MyFroM.Com Video Paylasım Sitesi » 2009 » Haziran

Haziran, 2009 için Arşiv

Gönen yeni albüm çalışmalarına başladı!

Yazan: PearL   
30 Haziran
2009

“Vesile” adlı şarkısı ile iyi bir çıkış yakalayan Gönen’in single albümü müzik marketlerdeki yerini aldı. “Vesile” adlı şarkısı için Soner Sarıkabadayı ile çalışan Gönen, ortaya çıkan başarıdan oldukça memnun bu yüzden yeni albümünde de Soner Sarıkabadayı ile çalışmayı planlıyor.

“Vesile” adlı şarkısının klibi ile ekranlarda olan Gönen şimdiden yeni albümünün hazırlıklarına başladı. Bu yıl sonuna yeni albümünü yetiştirmeyi planlayan sanatçı, bir yandan da Pazar günleri 20:00 - 21:00 saatleri arasında Best FM’de “Best Gitar” adlı programını sunmaya ve programda dinleyicileri ile buluşmaya devam ediyor.

alıtıdır

Başarılı müzisyen Mustafa Ceceli 2009 yazını single bir albümle karşılıyor. Geçtiğimiz yaz Enbe Orkestrası’yla beraber seslendirdiği “Unutamam” isimli şarkısıyla büyük beğeni toplayan müzisyen, “Limon Çiçekleri” isimli ilk single albümünü DMC etiketiyle müzik marketlere sundu…

Limon Çiçekleri
( Orjinal Versiyon )
Limon Çiçekleri
( Limon Mix ) Mix By : Murat Bulut ( Mod Yapım )
Limon Çiçekleri
( Turuncu Mix ) Mix By : Murat Bulut
Limon Çiçekleri
( Tribal Club Mix ) Mix By : Ender Çabuker Drum Programing : Ender Çabuker

alıntıdır

Tuğba Özerk Avrupa Müzik’te!

Yazan: PearL   
30 Haziran
2009

Global kriz dinlemeyen değişimin ve gelişimin öncüsü Avrupa Müzik hareketliliğine devam ediyor. Pop müziğin güçlü yorumcusu Tuğba Özerk de Avrupa Müzik ailesine katılan son isim oldu…

Avrupa Müzik kadrosunu dev isimlerle büyütmeye devam ediyor. Müzik dünyasına 2005 yılında “Lo lo lo” isimli şarkısıyla hızlı bir giriş yapan pop müziğin güçlü yorumcusu Tuğba Özerk de Avrupa Müzik ailesine katıldı.

Her şarkısı dillere dolanan Tuğba Özerk, 4 ay önce Avrupa Müzik ile görüşmelere başlamış ve prensipte anlaşmıştı. Ancak başarılı sanatçı Merkür gezegeninin Nisan-mayıs döneminde dünyaya yaptığı ters açının kötü etkisine inandığı için bir türlü sözleşme imzalamamıştı. İmzasını geçen ayın sonunda atan sanatçı bu süre içinde de albüm hazırlıklarını gizliden gizliye yürüttü.

10 Haziran’da müzik marketlerdeki yerini alacak albüm “Aşkın Her Hali” ismini taşıyan 4. albümü için gün sayan Tuğba Özerk, “Cengiz Erdem ve Deniz Erdem ile yıllardır birlikte çalışmanın bir türlü fırsatını bulamamıştık. Nihayet kısmet bu albümeymiş. O kadar mutlu ve bu durumdan o kadar memnunum ki yoluma uzun yıllar Avrupa Müzik ile devam etmek istiyorum” dedi.

alıntıdır

Powerturk’den Nilüfer’e “Veto”

Yazan: PearL   
30 Haziran
2009

Nilüfer yeni albümü “Hayal”in ilk klibini “Bir Bilseydin” adlı şarkısına çekti. Ancak klibe müzik kanalı Powerturk TV’den yayınlanamaz kararı çıktı. Karara isyan eden Nilüfer’in basın halkla ilişkiler firması N1 Organizasyon konuyla ilgili olarak medya mensuplarına şu açıklamayı gönderdi:

Basın Açıklaması:

Yeni albümü “Hayal” önceki gün müzik marketlerdeki yerini alan ve 4 Temmuz Cumartesi akşamı yeni albümünün ilk konserini vermeye hazırlanan Nilüfer’in bu albüm için çektiği ilk klibe Power Türk TV’den “yayınlanamaz” kararı çıktı.

