.000 Kızılderili’nin
kafasını kesmişler ayrıca bu insanlara Avrupa kökenli hastalık ihtiva eden battaniyeler dağıtmışlardır.
O zamanki zalimlerin torunları da yakın bir zamanda “aids”li battaniyeleri Kürt kardeşlerimize dağıtmışlardır.
Roma imparatorluğunda ise zalimlerin en büyük zevkleri zavallı insanların aç aslanlara atılıp onlar tarafından
yenilmesini ve arenalarda yaşamak için kendi arkadaşını dahi öldürmek zorunda bırakılan insanların dövüşleri
seyretmektir. Bu dövüşçülere ne denir?
Cevap : Gladyatör

Soru 74 : Daha ziyade 1960 sonrası politik ve ekonomik gerekçelerle Türkiye’den ve diğer İslam ülkelerinden
yüz binlerce müslüman Batı Avrupa ülkelerine hicret etmişlerdir. Bu coğrafyada yaşayan müslümanlar
dini vecibelerini tam istedikleri gibi yerine getirememektedirler. Sorunlarını iletebilecekleri resmi bir
makamdan yoksundurlar. Şimdiye kadar bu coğrafyada iki ülke İslam dinini resmen kabul etmiştir.
Bu iki ülke hangileridir?
Cevap : Belçika ve Avusturya

Soru 75 : İlk Türkçe hutbe kim tarafından nerede ve ne zaman okunmuştur?
Cevap : 1932 de Süleymaniye de Sadettin Kaynak tarafından

Soru 76 : Son 2 asırdır müslüman ülkelere acımasızcasına saldırılar yapılmaktadır. Filistin Keşmir Kıbrıs
Azerbaycan Bosna gibi İslam ülkeleri de aynı saldırılara maruz kalmaktadırlar. Bu asrın başlarında ise
Bir Kuzey Afrika ülkesi olan Libya’ya karşı zamanının en gelişmiş teknolojisi ile donanmış İtalyanlar
acımasızca saldırdılar. Ama Kuzey Afrika’nın özgürlük savaşçısı Ömer Muhtar da elinden geldiğince
direniyordu. Ne var ki takdiri ilahi gelmiş ve Ömer Muhtar idam edilerek Rabbine kavuştu. O zamanlar
İtalya’yı yöneten ve Libya’yı yakıp yıkan diktatör kimdir?
Cevap : Mussolini

Soru 77 : Allah yolunda aşkla ve şevkle çalışan bir kardeşimiz faaliyetlerin yoğun olduğu dönemlerde öyle çok
öyle çok koşuyor ki bu koşmaların sonucunda koşu süratini dünya rekorlarına yaklaştırıyor. Ve böylece
100m’yi 10 saniyede koşar hale geliyor. Bu kardeşimizin sürati saatte kaç kilo metredir?
Cevap : 36 km/h

Soru 78 : Bu sorumuz bir genel yetenek sorusudur. Adeta işgalci sömürgeci ve zalim devletler gibi
su üstünde yetişen bir bitki kapattığı alanı her geçen gün ikiye katlıyor. Eğer bu bitki bir gölü
30 günde tamamen kapatırsa kaç günde yarısını kapatır?
Cevap : 29 günde

Soru 79 : Ozon tabakası tarafından süzülür. Bizlere öldürücü olmayan hatta faydalı olan miktarı gelir. Bu nedir?
Cevap : Ültra Viole ışınları

Soru 80 : Bu sorumuz bir kavramdır. Arapça bir kelime olup emir vermek yasaklamak serbest bırakmak
terbiye sevk ve idare etmektir. Peygamberimiz (s.a.v.) de “bu kavram ve iman halkı dünya ve ahrette
kurtaran iki unsurdur” diye tarif etmektedir. İmandan sonra en büyük yere sahip olan ve hayatımızı
organize eden ve her yönüyle her şeyimizi ilgilendiren bu kadar önemli olmasına rağmen bazı dönemlerde
müslümanların kendisinden uzak durduğu ve kötü kabul ettiği bu sanatın adı nedir?
Cevap : Siyaset

Soru 81 : Ünlü şair ve yazarlarımızdandır. 1944 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Devlet konservatuarında
Fransızca okutmanlığı yaptı. “Geceleyin bir koşu” ilk şiir kitabıdır. Şiirlerini en son Erbain adlı kitabında
topladı.Yazılarını Mavera Gösterge dergileri Milli Gazete de yayınladı. Başlıca eserleri;
“Taşları Yemek Yasak İrtica Elden Gidiyor.” Bu şair ve yazarımızın adı nedir?
Cevap : İsmet Özel

Soru 82 : Uluslararası Adalet Divanını bulunduğu şehrin adı nedir?
Cevap : Lahey (Den Haag)

Soru 83 : Kendi adı ile anılan bir gölün kenarındadır. Kocaeli Sakarya Bilecik illeriYenişehir ve Orhangazi
ilçeleri ile çevrilidir. Tarihte Hıristiyanlar için son derece önemli sonuçlar doğurmuş olan Mikaia
Konsülleri burada toplanmıştır. 1075yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şahın eline geçen şehir haçlılar
Bizanslılar ve Selçuklular arasında el değiştirmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi tarafından Osmanlı
topraklarına katılan bu şehir başkentlikte yaptı. Bu dönemde burada Osmanlı devletinin ilk
medreseleri kuruldu.1920-1922 yılları arasında Yunanlıların işgali altında kaldı ve Kurtuluş savaşıyla
Türk topraklarına katılan Osmanlı döneminden kalma eserler ve çinileri ile meşhur olan ve 14 ile 17.asırlar
arasında üretilen çinileri dünyanın en kaliteli çinilerinden sayılan bu şirin şehrimizin adı nedir?
Cevap : İznik

