İLK YARDIM Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey !!!

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

ZEHİRLENMELERDE İLKYARDIM

Zehirlenme nedir?

Vücuda zehirli (toksik) bir maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır. Vücuda dışarıdan giren bazı yabancı maddeler, vücudun yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebileceğinden zehirli (toksik) olarak kabul edilirler.

Zehirlenmelerde genel belirtiler nelerdir?
Ø Sindirim sistemi bozuklukları: Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal
Ø Sinir sistemi bozuklukları: Bilinç kaybı, havale, rahatsızlık hissi, hareketlerde uyumsuzluk
Ø Solunum sistemi bozuklukları: Nefes darlığı, morarma, solunum durması
Ø Dolaşım sistemi bozuklukları: Nabız bozukluğu, kalp durması

Zehirlenme hangi yollarla meydana gelir?

Zehirlenme yolları üç grupta toplanır.

Ø Sindirim yoluyla: En sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim yoluyla alınan zehirler genellikle ev yada bahçede kullanılan kimyasal maddeler, ıehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür.
Ø Solunum yoluyla: Zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit (tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları), Lağım çukuru veya kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur.
Ø Cilt yoluyla: Zehirli madde vücuda direk deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, zirai ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur.

Sindirim yoluyla zehirlenmede ilkyardım nasıl olmalıdır?

Ø Bilinç kontrolü yapılır,
Ø Ağız zehirli madde ile temas etmişse su ile çalkalanır, zehirli madde ele temas etmişse el sabunlu su ile yıkanır,
Ø Yaşam bulguları değerlendirilir,
Ø Kusma, bulantı, ishal gibi belirtiler değerlendirilir,
Ø Kusturulmaya çalışılmaz, özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmaz,
Ø Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir,
Ø Üstü örtülür,
Ø Tıbbi yardım istenir (112),
Ø Olayla ilgili bilgiler toplanarak kaydedilir ;
-Zehirli maddenin türü nedir?
-İlaç yada uyuşturucu alıyor mu?
-Hasta saat kaçta bulundu?
-Evde ne tip ilaçlar var?

Solunum yolu ile zehirlenmelerde ilkyardım nasıl olmalıdır?
Ø Hasta temiz havaya çıkarılır yada cam ve kapı açılarak ortam havalandırılır,
Ø Yaşamsal belirtiler değerlendirilir (ABC),
Ø Yarı oturur pozisyonda tutulur,
Ø Bilinç kapalı ise koma pozisyonu verilir,
Ø Tıbbi yardım istenir (112),
Ø İlkyardımcı müdahale sırasında kendini ve çevresini korumak için gerekli önlemleri almalıdır,
Ø Solunumu korumak için maske veya ıslak bez kullanılır,
Ø Elektrik düğmeleri ve diğer elektrikli aletler ve ışıklandırma cihazları kullanılmaz,
Ø Yoğun duman varsa hastayı dışarı çıkarmak için ip kullanılmalıdır,
Ø Derhal itfaiyeye haber verilir (110).

Cilt yolu ile zehirlenmelerde ilkyardım nasıl olmalıdır?
Ø Yaşam bulguları değerlendirilir,
Ø Ellerin zehirli madde ile teması önlenmelidir,
Ø Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır,
Ø 15-20 dakika boyunca deri bol suyla yıkanmalıdır,
Ø Tıbbi yardım istenir (112).

Zehirlenmelerde genel ilkyardım kuralları nelerdir?
Ø Zehirlenmeye neden olan maddeyi uzaklaştırmak (Kirli madde vücuttan ne kadar çabuk uzaklaştırılırsa o kadar az miktarda emilir).
Ø Hayati fonksiyonların devamının sağlanması
Ø Sağlık kuruluşuna bildirme (112)

************************************************** **

Yanık nedir?

Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak katı maddelerle temas, asit/alkali gibi kimyasal maddelerle temas, elektrik akımı etkisi yada radyasyon nedeni ile de oluşabilir.

Kaç çeşit yanık vardır?

Fiziksel yanıklar:

Isı ile oluşan yanıklar

Elektrik nedeni ile oluşan yanıklar

Işın ile oluşan yanıklar

Sürtünme ile oluşan yanıklar

Donma sonucu oluşan yanıklar

Kimyasal yanıklar:

Asit alkali madde ile oluşan yanıklar

Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler nelerdir?