Mete Özgencil’in yönetmenliğinde söz ve müziği Sinan Akçıl’a ait “Bir Bilseydin” adlı parçaya çekilen klibe başında bir Fransız’ın bulunduğu Türk Pop Müziği kanalı Power Türk TV’den red yanıtı geldi.

Klibi izleyen ve yayınlanamayacağını belirten Fransız’ın kararını albümü çıkartan DMC’nin yetkililerine bildiren kanalın sorumluları böyle bir karara varılmasının gerekçesini ise açıklamadılar.

Müzikseverler tarafından yıllardır büyük beğeni ile izlenen ve yaptığı her klip müzik kanalları tarafından hiç tereddütsüz yayınlanan Nilüfer’in başında bir Fransız’ın bulunduğu Türk Pop Müziği kanalı tarafından veto edilmesi şaşkınlık yarattı.

Ünlü sanatçının böylesi bir karardan sonra yasal yollara başvurarak bundan önceki bütün kliplerinin o kanalda yayınlanmasını yasaklayacağı da belirtiliyor.

Basınla İlişkiler
N1 Program Yapım
Bircan Usallı Silan
alıntıdır

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Yazan: PearL   
29 Haziran
2009

Cep telefonuyla fazla konuşmanın insanda ne gibi sorunlar yarattığı belli oldu.
Cep telefonuyla fazla konuşmanın dirsek ya da ön kolda sinir sıkışmasına neden olabileceği bildirildi.

Amerikalı doktorların “Cleveland Clinic Journal of Medicine” dergisinde yayımlanan makalesinde, cep telefonunun fazla kullanımının parmaklarda karıncalanmaların yanı sıra elde kas kaybına, dirsekte doku bozulmalarına yol açabileceği belirtildi.

Makaleye imza atanlardan Dr. Peter Evans, cep telefonuyla uzun konuşulduğunda sorunun parmaklarda karıncalanma, 4 ve 5. parmaklarda ve elin dış kısmında, bileğe doğru uyuşmalarla başladığını vurguladı.

Evans, tedbir alınmazsa sonunda kullanıcının elinin kas gücünü kaybedip örneğin şişe kapağını açmakta bile zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Makalede, tıpta “kübital kanal sendromu” adı verilen bu hastalığa yakalanma riskini, kolun 90 dereceden fazla uzun süreli bükülü tutulmasının artırabileceği, kolun bu durumda tutulmasının koldaki sinirin gerilmesine ve dirsekten geçen kanalda baskıya yol açabileceğine dikkat çekildi.

“KONUŞMA SIRASINDA EL DEĞİŞTİRİN”

Dr. Evans, “kübital kanal sendromunun” şeker hastalığı ya da tekrarlanan travmalar gibi çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabileceğini ancak cep telefonu kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Hastalık riskini azaltmak için cep telefonuyla konuşulduğu sırada elin değiştirilmesini ya da “eller serbest” şeklinde konuşulmasını öneren Evans, bu basit önlemlerin genellikle yeterli olduğunu vurguladı.

Evans, riskin azaltılmasında kısa mesaj gönderme yönteminin de akıllıca olmadığını, fazla kısa mesaj göndermenin baş parmakta ağrılara ve sinir sıkışmalarına yol açabileceğini belirtti.

Konuya ilişkin makale, Fransız “Le Figaro” gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

alıntıdır

Muz, her derde deva

Yazan: PearL   
29 Haziran
2009

Son derece besleyici bir meyve olan muzun içerisinde % 75 oranında su, % 1,3 oranında protein ve % 0,6 oranında da yağ bulunmaktadır.

Geri kalanı ise çeşitli karbonhidratlardan ve önemli ölçüde potasyumdan oluşmaktadır Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle de, ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir İçerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, atıkların vücuttan dışarı atılması işlemini kolaylaştırır
.Kan basıncının düşürülmesini sağlar Bunun yanında muz, alerji tedavisinde de kullanılır İçindeki potasyum, sodyum ile birlikte çalışarak hücre ve kas gelişimini sağlar, vücudun su dengesini ayarlar ve kalp atışlarının normale dönmesini sağlar Eğer vücuttaki sodyum-potasyum dengesinde bozulma olacak olursa, sinir sistemi ve kasların faaliyetlerinde düzensizlik meydana gelir Bu sebeple potasyum dengesinin korunması vücut için son derece önemli bir konudur Ayrıca potasyum eksikliği, vücutta ödem oluşmasına ve kan şekerinin düşmesine yol açacağı için, söz konusu dengenin korunması oldukça mühimdir