Soru 84 : Kuzey Afrika’da bir Cumhuriyettir. Akdeniz kıyısındadır. İslam ülkesi olarak biliriz ancak idaresi diğer
İslam ülkeleri gibi laiktir. Çağdaş Firavunlar hüküm sürmektedir ve müslümanlara zulmedilmektedir.
164.000 kilometre kare yüzölçümü olup nüfusu 7 milyon kadardır. Bu ülkenin ismi ve başkenti aynı
isimdedir.1955’de Fransızları kovarak bağımsızlığını kazanmıştır. Uzun yıllar da Osmanlı yönetiminde
kalan bu ülkenin adı nedir?
Cevap : Tunus

Soru 85 : Mücadeleleri marşlara konu olan Eritre’nin başşehrinin ismi nedir?
Cevap : Asmara

Soru 86 : Az kuvvetle büyük ağırlıkları kaldırmaya yarayan araç. Kaldırılacak yük
yüke uygulanacak kuvvet noktası gibi üç bileşimi bulunur. Bu aletin adı nedir?
Cevap : Kaldıraç

Soru 87 : Kaç kandil gecesi vardır sayınız?
Cevap : 5 tanedir. Mevlit Kandili Regaip Kandili Miraç Kandili Beraat Kandili Kadir Gecesi

Soru 88 : Kamyon vinç dozer gibi makinaların olmadığı Osmanlı döneminde inşa edilen Süleymaniye ile
her türlü teknik araç ve aletin mevcut olduğu Cumhuriyet döneminde inşa edilen Kocatepe camileri
kaç yılda tamamlanmıştır?
Cevap : Süleymaniye 7 yılda Kocatepe ise 27 yılda tamamlanmıştır.

Soru 89 : Miladi 712 yılında İslam diniyle tanıştılar. Bağımsızlıklarına 15 Ağustos 1947 yılında tam anlamıyla
kavuşmuşlardır. Farklı ırklar dolayısıyla farklı kültürlere sahip bir çok milletin bir araya geldiği bu ülkede
en önemli birleştirici unsur İslamiyet’tir. Bu dost ülkede bağımsızlığın sembolü Muhammed Ali Cinnah’tır.
803 934 km kare toprağa sahip olan bu ülke1980’li yıllarda önemli bir şahsiyetini şehit veren bu ülkenin adı
nedir?
Cevap : Pakistan

Soru 90 : İç Anadolu’da yer alan toprakları en geniş yerleşim merkezi. Yüzölçümü 47 420 km karedir.
Güney batı kesimleri torosların ormanlık yörelerine kadar uzanır. Kara iklimi hakimdir.
Tahıl ve küçük baş hayvanların üretiminde ülke içinde birinci sırayı alır. Alüminyum magnezit krom civa
sodyum tuzu linyit kurşun demir ve bakır madenleri vardır. Geniş bulvarları parkları ve modern binalarıyla
orta Anadolu’nun önemli şehirlerinden biridir. Selçuklulardan kalma çeşitli eserleriyle de ünlü olan
bu şehrimiz hangisidir?
Cevap : Konya

Soru 91 : Bilindiği gibi dünya milletlerinin hepsinin bir marşı vardır. Bizim milli marşımız da İstiklal Marşımızdır.
Bazı marşlar o devletin hükümdarını başkanını övmekte bazı marşlar ise abartılı bir şekilde kendi milletini
göklere çıkarmaktadır. Bizim İstiklal Marşımız ise tarih boyunca daima müstakil ve hür yaşamış bir milletin
bu hasletini azimle heyecanla imanla birleştiren bir şiir şaheseridir. Her kıtasında imanla dolu coşkuyu dile
getiren marşımız kaç kıtadan oluşmaktadır?
Cevap : 10 kıta

Soru 92 : Uyuşturucu belası bugün özellikle gelişmiş ülkelerin toplumlarını tehdit eden bir konumdur.
Bunun için ülkeler gençlerini böyle bir beladan kurtarmak için büyük çaba sarf edip yüklü miktarlarda para
harcamaktadırlar. Buna rağmen batılı ülkelerin bir çoğunluğunun ruhen boşlukta bulundukları ve bu boşluğu
gidermek için değişik yollara başvurdukları bilinmektedir. Yapılan istatistikler ABD’de gençlerin % 35’ine
yakınının Avrupa’da okul çağındaki her çocuğun 7 tanesinde birinin yakalandığı uyuşturucu müptelalığı
önceleri esrar denen uyuşturucu ile başlamakta daha sonra dozu artırarak ooooo morfin ve LSD gibi daha
kuvvetli uyuşturucularla devam etmektedir. İşin ilginç yanı bu uyuşturucuların bitkilerden elde ediliyor olmasıdır.
Yine uyuşturucu çeşitlerinden birisinin yapılmasında kullanılan daha önce Türkiye’de çokça yetiştirilen fakat
ABD’nin baskısıyla yetiştirilmesi kontrollü olarak azaltılan ve dış kozalağı çizilerek oradan çıkan sütten
uyuşturucu elde edilen bitkinin adı nedir?
Cevap : Haşhaş

Soru 93 : Üç asırdan beri büyük mücadelelere sahne olmuş her dönemde kendine has mücadele yöntemleri uygulamış
Şeyh Şamiller Şamil Basayevler yetiştirmiş insanların tasavvufla yoğrulduğu 70 yıl Rus Komünizminin
baskısı altında yaşamasına rağmen İslami benliğini ve mücadele azmini yitirmeyen ve bütün olumsuzluklara
rağmen bağımsızlığını ilan eden Türkiye’den sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ikinci olarak tanıyan
milli marşında “La İlahe İllallah” yazan zikri caddelerde yaparak İslam’ı haykıran Çeçenistan’ın kalleşçe bir
suikastle şehit edilen lideri Cevher Dudayev’in yerine gelen devlet başkanı kimdir?
Cevap : Selimhan Yandarbiyev

Soru 94 : Eskiden bir günlük yaya yol menzili içinde bir bina yapılırdı. Ve böylece yolcuların emniyet ve istirahatı
sağlanırdı. Kervanlar buralara konaklar ve dinlenirlerdi. Bu dinlenme tesislerinin adı nedir?
Cevap : Kervansaraylar

