ASYA-TÜRK SANATI Gazneliler
Gazneli sanatı (963-1186), İslâmiyet’ten sonraki Asya - Türk sanatının ikinci önemli dönemini oluÅŸturur. Bu dönemin mimarisinde, taşın yaygın olarak kullanılışı ve taÅŸ süslemeler açısından, Anadolu Türk sanatı ile yoÄŸun iliÅŸkileri vardır. Gazneliler, konumları gereÄŸi, Hint kül türü ile İran arasında bir köprü vazifesini de görmüşlerdir.
1. Mimarî
a) Camiler
Gazneli mimarisi, aÄŸaç direkli ve ahÅŸap düz çatısı ile, Anadolu’daki aÄŸaç direkli camileri hatırlatan “Arus-ül Felek” camisi ile baÅŸlatılır. Hindistan’dan getirilen aÄŸaç direkler üzerine çatı ile örtülü, kırmızı altın ve lâcivert taşının da kullanıldığı çok zengin süslemeleriyle gözleri kamaÅŸtıran bir yapı idi.
Sultan III. Mesud’un yaptırdığı minare (1115) ile Sultan BehramÅŸah’ın (1117-1149) inÅŸa ettirdiÄŸi minarenin - uzun zaman çeÅŸitli ve yanlış fikirler yol açan kulelerin minare olduÄŸu anlaşılmıştır - camileri bugün mevcut deÄŸildir. Bu minareler, taÅŸtan bir kaide üzerine, yıldız biçiminde köşeli bir plân veren bir alt gövde üzerinde silindirik üst gövdeden oluÅŸmaktaydı. Her iki minarede de, panolar halinde süslenmiÅŸ tuÄŸla eserler olarak ele alınmıştır. Görüldüğü gibi Gazneli minareleri, alt gövdesinin ÅŸekli ile, Karahanlı minarelerinden ayrılmaktadır. Ancak, Karahanlı ve Büyük Selçuklu Minarelerindeki yukarıya doÄŸru daralma burada, gövdeyi farklı kısımlara bölerek saÄŸlanmıştır.
Gazneli döneminin en önemli camii, Afganistan’da bulunan “LeÅŸker-i Bazar” sarayındaki camidir (XI.yy.’ın başı). Sur duvarına dayanan bu eser, mihrap duvarına paralel olarak, taşıyıcılarla ikiye bölünmüş sahına (nef) sahiptir. Mihrap önü, iki nef boyunca bir kubbe ile kapatılmıştır. Bu ÅŸekilde dışa açılma, eski Orta Asya mimarisinde karşımıza çıktığı gibi, Arapların “ordugâh tipi” camilerinde de görülür. Caminin plân ÅŸeması, “Åžam Emeviye Camii” nin plân ÅŸemasının etkisiyle beraber, Anadolu’da (Artuklu devri camileri) ve Memlûk devrinde (Baybars Camii) Mısır’da etkili olmuÅŸtur.b) Türbeler
Türbe mimarisi bakımından Gazneliler, Karahanlılar’ın yanında çok sönük kalır. Gazne’ nin 2 km. doÄŸusunda, Ravza’da, Sultan Mahmut türbesinin, sandal aÄŸacından zengin süslemeli kapı kanatları, bugün Delhi müzesindedir. Yalnız, Aslan Cazip türbesi, geliÅŸmiÅŸ bir mimari gösterir. 12,50 m.lik kare biçiminde ve tromplu kubbe ile örtülü türbe, tuÄŸladan yapılmıştır. Duvarlar ve kubbe, tuÄŸlaların zikzak ve merdiven biçiminde dizilmesi ile ayrıca renkli kalem iÅŸleriyle süslenmiÅŸtir.
Türbenin yanında aşağıdan yukarıya incelen 22 m. boyunda, silindirik bir minare vardır ve üst kısmı bugün yıkık haldedir.
c) Medreseler
Gazneliler zamanında medreseler de yapıldığı bilinirse de, bunlardan bir eser kalmamıştır. İtalyanlar tarafından yapılan araÅŸtırmalarda Gazne’de, Pir Falizvan mezarlığında bulunmuÅŸ kitabelerde, medrese adı geçmektedir. Fakat, bunlardan medrese mimarisi bakımından bir fikir edinmeye imkân yoktur.
d) Saraylar
Tarihçi Beyhakî’den, Sultan I. Mesud’un büyük bir mimari kabiliyete sahip olup, sarayının plânını kendisinin çizdiÄŸini ve Abdülmelik adlı bir mimarın yardımı ile dört yılda tamamladığını (1036) öğreniyoruz.
XI. yy.’ın başından ve Sultan Mahmut zamanından kalan en eski saray, Hilmend nehri kıyısındaki Büyük Saray’dır. Önünde bir alay meydanı vardı. Burada, iki katlı, gösteriÅŸli ÅŸituk dekorlu niÅŸlerle süslü bir cephe vardı. Bunlardan bir parça, Kâbil Müzesi deposundadır.
Büyük kısmı,tuÄŸla temeller üzerine kerpiç, bazı önemli bölümleri tamamiyle tuÄŸladan yapılmış olan saray, 164 x 92 m. ebatlarındaydı. Cephenin ortasındaki derin kapıdan, haçvari bir mekâna, buradan da sarayın dört eyvanlı avlusuna (63 x 45m.) giriliyordu. Böylece , Karahanlı saraylarında gördüğümüz, dört eyvanlı avlu ÅŸeması, Gazneliler’de daha geliÅŸmiÅŸ olarak görülür.