Derinlik

Yaygınlık

Bölge

Enfeksiyon riski

YaÅŸ

Solunum yoluyla görülen zarar

Önceden var olan hastalıklar

Yanıklar nasıl derecelendirilir?

1. derece yanık: Deride kızarıklık, ağrı, yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir.

2. derece yanık: Deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir.

3. derece yanık: Derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur.

Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri nelerdir?

Yanık, derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar. Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir. Hasta/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon oluşur.

Isı ile oluşan yanıklarda ilkyardım işlemleri nedir?
Ø Kişi hala yanıyorsa paniğe engel olunur, koşması engellenir,
Ø Hasta/yaralının üzeri battaniye yada bir örtü ile kapatılır ve yuvarlanması sağlanır,
Ø Yaşam belirtileri değerlendirilir (ABC),
Ø Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir,
Ø Yanık bölge en az 20 dakika soğuk su altında tutulur (yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok olacağından önerilmez),
Ø Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik, saat gibi eşyalar çıkarılır,
Ø Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır,
Ø Takılan yerler varsa kesilir,
Ø Hijyen ve temizliğe dikkat edilir,
Ø Su toplamış yerler patlatılmaz,
Ø Yanık üzerine ilaç yada yanık merhemi gibi maddeler de sürülmemelidir,
Ø Yanık üzeri temiz bir bezle örtülür,
Ø Hasta/yaralı battaniye ile örtülür,
Ø Yanık bölgeler birlikte bandaj yapılmamalıdır,
Ø Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzaksa hasta / yaralının kusması yoksa bilinçliyse ağızdan sıvı (1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı) verilerek sıvı kaybı önlenir,
Ø Tıbbi yardım istenir (112).

Kimyasal yanıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?

Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir,

Bölge bol tazyiksiz suyla, en az 15-20 dakika yumuşak bir şekilde yıkanmalıdır,

Giysiler çıkarılmalıdır,

Hasta/yaralı örtülmelidir,

Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Elektrik yanıklarında ilkyardım nasıl olmalıdır?

Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır,

Hasta/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir, akımı kesme imkanı yoksa tahta çubuk yada ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilmelidir,

Hasta/yaralının ABC’si değerlendirilmelidir,

Hasta/yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir,

Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir,

Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir,

Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Sıcak çarpması belirtileri nelerdir?

Yüksek derece ısı ve nem sonucu vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar çıkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır:

Adale krampları

Güçsüzlük, yorgunluk

Baş dönmesi

Davranış bozukluğu, sinirlilik

Solgun ve sıcak deri

Bol terleme (daha sonra azalır)

Mide krampları, kusma, bulantı

Bilinç kaybı, hayal görme

Hızlı nabız

Sıcak çarpmasında ilkyardım nasıl olmalıdır?

Hasta serin ve havadar bir yere alınır,

Giysiler çıkarılır,

Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir,

Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı yada soda içirilir.

Sıcak çarpmasında risk grupları var mıdır?

Sıcak çarpması için özel bir risk grubu bulunmamakla beraber, diğer hastalık yada yaralanmalar için hassas olan kişiler, sıcaktan da diğer kişilere göre daha çok etkilenirler. Bu kişiler;

Ø Kalp hastaları
Ø Tansiyon hastaları
Ø Diyabet hastaları
Ø Kanser hastaları
Ø Normal kilosunun çok altında ve çok üzerinde olanlar
Ø Psikolojik yada psikiyatrik rahatsızlığı olanlar
Ø Böbrek hastaları
Ø 65 yaş üzeri kişiler
Ø 5 yaş altı çocuklar
Ø Hamileler
Ø Sürekli ve bilinçsiz diyet uygulayanlar
Ø Yeterli miktarda su içmeyenler

Sıcak yaz günlerinde sıcak çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler nelerdir?

Ø Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır,
Ø Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir,
Ø Bol miktarda sıvı tüketilmelidir,
Ø Vücut temiz tutulmalıdır,
Ø Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır,
Ø Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır,
Ø Direk güneş ışığında kalınmamalıdır,
Ø Kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir.

Donuk belirtileri nelerdir?

Aşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşur. Donuklar şu şekilde derecelendirilir.

Birinci derece: En hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir.

Ø Deride solukluk, soğukluk hissi olur,
Ø Uyuşukluk ve halsizlik görülür,
Ø Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur.