Soru 95 : Bir müslüman diğer bir müslümanın Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu duyduğu zaman ne demesi gerekir?
Cevap : “İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun” (Allah’tan geldik yine Ona döneceğiz)

Soru 96 : 1942’de ABD’nin Kentucky eyaletinde doğdu. 1960 yıllarında Roma olimpiyatlarında kilosunda
şampiyon oldu ve daha sonra profesyonel oldu.1964 yılında müslüman oldu hemen akabinde yaptığı
ünvan maçı ile dünya şampiyonu oldu. Bir müddet sonra askere çağrıldı buradan da Vietnam’a gönderilmek
istendi. Fakat buradaki savaşın manasız olduğunu söyleyerek Vietnam’a gitmedi. Bunun neticesinde hapse
atıldı ve dünya şampiyonluğu ünvanı da elinden alındı. Hapisten çıktıktan sonraki maçlarda iki defa daha dünya
şampiyonu olarak üç defa dünya şampiyonluğu rekorunu kırdı. İslam Milleti adlı bir teşkilatın ateşli bir
üyesi olan Muhammed Ali 1980 yılında boksu bıraktı. Daha sonra sinir sistemiyle ilgili olan el titremesi
bilinçli hareketlerin zorlaşması gibi bir hastalığa düçar oldu. Bu hastalık nedir?
Cevap : Parkinson hastalığı

Soru 97 : Osmanlı İmparatorluğunda Tazminat fermanının ilan edilmesinden sonra Ahmet Cevdet Paşanın başkanlığında
oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanan yurttaşlık haklarıyla ilgili İslami esaslara dayalı kanunlara ne ad
verilir?
Cevap : Mecelle

Soru 98 : Asrı saadetteki bir olayın vermiş olduğu ilhamla: “Ey müslüman İslam’ı öyle diri ve sağlam yaşa ki
seni öldürmeye gelen sende dirilsin” diyen yazar ve Diriliş şairimiz kimdir?
Cevap : Sezai Karakoç

 

alıntıdır 

Dünya’nın İlkleri

Yazan: PearL   
23 Mayıs
2009


Coca Cola piyasaya ilk çıktığında yeşil renkteydi.


Dünya televizyonlarında Prime Time’da gösterilen ilk çizgi film Taş Devri idi.


1997 yılında ilk kopyalama “Dolly” adlı koyun üzerinde gerçekleştirilmiştir.


(1993) İlk kez Antarktika’yı yürüyerek geçen kişi İngiliz Ranulph Fiennes’tir.

(1981) İlk PC ise IBM tarafından icat edilmiştir

(1979) İlk CD Player Philips ve Sony tarafından üretildi.

(1969) İlk Ay’a ayak basan insan Neil Armstrong’dur.


(1965) İlk uzay yürüyüşü Rus A.A. Leonov (Voskhod 2) tarafından gerekleştirildi.


(1963) İlk Uzay’a giden bayan Rus Valentina Tereshkova’dır.


(1961) İlk Uzay’a giden insan Rus Yuri Gagarin’dir


(1960) İlk kadın başbakan Seylan’da başbakanlığa getirilen Sirimavo Bandaranaike’dir.


(1958) İlk Antarktika’yı geçen kişi İngiliz Vivian Fuchs’tur.

1953) İlk Everest Tepesi’ne tırmanan kişiler; Edmund Hillary ve Tenzing Norgey’dir.

(1944) İlk dijital bilgisayar Harvard Üniversitesi tarafından icat edilmiştir.


(1926) İlk televizyon John Logie Baird


(1911) İlk defa Norveçli Roald Amundsen Güney Kutbu’na gitmiştir.


(1910) İlk Babalar Günü Washington’un Spokane şehrinde kutlandı.

RAIN - IZAFET.COM
(1909) İlk defa Amerikalı Robert Peary Kuzey Kutbu’na gitmiştir.


(1901) İlk radyo Guglielmo Marconi tarafından icat edilmiştir.


(1895) İlk X-ışını Wilhelm Rontgen


(1879) İlk ampul Thomas Edison


(1876) İlk telefon Alexander Graham Bell

(1876) ilk roman Daktiloyla yazılan Tom Sawyer’dır.

(1872) İlk Anneler Günü resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde kutlandı.

(1868) İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce Londra’da kullanıldı.

(1863) İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra’da işletmeye açıldı.


(1835) İlk bilgisayar Charles Babbage tarafından icat edilmiştir.

(1830) İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.

(1280) İlk gözlük İtalya’da yapıldı.
RAIN-IZAFET.COM

(859) İlk üniversite Emevîler tarafından Fas’ın Fez şehrinde kurulan Keyruvan Üniversitesidir.


Ayrıca;

-*-Halley Kuyruklu Yıldızı ilk kez M.Ö.240 yılında görülmüştür.

-*-Dünyada ilk araba vapuru Osmanlı Devleti’nde 1870′de Şirket-i Hayriye için İngiltere’de yaptırılan Suhûlet’tir. 1960′a kadar İstanbul Boğazı’nda çalışmıştır.

-*-Naylon Wallace Carnotlers tarafından 1938 yılında icat edilmiştir.

-*-Helikopter Igor Sikorsky tarafından 1939 yılında icat edilmiştir.

-*-Atom bombası Otto Frisch Niels Bohr ve Rudolf Peierls tarafından 1939 yılında icat edilmiştir.

-*-1953 yılında Edmund Hillary ile birlikte Everest Tepesi’ne ilk tırmanan kişi Tenzing Norgey’dir.

-*-Uzay’da ilk uydu (Sputnik I) 04 Ocak 1957′de Rusya tarafından gönderildi.

-*-Antarktika’yı ilk geçen kişi 1958 yılında İngiliz Vivian Fuchs’tur.

