Bakü’ye Dönemeyen Lider « İlginç olaylar

Posted by: myfrom  :  Category: Ilginç Tarihi Olaylar

TKP Lideri Bakü’ye Dönemedi
28/29 Ocak 1921, Trabzon açıkları

Dağılmakta olan Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde iyi yetiÅŸmiÅŸ aydınlardan biri olan Mustafa Suphi İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirdikten sonra 1910′da Paris’e giderek Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu’nda öğrenim gördü. Paris’te bulunuÅŸu sırasında milliyetçi akımlardan etkilenen, Türkçü düşünceler savunan ve o arada İttihat ve Terakki’nin yayın organı Tanin gazetesinin muhabirliÄŸini de yapan Mustafa Suphi İstanbul’a döndüğünde önceleri İttihatçıları destekledi.

Ama daha sonraları İttihatçıların uyguladıkları baskı politikalarına karşı tutum alan Mustafa Suphi muhalefetin saflarına geçecek ve Ferit Tek ile Yusuf Akçura’nın kurduÄŸu Milli MeÅŸrutiyet Partisi’ne katıldı. Bu partiyi destekleyen İfham gazetesinin sahibi Ferit Tek, sorumlu yazı iÅŸleri müdürü de Mustafa Suphi idi.

Haziran 1913′te Sadrazam Mahmud Åževket PaÅŸa’nın bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine kendilerine muhalefet eden hemen herkesten kurtulmak için harekete geçen İttihatçılar İstanbul’da yaygın tutuklamalara giriÅŸti. Bu arada İfham gazetesinde çıkan bir yazı nedeniyle Mustafa Suphi ile ilgili de soruÅŸturma açılmış olmasına karşın herhangi bir delil bulunamamıştı, ama buna raÄŸmen diÄŸer muhaliflerle birlikte tutuklandı ve daha sonra da Sinop’a sürgün edildi.

1914′te birkaç arkadaşıyla birlikte Sinop’tan kaçan Mustafa Suphi Bakü’ye yerleÅŸti. Bu sırada patlak veren Birinci Dünya Savaşı’na karşı çıkan yazılar yazması üzerine Çarlık yönetiminin ÅŸimÅŸeklerini çeken Mustafa Suphi önce Kaluga’daki esir kampına, ardından da Urallar’a sürülecek ve böylece yaÅŸamı da artık baÅŸka bir doÄŸrultuda ilerleyecekti.

Urallar’da BolÅŸeviklerle iliÅŸki kuran Mustafa Suphi artık komünist olmuÅŸtu ve savaÅŸ sırasında Ruslara esir düşen Türk askerleri arasında siyasi çalışma yapmaya baÅŸladı. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Moskova’ya giden Mustafa Suphi, burada Tatar-BaÅŸkırt devrimcileriyle birlikte “Yeni Dünya” adında bir gazete çıkardı. Rusya’daki Türk komünistleri örgütlemeye çalışırken artık tanınmış bir komünistti. BolÅŸeviklerin DoÄŸu’ya ve Müslüman halklara doÄŸru açılmasında ve iliÅŸkiler kurmasında önemli sorumluluklar üstlenecekti.

Moskova’da Temmuz 1918′de Türk Sol Sosyalistleri Kongresi’nin ve Kasım 1918′de Müslüman Komünistler Kongresi’nin toplanmasına öncülük etti. Yeni kurulan Sovyet yönetiminin Milletler Halk KomiserliÄŸi’ne baÄŸlı olarak oluÅŸturulan DoÄŸu Halkları Merkez Bürosu’nun Türk bölümü baÅŸkanlığını üstlendi. Mart 1918′de Moskova’da düzenlenen Komünist Enternasyonal’in kuruluÅŸ kongresine ise Türkiye delegesi olarak katıldı. Komünist Enternasyonal’in Eylül 1920′de Bakü’de düzenlediÄŸi I. DoÄŸu Halkları Kurultayı’nın da önde gelen isimlerinden biri Mustafa Suphi’ydi.

Bu arada İstanbul ve Anadolu’daki komünistlerle de iliÅŸkiler kuran, baÄŸlarını geliÅŸtirmeye çalışan Mustafa Suphi, DoÄŸu Halkları Kurultayı vesilesiyle Bakü’ye gelen Türk komünistleriyle 10 Eylül 1920′de Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kuruluÅŸ kongresini örgütledi ve partinin baÅŸkanlığına getirildi. Böylece Türkiye bir komünist partisinin örgütlendiÄŸi ilk Müslüman ülkelerden biri olurken, yine bu kongrede alınan bir kararla partinin çalışmalarının Anadolu’ya kaydırılması da uygun görülmüştü.