İkinci derece: Soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir.

Ø Zarar gören bölgede gerginlik hissi olur,
Ø Ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar (bül) meydana gelir,
Ø Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür.

Üçüncü derece: Dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır.

Ø Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

Donukta ilkyardım nasıl olmalıdır?

Ø Hasta/yaralı ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir,
Ø Sakinleştirilir, kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez,
Ø Kuru giysiler giydirilir,
Ø Sıcak içecekler verilir,
Ø Su toplamış bölgeler patlatılmaz, bu bölgelerin üstü örtülür,
Ø Donuk bölge ovulmaz, kendi kendine ısınması sağlanır,
Ø El ve ayak doğal pozisyonda tutulur,
Ø Isınma işleminden sonra hala hissizlik varsa bezle bandaj yapılır,
Ø El ve ayaklar yukarı kaldırılır,
Ø Tıbbi yardım istenir (112)

 

alıntı ..

Elma sirkesi,doÄŸal bir mucize

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

elma sirkesi
Elma sirkesi, doÄŸal bir yasam iksiridir!

BileÅŸim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doÄŸal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.

Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su

*1 tatlı kasığı dolusu elma sirkesi

*1 tatlı kasığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır. Ama burada çiçek balını da yakından tanımamız gerekiyor:

Çiçek balının bileşimi: Seker: %32 üzüm şekeri (glikoz), %39 meyve şekeri, %7 malt şekeri. 100g balda mineraller: Sodyum 7 mg, potasyum 45 mg, kalsiyum 5 mg, fosfor 20 mg, magnezyum 3 mg, demir 1mg. 100g balda vitaminler: B1 0,03 mg, B2 0,05 mg, Niacin 0,1 mg, C 1mg.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktir:

-Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

-Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

-Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

-Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

-Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

-Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

-Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

-Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

-Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ilik suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

-Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

-Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5- 10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

-Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır. Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Uyarı: Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur

 

alıntı ..

Sağ tarafa yatmanın faydaları ..

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

SÜNNET DEYİP GEÇMEYİN BAKIN SAĞ TARAFA YATMA SÜNNETİNİN SAĞLIK YÖNÜNDEN YARARLARI NE KADAR BÜYÜK.

Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.

Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.

Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.

SaÄŸ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hizimizin yavaÅŸlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaÅŸlamasına neden olur…Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatimizin daha iyi olmasına imkân saÄŸlar.
Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur?

Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.

Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır

 

alıntı ..

Sarımsak ve Limon mucizesi

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz lazım. Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz, 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkanacak, (sarımsaklar iyice erimiş olacak) 25 gün sonra kavanozu açıp her sabah aç karnına yarım veya içebiliyorsa bir çay bardağı içiyoruz kavanoz bitene kadar içilecek, kapağı hep kapalı olacak, kavanoza asla su, şeker v.b. karıştırılmayacak ancak çay bardağına aldığınız kısmını dilersek sulandırarak içebiliyoruz bunu içtikten sonra en az yarım saat bir şey yiyip içilmeyecek, yarım saat geçtikten sonra kahvaltı yapılacak mümkünse her sabah aynı saatte içilecek.

100 KANITLANMIÅž YARARLARI

1-Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu önlüyor
2-Kollestrol ve lipidi düşürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor) şekeri düşürüyor, pankreasın yenilemesini sağlıyor.
3-Böbrek ve safra taşlarını eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.
4-Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini yapıyor.
5-Tüm romotizmal iltihabı önleyip, her tür romotizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem düzeylerinin yenilenmesini sağlıyor her türlü ağrıyı kesiyor.
6-Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini saÄŸlıyor sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor,felçlere ve VERTİGO’da fayda veriyor.
7-Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor, ve her türlü alerjiyi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden kesiyor, kansere karış tüm vücudu koruyor.

N O T : İlacı hazırlayanın babasının koroner by-pass ile üç damarı deÄŸiÅŸecekken bu ilaç sayesinde %100 tıkalı damarları açılmış ilaç hazırlandıktan sonra sarımsaklar erir, koku etrafa yayılmaz. Kullanan üç kiÅŸi ile görüştüm hep son derece memnun olduklarını adeta gençlik iksiri olduÄŸunu söylüyorlar. Bunu ilk defa Rus doktorlar bulmuÅŸ ve uygulamışlar ÅŸimdi ABD’de uygulanmaya baÅŸlamış, tıp de devrim
yaratacağı söyleniyor ve sarımsak limon karışımından oluşan maddelerin kimyasal yapısı çözülmeye çalışılıyor.