-*-Dünyanın uzaydan ilk fotoğrafı 17 Şubat 1959 yılında (Vanguard 2 - ABD) çekildi.

-*-CD Philips ve Sony tarafından 1979 yılında icat edilmiştir.

-*-Antarktika’yı 1993 yılında ilk kez yürüyerek geçen kişi İngiliz Ranulph Fiennes’tir.

alıntıdır

Kültür Nedir-Kültür Hakkında ?

Yazan: PearL   
23 Mayıs
2009

Kültür kavramını en başta sözlük anlamıyla tanımlayabiliriz: Bir toplumun duyuş düşünüş birliğini oluşturan gelenek durumundaki her türlü yaşayış düşünce dil ve sanat varlıklarının topu belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi. Bir başka tanımlaması ise şöyledir: Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada sonraki kuşaklara iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Üçüncü sözlük tanımı şu şekildedir: Akıl yürütme eleştirme ve beğeni yeteneklerinin öğrenim deney ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
Kültür latince kökenli bir kelime olup dilimize Amerikanca veFransızca’dan girmiştir. Latince cultura toprağa birşeyler ekip ürün almak üretmek anlamında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde Culture’ü insan zekasının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ya cultur biçiminde geçen sözcük daha sonra tüm Avrupa dillerine yayılmıştır. Fransızca’da kültürün karşılığı irfandır. İrfan kelimesinin sözlük anlamı ise; anlama bilme gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziştir. Daha çok tinsel ve manevi değerleri içermiştir. Amerikanca’da kültürün karşılığı medeniyettir. Medeniyet ise uygarlık yani insanların doğaya egemen olma toplum olarak daha iyi bir yaşama ulaşma çabalarından çıkan sonuçların bilim teknik sanat ve kültürün tümünü kapsar. Sonuç olarak bilim ve tekniğin sanat ve kültürün gelişmesi ilerlemesiyle yaratılan yaşama koşullarının yaşama biçiminin incelmesi yetkinleşmesi durumudur. Dolayısıyla Amerikanca kültürün karşılığına maddi kültür daha denk düşer.
Medeniyet insanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibarettir. Kültür ise bir toplumu kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünüdür. Bunlar ilim sanat ahlak ve dine ait değerlerdir. Medeniyet kültür yaratan düzendir. Bu durumda kültür ve medeniyet kavramlarını birbirinden ayırdıktan sonra kültürün oluşumuna etken olan değerler durumlar ve vs. önem kazanır. Her toplumun kendi kültürü vardır ve kültürün yükselmesi ilerlemesi ve gelişmesi medeniyetin doğuşunu sağlar. Sosyolojik çerçevede en geniş sınırlarına ulaşan kültür kavramı ‘bir yaşama biçimidir.’ Bu yaklaşımda bir toplumda bulunan ve bulunmayan bütün ifade ve etkileşim biçimleri önem kazanır. Bu anlamda kültür insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle davranış düşünce sistemimizin toplamı sayılabilir. Bir bakıma ne yediğimiz ne içtiğimiz ne okuduğumuz nelere sempati ile yaklaşırken nelere tepki duyduğumuz ait olunan grup küme ya da toplumu karakterize eder. Günümüzde iletişimin son derece hızlı yapılabilmesi kültürel ve bilimsel gelişmelerin anında yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu durum kültürlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ve etkileşimlerinin üzerine düşünülmesi gereğini çıkarmıştır.
Aslında sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı için ‘bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir’ diyebiliyorlar. Kültür tarihçileri insanoğlunun gelişme ve ilerleme göstererek hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını kültürel bir varlık oluşuna yani öğrendiklerini birikiminde saklayıp yeni nesillere aktarma yeteneği ile becerisine bağlar.
Kültür gelişim sürecinde önce sözlü kültür doğmuş daha sonra yazılı kültür oluşmuştur. Bugün yazılı kültür ile beraber sözlü kültür de devinim ve gelişimine devam etmektedir. Sözlü kültür de yazar yoktur anonimdir doğaldır metinsizdir ezbere dayalıdır çeşitlenebilir sürekli akış dolaşım ve dolayısı ile değişim içindedir. Bu kültür de çözümleme ve inceleme yoktur. Yazılı kültür yazılıdır metne bağlıdır okuru değişebilse bile metin değişmez üreten yalnızdır anlatıya istenilen sıklıkta dönülebilir çözümleme ve inceleme yapılabilir.