İçerdiği B6 vitamini sayesinde, protein ve amino asitlerin pek çok kimyasal reaksiyona girmesinde muz aktif bir görev alır Ayrıca beynin normal fonksiyonlarını gerçekleştirmesine yardımcı olur Kırmızı kan hücrelerinin oluşmasını destekler Bunun yanında vücut sıvıları arasındaki kimyasal dengenin sürekliliğini sağlar Enerji üretimine yardımcı olur ve strese karşı dayanıklılık sağlar İçerdiği karbonhidrat, yağ ve proteinin metabolik işlemleri sırasında yardımcı enzim görevi görür Ayrıca bazı anemi (kansızlık) türlerini tedavi eder Hücre ve kas gelişiminde ve vücudun sıvı dengesinin korunmasında aktif rol oynar Kalp hastalıklarında da, tedavi edici etkisi vardır İçerdiği B6 vitaminin eksikliğinde ise yorgunluk, şuur bulanıklığı, sinirlilik, uykusuzluk, kansızlık, böbrek taşları ve cilt dokusunun bozulması gibi hastalıklar ortaya çıkar

Yorgunluğa ve ishale de birebirdir.

alıntıdır

İşkence tespitinde röntgen

Yazan: PearL   
29 Haziran
2009

Adli tıp uzmanları farklı tıbbi yöntemlerle işkencenin belgelenmesine yardımcı oluyor. Bunlardan biri de 35 yıldır işkence vakalarını röntgenle tespit etmeye çalışan radyoloji uzmanı Profesör Hermann Vogel.

Hamburg Üniversite Kliniği’nin Adli Tıp Enstitüsü’ne girince kırık kafatasları, çıkık omuzlar ya da kırılmış bacak ve kolların röntgen filmleri hemen göze çarpıyor. Bunlar herhangi bir yaralanma değil, kasıtlı olarak kötü muameleye uğramış insanların vücutlarında taşıdığı işkence izleri. Radyoloji uzmanı Profesör Hermann Vogel, röntgen resimleri ile işkencenin anlaşılabildiğini söylüyor: “Burada bir ayağın röntgenini görüyorsunuz. İkinci ve üçüncü parmağın deforme olduğunu görmek mümkün, daha doğrusu sonuncu ve orta parmaklar eksik. Bu baskı oluşturma yoluyla yapılan bir işkence. Başparmağı sıkmaya yarayan eski işkence aletlerini biliyorsunuz. Baskı ile acı yaratılan, zarar verilen ve yaralanmaya yol açan bu yöntem hala kullanılıyor.”

Profesör Vogel teşhis için başka özel aletler kullanma ihtiyacı duymuyor. Röntgen resimleri, iyi bir büyüteç ve yıllardır edindiği deneyim onun için yeterli. Hangi ülkede ne tür işkence yöntemleri kullanıldığını iyi bilen radyolog, röntgende gördükleri ile hastanın anlattıklarını karşılaştırarak sonuca ulaşıyor. Profesör Hermann Vogel için inandırıcılığın teyit edilmesi en isabetli yöntem. Vogel şunları söylüyor: “İnandırıcılığın kontrolü, örneği darbelerin bıraktığı izler açısından önemli. Ayrıca kırılan kemiğin yaşı ve kemikteki değişikliklerden de bir anlam çıkarabileceğimden bu, olayın meydana geldiği zaman dilimi açısından da önemli.”
Röntgenle işkenceyi tespit eden ilk tıpçı

Hermann Vogel, 35 yıl önce Meksika’daki misafir profesör olduğu dönemde, dünyada röntgenden işkence vakalarını tespit eden ilk bilim adamı olmuştu. İşkencenin kanıtlanması için yıllarca Çin, Zimbabve ve Çad dahil 30′dan fazla ülkede çalışan Vogel, işkence olaylarının aydınlatılmasında resmi yetkililerin her ülkede zorluk çıkardığını dile getiriyor. Hükümetlerin genellikle bir önceki iktidar döneminde yaşanan olayları araştırdığını belirten Hermann Vogel, ayrıca her ülkede röntgen cihazına ulaşmanın kolay olmadığını ve bazen de vakayı fotoğraflayarak Hamburg’daki laboratuvarında incelediğini söylüyor.