 

alıntıdır ..

Aspirin felç yapabilir..

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

Aspirin’in kanı sulandırıp damar tıkanıklığını ortadan kaldırarak felç riskini azalttığı görüşünü çürüten Harvard Üniversitesi’nin araÅŸtırmasından sonra dünyanın en eski ilacı bir darbe de Oxford Üniversitesi’nden yedi.

Üniversitenin uzmanları, düzenli Aspirin kullanımının damarları genişletip patlamasına yol açtığı ve felç riskini artırdığını ortaya çıkardı. Felç, iki şekilde oluşuyor.

1’incisi beyne giden damarların tıkanması, 2’ncisi damarların patlayarak beyin kanamasına yol açması. Belli bir dozda Aspirin damarları genişleterek ilk riski azaltıyor. Fazla alındığında da damarları patlatıp felce neden oluyor.

1000 vakayı inceleyen uzmanlar bu riskin önünü almak için düzenli Aspirin içen 75 yaş üzeri kişilerde kanamayla gelen felcin son 25 yılda 10 kat arttığını tespit etti.

 

alıntıdır ..

Kadınlara reçete: Ev işi yapın!

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

Avustralyalı ve Çinli bilim adamlarının, Uluslararası Kanser dergisinde yayımlanan araştırmalarının sonucuna göre, toz almak ve elektrik makinesiyle evi süpürmek yumurtalık kanserinin önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Tıp dünyası ev hanımlarını sevindirecek bir tespiti konuşuyor; Ev işleri yapmak, kadınlarda yumurtalık kanseri riskini azaltabiliyor.

Avustralya’daki Curtin Üniversitesi’nden araÅŸtırma grubunun baÅŸkanı Colin Binns, 2 yıl boyunca 900 Çinli kadın üzerinde yapılan çalışmaları sonucunda, artan fiziksel faaliyetin yumurtalık kanseri riskini azalttığını gösterdiÄŸini bildirdi.

Binns, ancak günde 3-4 saatlik ev işinin, tam anlamıyla bir egzersiz olacağını ve yumurtalık kanserinden korunmayı artıracağını belirtti.

Bu araÅŸtırmanın, egzersizin yumurtalık ve rahim kanserinin oluÅŸmasının önlenmesine yardımcı olduÄŸuna iliÅŸkin önceki tartışmalı fikri desteklediÄŸini kaydeden Binns, ”Nedeni, egzersiz yapmanın vücutta yaÄŸ oluÅŸumunu engellemesi ya da bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olması olabilir” dedi.

alıntıdır ..

Sağlıklı ve uzun yaşamanın sırları

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

1- Uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrı az yemektir!

Günlük alınan kalori, kişinin yaşına ve cinsiyetine göre 1500- 2500 kalorinin üzerinde olmamalıdır. Yemeklerde küçük porsiyonları tercih etmeli ve küçük tabaklar kullanmalıyız. Açlığı bastırmak için kalorisi ve yağ içeriği düşük sebze ve salatayı daha çok kullanmalıyız. Aşırı yemek, kilo alımına, yani vücut yağ dokusunun artışına sebep olur. Artan yağ dokusu bir ağırlık olarak eklemlere büyük zarar verir. Şişmanlık, şeker, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği ve kanser gibi ölümcül hastalıklara zemin hazırlar.

2-Ana besin maddelerini doğru oranlarda tüketin!

SaÄŸlıklı beslenmede günlük alınan kalorilerin %55-60′nı karbonhidratlar, %20-30′nu yaÄŸlar, %13-20’sini proteinler oluÅŸturmalıdır. Oranların bozulması zamanla saÄŸlığımızı negatif yönde etkiler. Yalnızca bir grup besin maddesini ağırlıklı olarak kullanan diyetler (Atkins vb.) zararlıdır. Günlük enerji kaynağımız olan karbonhidratların az alınması durumunda gerekli enerji yaÄŸ ve proteinden elde edilir. Bunlardan bilhassa proteinlerin metabolizma artıkları vücutta zehir etkisi yapar. YaÄŸların aşırı alınması yüksek kalori deÄŸerlerinden dolayı ÅŸiÅŸmanlamamıza neden olur.