Aydın ve Aydınlanma
Aydın kişi genellikle öğrenim görmüş çok okumuş kültürlü bilgili görgülü ileri ve açık düşünceli kendisi aydınlanmış olduğu için çevresinide aydınlatabilecek nitelikte münevver entellektüel kişidir. Sosyal posizyonları itibariyle sosyal tabakalarda herhangi bir sınıfa net özellikler göstermeyip ancak toplumsal ortalamanın çok üzerinde ileri bir eğitime akla ve yeteneğe sahip bir zümreya entelektüeller denilebilir. Entelektüeller aklın zekanın yeteneğin ve bilginin toplamıyla yeni düşüncelere görüşlere ve sonuçlara giderler. Dilimizde entelektüel sözcüğü ‘Aydın Münevver’ kelimeleriyle karşılanmaktadır. ‘Aydınlatılmış ışıklı’ anlamına gelen münevver kelimesi ilahi kökenli bir ışık olan ‘nur’ kökünden türetilmiştir. Aydınlığın yani bilgi donanmanın sadece akılla değil duygu sezgi kalp gibi diğer faktörlerin de katılarak sağlanabilmesi anlamını vurgulaktadır. Aydın insan içinde yaşadığı toplumun ve dünyanın dünü bugünü ve yarını üzerinde düşünen sorgulayan ve insanoğlunun iyiliğine ve kötülüğüne olan halleri bağımsız olarak irdeleyen bir yapıda olmalıdır. Gerektiğinde muhalif olmaktan çekinmeyen körü körüne inanmayı bağlanmayı reddeten kutsallaştırılanı sorgulayan ezberleri bozan düşüncededir. Yapısı gereği düşünen kuşku duyan gerektiğinde tüm bunları dile getiren tabulara karşı eleştirel görüşler geliştirebilen bağlantıları geçişleri ve farklılıkları gören kişidir.
Aydın kişi içine doğduğu kültürün özelliklerini değerlerini eğitimini olduğu ve sunulduğu üzere kabul etmek yerine irdeler eleştirir ve katkıda bulunur. Gelenekleri ve alışkanlıkları başka türlü düşünerek sürekli bir üst gerçeği sorgular bilinenle tatmin olmaz. Kişisel sorumluluklarının içine toplumsal sorumluluğu dahil eder ve böylece etrafındakilere ışık saçmaya başlamış olur. Aydın kişi toplumsal konularda uyaran ortaya koyan ve çözüm yolları öneren kişi olmalıdır. Tüm bunları yapabilmesi için aydın kişi gerçekten özgür olmalı ve inandığı doğruları ifade ederken herhangi bir grubun kurumun toplumun veya herhangi bir birimin menfaatlerini gözetmemelidir. İnandığı doğrular da dahil tek bir fikre veya akıma bağlı olmak yerine her fikre ve düşünceye açık olmalı fakat sorgulamayı asla bırakmamalıdır.
Herkes aydın olabilir mi sorusuna bazıları iki farklı yaklaşım ve görüş geliştirmiştir:
Birinci görüş; aydınlanma dönüşümünün aslında tüm insanlarda doğuştan var olan bir yetenek olduğunu ama bazılarının bu yeteneği kullanmaması veya kullanabilecek şartlarda olmaması yüzünden aydınlanma sürecine girilemediğini savunanlardır.
Diğer yaklaşım ise aydınlanmanın ancak insan evriminin belirli bir döneminden sonra oluşabileceği yönündedir.
Birince görüşe göre aydınlanma sürecinin başlaması için zaten siz de var olanı fark etmeniz keşfetmeniz yeterlidir. İkinci yaklaşımda ise herkes aydınlanmaya aday değildir. Aydınlanmaya aday olabilecek bireyler bu yetiyi bir şekilde (şans) kazanmış kişilerdir. Bir bakıma seçilmişlerdir. Bu kişiler gelecekte ‘kozmik bilince’ ulaşmış insan türünün öncüleridir. Bu yetiye sahip kişiler için gerekli olan ön koşullar zaten var olmuştur. Aslında neden niçin ne zaman seçen ve seçilenler kim gibi aydın kişinin sormaktan vazgeçmeyeceği sorular ikinci durumda boşlukta kalmaktadır. Aydınlanma varoluşun anlamını arayan ben kimim neredeyim neden soruları ile birlikte toplumsal konuları da aynı şekilde sorgular. Aydınlanma yolu bu sorulara cevap aramaktan bıkmadan yorulmadan çıkılan bir yolculuktur. Avrupa’da Rönesans’tan sonra gelen usun ve bilimin gelişip egemen olduğu aydınlanma çağından itibaren birinci görüşteki aydınlanma akla daha yakın görünmektedir. Aydınlanma özünde kolaycılığa teslim olmayan klişelere sloganlara sığınmayan akıl yoludur. Aydınları sonuç olarak toplumu değiştirmek için gerekli özel şart ve yeteneklerle donanmış bir kesim olarak ele almak gerekir. Ancak unutulmamalı ki aydınları bir sınıf olarak değerlendirmek tartışmalı sonuçlar getirir çünkü en azından sosyolojideki klasik ölçülere göre net bir sınıf teşkil etmedikleri yönünde görüş birliği vardır. Zaten duruma ülkeye ve zamana göre değişse bile günümüzde aydınlar önce özgür bir birey olarak hep beraber hareket edecek şekilde bir sınıf şuuru taşımazlar ve başta da belirtildiği üzere çok özel şartlar için gerekli olmadığı sürece kişselliğini ve bireyselliğni korumalıdırlar.

Sözcük olarak kültür “bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü duygu düşüce dil sanat yaşayış unsurlarının tümü belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi” şeklinde tarif edilmektedir. (Meydan Larousse)
Antropoloji bilimlerinin kültür sorunlarıyla uğraşan dalına bugün “etnoloji” veya “sosyal-kültürel antropoloji” adı verilmekte olup bu alandaki kültür sözcüğü günlük dilimizdeki “kültür” sözcüğünden çok daha geniş kapsamlı bir kavram olarak hars ya da uygarlık anlamında kullanılmaktadır.
Kültür en geniş sınırlarına sosyolojik çerçevede ulaşmakta olup buradaki anlamıyla “bir yaşama biçimi”dir. Bir topluma özgü bütün ifade ve etkileşim biçimleri bu tanımda yer almaktadır. Bu anlamda kültür insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle yapıp ettiklerimizin bir toplamı sayılabilir. Bu bakımdan ne yediğimiz ne içtiğimiz ne okuduğumuz neye/nelere öfke duyduğumuz neye ve nelere sevgi ve sempati ile baktığımız ait olunan grup küme ya da toplumu karakterize etmektedir.
Kültür tarihçileri insanoğlunun hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını kültürel bir varlık oluşuna yani yaşayarak öğrendiklerini kültüründe saklayıp yeni kuşaklara aktarma yeteneği ile becerisine bağlı görürler.
Toplu yaşayan her canlı türünün kültürü yoktur. Sözgelişi arı ve karınca gibi böcek türleri toplu yaşarlar fakat kültür yaratamazlar. Örneğin arının düzgün altıgen biçimindeki kovan hücresinin boyutları son yirmi beş milyon yılda bir mikron bile değişmemiştir. Bazı maymunlar yavrularına bazı becerileri öğretir; ama bir dil ve kültürden yoksun oldukları için bu becerileri çok sınırlıdır. Evcil bazı hayvanlarla (atlar köpekler gibi) kuyruksuz maymunlar oldukça karmaşık bazı becerileri öğrenebilir; ama bunları kendi yavrularına aktaramazlar.