BeÅŸ ay kadar önce, 23 Nisan 1920′de Ankara’da çalışmalarına baÅŸlayan Büyük Millet Meclisi ve hükümeti Anadolu’da bir milli mücadele örgütlemeye çalışıyor ve emperyalist devletlerin ülkeyi iÅŸgal etmelerine karşı çıkıyordu. TKP de bu mücadele içinde yerini alacaktı. Ankara hükümetinin de Rusya’da iktidarı elinde tutan BolÅŸeviklerle iyi iliÅŸkiler kurmaya ve onların desteÄŸini almaya ihtiyacı olduÄŸu için TKP’ye olumlu yaklaÅŸacakları umuluyordu.

BaÅŸta İngilizler olmak üzere Ankara hükümetinin karşısına çıkan güçlerle Rusya’daki iç savaÅŸa müdahale eden ve Kızıl Ordu’ya karşı Beyazlan destekleyen güçler aynıydı. Dolayısıyla o günkü uluslararası koÅŸulların ortaya çıkardığı doÄŸal bir yakınlaÅŸma, TKP’nin de Ankara’dan geliÅŸtirilmekte olan mücadelenin doÄŸrudan bir parçası olduÄŸu koÅŸullarda daha da geliÅŸebilirdi. İstanbul ve Anadolu’nun çeÅŸitli ÅŸehirlerinde Ekim Devrimi’nin çeÅŸitli etkileri gözleniyor, BolÅŸeviklere sempatiyle bakan kiÅŸiler ve çevreler yayılıyordu.

Bütün bu güçlerin örgütlü bir şekilde Ankara hükümetinin yanında yer alması önemliydi. Nitekim gönderilen bazı kişiler ve mektuplar aracılığıyla Ankara ile doğrudan kurulan ilişkiler ve bazı görüşmeler herhangi bir sorun yaşanacağına işaret etmiyordu.

Bu gibi deÄŸerlendirme ve öngörülerin eÅŸliÄŸinde Anadolu’ya geçme ve Ankara’ya giderek Mustafa Kemal PaÅŸa ve hükümetiyle görüşme hazırlıkları hızla tamamlandı. EÅŸi ve parti yöneticisi 13 arkadaşıyla yola çıkan Mustafa Suphi, 28 Aralık 1920′de Bakü’den Kars’a geçti. Kars’ta fazla oyalanmak istemeyen komünistler o sıralarda en düzenli ve donanımlı askeri birlik olan 15. Kolordunun bulunduÄŸu Erzurum’a doÄŸru yola çıktılar. Ancak bu arada sorunlar da baÅŸ göstermeye baÅŸlamıştı.

Yolda çeÅŸitli sıkıntılarla karşılaÅŸan TKP heyeti Erzurum’da Kazım Karabekir tarafından kabul edilmek bir yana, kışkırtılmış ve örgütlenmiÅŸ bir takım toplulukların protesto gösterileri ve saldırılarıyla karşılaÅŸtı. Kentteki mülki ve askeri erkanla iliÅŸki kurmaları mümkün olmadı ve kente sokulmadılar. O günün koÅŸullarında Ankara ile iliÅŸki kurup, durumu anlamaları veya yardım istemeleri de hiç mümkün deÄŸildi.

Her türlü giriÅŸimleri sonuçsuz kalıyordu. Can güvenliklerinin tehlikede olduÄŸunu görünce Bakü’ye geri dönmeye karar verdiler. Ancak dönüşün Kars üzerinden yapılması mümkün görünmüyordu. Bunun üzerine Trabzon’a geçip, buradan deniz yoluyla Bakü’ye dönmeyi uygun gördüler. Nitekim Erzurum’dan Trabzon’a geçmeyi baÅŸardılar. Artık Bakü’ye dönmeleri için gemiye binip denize açılmaları yeterliydi.

1921′de 28 Ocak’ı 29 Ocak’a baÄŸlayan gece Karadeniz’e açıldılar ama o sıralarda Batum’da bulunan Enver PaÅŸa’nın adamı olarak bilinen Trabzon Kayıkçılar Kahyası Yahya ve adamlarının Mustafa Suphi ve arkadaÅŸlarının Bakü’ye dönmelerine izin vermeye niyetleri yoktu. Trabzon’dan yola çıkan gemiden Sürmene açıklarında bir motora alınan TKP’lilerin hepsi bıçaklanarak öldürüldüler ve cesetleri denize atıldı. Bir iddiaya göre Mustafa Suphi’nin Rus asıllı karısı öldürülmemiÅŸ ve bir tür ganimet gibi el konmuÅŸtu.