3-Yavaş yiyin, çok çiğneyin!

Sindirim ağızda başlar. Yiyecek maddeleri iyice çiğnenmeli ve tükürük içine iyice karışmalıdır. Tükürüğün içindeki AMİLAZ enzimi nişastaların ön sindirimi için gereklidir. Etler ufak parçalara ayrılmadıkça midenin işi zorlaşır. Yemeye başladıktan sonra 15-20 dakika geçmeden doyma merkezi uyarılmaz. Bundan dolayı yavaş yemek yememiz oldukça önemlidir.

4-Mutlaka kahvaltı yapın!

Kahvaltısız bir beslenme çok yanlıştır. En fazla kaloriye, en hareketli olduğumuz öğleden önce ihtiyaç duyarız. Sağlıklı bir beslenmede en çok kalori kahvaltıda alınmalıdır. Öğlen yemeği orta, akşam yemeği hafif olmalıdır. Güne istekli ve bol enerjiyle başlamak için iyi bir kahvaltı yapmamız şarttır. Ancak ne yazık ki günümüzde çoğumuz vakit bulup kahvaltı yapamıyoruz veya geçiştiriyoruz. Sağlıklı bir uyku için midenin boş olması ve tüm sindirim işleminin bitmiş olması gerekir. Bundan dolayı yatmadan en az 3- 4 saat evvel yemeğe son verilmelidir.

5-Üç öğün yemek yiyin ve bol miktarda su için!

6-Yemekleri doÄŸru ve az piÅŸirin!

Yemekler kısık ateşte, yavaş ve az pişirilmelidir. Bir yiyecek maddesi ne kadar hızlı ve çok pişirilirse içindeki değerli maddeleri de o derecede kaybeder. Çok yüksek ısıda kızartma, alevde ızgara, yiyecek maddelerini kanser yapıcı maddelere dönüştürür. Bilhassa sebzeler az pişirildiklerinde vitamin kayıpları da az olur. En iyi pişirilme şekilleri buharlı tencerede yavaş, fırında veya az yağlı tavada kısık ateşte pişirmektir.

Hayvansal yağlarda kızartmak ve kavurmak oldukça zararlıdır. Bu şekilde pişirilip yenen yiyecek maddeleri sindirim sisteminde serbest radikallerin aşırı derecede çoğalmasına neden olur. Serbest radikaller kalp damar hastalıkları ve kanser gibi öldürücü birçok hastalığın sebebi olarak gösterilmektedir.

7-Çiğ yenen yiyecekleri çok tüketin!

Her gün mutlaka üç öğün salata ve iki öğün meyve yiyin. Pişen yemeklerde vitamin ve mineraller değerinin büyük bir kısmını kaybeder. Bundan dolayı her yemekte mevsimine göre çeşitli salatalar tüketilmeli, her gün en az yarım kilo meyve yenmelidir. Çiğ ve az pişmiş sebzeler asla ihmal edilmemelidir. Bunların hormonsuz ve katkı maddeleriyle yetiştirilmemiş olanları tercih edilmelidir.

8-Taze ve doğal yiyecekleri tüketin!

Hazır, konserve, rafine, salamura, tütsülenmiş yiyecekler, turşu, sakatattan uzak durun. Yiyecek maddeleri buzdolabınızda günlerce beklemesin, onları taze tüketin. Kimyasal katkılar, mide ve bağırsaklarda hastalıklara neden olabileceği gibi kalın bağırsak kanserinin de sebebi olarak gösterilmektedir.

9-Şeker ve şekere dönüşen maddelerden kaçının!

Şeker, şeker içeren yiyecek maddeleri, şekere çok çabuk dönüşen beyaz ekmek, makarna, beyaz pirinç, unlu gıdalar, mısır ve aşırı patatesten uzak durun.

alıntıdır ..

KANSERİN DÜŞMANLARI

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

Brokoli
ile domatesin prostat kanseriyle mücadelede en yararlı besinler olduğu
belirtildi.
Illinois Üniversitesi’nden araştırmacılar, brokoli ile domatesin özellikle
birlikte tüketildiğinde, tümörün gelişmesini engellediğini ortaya çıkardılar.

Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında
geldiğine dikkat çeken uzmanlar, bu hastalığa yakalanan kişilerin her gün bir
porsiyon brokoli ile 2-3 adet domatesi birlikte çiğ olarak tüketerek mücadele
etmelerini salık verdiler. Brokoli ile domatesin içerdiği maddelerin birlikte
kanser hücrelerine saldırarak büyümelerini engellediği belirtildi.

YÜZDE 40 AZALMA

Illinois Üniversitesi yiyecek bilimi uzmanlarından Prof. John Erdman,
“AraÅŸtırmalar, her öğünde taze domates tüketen kiÅŸilerin prostat kanserine
yakalanma riskini yüzde 40 azalttığını gösteriyor. Brokolide bulunan sülfür,
kanserin gelişmesini geciktiriyor. İki sebze de içerdikleri açısında değişik
ancak birbirini mükemmel bir ÅŸekilde tamamlıyor” dedi.

Araştırmacılar, laboratuvarda prostatlı farelerin bir bölümüne, her gün bir
miktar domates ve brokoliyi birlikte yedirdiler. Bir baÅŸka grup fareye sadece
domates, diÄŸer gruba da sadece brokoli verildi. 22 hafta sonra, brokoli ve
domatesin birlikte verilen fare grubundaki tümörlerin, diğerlerine oranla daha
küçük kaldığı görüldü. Uzmanlar, “Brokoli ile domates birlikte tüketildiÄŸinde,
etkisinin güçlü olduğu kesin. Pişmiş domates, belki de çok daha iyi. Burada
alınması gereken ders, çeşitli meyve ve sebzeleri değişik şekillerde
hazırlayarak tüketmenin gerekliliÄŸi” dediler.

alıntıdır ..

Türklere Özgü Hastalık: ”Alveoler

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Rasim Küçükusta, dünyada en çok Türklerde görülen tek hastalığın, ”alveoler mikroalitazis” olduÄŸunu söyledi.

Küçükusta yaptığı açıklamada, bu hastalığın Türklerde sık görülmesinin nedeninin bilinmediğini, hastalığın, akciğer dokusunda hava kesecikleri (alveoller) içinde sayısız, minik küçük taşların oluşumu ile meydana geldiğini belirtti.

Hastalığın en fazla Türklerde görüldüğünü, onları İtalya ve Amerikalıların izlediğini ifade eden Küçükusta, hastalığa her yaştan insanda rastlanabildiğini bildirdi.

Alveoler mikroalitazis hastalığının, en sık 30-50′li yaÅŸlarda görüldüğünü, özellikle erkeklerde daha çok görüldüğünü ifade eden Küçükusta, ”Hastalığın ailesel özelliÄŸi vardır, özellikle kardeÅŸlerde sık görülür” dedi.

NEDENİ BİLİNMİYOR

Küçükusta, hastalığın yaklaşık 80 yıldan bu yana bilinmesine rağmen nedeninin bilinmediğini dile getirerek, şunları belirtti:

”AkciÄŸerlerde oluÅŸan minik taÅŸlar büyük ölçüde kalsiyum ve fosfordan oluÅŸur, fakat hastalarda ne kalsiyum ne de fosfat metabolizmasında bir bozukluk yoktur. Bulaşıcı bir hastalık deÄŸildir. Erken dönemdeki hastaların önemli bir yakınması yoktur. Birçok hastaya herhangi bir nedenle çekilen akciÄŸer röntgeninde saptanan belirtilerle teÅŸhis konur. En çok rastlanan belirtiler öksürük ve ilerleyici nefes darlığıdır, ancak bunlar hastalığın ilerlemiÅŸ evrelerinde ortaya çıkarlar.

Bazı hastalarda öksürükle beraber balgam ya da küçük kanamalar da görülebilir. Göğüs aÄŸrısı olabilir. Hastalık iyice yaygınlaÅŸtığında, bacaklarda ÅŸiÅŸme, karaciÄŸerde büyüme, karında sıvı toplanması, boyun damarlarında geniÅŸleme, tırnak ve dudaklarda morarma gibi saÄŸ kalp yetersizliÄŸi bulguları ortaya çıkar. Nefes darlığı oturur durumda bile vardır.”

SEYRİ ÇOK YAVAŞ

Hastalığın çok yavaş ilerlediğini anlatan Küçükusta, teşhisi 80 yaşında konulan hastaların, bu durumun en iyi kanıtı olduğunu kaydetti. Küçükusta hastaların, genellikle teşhis konduktan ortalama 30 yıl sonra solunum ya da sağ kalp yetersizliği nedeniyle kaybedildiğine dikkati çekti.