Kavrama Tarihsel Bakış

Sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı hakkında; “bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir” diyebiliyorlar. Bu bağlamda da kültür sözcüğünün oldukça zengin uzun ve ilginç bir tarihçesi vardır.
Günlük konuşmalarımızda ya da sanat ve bilim çalışmalarında kullandığımız kültür sözcüğü Latince kökenli olup Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Latince cultura toprağa bir şeyler ekip ürün almak üretmek anlamlarında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde culture’ü insan zekâsının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ ya önceleri cultur daha sonraları kültür biçiminde geçen sözcük zamanla bütün Avrupa dillerine yayılmış İngiliz antropoloğu Tylor 1871′de ona bilimsel bir içerik kazandırınca da önemi gittikçe artan bir kavrama ve aynı zamanda bir uğraş alanına dönüşmüştür.
Voltaire Culture sözcüğünü insan zekasının oluşumu anlamında Almanlar uygarlık ve kültürel evrim karşılığında kullanılmışlardır. Ancak XIX. Yüzyılın ikinci yarısı ile XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde Fransızlar ve İngilizler uygarlık sözcüğünü kültüre tercih etmişlerdi. Marx kültür kavramının değilse bile kültürel içeriğin son derece kapsamlı bir tanımını vermiştir:
“Kültür ya da uygarlık insanın bir toplumun üyesi olarak edindiği bilgi inanç sanat ahlak gelenek ve göreneklerle her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür.”
Kültür tarihinde tarihsel devinimi en iyi yansıttığı kabul edilen şu tanım da yaygındır:
“Kültür bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü dil duygu inançsanat ve yaşayış öğelerinin tümüdür”.

Kavramın değişik alanlardaki kullanımı

Nereden ve neresinden bakılırsa bakılsın kültür kavramının tümü için ortak olan kimi tanımlamalar vardır ki bunlardan ilki kültürün organik olduğu bir başka deyişle değişimin ve buna bağlı olarak etkileşim içinde olduğudur. Her canlı varlık gibi yaşlanır etkinliğini ve hareket becerisini kaybeder ve sonuçta işlevini tamamlayarak yok olur. Buradan hareketle hiç bir kültür öğesinin hareketsiz ve durağan olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü kültür kavramının varlığı için temel etmen bir insan topluluğu ve onu oluşturan aile ve bireylerin varlığıdır. Kaynaklara baktığımızda öncelikle şunu fark ederiz: Bütün kültür öğeleri kültürel var olanlar (en soyuttan en somuta dek) insan tarafından var edilmiştir. Yani kültürün temel kaynağı insandır. Kültür örüntüsünü oluşturan her düşünce her kurum her nesne insan tarafından yaratılmıştır.

Eğitimcilere göre kültür eğitim yoluyla kazanılan içeriktir. Eğitim ise bu muhtevayı kazandıran süreçtir. “Eğitimsiz kültür kültürsüz eğitim” düşünülemez. Sn. Bozkurt GÜVENÇ ise “Eğitim yol ise Kültür yolcunun hayatı boyunca yaşayarak öğrendiklerinin tümüdür.” demektedir.
Bir kişidiğerinden daha fazla kitap okumuş ve daha fazla şey biliyor olabilir. Ama daha az okuyan diğerinden daha kültürlü olabilir. Çünkü kültürlü olan bilgiyi yaşamında uygulama başarısı göstermiş olandır.Her bilgi anında kültür olmaz kültüre dönüşmez. Bilgili olmak başka kültür başka şeydir.

Günlük dilde kültüreğitim-öğretim süreci bu sürecin kazandırdığı genel ve mesleki kültür İslam Kültürü spor kültürü vb. Anlamında kullanılır.

Bilim ve felsefede kültür insanların ve toplumların yapıp öğrenerek kazandığı her şey (tutum davranış ve değerler) kısaca uygarlık (medeniyet) anlamında kullanılmaktadır.

Kültür genel bir biçimde ve uygarlıkla eşanlamlı olarak” insan türünün hayatını yaşam tarzını tüm diğer yaşam tarzlarından ayıran unsurlar bütünü” diye ve daha özel olarak da”bir uygarlığı meydana getiren değerler toplamı” şeklinde tanımlanabilir.