Vogel, işkenceye uğradığını tespit ettiği bazı kişilerin de Almanya’ya iltica etmek için başvuruda bulunduğunu dile getiriyor. Ancak bu konudaki bürokrasinin zorlu olduğunu ve her zaman başarılı sonuç alınamadığını sözlerine ekliyor.

Kamuoyu duyarlılığını da artırmaya çalışıyor

67 yaşındaki profesör işkence olaylarını kamuoyuna daha fazla duyurmak için bir de kitap yazmış. “Röntgen Resimlerindeki Şiddet” adını taşıyan kitapta, dünyanın çeşitli bölgelerindeki farklı şiddet yöntemlerini anlatıyor. İnsan hakları örgütleri ile de temasta olan Vogel, bir de sergi hazırlığı içinde.

Vogel, “Röntgen resimlerinin avantajı, bireye ve onun çektiği acıya bağlı olmadan işkence izlerini göstermesi. Bu konudaki tartışmanın nesnelleştirilmesinde bazan yarar olabilir. İşkence tartışması çoğu zaman duygusallaştırılıyor: Sen neler olduğunu bilmiyorsun, sadece kötü olduğu için buna karşısın, gibi. İşkencenin kötülüğünün tartışma konusu yapılmasına bile izin verilmemesi önemli ve belki bunda benim de küçük bir katkım olabilir” diyor.

alıntıdır

Sigara beyin hasarını tetikliyor

Yazan: PearL   
29 Haziran
2009

Bilimadamları, sigara ile beyin hasarı arasında doğrudan ilişki bulunduğunu tespit ettiler.

Hindistan’da Ulusal Beyin Araştırma Merkezi’nden bilimadamları, tütünün içindeki bileşenin merkezi sinir sistemininde beyaz kan hücrelerini sağlıklı hücrelere saldırması için tetiklediğini ve nörolojik hasara yol açtığını buldular.
Neurochemistry isimli tıp dergisinde yer alan araştırmada, sigarada bulunan kanserojen bir madde olan NNK’nın doğrudan beyin hücrelerine zarar vermediği, ancak MS hastalığı gibi bozukluklara öncülük eden nöroinflamasyona yol açtığı kaydedildi. NNK’nın mikroglia isimli beynin bağışıklık hücrelerinden gelen aşırı cevabı kışkırttığını gösteriyor. Normalde, mikroglia hücrelerinin hasarlı veya sağlıksız hücrelere saldırdırdığını belirten araştırmacılar, bu hücrelerin NNK tarafından kışkırtıldığında sağlıklı beyin hücrelerine saldırdıklarını söylediler.

NNK tüm tütün ürünlerinde sunulduğundan beri, vücuda çiğneyerek de girebildiğini söyleyen araştırmacılar, pasif içicilerde de, yüksek seviyede NNK bulunduğunu, bu nedenle beyinlerinde zararlı etki olabileceğini ifade ettiler.

alıntıdır

Tasarruflu ampullerin yanında durmayın

Yazan: PearL   
29 Haziran
2009

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Çerezci, elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyona bazı teknikler kullanarak en az seviyede maruz kalmanın mümkün olabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Çerezci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası haline gelen elektronik cihazların, yaydıkları elektromanyetik radyasyon nedeniyle insan sağlığı bakımından risk oluşturduğunu söyledi.
Çerezci, elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyona bazı teknikler kullanılarak en az seviyede maruz kalmanın mümkün olduğunu ifade etti.

Elektromanyetik radyasyonun neden olduğu riskin asgari düzeye indirilmemesi durumunda tehlike kavramının ortaya çıkacağına dikkati çeken Çerezci, ”Elektromanyetik radyasyon cep telefonu, yüksek gerilim hatları ve kullandığımız her türlü elektronik cihazlar aracılığıyla hayatımızda bir şekilde risk oluşturuyor. Yapmamız gereken bilinçli bir yaşamı tercih ederek söz konusu riski en aza indirmenin yollarını aramaktır” dedi.

Elektromanyetik radyasyon açısından elektronik cihazlar sıralanırsa cep telefonunun en ön sıralarda geldiğini bildiren Çerezci, ”Cep telefonları, yüksek gerilim hatları, radyo televizyon kuleleri ciddi şekilde elektromanyetik radyasyon yayıyor. Yüksek gerilim hatları ve radyo televizyon kulelerinin 500 metre yakınında ev bulunmaması lazım” diye konuştu.