Küçükusta, sözlerini şöyle tamamladı:
”Alveoler mikrolitiazis hastalığının teÅŸhisi tipik olgularda çok kolaydır. Birçok hastada akciÄŸer röntgenindeki bulgular baÅŸka hiçbir hastalıkla karışmayacak kadar tipiktir. Röntgende, tüm akciÄŸer alanlarında, sayılamayacak kadar çok ince kum taneleri ÅŸeklinde beyazlıklar vardır. TaÅŸların büyüklükleri 1 milimetreden daha azdır. Bu bulgular akciÄŸer tomografisinde daha belirgindir. Bazı hastaların balgamlarında küçük taÅŸ taneciklerine rastlanabilir. AkciÄŸer röntgeni ile kesin teÅŸhis konulamayan durumlarda bronkoskopi ile biyopsi yapılarak teÅŸhis edilebilir.

Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Bazı hastalarda denenen akciÄŸerlerin serumla yıkanmasının (bronko-alveoler lavaj) tedavi bakımından bir yararı olduÄŸu görülmemiÅŸtir. Kortizon tedavisinin de olumlu bir etkisi olmadığı anlaşılmıştır. Son yıllarda, kristalleÅŸmeyi önleyici etkisi olan ‘disodium etidronat’ isimli ilaçla uzun süreli tedavi ile hem hastaların ÅŸikayetlerinde ve hem de röntgen bulgularında gerilemeler olduÄŸu bildirilmiÅŸtir.”

alıntıdır ..

Alın ağrısı miyop belirtisi

Posted by: LeaDeR  :  Category: SaÄŸlık Bölümü

Alın ağrısı miyop belirtisi

Göz bozuklukları çeşitli baş ağrılarına sebep olabiliyor. Ensedeki ağrı hipermetropa, alın ağrısı ise miyopa işaret ediyor. Göz tansiyonunun belirtisi olan ağrı da sıklıkla apandisit sancısı ile karıştırılabiliyor.

Florance Nightingale Göz Hastalıkları Direktörü Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, baş ağrısı çeken insanların ilk adım olarak göz doktoruna gitmesini öneriyor. Ardından sinüzit şüphesi için kulak burun boğaz uzmanına, sonra yönlendirmeye göre nöroloğa başvurulabileceğini anlatıyor. Bahçecioğlu, göz çevresini kaplayan baş ağrılarıyla ilgili soruları şöyle cevaplıyor:

* Ne tip baş ağrıları göz hastalıklarından kaynaklanır? Göz sorunlarından kaynaklanan baş ağrıları genellikle göz çevresini kapsamakla birlikte, alından enseye kadar içeren ağrılar da bize göz hastalıkları konusunda ipucu verir. Sürekli, hafif şiddetli baş ağrılarının yanı sıra bütün vücudu etkileyen, hastayı kusturacak kadar şiddetli olan ağrılar içeren bir tablo da karşımıza çıkabilir. Bazen göz kökenli ağrılar o denli şiddetlenir ki, hastanelerin âcilinde bu hastalara akut apandisit teşhisi dahi konulabilir. Akut göz tansiyonundan kaynaklanan bu şikâyetler göz doktoru tarafından kolaylıkla teşhis edilebilir.

* Göz ağrıları en çok hangi hastalıklarla karıştırılıyor? Göz hastalıklarından kaynaklanmayan, göz çevresini kapsayan ağrıların başlıca nedeni sinüzittir. Bu ağrıları göz hastalıklarından ayrılan en önemli faktör pozisyona göre ağrının değişip değişmediğidir. Sinüzit nedeniyle göz çevresi ağrıyan hastalar baş pozisyonlarını değiştirdiklerinde, o pozisyona uyan ağrı yer değiştirir. Örneğin; başlarını öne eğip bacaklarının arasına aldıklarında ağrının şiddeti artar ve ağrı noktası yukarı hareket ederse, bu sinüzit belirtisidir. Gözden kaynaklı baş ağrıları ise sabittir ve baş hareketiyle şiddetini değiştirmez
_________________
(Dost vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş.Biz dostlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.)

 

alıntıdır ..

Film Izle

Turkce mIRC

Site Chat

Sohbet Site

My From

Head My

Magazin

Msn Bilgisayar