Bir diğer ifade ile kültür bir toplumun; gelenek görenek sanat düşünce yapısı tarihsel birikim ve sosyal kurumlar gibi varlıklarının tümünü kapsayan ve bireyleri arasında duyuş ve düşünüş birliğini sağlayan şekillenmiş kollektif maddi ve manevi değerleridir.
Her kültür ilkin öz gücüyle özünde barındırdığı gizli güçle gelişir ve süreklileşir. Bununla birlikte tek bir kültür özünü tümüyle öbür kültürden soyutlayarak gelişemez. Bu nedenle her kültür gelişmesini sürdürebilmek için öbür kültürlerin kazanımlarından yararlanmak ister.
Kültürle ilgili olarak karşımıza çıkan bazı kavramlar olan; kültürleme kültürlenme ve kültürleşme süreçleri ile kültür aktarımı kültür yitimi kültür şoku ve hakim kültür kavramlarından kısaca bahsetmek istiyorum
Kültürleme: toplumların kendisini oluşturan bireylere belli bir kültürü aktarma kazandırma toplumun istediği insanı eğitip yaratma ve onu denetim altında tutarak kültürel birlik ve beraberliği sağlama bu yolla da toplumsal barış ve huzuru sağlama sürecidir. Kültürleme süreci bireye hayatı boyunca kolay kolay değiştiremeyeceği bir kişilik yapısı kazandırır. Kültürleme toplumsallaştırma (sosyalizasyon) ve eğitim süreci olarak da tanımlanabilir.
Kültürlenme: okul öncesinde ailede başlayıp okul dönemi sonunda da da etkinleşen kültürlenme değişik aile eğitim okul meslek bölge (alt kültür) çevrelerinden kalkıp belli yer ve zamanlarda bir araya gelen birbirini etkileyen akran grupları arasındaki kültür etkileşimidir “Kültürleme”; varolanı iletirken “kültürlenme”; yepyeni kültür kalıpları oluşturur kültürel değişim sürecinin ana kaynağıdır.
Kültürleşme sürecinde iki ya da daha çok kültür karşılıklı etkileşim sonucu değişime uğrar yeni sentezler dinamik bileşkeler yaratırlar. Çağımızda sözü edilen “globalleşme” (küreselleşme) budur. Birey ve gruplar olarak kültürleşmeyi tamamen önlemek mümkün değildir.
Aynı bağlamda ve yaklaşık olarak aynı anlam içinde bir toplumsal gruba ait olan bilginin yerleşik söylemlerle semboller düzeninin diğer kuşaklara iletilmesi süreci ise kültür aktarımı diye tanımlanır.
Yine özellikle kültürlenme söz konusu olduğunda bir kültürel grubun üyelerinin başka bir kültürle temas içine girdikleri zaman kendi kültürlerini ya da geleneksel kültür değerlerini tümden ya da bir bölümüyle yitirmelerine kültürsüz!eşme veya kültür yitimi denir.
Aynı şekilde bir İnsanın kendi kültürüne yabancı bir kültür tümden farklı bir değerler ve normlar sistemi içine girdiği zaman yaşadığı yolunu kaybetmişlik şaşkınlık veya yönsüzlük duygusuna kültür şoku adı verilmektir.
Öte yandan modern toplumlarda farklı hatta çoğunluk rekabet halindeki kültürler ve alt kültürlerin varlığı dikkate alındığında kendi kültür değerlerini davranış veya yaşam tarzını ve dilini sahip olduğu siyasi ve iktisadi güç sayesinde diğer kültürlere empoze edebilen kültür hakim kültür olarak tanımlanır.
Bir kültür ne denli gelişkin ve ne denli yaygın olursa olsun bir başka kültürden üstün sayılmaz. Hangi amaçla olursa olsun kültürler arasında gelişmişlik- gelişmemişlik ya da ilerilik-gerilik değerlendirilmesi yapılmaz; kültürler üstlük altlık ilişkisine sokulamaz. Kültür hakkındaki bilimsel tartışmada üzerinde görüş birliğine varılan konulardan biri de kültürel gelişmişlik ya da gelişmemişlik savının görece oluşudur. Her bütün kültür içerisinde bulunan parça ya da alt kültürlerden oluşur; bunlar arasında gerçekleşen sürekli etkileşimle ve güncel koşullara göre biçimlenir.
Kültür kavramında bir sentez çabası içine girdiğimizde; antropolog’lar kültürü 4 temel kavram üzerinde yoğunlaştırarak açıklamaktadırlar. Bunlar:

Kültür bir toplumun yada bütün toplumların uygarlık birikimidir
Kültür belli bir toplumun kendisidir
Kültür bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesidir
Kültür bir insan ve toplum kuramıdır.
Sonuç olarak da kültür kavramıtoplumun yüzlerce binlerce yıldan beri oluşturduğu ortak amaçların beklentilerin değerlerin inançların duygu ve düşüncelerin özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı saklandığı soyut bir kavram olup toplumsal bellek olarak da kabul edilebilir.

Kültürün genel / Temel nitelikleri

Kültürün oluşmasındaki temel nitelikleri aşağıdaki faktörler ışığında değerlendirdiğimizde:

1.Toplumsallık: Kültürün toplumların bulunduğu yer ya da dönemlerde oluşması yaşamasıdır. Toplumun dışında ondan bağımsız bir kültürden söz edilemez.

2. Tarihsellik: Kültür denen karmaşık bütün ve onu oluşturan öğeler (dil yazı din bilim giyim-kuşam sanat yerleşme vb.) hangi toplum olursa olsun bir anda kısa bir zaman dilimi içinde meydana çıkmış değildir.

3. Kalıtsallık: Kültürün ya da onun kapsamına giren öğelerin etkinliklerin doğum yoluyla geçen birer kalıt değil de öğrenilmesi gereken birer kalıt olduğunun en büyük kanıtı doğumdan hemen sonra ailesinden ve onların yaşadığı toplumdan alınıp başka bir kültürün yaşadığı yere götürülen ve orada büyütülen bir çocuğun içinde yaşadığı toplumda geçerli olan dili dini sanatı ve yaşam biçimini kolayca öğrenip benimsemesidir. Bununla birlikte nesillerden nesillere aktarılan farklı kültürleri kolaylıkla özümseme yeteneğinin söz konusu olduğu da göz ardı edilmemelidir.

4. İşlevsellik: Kültürün bir başka özelliği de toplum yaşamında bir yerinin görevinin bulunması yani işlevselliğidir. Kültürü yaratan etkenin tek başına insan olduğu sanılıyordu. İnsan “neden” kültür ise “sonuç ” sayılıyordu. Kültür araştırmalarının gelişmesi bu görüşün yanlış olduğunu göstermektedir. Artık günümüzde insanın davranışlarını geniş ölçüde toplumdaki kültürel birikimin belirlediği kabul edilmektedir.

5. Birlik içinde çokluk: Ulusal kültürü oluşturan basamak ve dilimlere (kırsal ve kentsel çevre toplumsal sınıflar dinlere mesleklere parasal olanaklara düşün ve sanat akımlarına göre süreklilik gösteren bir takım özel kültürler ) bakış açılarına göre kimi kez alt kültürler sınıf kültürleri ya da bölgesel yöresel kültürler denilmektedir. Bu alt ya da yerel kültürler öteki yöresel kültürlerle uyum içinde olurlarsa ulusal kültür denen bütün sağlanmış olur. Önemli olan bu ayrılıkların bütün ile temelde bir aykırılık çelişki göstermemesidir.