Bu iddia da dahil olmak üzere, geride kalanlar bu trajedinin gizli kalmış birçok noktasını tartıştılar ve hala da tartışmaya devam ediyorlar. Kayıkçılar Kahyası Yahya kendi inisiyatifiyle mi, yoksa Ankara’nın ve Mustafa Kemal PaÅŸa’nın bilgisi ve onayıyla mı bu saldırıyı düzenlemiÅŸti?

Hala iki görüşün de savunucuları bulunmakla birlikte, Sovyet Rusya ile iliÅŸkileri de tehlikeye atacağı dikkate alındığında, uluslararası sonuçları olabilecek böylesi bir eylemin Ankara’dan habersiz gerçekleÅŸtirilmesi pek mümkün deÄŸildir.

Mustafa Suphi ve arkadaÅŸları Ankara’ya gelebilselerdi zaten Meclis’te kendisine karşı güçlü bir muhalefet bulunan Mustafa Kemal ve arkadaÅŸları iyice zor durumda kalır ve Sovyet Rusya ile iliÅŸkiler de dikkate alındığında Ankara’da ciddi bir komünist odak ortaya çıkabilirdi. Ankara’ya ulaÅŸtıktan sonra TKP’lilerin ortadan kaldırılması da artık mümkün olamazdı.

Nitekim daha sonra cereyan eden bazı geliÅŸmeler olayın Ankara’ya doÄŸru baÄŸlantıları olduÄŸu kuÅŸkusunu güçlendirmektedir. Çünkü katliamın sorumlusu olan Yahya Kaptan 3 Temmuz 1922′de Mustafa Kemal’in muhafız alay komutanlığını yapan General İsmail Hakkı Tekçe ve Topal Osman’ın iki adamı tarafından öldürülmüştür.

Bu durumu öğrenen Meclis’teki İkinci Grup’un önde gelen isimlerinden Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey de 27 Mart 1922′de Mustafa Kemal’in muhafızı Topal Osman tarafından öldürülecektir. Cinayet açığa çıktığında Topal Osman teslim olmayı reddedecek ve saklandığı baÄŸ evinde çatışma sonucunda yaralı olarak yakalanacaktı.

Kısa bir süre sonra da ölecek ve cesedinin Meclis’in kapısında asılarak teÅŸhir edilmesi için Büyük Millet Meclisi’nde karar alınacaktı. Böylece olayla baÄŸlantılı kiÅŸilerin birbiri ardına ortadan kaldırılışı karşısında katliamın resmi çevrelerle iliÅŸkili olduÄŸu görüşü doÄŸal olarak güçlenmektedir. Tecrübeyle sabittir ki, ancak resmi çevrelerle baÄŸlantılı cinayetlerde failler buna benzer ÅŸekillerde ortadan kaldırılmakta, tanık bırakılmamasına özen gösterilmektedir.

Mustafa Suphi ve arkadaÅŸlarının öldürülmeleri Sovyet Rusya ile Ankara hükümeti arasındaki iliÅŸkileri bozmadı. Ankara hükümeti katliamdan haberinin olmadığını iddia etti ve iç savaşın yaÅŸanmakta olduÄŸu Rusya’da da olayın üzerine gidilmedi. Belli ki o sıralarda varolan uluslararası durum Ankara’nın gözden çıkarılmasına olanak tanımıyordu. Ankara’nın “haberimiz yok” açıklamasına inanmış görünmek reel politikanın bir gereÄŸi olarak kabul edildi.

Olan Türkiye’nin ilk komünistlerine olmuÅŸ, güvendikleri daÄŸlara kar yaÄŸmıştı. Daha sonraki yıllarda Moskova’daki “daÄŸlar” bir yana Ankara’daki “daÄŸlar” hep karla kaplı kalacak, hep “dondurucu bir soÄŸuk” egemen olacak, kurulan rejimin komünistlere yaklaşımı hemen hiç deÄŸiÅŸmeyecek, nasıl baÅŸladıysa öyle sürüp gidecekti!

Leave a Reply

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Top Blogs TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Miscellaneous - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Hier gehts in Bunny´s Topliste Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:.