-”ARAÇTA CEP TELEFONUYLA GÖRÜŞMEYİN”-

Cep telefonlarının insan hayatının ayrılmaz parçası haline geldiğini belirten Çerezci, mümkün olduğunca sabit telefonların kullanılması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

”Cep telefonlarını mümkün olduğunca az ve tekniğine uygun kullanmamız gerekiyor. Araçta mümkün olduğunca cep telefonuyla görüşmememiz gerekiyor. Görüşme sırasında araçta elektromanyetik dalgalar dolaşıyor. Kafesin içine girdiği için cep telefonu yüksek güçte çalışıyor. Elektromanyetik dalga çıkış şansını zorluyor, açık havadaki gibi değil. Bu da araç içindeki elektromanyetik dalganın dolaşmasına ve bulunmasına ortam hazırlıyor. Dolayısıyla ‘araç içinde cep telefonu görüşmesi yapabilirsiniz, herhangi bir zarar görme durumu yok’ deseler bile araç içinde elektromanyetik radyasyon olacak. Cep telefonu görüşmesi yapacaksak kapalı mekanlarda pencereye yakın yerlerde konuşma yapmamız gerekiyor. Bu durumda cep telefonu baz istasyonuyla daha rahat iletişim kuracak ve daha az dalga yayacaktır. Daha yüksek güç daha fazla radyasyon anlamına geliyor. Telefon görüşmesi yapacaksak koridorda yapmamayı tercih edelim. Kulağımızı pencereye çevirerek görüşme yapmamız lazım. Başımızı pencereye çevirip cep telefonuyla konuştuğumuz sol kulağımız pencere yönünde olmalı. O zaman cep telefonunu sağ kulağımıza tutmayacağız. Bunlar birer teknik.”

Baz istasyonlarının yakında olması halinde cep telefonlarının daha düşük güçte çalışacağını söyleyen Çerezci, şöyle konuştu:

”Bazıları ‘Baz istasyonlarını şehrin sadece tepelerine dikelim, şehir içinde olmasın’ diyor. ‘Baz istasyonları şehir içinde olmasın’ demek teknik açıdan mümkün değil. Baz istasyonu yakında olursa cep telefonları daha az güçte çalışacak ve dolayısıyla daha az manyetik radyasyon yayacaktır. Cep telefonsuz hayat düşünmeyeceksek etkilerini minimuma indirmemiz gerekiyor. Temel ilke elektromanyetik radyasyondan en az seviyede etkilenerek yaşamımızı nasıl sürdüreceğimiz konusudur. Bunun yollarını aramamız lazım.”

Şarjı uzun süre giden cep telefonlarını kullanmanın en iyi tercih olacağını ifade eden Çerezci, söz konusu telefonların daha düşük güçte çalışması nedeniyle daha az elektromanyetik radyasyona maruz bırakacağını belirtti.

Cep telefonunun yatarken kesinlikle baş ucuna konulmaması gerektiğini söyleyen Çerezci, şunları kaydetti:

”Cep telefonlarının antenleri arka kısmında olduğu için taşırken ekranı vücudumuza, anteni dışa bakacak şekilde taşımak çok önemli. İlk çağrı alındığı an elektromanyetik radyasyonun an yüksek seviyede olduğu durumdur. Böylece elektromanyetik dalga vücudumuzun iç kısmına değil de dışa doğru yönelecektir. Tersi durumda pantolonumuzda taşıdığımız cep telefonu nedeniyle vücudumuzun alt kısmı elektromanyetik dalga ile ışınlanır. Vücudumuzun alt kısmı bilindiği gibi üreme organlarının bulunduğu bölüm. Su dokularının ve su oranının fazla olduğu bölgelerdir. Vücudumuzun alt bölgesi su oranının fazla olması nedeniyle elektromanyetik radyasyonu ciddi şekilde absorbe (soğurma) eden bir yapıya sahiptir. Bu konularda ihtiyatlı davranmamız lazım. Mümkün olduğunca sabit telefonla görüşmemiz gerekiyor. Eve gittiğimizde belirli bir saatten sonra cep telefonlarını kapatabiliriz.”

-”TASARRUFLU AMPULLERİN YAKININDA DURMAYIN”-

Tasarruflu ampullerin de elektromanyetik radyasyon yaydığına dikkati çeken Prof. Dr. Çerezci, yetkililerin bu konuda vatandaşları uyarması ve nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.