6. Devingenlik ve değişkenlik: Birey kendisine bir kalıt olarak aktarılan kültürü yeniden öğrenir yaşar ve yaşatırken farkında olmadan onda küçük de olsa bazı değişiklikler yapmakta ve kendisinden sonraki kuşaklara bu değişik biçimiyle aktarmaktadır. Kültürün devingenliği bireyin yaşamı süresince etkisini duyabileceği bir olgu olduğu halde değişkenlik genelde çok yavaş oluştuğu için dikkatlerden kaçmakta bu nedenle de yok sayılmaktadır. Tarihsel süreç incelendiğinde de dil din ve gelenekler gibi ana kültür öğelerinin de değiştiği görülmektedir.

Kültürün öğeleri

Kültür belirli bir kökten gelmiş bir toplumun “ana mayası” anlamındadır. Bir toplumun ana mayasını yani kültürünü; o toplumun dil yazı tarih din töre edebiyat ve sanat birliğinin toplamı belirler. Bir toplumun benliğini oluşturan bu ortak değerler o toplumun diğer toplumların kimliklerinden nasıl ve nerede ayrıldığını belgeler. Bir toplumun üyesi olan her kişinin yapısında ve benliğinde o toplumun mayasından bir parça bulunur. Fransız ve Alman kültürleri arasındaki ayrılıklar bira mayası ile şarap mayası arasındaki ayrılıklardan daha da derindir. Bunun gibi Türklerin “ana mayası” da diğer toplumların mayalarından ayrıdır. Bununla birlikte yoğurt ve peynir mayalarının bir kökenden gelmiş olduğu da unutulmamalıdır. Ancak bir maya yalnız başına bırakıldığında “kendi kendini yer.” Bu bir dil sürçmesi değildir. Maya içine katıldığı diğer maddeleri etkiler: yoğurt mayası sütü yoğurda çevirir. Şarap mayası üzüm suyunu şarap yapar. Eğer maya içinde gelişeceği çoğalacağı ana maddeyi bulamaz ise kendi kendini yemeye başlar. Sonucunda da ölür. Üzüm suyuna yoğurt mayası katılırsa sonuç ne şaraptır ne de yoğurt. Ne içilebilir ne de yenilebilir. Mayanın canlı tutulabilmesi için sürekli olarak kullanılması gerekir. Yeni mayalanmış yoğurdun bir parçası ayrılıp maya olarak saklanır. Böylelikle maya da kendini yenilemiş olur. Bir toplumun kültürü de bundan farksızdır. Kullanılmayan kültür ölür.
Kültürü taşıyıcısına göre egemenlik alanına göre çıkış yaratılış kaynaklarına göre görünüşüne biçimine bir başka anlatımla kültürü kanıtlayan araca göre iş görüşüne göre değişik kullanım alanlarına göre tanımlanabilir. Bu görelilikleri daha çoğaltmak dahası değişkenleri kendi içinde bile sınıflamak olasıdır.
Bu değişkenlerden taşıyıcısına ve egemenlik alanına dayanarak dört çeşit kültür kavramı oluşturulabilir:

Bireysel kültür esasında bireysel kültür bir yakıştırma sıfattır. Yani bir bireye içinde bulunduğu toplumun üyelerince karşılaştırma yöntemiyle yakıştıran bir kimliktir o bireyin içinde bulunduğu yaşamını sürdürdüğü toplumun niteliğiyle birlikte bir anlam taşır.
Yöresel (bölgesel) kültür ulusal kültürün tabanını oluşturur.
Ulusal kültür bir toplumda yemek giyinmek barınmak eğlenmek gibi gereksinmelerin elde edilmesinde kullanılan bilgi inanç teknik davranış duyuş ve ifade biçimlerini içeren ve toplumun yapısını oluşturan kültüre ulusal kültür denilmektedir.
Evrensel kültür bilim teknik felsefe ve din gibi kültür öğelerini içeren ve bir topluma özgü olmayan genel geçerlikli kültüre evrensel kültür denir.
“Evrensel kültür” bir çağa ve bir tarihsel döneme dünya ölçüsünde hâkim olan diğer kültürlere baskın çıkan herhangi bir “çoğul kültür”dür. Örneğin bugün için bu anlamda “evrensel” olan kültür Batı kültürüdür. Fakat bu Batı kültürünün hâlen yaşayan diğer kültürlerden “üstün” ve “iyi” olduğu anlamına gelmez; sadece varolan diğer kültürlere baskın çıktığı ve dünya ölçüsünde yaygınlaştığı anlamına gelir. Her kültürün mâhiyeti gereği tarihsel olması o kültürün belli bir zaman kesiti içinde varlığını sürdürdüğü yani yerini her an bir başka kültüre (o başka kültüre kendinden pek çok şeyleri taşımış olsa da) terk edebileceği anlamına gelir. “Evrensel kültür” teriminin kendisi Aydınlanmacı Batı kültürünün bir kültürel mirası olarak terminolojiye girmiştir. Bu yüzden bu kültüre özgü ideal ve ölçütlerle sınırlı bir anlam içeriğine sahip olmak gibi bir tek yanlılığı ve manüpilatif bir işlevi vardır Yine bu yüzden “evrensel kültür”ü tarihsel perspektif altında bakıldığında herhangi bir “baskın ve hâkim kültür” olarak anlamak uygun olur
Her hangi bir halk topluluğunu millet yapan kültür değerleridir. Kültür; tarihi süreç içerisinde oluşur milletler yaşadıkça o da yaşar. Dededen atadan gelen kültürel değerler yaşayan insanların duygu düşünce ve yaşantılarıyla şekillenir zaman içerisinde gelişerek bazen de değişerek devam eder. Kültür değerleri hiçbir zaman statik kalmazlar devamlı değişim halindedirler. Bu değişim çok hızlı olmaz yıllar bazen de yüzyıllar süreci içinde olur.

alıntıdır

    |    




Online Saya