Çerezci, şöyle devam etti:

”Enerji tasarrufunu kabul ediyoruz ama ampullerin bazı kullanım şartları olmalı. Öğrencilerin çalışma masalarında tasarruflu ampul kullanmamak lazım. Neden? Çünkü tasarruflu ampullere yakın duruyorsanız çok şiddetli bir radyasyonla baş başa kalırsınız. Bunun için baz istasyonunun yanına gitmeye gerek yok. Baz istasyonunu evinizin içine getirmiş oluyorsunuz. Tasarruflu ampuller yüksek tavanlı odalarda kullanılıyorsa sorun yok, başımız ampulden 1,5 metre uzaktaysa sorun yok ama tabii ki yine de elektromanyetik dalga yayıyor.”

-MİKRODALGA FIRIN KULLANIMI-

Mikrodalga fırınların da bilinçsiz kullanıldığına işaret eden Çerezci, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Mikrodalga fırını mutfakların görselliğini tamamlaması açısından herkesin çok rahat görebileceği yere koyuyorlar. Mikrodalga fırın çalıştığı zaman çocuğun baş hizasında olmamalı. 1,40 metrenin mutlaka üstünde olmalı, insanların en az geçtiği yere konulmalı. Mikrodalga fırının bulunduğu duvarın arkasındaki odada çocuk beşiğinin bulunmamalı. Arka tarafına da sızıntı oluyor. Ön tarafına çok ciddi oranda mikrodalga yayıyor. Çalışırken hiçbir zaman yanında durmayacaksınız. En az bir metre uzağında olacaksınız. Çalışırken 20 santimetre önünden bir çocuk sürekli geçiyorsa çocuğu mikrodalgayla ışınlıyorsunuz demektir. Mikro dalga fırın çalıştığı zaman evinizde baz istasyonu var demektir. Mikrodalga fırının çok yakınındaysanız baz istasyonuyla karşı karşıyasınız demektir.”

Elektromanyetik radyasyondan korunmak için kadınlara kolye, nazarlık ve süs eşyası şeklinde ürünler sunulduğunu, cep telefonuna yapıştırılan etiketler satıldığını kaydeden Çerezci, ”Bu ürünleri inceledik. Elektromanyetik dalgayı azaltıcı hiçbir olumlu etkisine rastlamadık. Bu ürünleri kesinlikle kullanmıyorum, alınmasını da tavsiye etmiyorum” diye konuştu.

-BAKAN YILDIZ’IN AÇIKLAMASI-

Bu arada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, tasarruflu ampullerin sağlık açısından zararlı olduğu söylentileriyle ilgili olarak, ”Sağlıksız ve bu konuda CE belgesini almamış hiçbir ampulün tavsiye edilmesi söz konusu değil. Bir kısım fason ve tampon malların kullanıldığına şahit oluyoruz” demişti.

alıntıdır

Gmail’de güvenlik sıkıntısı!

Yazan: PearL   
26 Haziran
2009

 

Gmail’i seviyoruz… Peki ama güvenlik…

Gmail’i hepimiz seviyoruz, kullanıyoruz. Ama karanlıkta kalan bir detay Gmail’i tartışmaya açtı.

Harvard Üniversitesi’nde öğrenci olan Christopher Soghoian’ın başlattığı bir çalışma, Google’ın ücretsiz e-posta servisi Gmail’in güvenliği konusunu tartışmaya açtı. Çalışmaya Harvard Üniversitesi, BT Group, SRI International ve diğer bazı kurumlar da kısa sürede dahil oldular. Aralarında güvenlik uzmanları, avukatlar ve kişisel gizlilik savunucularının da bulunduğu grup Google’a bir mektup yazarak Gmail kullanıcılarını gereksiz yere riske attığını iddia ettiler.Mektupta Gmail’de daha önceden kullanılan güvenli HTTPS protokolünün Google tarafından devre dışı bırakıldığı ve kullanıcıların büyük kısmının bunu yeniden nasıl etkinleştireceklerini bilmedikleri iddia ediliyordu. Google mektuba, Gmail’de yakın zamanda geniş güvenlik önlemleri görülmeye başlayacağını söyleyerek yanıt verdi.

Gmail’i daha güvenli kullanmak istiyorsanız, Ayarlar’a tıkladıktan sonra en alt bölümde yer alan Tarayıcı Bağlantısı satırında “Her zaman https kullanılsın”ı işaretlemeniz ve değişiklikleri kaydetmeniz gerekiyor.

alıntıdır

« Önceki yazılar    |    




Online Saya